Nobel Ödüllü Bilim İnsanları ''Yaratılış Bilimi''ne Karşı Birleşti! (1986, Science)

Nobel Ödüllü Bilim İnsanları ''Yaratılış Bilimi''ne Karşı Birleşti! (1986, Science)

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için evrimagaci@gmail.com üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Dünya'nın en önde gelen bilim dergisi olan Science'ın 29 Ağustos 1986 tarihli başlığı, aynen böyle diyor: Nobel Ödüllü Bilim İnsanları ''Yaratılış Bilimi''ne Karşı Birleşti! 

Aynı görüşü paylaşan 2 Nobel Ödüllü bilim insanını bulmanız bile zordur. Ancak Caltech fizikçisi Murray Gell-Mann, 18 Ağustos 1986'da ABD Anayasa Mahkemesi'ne sunulan hukuki bir bildiri özetine 72 Nobel Ödüllü bilim insanının imza atmasını sağlamayı başarmıştır. Bu bildiride, ABD'nin Louisiana Eyaleti'nde geçirilen ve devlet okullarında "yaratılış biliminin" evrim ile eşit miktarda okutulmasını zorunlu kılan bir yasanın reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır. 

1981 yılında geçirilen yasa, bir federal mahkeme tarafından zaten anayasaya aykırı olarak görülmüştür. Mahkeme, yasanın ABD'nin düşünce ve ifade özgürlüğü ile ilgili birinci yasasını çiğnediğini, devletin dini inançların reklamını yapamayacağını söylemiştir. Temyize giden davada, 3 kişiden oluşan bir mahkeme heyeti, alt mahkemenin kararını onamıştır. Bu kararı da temyize götüren kişiler, bir üst mahkemede de 8'e karşı 7 oy ile davayı kaybetmişlerdir. 5 Mayıs 1986'da ise, en üst merci olan Anayasa Mahkemesi davayı görmeyi kabul etmiştir.

Nobel Ödüllü bilim insanlarının imzaladıkları bildiri, "yaratılış bilimi" denen şeyin, dini inançların bilim olarak süslenip satılmaya çalışmasından ibaret olduğu, dolayısıyla okullarda okutulmaması gerektiği yönündedir. Gell-Mann, Anayasa Mahkemesi'nin davayı göreceğini bildirmesi üzerine, "mahkeme dostu" bildirisi için destek toplamaya başlamıştır. Washington'da düzenlenen bir basın toplantısında, Harvard Üniversitesi'nden Stephen J. Gould şöyle demiştir:

"Yaratılış bilimi, bir kalıp olarak oksimorondur. Kendisiyle çelişir ve hiçbir anlamı yoktur. Amerika'daki ufak, spesifik ve azınlık bir dinî inanç olan 'İncil'i literal olarak yorumlama' inancının süslenmiş bir halinden ibarettir."

Açık bir şekilde Hristiyan olan, Davis'teki Kaliforniya Üniversitesi'nden Francisco Ayala ise şöyle diyor:

"İncil'in Yaratılış bölümündeki ifadeleri bilimsel gerçekler olarak almak, var olan bütün kanıtları reddetmek demektir. Bu ifadeleri okullarda bilimmiş gibi okutmak, ifade edilemeyecek miktarda hasara neden olacaktır."

Anayasa Mahkemesi, 19 Haziran 1987'de kararını açıklamıştır: Yaratılış bilimi, spesifik bir inancın reklamını yapmak suretiyle ifade ve inanç özgürlüğü ile çelişmektedir ve devlet okullarında bilim olarak okutulamaz.

Yaratılış Nedir? Neden Bilim Olamaz?

Yaratılış; Evren'in, Evren içindeki bütün sistemlerin ve buna bağlı olarak tüm canlı çeşitliliğinin günümüzde var oldukları haliyle, bir anda, yoktan var oluverdiğine yönelik inançtır. Bu inancı taşıyan kişiler, bu yaratılış sürecinin bir tanrı tarafından yapıldığına inanırlar. Yani yaratılışçı olmak, inançlı olmak ile eş anlamlı değildir! Her yaratılışçı bir çeşit inanca sahip olsa da, her inançlı kişi, yaratılışçılığa inanmak zorunda değildir. Eğitim düzeyi yüksek, bilimsel gerçeklerden haberdar olan inançlı kişiler, yaratılış mitine inanmamaktadırlar. Bu, onları inançsız kılmamamaktadır.

Nedeni ise basit: Modern bilimin asırlardır ortaya koyduğu üzere, Evren içindeki hiçbir yapı son haliyle, birdenbire, yoktan var oluvermemiştir. Hepsi, belirli süreçlerden geçerek, daha basit yapıtaşlarının değişmesiyle bugünkü hallerini almıştır ve halen değişmeyi sürdürmektedir. Bir galaksi, birden var oluvermez; kendilerinden daha yaşlı olan yıldızların süpernova yoluyla patlaması sonucu oluşan malzemenin kütleçekimiyle bir araya gelmesiyle oluşur. Gezegenler yoktan, birdenbire var oluvermez. Yıldızların etrafında biriken toz ve taş parçalarının kütleçekiminin etkisiyle bir araya gelmesiyle oluşur. Karmaşık kimyasallar, yoktan birdenbire var oluvermez. Daha basit yapılı kimyasal yapıtaşlarının bir araya gelmesiyle oluşur. Kıtalar ve okyanuslar yoktan, birdenbire var oluvermez. Tektonik plakaların milyonlarca yıl içinde her yıl milimetrik düzeyde hareket etmeleri sonucunda bugünkü hallerini alırlar. Canlılar yoktan, birdenbire var oluvermez. Kendilerinden önce gelen daha basit yapılı canlıların nesiller içinde çeşitlilik ve seçilim mekanizmalarıyla değişmesi sonucu bugünkü hallerini alırlar. Bu ve bunlar gibi Evren içindeki varlıkların hiçbiri "puf" diye var olmamıştır. Hepsi, belirli süreçlerden geçerek var olmuşlardır.

Tüm bunların bir yaratıcısı olduğuna iman etmekte herhangi bir sakınca yoktur. Tarih boyunca insanlar, sayısız tanrı ve tanrılara inanmışlardır; bu geleneği sürdürmek önünde bilimsel bir engel yoktur. Ancak bu inanışın bir uzantısı olarak, Evren'deki varlıkların hiçbir süreçten geçmeksizin, yoktan, birdenbire var olduğuna inanmanın bilimsel hiçbir tarafı bulunmamaktadır. Bu tip bir argüman, tamamen hatalı olacaktır. Çünkü canlılık da dahil her şeyin, kimyasalların, gezegenlerin, yıldızların, galaksilerin istisnasız her birinin, kademelerden ve süreçlerden geçerek var olduğu bilinen bir gerçektir. Tartışmalı olan bir kavram değildir. Dolayısıyla bir yaratıcıya inanabilirsiniz; ancak bu yaratıcının her şeyi yoktan, birdenbire, son haliyle var ettiğine inanamazsınız; çünkü bunun gerçek olmadığını bilmekteyiz. Bu, ayaklarınızın altındaki toprağın aslında gökyüzü olduğuna inanmak gibidir.

Dolayısıyla sürecin nasıl yaşandığını izah etmeyi es geçip, sadece salt bir inanç propagandasından ibaret olan yaratılışçılık, okullarda bilim olarak okutumamalıdır. Bilimin amacı, ister bir yaratıcıya inanın, ister inanmayın, etrafımızda gördüğümüz her şeyin neden ve nasıl var olduğunu açıklamaktır. Dilerseniz evrimi, levha tektoniğini, yıldız oluşum süreçlerini "yaratıcının yaratma yöntemleri" olarak görebilirsiniz. Bu sizi bir "yaratılışçı" yapmaz, "inançlı bir birey" yapar. Yaratılış; anlamı gereği, çeşitli süreçlerden geçerek var olma değil, yoktan, birdenbire, son haliyle var olma demektir. Bu tip bir var oluşun hiçbir bilimsel kanıtı olmadığı gibi, var oluşun bu şekilde gerçekleşmediğini net olarak bilmemizi sağlayan bol miktarda kanıt bulunmaktadır.

Dolayısıyla evrim, levha tektoniği, yıldız dinamiği gibi doğal gerçeklerin "yalan" olduğunu iddia etmek, bilimde bu gerçeklerin alternatifleri varmış gibi bir tutum sergilemek, bilim dışıdır, akla aykırıdır.

Kaynaklar ve İleri Okuma: 

  1. Science
  2. Wikipedia

Nükleer Silahlar ve Bilgisayar Virüsleri: Bugüne Kadar Yazılmış En Gelişmiş Bilgisayar Kodu

Dans Et Evrim, Dans Et!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim