Evrim Kuramı'nın Evrimi - 3: Kuram'a Gelen Tepkiler

Yazdır Evrim Kuramı

Merhaba arkadaşlar,

 

Bu yazımızda sizlere Darwin'in kitabını yayınlamasından sonra aldığı tepkilerden bahsetmek istiyoruz. Buna özellikle bir bölüm ayırma sebebimiz, günümüzdeki tepkiler ile bundan 150 sene önceki tepkileri kıyaslayabilmenizdir. Umarız faydalı bir yazı olacaktır.

 

Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi, Charles Robert Darwin 1859 yılında Türlerin Kökeni'ni yayınladığında, ilk baskısının 1250 adet kopyası bir gün içerisinde tükenmiştir. Kitabı alanlar sadece bilim insanları değil, din adamları, filozoflar, entellektüller ve genel olarak halkın arasından olan kimselerdi. Dolayısıyla bu kadar hızlı bir şekilde toplumun her köşesine yayılan bilimsel bilgi, pek çok geri-bilidirimi de beraberinde getirdi. Bilim insanlarının büyük bir kısmı, keşfi olumlu karşıladı. Bir kısmı, ciddi bir şekilde tepki koyarak Darwin'i "yalancılıkla" itham etti (ve bunların hepsinin kilisiye olan sadakati bilinmektedir). Din adamları da çok ilginç ve farklı tepkiler gösterdiler. Adete Hıristiyanlar ikiye bölündü ve bir kısmı -beklenmedik bir şekilde- Evrim Kuramı'nı heyecanla karşıladılar ve hemen kucakladılar. Kuram'ı, "Tanrı'nın yaratış biçiminin fevkaladeliğini harika bir şekilde ortaya koyan bir yapıt" olarak değerlendirdiler. Diğer kısım Hıristiyanlarsa şiddetli bir şekilde Darwin'i "ateistlik ve din düşmanlığı, sapkınlık" ile suçlayarak kınadılar. Halktan da benzer şekilde karışık tepkiler geldi.

 

Elbette bunların sadece bilim insanları tarafından verilen tepkileri, bilim için değerlidir. Yine de yukarıdaki tablo, günümüzdekiyle kıyaslandığında o zamandan bu zamana halk içerisinde pek fazla şeyin değişmezken, az sonra ayrıntısıyla anlatacağımız gibi bilim açısından ne kadar çok şeyin değiştiğini göstermektedir. Bu da bize "özgür düşünce"nin önemini bir kere daha hatırlatmaktadır. Şimdi, bu genel tabloyu biraz daha ayrıntılandıralım:

 

1850'lere kadar zaten türlerin değişimi gerek Lamarck'ın görüşleri, gerekse de diğer bilim insanlarının düşünceleri ile aralıklarla gündeme gelip, şiddetli tartışmalara sebep olan bir konuydu. 1859 yılında Türlerin Kökeni'nin yayınlanması ise bu tartışmaları hızlı bir şekilde alevlendirdi ve çok geniş kitlelere sıçramasına sebep oldu. Belki de bunun sebebi, Darwin'in ileri sürdüğü -ve haklı olduğu- bir şekilde kuramının biyocoğrafya, anatomi, embriyoloji, fizyoloji, psikoloji, paleontoloji, paleobiyoloji, biyokimya, morfoloji, sosyoloji, viroloji, mikrobiyoloji, tıp ve bilimin daha nice alanındaki pek çok konuya açıklık getirmesidir. Bu sebeple eskiden türlerin kökenini ve varlık sebebini sadece Biyologlar tartışırken, Darwin'in kuramı sebebiyle pek çok bilim çevresinden grubun tartışmaya dahil olmuştur.

 

Kuram'a ilk tepkiler, Darwin'in en yakın çevresinden gelmiştir. Yayından sadece 15 gün sonra, 9 Aralık 1859'da kitabın incelemesini bitiren Joseph Dalton Hooker kısa bir sürede "döndüğünü" belirtmiştir (dini görüşlerden bilimsel görüşe döndüğünü belirtiyor). 

 

 

Darwin'in çok uzun süredir kadim bir dostu olan, dinozorların kaşifi ve Londra'daki İngiliz Doğa Tarihi Müzesi'nin kurucusu Richard Owen, önceleri ılımlı yaklaştığı kuramdan, dini inançlarını sebep göstererek hızla uzaklaşmıştır. Darwin ile uzun tartışmalara girmişlerdir ve Darwin'e "Yaratıcı Güç"ü dışarıda bırakmasının bilimsellik dışı olduğunu belirtmiştir. Darwin ise aksini savunduğu için çoğu zaman tartışmaları sert bir şekilde bitmiştir. Owen, çoğu zaman resmi ortamlarda Evrim görüşünü sert bir şekilde eleştirmiştir. Darwin ise, onun gönlünü almak için "Doğal Seçilim'i yönlendiren gücün, en nihayetinde tasarlanmış yasalar sonucu oluştuğunu" söylemiştir. Richard Owen, ilerleyen dönemlerde, daha önce de belirttiğimiz gibi Kuram'a genel olarak karşıt bir tavır almış ve sık sık Huxley ile çatışmıştır. 

 

 

Charles Lyell, Jeoloji'nin Prensipleri isimli Dünyaca meşhur ve hala büyük öneme sahip kitabın yazarıdır. Beagle yolculuğu süresince Lyell'ın kitabını okuyan Darwin, onun Dünya'nın zamanla değiştiği yönündeki düşüncelerinden son derece etkilenmiştir. Ancak ne yazık ki Lyell, Darwin'in bu görüşün canlılar üzerindeki uygulamasını "kötü niyetli ve sinsice bir yaklaşım" olarak değerlendirmiştir. Gerekçe olarak ise Owen gibi "yaratıcı bir gücün canlılığın oluşumunda etkisi olmadığını söylemenin artniyetli bir davranış olduğunu" ileri sürmüştür. Darwin, bu arkadaşını da kaybetmemek adına "Evrimsel süreçteki tüm adımların önceden tasarlandığını, doğanın değişimini en nihayetinde yaratıcı gücün belirlediğini" söylemiştir.

 

 

Evrim'in gerçekliğini kabul eden bilim insanlarından ilki İngiliz anatomist Thomas Henry Huxley'dir. Her ne kadar Huxley türlerin değişebileceğini Lamarck sebebiyle zaten kabul ediyor olsa da, Darwin'in kuramının açıklama gücü karşısında hayrete düşmüştür. Hatta bir süre, Doğal Seçilim'in türlerin değişimindeki kilit faktör olduğunu kabul etmemiş, şüpheyle yaklaşmıştır. Ancak kısa süre sonra, kitabı ayrıntılı olarak analiz etmesiyle birlikte Darwin'in en güçlü destekçilerinden birisi olmuş ve hatta Darwin'in Buldogu ünvanını almıştır. Huxley, kitabı tam olarak anladıktan sonra "Bunu [Kuram'ı]kendim daha önce düşünemediğim için aptal olmalıyım!" sözleriyle şaşkınlığını belirtmiştir. Ünvanının sebebi ise, Darwin'in genel olarak hastalığını bahane ederek insanlarla kuramını tartışmak için toplantılara katılmaktan kaçınması nedeniyle onun yerine hemen her toplantıya katılarak Evrim Kuramı'nı savunan Huxley'in, Darwin'den oldukça fazla ortalıkta görülmesidir. 

 

 

Huxley'in bu yoğun çabaları, din kesiminin de dikkatini çekmiştir ve kuramın yayınlanmasıyla birlikte ateşlenen yoğun tartışmalar sebebiyle, yayından sadece 7 ay sonra, 30 Haziran 1860 yılında Oxford Üniversitesi Müzesi'nde ilk defa kapsamlı bir bilim-din tartışması oturumu düzenlenmiştir. Toplantıya Thomas Huxley, Benjamin Brodie, Joseph Dalton Hooker gibi ünlü bilim insanları ile papaz Samuel Wilberforce ve Türlerin Kökeni'nin yayınlanmasından önce Darwin'in iyi bir dostu, yayınlanmasından sonra ise sert dilli bir düşmanı olan, sıkı bir dindar ve Beagle gemisinin kaptanı Robert FitzRoy gibi ünlü isimler katılmıştır. Aşağıda sırasıyla Benjamin Brodie, Samuel Wilberforce ve Robert FitzRoy'u görebilirsiniz:

 

 

 

 

Tartışmadan ciddi veya elle tutulur bir sonuç, beklendiği gibi, çıkmamıştır. Ancak tartışma şu meşhur olayla anılmaktadır: Samuel Wilberforce, kendisine konuşma sırası geldiğinde uzun uzadıya Evrim fikrinin nasıl sapkın ve dine karşı olduğunu anlatmış, bu fikri savunanların "öteki tarafta" nasıl cezalandırılacağına bolca değinmiştir. Aynı zamanda kuramın bilimsel gerçeklerle desteklenmediğini, hayal ürünü olduğunu sözde "bilimsel" bir şekilde izah etmiştir. Sözlerini bitirmeden önce ise, günümüz bilim düşmanlarının seviyesinden pek de farklı olmayan şekilde, şunları söylemiştir: "Bunca tartışmadan sonra merak ediyorum da, acaba Bay Huxley anne tarafından mı, yoksa baba tarafından mı maymundur?". Bu sözler, salonda kahkahalarla karşılanmışsa da, konuyu sonradan aktaran insanlardan biri olan olan Francis Darwin, Huxley'in yanında oturan Benjamin Brodie'ye eğilerek "Tanrı şimdi onu elime düşürdü." dediğini söylemektedir. Huxley, konuşma sırası kendisine geldiğinde, eldeki bilimsel verileri aktarmış ve konuşmasını, belki de toplantının meşhur olmasını sağlayan şu sözlerle bitirmiştir:

 

"Bir otorite olarak aramızda bulunmasına rağmen, otorite kavramının bilimde, özellikle astronomi ve jeolojide gördüğümüz gibi pek de işlevi olmadığını bilmeyen ve bu otoritesini, böylesine ciddi ve bilimsel olması beklenen bir tartışmayı bayağılaştırmak ve konusundan saptırmak için kullanan bir insanın soyundan gelmektense, bir maymunun soyundan gelmeyi tercih ederim."

 

Yukarıdaki sözler, Huxley'in kıvrak zekasını ve sivri dilini ortaya koymuştur. Her ne kadar toplantıya dair elde resmi tutanaklar bulunmasa da, Huxley'in ayrıntılı bilimsel konuşması sonrasında kurduğu bu cümleyle birlikte salondaki pek çok kişi kendisini ayakta alkışlamış ve tartışma bu şekilde, bir sonuca varamadan sonlanmıştır. Ancak Samuel Wilberforce'un bu sözlerden sonra salonu ekürisiyle birlikte terkettiği kaydedilmiştir.

 

Bunlardan sonra Huxley durmamıştır. Kendisi, bir çeşit bilim grubu olan X Kulübü'nün başındadır ve burada, "doğal teoloji" isimli, günümüzde bilim olarak sayılmayan "din-bilimi" yerine, "doğalcılık" dediğimiz ve bilimin yapıtaşlarından biri olan naturalizmi getirmek gerektiğini savunmaya başlamıştır. Bu kulübün çabalarının da etkisiyle, 1870'lere gelindiğinde Britanya ve genel olarak İngilizce konuşan ülkelerde Evrim Kuramı geniş bir şekilde yayılmış ve kabul görmeye başlamıştır. Huxley, gittiği her yerde Evrim Kuramı'nı ateşli bir şekilde savunmuş ve sivri zekası, dili ve bilime olan hakimiyeti sayesinde çok ciddi işler başarmıştır. Gittiği konferanslara, Evrim Kuramı'nı açıklayıcı fosiller de götürmüştür ve bu fosillerden biri, günümüzde halen oldukça meşhur olan ve Evrim'in sembollerinden biri olarak görülen Archaeopteryx'tir. 

 

Darwin'in yakın dostlarından olan fizyolog ve fizikçi William Carpenter da Evrim'i hızlıca sindirip kabul eden bilim insanlarından biridir. Dini görüşlerden ve Tanrı'nın gücünün bilimin dışarısında tutulmuş olmasından ötürü bir köpek neslinin uygun şartlar altında farklı türlere dönüşebileceği gerçeğini yalanlamanın basit bir şekilde absürt olduğunu söylemiştir. Hatta kendisi, kuramın insan üzerinde de uygulanabileceğini ileri süren ilk kişidir.

 

 

İngilizce konuşan ülkelerin aksine, Fransa, Güney Avrupa ülkeleri ve Latin Amerika'da Evrim'in kabulü ne yazık ki diğer ülkeler kadar hızlı olmamıştır. Buna bir istisna olarak Almanya verilebilir. Meşhur Alman bilim insanları Ernst Haeckel ve August Weismann Evrim görüşüne sıkı sıkıya sarılmış ve sadece kabul etmekle kalmamış, fikre Darwin'den sonra ilk adımlarını attıran bilim insanları da olmuşlardır. Haeckel Evrim Kuramı'nı Almanya'da yaygın olarak bulunan teolojiye bir başkaldırı aracı olarak kullanmış ve bunda son derece başarılı olmuştur. Kısa sürede Almanya'da morfoloji ve embriyoloji çalışmaları geliştirilmiş ve Dünya çapında ses getiren araştırmalara ev sahipliği yapmaya başlamıştır. Aşağıda sırasıyla Ernst Haeckel ve August Weismann görülmektedir:

 

 

 

Darwin'in Cambridge Üniversitesi'ndeki Jeoloji profesörü olan Adam Sedgwick, Science dergisinin o zamanki yöneticisi olan Richard Owen'a sıklıkla mektup göndererek Darwin'in görüşlerini yermiş ve "amaçsız bir Dünya'da var olmanın anlamını çözemediğini" ve kitabı "zevkten çok acı ile okuduğunu" belirtmiştir. Harvard Üniversitesi'nden Jeffries Wyman garip bir şekilde türlerin içerisindeki bireylerde herhangi bir varyasyon göremediğini, misyoner David Livingstone ise Afrika düzlüklerinde herhangi bir "yaşam mücadelesi" göremediğini belirtmiştir. Bu da, kimi zaman insanların akademisyen bile olsa gerçekleri görmekten uzak olabileceklerini bizlere göstermektedir. Aşağıda sırasyıla Adam Sedgwick, Jeffries Wyman ve David Livingstone görülmektedir:

 

 

 

 

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yakın arkadaşı botanikçi Asa Gray, dini görüşlerin kuramla herhangi bir ilişkisi olmadığını açık bir şekilde her platformda savunan kişi olmuş ve Amerika'da kitabın yaygınlaştırılmasını sağlamıştır. Hatta kendi elleriyle Amerika'daki baskılarını yürütmüştür. Darwin, "Kitabımın asla bu kadar başarılı olacağını tahmin etmemiştim. Asa, benden kitabımın kopyasını basım için göndermemi istediğinde güldüm." demiştir.

 


Belki de tepkilerden en çok merak edilmesi gerekeni, Darwin'in Trinity College'dan botanik profesörü ve Beagle gemisine İncil'deki Yaratılış'ı ispat etmesi için Darwin'in binmesini sağlayan John Stevens Henslow'un tepkisidir. Ne yazık ki Henslow, çok büyük bir kararsızlık içerisinde kalmıştır ve çok sönük bir tebrik yorumunda bulunmuştur: "Doğru olduğunu düşündüğüm yönde atılmış iyi niyetli bir çaba" olarak değerlendirmiştir.

 

 

Uzun lafın kısası, kitabın yayınlanmasından sonra çok farklı çevrelerden, çok farklı tepkiler gelmiştir. Günümüzde, bu tepkilerin şiddeti bilim çevresinde yok denecek kadar azalmışken, dindar ve özellikle bilim karşıtı çevre ciddi bir şekilde Evrim karşıtı propogandalarını sürdürmektedir. Bu çalışmaların hiçbiri, 150 sene önce de olduğu gibi bilimsel araştırmalar değil, şahsi inançlar tabanlıdır. Bu kişiler, konuyla ilgili hiçbir araştırma yapmadan, hiçbir makale çıkarmayı hedeflemeden (çünkü yapamayacaklarını ve ellerinde hiçbir şey olmadığını aslında bilirler), sadece boş laflar ve kelime oyunları ile mümkün olduğunca insanları Evrimsel Biyoloji'den uzak tutmayı hedeflerler. Bununla da yetinmeyip, bilim insanlarının onlarca yıl süren çabalarını hiçe sayarak, onlara hakaret derecesinde laflar eder ve küçümserler. 

 

Bizim düşüncemize göre bilim insanlarına düşen görev ise bu asılsız iddialara kulak tıkayarak, gerçeklere ulaşma çabasını sürdürmektir. Büyük bir grup bilim insanı, hiçbir şekilde bu tartışmalara girmeyip, tamamen bilimi ilerletmek konusunda çalışırken, göreceli olarak küçük bir grup bu bilimin halka ulaşmasını hedefler. Biz hem ilk grubun işini yapmaya çalışıyoruz, hem de ikinci grubun. Umuyoruz çabalarımız ve geri kalan herkesin özverili çabaları sayesinde, 150 yıldır bilim dünyasını kökünden geliştirip, insan tarihinde devrime sebep olan bilimsel bir gerçek, gelecekte herkes tarafından kabul edilebilecek ve bir "norm" halini alabilecektir.

 

Umarız faydalı bir yazı olmuştur.

 

Sevgilerimizle.

ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum