Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Mart 2014 13 dk.

Evrimden söz ederken aklımızda bulundurmamız gereken en önemli şey, bireylerin değil popülasyonların evrimleştiği gerçeğidir. Dolayısıyla evrimsel bir analizin ilk adımı, popülasyonları anlamak ve analiz etmekten geçer. İşte bu yazımızda, popülasyonları anlamak adına ufak bazı adımlar atacağız. Umuyoruz ki faydalı olacaktır.

İlk olarak bazı soru işaretlerini giderip, bazı gerçeklerden bahsedelim: hiçbir türün tekil birey evrimleşmez. Yani siz ya da ben asla evrimleşmeyeceğiz. Biz neysek, oyuz. Ömrümüz boyunca değiştik ve değişiyoruz, değişeceğiz de... Ancak bunların hiçbiri evrimsel değişimler değildir. Bunlar, ömrümüz içerisinde geçirdiğimiz gelişimsel değişimlerdir. Bu değişimlerin doğrudan evrimsel bir anlamı yoktur. Elbette dolaylı yoldan evrimsel gidişatı etkileyebilir; örneğin kas yapıyor olmanız, vahşi doğada hayatta kalma şansınızı kısmen arttırabilirdi. Ancak bu kaslı yapınız, evrimsel bir anlam taşımaz; çünkü neredeyse hiç kalıtsal değildir (epigenetik faktörleri şimdilik göz ardı ediyoruz). Dolayısıyla sizin kaslı olmanız, yavrularınızın da kaslı olacağı anlamına gelmez. İşte bireyin ömrü içerisinde geçici olarak edindiği bu değişimlere modifikasyon, bu modifikasyonların toplamında meydana gelen değişime ise gelişim denir. Modifikasyon, genellikle sonradan kazanılan ve geçici olan özellikler için kullanılır: kas yapma bir örnektir, diğer tipik örneği ise ten renginin güneş altında bronzlaşmasıdır. Bunlar, bu değişimlere neden olan faktörler ortadan kalkarsa zaman içerisinde yok olurlar: eğer ki güneş altında durmazsanız, teniniz eski rengine dönecektir. Kas yapmayı bırakırsanız, kaslarınız eski haline dönecektir. Ancak gelişimsel her değişim geri dönmez: ömrünüz boyunca boyunuz uzar, bilgileriniz artar, dişleriniz değişir, vs. Bunların hiçbiri zaman içerisinde geri dönmez. Fakat yine de bu değişimler evrimsel anlam ifade etmez, çünkü bu değişimler kalıtsal değildirler.

88
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Taylan Kaçan
3 gün önce
Fizikte bilmediğimiz, göremediğimiz olguları nasıl buluruz? Cevap şu: bulamayız. Ama sezinleyebiliriz. Nerede ne olduğunu sezinleyebilirsek bulabilme olasılığımız kat-kat artar. 

Bu makalede nasıl yapabileceğimizi mercek altına aldım. Bilinmeyen galaksi tip ve formları, kuantum parçacıkların ötesinde parçalar, elektron yapısı vb. bilinmeyenler bu metodoloji ile bulunabilir. 

26 görüntülenme
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
🧠 Sinir hücreleri (nöronlar), elektriksel ve kimyasal sinyallerle iletişim kuran karmaşık yapılar olarak bilinir. Son yıllarda geliştirilen “kemogenetik” yaklaşımlar, bu hücrelerin davranışlarını genetik olarak belirlenmiş kimyasal anahtarlarla kontrol etmeyi amaçlayan deneysel yöntemleri ifade ediyor.

🔬 Kemogenetikte belirli moleküller nöronlara duyarlı hâle getirilir, bu da araştırmacıların kimyasal bir bileşiğe yanıt veren nöron alt kümelerini seçici olarak aktive etmelerini ya da baskılamalarını mümkün kılabilir. Bu yöntem, nöronların devre düzeyindeki işlevlerini daha hassas şekilde çözümlemek için kullanılan güçlü bir araç olarak değerlendiriliyor.

🧪 Örneğin bazı çalışmalar, kemogenetik anahtarların belirli nöron gruplarını hedefleyerek davranışsal tepkileri değiştirebildiğini gösteriyor. Bu tür yaklaşımlar, beynin hangi parçalarının belirli işlevlerden sorumlu olduğunu ortaya koymada optogenetik gibi tekniklere alternatif ya da tamamlayıcı rol oynayabilir.

🧬 Ayrıca kemogenetik yöntemler, sinir sistemindeki bozuklukları ve hastalık süreçlerini anlamak, potansiyel tedavi stratejileri geliştirmek gibi uygulama alanlarında da bir araç olarak değerlendiriliyor. Ancak bu alan hâlâ yeni ve deneysel kabul ediliyor; etik ve teknik sınırlamalar da hâlen tartışma konusu.

Yazar: Zişan Işık
Editör: Damla Şahin Uçar

ℹ️ Bu içerik, Evrim Ağacı internet sitesinden derlenerek hazırlanmıştır. Derleme sırasında bazı önemli detaylar kaybolmuş olabilir. Konu hakkında eksiksiz bilgi almak ve kaynaklarımızı görmek için içeriği lütfen evrimagaci.org üzerinden okuyunuz.
Abdullah Derda Alkazak
Bilimle ilgileniyorum 21 Ekim 2022 Sen de Cevap Ver

Herkesin düştüğünü gördüğü elmanın neden düştüğünü soran tek kişi olan Sir Isaac Newton,

200 yıl boyunca kusursuz çalışmış ve Neptün'ün keşfine de olanak sağlamış Newton fiziğinin açıklayamadığı Merkür'ün perihelion problemini Görelilik ile açıklamayı başarıp, evrene bakış açımızı değiştiren Albert Einstein,

Günümüz bilgisayar yazılımlarının temellerini ilk bilgisayardan 100 sene önce Charles Babbage ile ortaya atan ve ilk bilgisayar yazılımcısı ünvanını alan Ada Lovelace,

Tüm Reklamları Kapat

Yakalandığı ALS hastalığına rağmen fizik sevdasından şaşmayan, karadeliklerin 'ışıdığını' keşfeden ve Einstein'dan sonra en büyük teorik fizikçi olarak kabul edilen Stephen Hawking,

Kadınların bilim camiasında pek hoş karşılanmadığı bir dönemde inanılmaz bir yöntemle DNA'nın sarmal yapısını keşfeden ve Nobel'i büyük bir haksızlık nedeniyle alamamış olan Rosalind Franklin,

Neredeyse hiçbir resmi eğitim görmemesine rağmen elektromanyetizma üzerine çalışmalar yapan, ilk elektrik motorunu icat eden ve "diplomasız dahi" olarak anılan Michael Faraday...

Bu liste uzar gider...

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı'nda Rosalind Franklin'in biyografisini anlatan bir kitap görmüştüm. Merak edersen alabilirsin. Hatta linkini de bırakayım:

https://pazar.evrimagaci.org/urun/dnanin-kara-leydisi-rosalind-franklin/

Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 19 Ağustos 2011 15 dk.

Daha önceki yazılarımızda seçilimin evrime nasıl etki ettiğini matematiksel olarak göstermiştik. Şimdi seçilimin özellikle tek bir tipine, yönlü seçilime odaklanalım. Çünkü aslında "yönlü seçilim" adını verdiğimiz seçilim türü, diğerlerinin de özünde yatmaktadır. Örneğin "bozucu seçilim", iki farklı yöne (ekstreme) "doğru" dengenin bozulmasıdır. Yani birbirine zıt iki yönü içerisinde barındırır. "Sabitleyici seçilim" ise, uçların elendiği ve belli bir özellik bakımından ortalamada olanların seçildiği bir seçilim türüdür. Burada da, ortalamaya "doğru" bir seçilim görülür. Evet, bunlar yönlü seçilimden farklı seçilim türleridir; ancak yönlü seçilimi tam olarak anladığımızda, diğerlerinin de nasıl evrime katkı sağladığını görebilmiş oluruz. Bu sebeple bu yazımızda yönlü seçilimi daha detaylı analiz edecek ve bunun sonuçlarına göz atacağız.

Yönlü seçilim, hatırlayabileceğiniz gibi, özellik dağılımı içerisinde belli bir ucun (ekstremin) avantajlı olmasından ötürü sürekli olarak o yöne doğru olan seçilim türüdür. Yani bir popülasyonda uzun bireylerin avantajlı olması ve geri kalan tüm bireylerin uzunlara göre çeşitli seviyelerde dezavantajlı olması, uzun vadede yönlü bir seçilimi beraberinde getirecektir. Daha uzun olanlar daha kolay hayatta kalacak ve üreyecek, kendilerinin uzun olmasını sağlayan genleri gelecek nesillere daha fazla aktaracaktır. Böylece her nesilde üretilen yavruların ortalamadaki boy uzunluğu, önceki nesillere (atalarına) göre daha fazla olacaktır. Böylece popülasyon farklılaşacak, evrim geçirecektir.

63
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Işın Altınkaya
Yazar 17 Mayıs 2017 9 dk.

Bizden en çok talep edilen konu, belgesel tavsiyesinde bulunmamız. Ne yazık ki evrimi anlamak için izlemeniz gereken belgesellerin birçoğunun Türkçesi bulunmuyor.

Ama yine de "yaşayan" bir liste oluşturmanın ve zamanla güncellemenin faydalı olacağı kanısındayız. Bu listede iki alt başlık olarak hem İngilizce, hem Türkçe belgeseller yer alıyor. Türkçe belgeselleri ise dublajlı olanlar ve altyazısı mevcut olanlar olarak ikiye ayırdık. 

219
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 2 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Koralp Erin
Koralp Erin
170.8K UP
Astrofizik meraklısı... 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Hayır.

"Matematik ile açıklanır olmak" ile "matematiğe doğrudan bağlı olmak" arasında fark vardır.

Satranç ,kuralları ve yapısı gereği matematik ile açıklanabilir hatta strateji geliştirilebilir. Buna rağmen matematik bilgisi olmayan biri, sezgileri ile oynayıp başarılı olabilir. Herkes satranç oynayabilir ama herkes Rubik Küpünü çözemez. Rubik Küpü doğrudan matematik ile ilişkilidir. Çözebilmeniz için, grup teorisi, permütasyon gibi sezgisel olmayan matematik bilgisini öğrenmeye yatkın olmanız gerekir. Aksi halde deneme yanılma yoluyla çözemezsiniz.

Tüm Reklamları Kapat

Çoğu başarılı satranç oyuncusunun, iyi matematik becerileri olduğu gözlemlenmiştir ama bu matematik ile satrancın doğrudan bir ilişkisi olduğu anlamına gelmez. Matematiği zayıf iyi oyuncular da vardır.

Satrançtaki her hamleyi matematiksel olarak açıklayabiliriz ama oynarken matematiğe ihtiyacımız olmaz. O yüzden satranç, doğrudan matematikle ilişkilidir diyemeyiz.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Alperen Karaçor
İnceleyen10 23 Kasım
Celâl Şengör’ün muazzam bilgi birikimini bir kez daha gözler önüne seren bu eser, herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir dille yazılmış. Bilim, tarih, evrim ve toplumsal meseleler gibi geniş bir konu yelpazesine sahip olması da kitabı özellikle etkileyici kılıyor, okumanızı öneririm.
10.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Murat Kılıç
Seslendiren 23 Mayıs 2021 12:21
Yapılan araştırmalara göre COVID-19 virüsüne karşı bağışıklık kazanmak en az 6 ay sürüyor. Hatta 5 Kasım 2020 tarihinde BioRxiv’de yayınlanan bir ön baskıda,...
24
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 16 Eylül 2011 10 dk.

Günümüzde halen evrimin bilim insanları tarafından "şüpheyle yaklaşılan" ve "kabul edilmemiş", sadece bir "teori" olan, dolayısıyla "ispatlanamamış" bir "düşünce" olduğuna dair söylentiler halk arasında dolaşıyor, dolaştırılıyor. Bu işteki ilk tuhaf taraf, biyoloji ve ilgili dallarda çalışmalar yapan tüm bilim insanlarının %95'inden fazlası (kimi kaynağa göre %99 civarı) evrimi kabul etmektedir (buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan, buradan ve benzerlerinden bilgi alabilirsiniz). Diğer gülünç taraf, bir doğa yasasını, bir bilim insanının bilimsel bir temelde reddedebileceğini iddia etmekten kaynaklanıyor. Tabii şu anda bilimin içinde olmayan toplumlarda evrimin neden yasa olduğu bilinmediği, Evrim Teorisi'nin ne olduğunun anlaşılmadığı ve "evrim" ile "Evrim Teorisi"nin birbirinden farklı şeyler olduğu algılanamadığı için, bu tür sanrılar da kısmen anlayışla karşılanabilmektedir. Ancak sözü edilen bu konularda bir miktar bilgi edinen kişiler, evrimin bilimsel düzlemde reddedilebilir bir kavram olmadığını kolayca göreceklerdir. Yani birilerinin evrimi reddetmesi, kütleçekimini reddetmesi kadar absürttür. İkisi de benzer şekillerde gözlenmiş, test edilmiş, algılanmıştır. İki konuyla ilgili de teoriler bulunmaktadır; ancak bir doğa yasası ile, o yasaya yönelik bilimsel teori birbirine karıştırılmamalıdır. Evrimin doğada gerçekleştiği tartışılabilir bir konu değildir. Tıpkı bıraktığımız topların yere düşüp düşmediği gibi... Ancak bu yasaların neden ve nasıl işlediği elbette tartışılabilir; zaten gözlem ile bilim arasındaki fark da buradadır diyebiliriz. Herkes gözlem yapar; ancak sadece "neden" ve "nasıl" diye sorabilenler bilim üretebilirler. Teoriler de, bu sorulara aranan cevaplardan doğarlar. Tüm bunları öğrenmek için, 3 yazıdan oluşan Bilimsel Yöntem yazı dizimiz okunabilir.

Bu makalemizde ise halk arasında evrimle ilgili yanlış anlaşılmalardan ziyade, bilim düşmanlarının kendilerini haklı çıkarmak için bilimsel cemiyeti de sahtekar bir şekilde yanlarına çekme çabalarına değinmek istiyoruz. Halk üzerinde, sanki evrim bilim camiasında kabul edilmiyormuş, büyük bir ret varmış, bilim insanları evrimi umursamıyormuş gibi bir algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Bu elbette saçmalıktır. Ancak kimi zaman, bu tür iddiaların saçmalıklarını görmek için, çarpıcı verilerden söz etmek faydalı olmaktadır. Biz de burada, tüm Dünya'daki bilim insanlarını çatısı altında toplayan bir bildiriyi ve bu bildiriye imza atan kurumları inceleyeceğiz.

124
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 3 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Söz
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
102.9K UP
Alıntıyı Ekleyen 23 saat önce
Alkol az miktarda alındığında harika bir toniktir ama miktar arttığında, ister viskiyle alınsın, ister midede şekerden üretilsin, zehirleyici etki gösterir. 🥃
Kaynak: Tesla - aforizmalar
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Kahveci
Üye 2 gün önce
Taşın türü hakkında bir bilgim yok yardımcı olursanız memnun olurum.
1 Cevap - 120 görüntülenme
Yakın zamanda böyle bir taş buldum.
Bu taş hakkında bilgi verebilecek bir kişi var mı?
Yakın zamanda böyle bir taş buldum. Bu taş hakkında bilgi verebilecek bir kişi var mı?
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 4 gün önce 4 dk.

3D yazıcı, bilgisayar ortamında oluşturulan tasarım dosyalarını alıp elle tutulur gerçek nesnelere çeviren bir tür makinedir. Çok çeşitli tipleri bulunsa da günümüzde en yaygın olarak kullanılanı Fused Deposition Modeling (FDM) tipi yazıcıdır. Bu tür yazıcılar basit bir şekilde, verilen plastik materyali alır ve sıcak bir uçta eriterek arzu ettiğiniz nesneyi katman katman yazarak bir bütün haline getirir. Bu yazıda yazıcılardan bahsederken FDM tipi olanları kast ediyor olacağız.

Öncelikle yapılması gereken, elde bir tasarım dosyasının bulunmasıdır. Bunu SolidWorks gibi CAD programları kullanarak kendiniz tasarlayabileceğiniz gibi, 3D tarayıcı kullanarak bir nesneyi taratarak da elde edebilirsiniz. Yani ya gerçek bir nesneyi taratmanız ya da sanal bir nesneyi kendiniz bilgisayarda oluşturmalısınız. Buna bir diğer alternatif ise başkalarının yaptığı tasarımları ilgili platformlarda (GrabCad, Thingiverse gibi) aratarak indirmektir. Özetle, elinizde bir tasarım dosyası bulunmalıdır. Dosyanın formatı ise STLolmalıdır.

13
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Dılbaz Yenisoy
Dılbaz Yenisoy
205.0K UP
Blog Yazarı 1 dk.

Evrimi yeni öğrenmeye başlayan insanlar genelde köpeklerin yapay seçilim yolu ile evrimleştiğini sanmaktadır. Bu hem doğru hem de yanlıştır. Köpeklerin bundan 12.000 - 14.000 yıl önce evrimleştiği düşünülmektedir. İlk zamanlarda insanlar yerleşik hayata yeni geçtiği dönemlerde dağdan inen kurt sürüleri yavaş yavaş insanların yanına yaklaşmaya başlamıştır bu kurtlardan bazıları uysal bazıları ise saldırgan hareketler sergilemekteydi. Saldırgan hareketler sergileyenler insanlar tarafından öldürüldü fakat daha uysal olanlar insanlarla beraber daha kolay yaşayabildi. İnsanlarla beraber avlandılar, barındılar hatta yeri geldiğinde insanları korudular insanlar da buna karşı kurtlar ile yemeklerini paylaştılar. Şimdi buraya kadar az çok köpeklerin nasıl evrimleşmeye başladığını anladık. Sıra bunun neden yapay seçilim olmadığından bahsetmeye geldi. Bunun yapay seçilim olmama sebebi bilinçli bir süreç olmamasıydı. Evet insanlar bilinçli canlılar fakat insanlar bunu bilinçli bir şekilde yapmadı yaparken farkında değillerdi. Yani yapay seçilim bilinçli canlıların yaptığı evrimleştirme yöntemi değil bilinçli bir şekilde yapılan evcilleştirme yöntemidir. Yapay Seçilim yolu ile evrimleştirilen köpekler bundan 100 - 200 yıl önce evrimleştirilmişlerdir Umarım bu blog yazısı sayesinde doğru sandığınız bu yanlışı düzeltebilmişimdir

16
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Güldiyar Arslan
1 gün önce
Kitaplarının bitlenebileceğini biliyor muydun?
Kitap bitleri çok zor çıkan ve çok hızlı yayılan canlılar oldukları için erkenden müdahale etmeniz gerekiyor. Çünkü evinize bulaşabilir. Kitabınızın üzerinde bir bit gördüğünüz zaman derhal kitabın bulunduğu  rafı yere indirmelisiniz. Sonra sayfalarını açarak böcek ilacı sıkın. Böcek ilacı sıkmanız gerek çünkü bitlerden kurtulmak için sürekli kitaplarınıza böcek ilacı sıkacaksınız. Bir hafta boyunca sayfaları sürekli çevirerek hem havalandırıp hem böcek ilacı sıkacaksınız. Balkonunuz çok iyi güneş ışığı alıyorsa balkona dizip yine böcek ilacı sıkmanız gerekiyor. Çünkü güneş ışınları kitap bitlerini öldürüyor.

33 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
İki olasılık vardır: Sonuç hipotezinizi doğrularsa, bir ölçüm yapmışsınızdır. Yanlışlarsa, bir keşif yapmışsınızdır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
38
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 12 Şubat 2021 2 dk.

Biyolojik türlerin evriminde organizmaların etkileşimlerini anlamak, ekoloji alanı için önemli bir konudur. Örneğin böcekler ve bitkiler, yeryüzünde çeşitli etkileşimlerle birbirine bağlanan iki büyük gruptur. 20. yüzyılın ortalarından bu yana bu çeşitliliği ve organizmaların arasındaki belirli etkileşimleri birbirine bağlayan teoriler artış gösterdi.

Yeni teknolojilerin ve yeni yöntemlerin geliştirilmesi bitkiler ve böcekler arasındaki etkileşimleri daha detaylı incelemeyi ve bu etkileşimlerin kendi evrimleri üzerindeki etkisini ortaya çıkarmayı mümkün kılmıştır. Yapılan yeni bir çalışmada, TU Dresden'den botanikçi Prof. Dr. Stefan Wanke'nin de aralarında bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi; ekolojik değişiklikler, genom düzeyinde adaptasyonlar ve makro evrimsel sonuçlar arasındaki bağlantıyı kurarak uzun dönemler süresince evrimin itici gücü olarak ekolojik etkileşimlerin etkisinin önemini doğruladı.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close