Yükleniyor...

Terime Git
Kapat

Komplo Teorileri, COVID-19 Aşısı ve Türkiye’de Aşı Kararsızlığının Yükselişi: COVID-19 Aşısına Yönelik Endişelerin Kaynağı Ne?

Türkiye'de ve Dünya'da, Komplo Teorileri Yüzünden COVID-19 Aşısına Yönelik Olarak Gelişen Kararsızlık, Aşı Yoluyla Sürü Bağışıklığına Erişme Şansımızı Zora Sokabilir!
Yazar:
Editör: Çağrı Mert Bakırcı
2. Editör: Mete Sefa Uysal
Okunma Sayısı: 7,183
Okunma Süresi: 9 dakika
Yayınlanma Tarihi: 07/11/2020 00:42
Son Düzenlenme: 13/11/2020 06:15

Özgün İçerik

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Pandemiyi önlemedeki en büyük umudumuz, COVID-19’a karşı başarılı bir aşı geliştirilmesi olarak görünüyor. Ancak başarılı bir aşının geliştirilmesi tek başına yeterli olmayacak. Bir aşının başarılı olup sürü bağışıklığının sağlanması için, toplumda yeterli sayıda insanın aşılanması gerekiyor. Bunun için aşı temini kadar, insanların aşı yaptırmaya karşı olan tutumları da önemli.

İnsanların neden bazı inanç ve fikirleri diğerlerinden daha çekici bulduğu, birçok evrimsel davranış bilimci gibi benim de hep ilgimi çekmiştir. Pandeminin başlangıcından beri birçok insanın yeni koronavirüsün kökeni hakkında farklı teorilere inandığını gözlemledim. Bu nedenle, Dokuz Eylül Üniversitesi'nden meslektaşım sosyal psikolog Mete Sefa Uysal ile birlikte, yeni koronavirüsün kökeni ve insanların potansiyel COVID-19 aşısı hakkındaki görüşleri üzerine bir araştırma yapmaya karar verdik. Türkiye'den 3936 katılımcıya ve Birleşik Krallık’tan 1088 katılımcıya potansiyel bir COVID-19 aşısına ilişkin aşı olma isteklerini ve virüsün kökenine yönelik inançlarını [doğal (örn. vahşi yaşamdan kaynaklanan) / yapay (örn. bir laboratuvarda üretilen) / emin değil)] sorduk.

Sonuçlarımız, Türkiye'de yaklaşık üç kişiden birinin (%31), Birleşik Krallık'ta ise yedi kişiden birinin (%14) COVID-19 aşısı konusunda kararsız olduğunu gösterdi.[1] Her iki ülkede de katılımcıların %3'ü potansiyel bir COVID-19 aşısını yaptırmayı kesin olarak reddetmekteydiler. Peki, Türkiye’de %34’lere varan bu "aşı kararsızlığı" (İng: "vaccine hesitancy") ne kadar kaygı verici? Yeni koronavirüs bulaşıcılığındaki bir virüsün yayılmasını önlemek için toplumun %50 ila %75’inin aşılanması gerekiyor.[2] Buna göre, Türkiye’deki aşı kararsızlığı, endişe verici düzeylerdedir!

Türkiye’de Aşı Kararsızlığı

Aşılar, 2011'den 2020'ye kadar tahminen 20 milyon ölümü ve 500 milyon hastalık vakasını önledi. Bununla birlikte, aşı kararsızlığı (aşıların kabulünde veya reddedilmesinde gecikme) dünya genelinde artıyor.

2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü aşı kararsızlığını küresel sağlığa yönelik en büyük on tehditten biri olarak listeledi. Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de de aşı kararsızlığı hızla arttı. Örneğin, 2011 yılında aşılanmayı reddeden ailelerin sayısı 183 iken, 2017 yılında bu sayı 23,000’e ulaştı.[3] Bu artış Türkiye’deki kızamık vakalarındaki artışla örtüşmekte. 2016 yılında Türkiye’de tespit edilen kızamık vaka sayısı 6 iken, 2019’da bu sayı 2890’a çıktı.[4]

İnsanlar, COVID-19 Aşısına Neden Şüpheyle Yaklaşıyorlar?

Araştırma sonuçlarımıza göre COVID-19 aşısının kabul edilme olasılığını açıklayan temel faktörlerden birisi, kişinin yeni koronavirüsün kökenine olan inancı. Türkiye'de virüsün "yapay kökenli" (örn. bir laboratuvarda üretilmiş) olduğunu düşünen katılımcıların sadece %48'i olası bir COVID-19 aşısını yaptırmayı kabul edeceklerini belirtti. Virüsün doğal olarak yaban hayatından kaynaklandığına inanan katılımcıların ise %77’si COVID-19 aşısını yaptırmayı kabul ediyorlar.

Şu ana kadar koronavirüsün kökeniyle ilgili yapılan tüm araştırmalar virüsün doğal kaynaklı olduğuna işaret ediyor.[5] Bilim insanları da bu konuda hemfikir olduklarını dile getiren bildiriler yayınlıyorlar.[6] Buna rağmen, virüsün laboratuvarda üretildiği veya diğer yapay yollarla ortaya çıktığı yönünde birçok komplo teorisi ortaya atıldı.[7] Sonuçlarımız, komplocu dünya görüşü ile aşı kararsızlığı arasında bir ilişki olduğunu gösteren bulguları güçlendiriyor. Örneğin, 2018 yılında yapılan 24 uluslu bir çalışmada aşı karşıtı katılımcıların aynı zamanda komplocu dünya görüşlerine de sahip oldukları gözlemlenmiştir.[8]

Peki ama insanlar neden komplolara inanıyorlar ve neden bu onları aşılar konusunda daha şüpheci kılıyor? Eğer bir komplo teorisine inanıyorsanız, diğer komplo teorilerine inanma olasılığınız da yüksek.[9] Aynı zamanda komplo teorilerine inananların genel olarak bilimsel açıklamaları reddetme eğiliminde oldukları gözlemlenmiştir.[10] Buna göre, komplo teorilerine inananların aşılanmaya karşı kararsız olmaları, beklenir bir durum. Aslında burada asıl sormamız gereken soru, insanların neden bilimsel açıklamaları reddetme eğiliminde olduklarıdır. Evrimsel süreçte geliştirdiğimiz bilişsel önyargılar (İng: "cognitive bias"), neden bilimsel açıklamaları anlamakta zorlandığımızı açıklayabilir.

Bu bilişsel önyargılardan biri olan sezgisel önyargıyı ele alalım. Bazı inançlar daha hızlı yayılırlar, çünkü sezgilerimizle daha uyumludurlar ve dolayısıyla anlaşılmaları ve hatırlanmaları da daha kolaydır.[11] Ancak pek çok bilimsel gerçek, hiç de sezgisel değildir! Dünyanın yuvarlak olduğu veya gözle görünemeyen mikroskobik organizmaların insanları öldürebildiği gerçeklerini düşünün. Bu bilimsel keşiflerin kabul edilmesi, uzun zaman almıştır; çünkü sezgisel algılarımızla pek bağdaşmazlar. Benzer şekilde, aşılama eylemi de sezgilerimizle pek bağdaşmaz.[12] "Vücudumuza zayıflatılmış bir mikroorganizma enjekte etmek zararlıdır." şeklinde aşılama karşıtı bir mesaj, muhtemelen bunun insanlara yardımcı olacağı mesajından çok daha sezgiseldir. İnsanlar kendi sezgilerine uygun bilgileri seçme eğilimindedir ve bu da aşılamaya karşı olumsuz tutumları güçlendirir.

Dahası, zihinlerimiz belirsizlik durumlarında en az maliyetli kararı verecek şekilde evrimleşmiştir.[13] Bu nedenle, insanlar belirli bir eylemde bulunmakla hiçbir şey yapmamak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldıklarında, hiçbir şey yapmamayı tercih edebilirler. İhmal yanlılığı adı verilen bu bilişsel yanlılık, insanlar aşılama kararları verirken devreye girebilir.[12] Yeni koronavirüs hakkında hala pek çok bilinmezin olduğu düşünüldüğünde, bu belirsizlik aşıya karşı çekingenliği arttırabilir.

"İyi ama bilim insanlarında bu bilişsel önyargılardan hiç mi yok?" diyebilirsiniz. Evet, tabii ki var. Ancak bilimsel dünya görüşü, bir insanın ortaya attığı bir fikir değil, yıllarca süregelen yavaş ve birikimsel bir sürecin ürünüdür.[11] Bu süreçte her bir keşif uzun bir elemeden geçer (tıpkı doğal seçilim gibi) ve hayatta kalmayı başaran fikirler bir sonraki kuşaklara aktarılırlar. Bu sayede bilimsel açıklamalar bir öncekilerin üzerine eklenerek ilerlerler. Bilimin bu “kültürel evrimi” sayesinde bilişsel limitlerimizin ötesinde keşifler yapabiliyoruz.

Aşı kararsızlığını açıklayan diğer faktörler neler?

Çalışmamızda, COVID-19 aşısının kabulünü etkileyen başka sosyal ve davranışsal faktörleri de inceledik.

Pandemiyle ilgili kaygı düzeyleri yüksek katılımcıların COVID-19 aşısını kabul etme olasılıkları daha yüksekti. Bu kaygılar virüse yakalanma veya virüsü diğer insanlara bulaştırma gibi endişeleri kapsıyordu. Aslında evrimsel bir bakış acısıyla endişe, çok normal bir duygudur. Evrimsel psikiyatrist Randolph Nesse’nin "Kötü Duygularımız İçin İyi Nedenler" adlı kitabında da yazdığı gibi duygularımız ölümden kaçınmamıza veya ürememize yardımcı olan detektörler gibidir.[14] Endişeyi bir yangın alarmı olarak görebiliriz.

Endişelerimizin birçoğu, birçok durum için gereksizdir. Tıpkı ufacık bir dumanda öten bir yangın alarmı gibi... Ancak bu önemli değildir, çünkü o alarm, bir kere "doğru çaldığında", hayat kurtarıcı olacaktır. Zaten bu nedenle yangın ihtimali çok az da olsa bile, alarmsız bir evde yaşamak istemeyiz (veya alarm olan bir evde kendimizi çok daha güvende hissederiz). Hiç endişe etmeyen bir avcı-toplayıcıyı düşünün! Muhtemelen onun genlerinden eser kalmamıştır çünkü çoktan bir aslana yem olmuştur! Ancak daha korkak, ürkek, yani "alarmı kolayca çalan" bireyler, arada bir hatalı ve boş yere korksalar ve kaçsalar da, hayatta kalma ihtimalleri çok daha yüksek olacaktır ve gelecek nesillere, yani biz torunlarına o genleri çok daha sık aktaracaktır. Yani, COVID-19 ile ilişkili anksiyete ve aşı kabulü arasındaki pozitif ilişki endişe duygusunun ölüm riskini azaltmadaki işlevinden kaynaklanıyor olabilir.

Aşılanma konusunda cinsiyetler arasında da bir fark olduğunu gördük. Kadınlarla karşılaştırıldığında, Türkiye'deki erkeklerin COVID-19 aşısını kabul etme ve virüsün doğal kökenine inanma olasılıkları daha yüksekti. Daha önceki araştırmalar da Türkiye’de kadınların erkeklere oranla aşılanmaya daha kararsız yaklaştıklarını gösteriyor.[15] Çocuklu ailelerde, kadınların çocukları için sağlık bakımı kararları alma olasılıkları daha yüksek olduğundan, aşılar hakkında bilgi arama ve çevrimiçi aşılama karşıtı içeriğe maruz kalma olasılıkları da daha yüksek olabilir. Dahası, önceki çalışmalarda aşı kararsızlığını açıklayan bir faktörün de insanlardaki iğrenme duyarlılığı olduğu gözlemlenmiştir.[8] Kadınların iğrenme duyarlılıkları pek çok çalışmada erkeklere oranla daha yüksek bulunmuştur.[16], [17] Bu da aşı kararsızlığındaki cinsiyet farkını açıklayan faktörlerden biri olabilir.

Genel beklentinin aksine, eğitim düzeyi ile aşı kararsızlığı arasında pozitif bir ilişki vardır. Buna göre, çalışmamızda bir lisans derecesi almamış katılımcıların, üniversite mezunlarına göre COVID-19 aşısı yaptırma olasılıklarının daha yüksek olduğunu gördük. Bu da aslında Türkiye’de aşı kararsızlığıyla ilgili daha önceki bilgileri destekliyor: Aşı kararsızlığı eğitim düzeyi yüksek olan gruplarda artmaktadır.[15]

Komplo teorilerine inançta kültürler arası farklılıklar

Çalışmamızda ortaya çıkan kültürler arası farklılıkları incelediğimizde, virüsün yapay kaynaklı olduğunu düşünenlerin oranı Türkiye’de (Türkiye’de %18, Birleşik Krallık’ta %12), doğal kaynaklı olduğunu düşünlerin oranı ise Birleşik Krallık’ta daha fazlaydı (Birleşik Krallık’ta %63, Türkiye’de %54).

Kültürlerarası bazı farklılıklar, virüsün kökeni ve aşı kararsızlığı ile ilgili farklılıklara katkıda bulunmuş olabilir. Örneğin, 75 yaşından küçük katılımcılara, 0-100 arası bir ölçekte 75 veya daha fazla yıl yaşama olasılıklarının ne olduğunu düşündüklerini sorduk. Türkiye'deki katılımcılar, 75 yaşın üzerinde yaşama ihtimallerini ortalamada %57 olarak değerlendirirken, Birleşik Krallık'takiler bunu %75 olarak değerlendirdiler.

Bununla ilgili henüz bir çalışma yapılmamış olmasına rağmen, ortalama olarak daha düşük yaşam beklentisine sahip ülkelerdeki bireylerin (artan ölüm riski) gruplararası tehdit algısı ve dış grup üyelerine güvensizlik seviyeleri daha yüksek olabilir. Bu etkenler komplocu bir dünya görüşünü tetiklerler. Ayrıca, her iki ülkedeki virüs kökenli inançları açıklamada önemli bir faktör olan ortalama finansal memnuniyet skoru da Türkiye'de çok daha düşük bulundu (0-100’lük bir ölçekte Birleşik Krallık'ta 67, Türkiye'de 48). Sosyal psikoloji literatüründe dezavantajlı grup üyesi olmakla komplo teorilerini benimseme arasındaki pozitif ilişkiyi ortaya koyan pek çok çalışma olduğu düşünüldüğünde[18], [19], ekonomik olarak görece dezavantajlı bir statüde olmak yeni koronavirüsün kökeninin yapay olduğuna yönelik yüksek inancı açıklayabilir.

Aşı Kararsızlığıyla Nasıl Mücadele Edebiliriz?

Şu anda birçok araştırma, COVID-19 ile mücadele için etkili bir aşı geliştirmeye odaklanmış durumdadır. Yaygın bağışıklık için yeterli miktarda insanın aşılanması gerektiği düşünüldüğünde, aşı geliştirmenin kendisi tek başına yeterli olmayacaktır.

Çalışma bulgularımız, Türkiye'de COVID-19 aşısına karşı kararsızlığın yüksek olduğunu gösteriyor. Bizimki gibi birçok araştırma aşı kararsızlığıyla ilişkili en temel faktörün komplo teorilerine inanç ve bununla bağlantılı olarak bilimsel görüşlerin reddi olduğunu gösteriyor. COVID-19 aşı kararsızlığıyla mücadele için koronavirüsün nasıl ortaya çıktığı ve aşı güvenilirliği ve ilgili bilimsel bulguları daha etkili bir şekilde nasıl iletebiliriz diye düşünmemiz gerekiyor.

Aşılamayla ilgili bilimsel verilerin üzerinde durmak yerine hastalık riskinin üzerinde durmak da daha etkili olabilir.

doi: 10.47023/ea.bilim.9513

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Sorular
Soru & Cevap Platformuna Git

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. ^ G. D. Salali, et al. (2020). Covid-19 Vaccine Hesitancy Is Associated With Beliefs On The Origin Of The Novel Coronavirus In The Uk And Turkey. Psychological Medicine, sf: 1-3. doi: 10.1017/S0033291720004067. | Arşiv Bağlantısı
  2. ^ A. Kleczkowski. Herd Immunity: Why The Figure Is Always A Bit Vague. (22 Ağustos 1970). Alındığı Tarih: 06 Kasım 2020. Alındığı Yer: The Conversation | Arşiv Bağlantısı
  3. ^ L. Neumann. From Measles To The Flu, More Turkish Parents Are Saying No To Vaccines. The World. Alındığı Tarih: 06 Kasım 2020. Alındığı Yer: The World from PRX | Arşiv Bağlantısı
  4. ^ WHO. Measles And Rubella Surveillance Data. Alındığı Tarih: 06 Kasım 2020.
  5. ^ K. G. Andersen, et al. (2020). The Proximal Origin Of Sars-Cov-2. Nature Medicine, sf: 450-452. doi: 10.1038/s41591-020-0820-9. | Arşiv Bağlantısı
  6. ^ C. Calisher, et al. (2020). Statement In Support Of The Scientists, Public Health Professionals, And Medical Professionals Of China Combatting Covid-19. The Lancet, sf: e42-e43. doi: 10.1016/S0140-6736(20)30418-9. | Arşiv Bağlantısı
  7. ^ J. Roozenbeek, et al. (2020). Susceptibility To Misinformation About Covid-19 Around The World. Royal Society Open Science, sf: 201199. doi: 10.1098/rsos.201199. | Arşiv Bağlantısı
  8. ^ a b M. J. Hornsey, et al. (2018). The Psychological Roots Of Anti-Vaccination Attitudes: A 24-Nation Investigation.. American Psychological Association (APA), sf: 307-315. doi: 10.1037/hea0000586. | Arşiv Bağlantısı
  9. ^ K. M. Douglas, et al. (2019). Understanding Conspiracy Theories. Political Psychology, sf: 3-35. doi: 10.1111/pops.12568. | Arşiv Bağlantısı
  10. ^ S. Lewandowsky, et al. (2013). The Role Of Conspiracist Ideation And Worldviews In Predicting Rejection Of Science. PLOS ONE, sf: e75637. doi: 10.1371/journal.pone.0075637. | Arşiv Bağlantısı
  11. ^ a b M. Boudry, et al. (2014). What Makes Weird Beliefs Thrive? The Epidemiology Of Pseudoscience. Philosophical Psychology, sf: 1177-1198. doi: 10.1080/09515089.2014.971946. | Arşiv Bağlantısı
  12. ^ a b H. Miton, et al. (2015). Cognitive Obstacles To Pro-Vaccination Beliefs. Elsevier BV, sf: 633-636. doi: 10.1016/j.tics.2015.08.007. | Arşiv Bağlantısı
  13. ^ M. G. Haselton, et al. (2016). The Paranoid Optimist: An Integrative Evolutionary Model Of Cognitive Biases:. Personality and Social Psychology Review, sf: 47-66. doi: 10.1207/s15327957pspr1001_3. | Arşiv Bağlantısı
  14. ^ R.M. Nesse. (2019). Good Reasons For Bad Feelings: Insights From The Frontier Of Evolutionary Psychiatry.. Yayınevi: Penguin.
  15. ^ a b G. Özceylan, et al. (2020). Vaccine Rejection And Hesitation In Turkey. Human Vaccines & Immunotherapeutics, sf: 1034-1039. doi: 10.1080/21645515.2020.1717182. | Arşiv Bağlantısı
  16. ^ L. Al-Shawaf, et al. (2017). Sex Differences In Disgust: Why Are Women More Easily Disgusted Than Men?:. Emotion Review, sf: 149-160. doi: 10.1177/1754073917709940. | Arşiv Bağlantısı
  17. ^ J. Haidt, et al. (1994). Individual Differences In Sensitivity To Disgust: A Scale Sampling Seven Domains Of Disgust Elicitors. Personality and Individual Differences, sf: 701-713. doi: 10.1016/0191-8869(94)90212-7. | Arşiv Bağlantısı
  18. ^ K. M. Douglas, et al. (2019). Understanding Conspiracy Theories. Political Psychology, sf: 3-35. doi: 10.1111/pops.12568. | Arşiv Bağlantısı
  19. ^ J. Davis, et al. (2018). Social Devaluation Of African Americans And Race-Related Conspiracy Theories. Wiley, sf: 999-1010. doi: 10.1002/ejsp.2531. | Arşiv Bağlantısı

Etiketler

Kategoriler