İdam Cezası Ahlaki Olarak Savunulabilir mi? Ahlak Felsefesi (Etik), Bir Kişinin Devlet Eliyle Öldürülmesi Konusunda Neler Söyler?

İdam Cezası Ahlaki Olarak Savunulabilir mi? Ahlak Felsefesi (Etik), Bir Kişinin Devlet Eliyle Öldürülmesi Konusunda Neler Söyler? Pixabay
24 dakika
2,398 Okunma Sayısı
Notlarım
Reklamı Kapat
Evrim Ağacı Akademi: Felsefe Ağacı Yazı Dizisi

Bu yazı, Felsefe Ağacı yazı dizisinin 12. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Felsefe Nedir? Felsefe Gerekli midir? Felsefe Nasıl Çalışır ve Alt Dalları Nelerdir?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al

Kişi, işlediği suç her ne olursa olsun, idam cezası ile cezalandırılmalı mıdır? İdam, istenilmedik suçları ortadan kaldırabilir veya azaltma eğilimini destekleyebilir mi? Suçluyu devlet eliyle öldürmek, ahlaken doğru mudur? İdam insan hakları ve yaşam hakkının ihlali midir yoksa sürdürülebilir bir hukuk sisteminin parçası mıdır? Tüm bu sorular, Pratik Etik alanında en tartışmalı alanlardan biri olan İdam Problemi'ne yönelik tartışma başlıklarından yalnızca bir kaçıdır.

Pratik Etik (veya uygulamalı etik) aktüel dünyadaki çağdaş ahlaki veya pratik sorunları çözmeye ve bu problemlere dair makul olan pozisyonun ne olduğunu araştırır. Pratik Etik alanında dört ana başlık ön plana çıkmaktadır:

  • Veganizm: Hayvanları mal olarak kullanmak ve onları yemek zorunda mıyız? Hayvan yaşam hakkı, içsel değeri ve ahlaki statülerine yönelik en makul tutum/tavır veganizm midir? Bu konuda buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.
  • Ötanazi: Acı çeken ve tedavisi olmayan bir hastalık ile yüz yüze kalan birini kendi isteği (gönüllü ötanazi) veya istek talebinde bulunamadığı (bitkisel hayat vb) koşullarda (irade-dışı ötanazi) öldürmeli miyiz? Gönüllü ve istem-dışı ötanazi ahlaken doğru mudur? Bu konuda buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.
  • Kürtaj: Anne karnındaki bir bebek veya fetüsü öldürmek cinayet ve yaşam hakkı ihlali midir yoksa kadınların bir şeyi tercih etmeye zorlanmama ve kendi bedenleri üzerinde tasarruf hakkı mıdır? Kürtaj’da seçim mi yaşam mı önceliklidir? Bu konuda buradaki yazımızı okuyabilirsiniz.
  • İdam: Bir kişiyi her ne suç işlemiş olursa olsun idam etmek yaşam hakkı ve insan hakları ihlali midir? İdam ahlaken doğru mudur?

İşte bu yazıda, bunlardan sonuncusunu ele alacağız.

Hukuk ve Ahlak Konusunda Önemli Bir Hatırlatma

Tüm bu sorulara dair dikkat etmemiz gereken ilk nokta; hukuk ile ahlak alanlarının özdeş olmamasıdır. Bir önerme, durum veya pozisyon hukuki olabilir; fakat bu, onun ahlaken doğru olduğuna anlamına gelmez. Aynı şekilde ahlaken doğru olduğunu varsaydığımız bir durum, bir coğrafyada "hukuk dışı" olabilir (ve bu, zamana ve mekana göre değişebilir). Önermelerimizin gerekçelendirme kaynaklarının ahlaki önermelerle mi yoksa hukuki kaidelerle mi inşa edildiği, tartışmanın seyrini etkileyebilir. Bu nedenle "Hukuken şöyle olmalıdır." ile "Ahlaken doğru olan budur." gibi ifadelerin farklı çıktıları olabileceğini unutmamak gerekir.

Reklamı Kapat

Fakat en nihayetinde hukuki ve ahlaki olanın ortak bir noktası "normatiflik" ile ilgilidir gibi görünüyor. Ahlaki ifadeler, aynı zamanda normatif ifadelerdir; "meli", "-malı" türündeki ifadelerdir, yani "Ahlaken doğru olan budur." dediğinizde, aynı zamanda işaret edilen ahlakiliğin eyleme dökülmesine yönelik bir ifadede de bulunmuş oluruz.

Öte yandan hukuk, normatif olmaktan ziyade, de facto ve aktüel dünya ile ilişkilidir. Bu, elbette hukuk alanında normatif değerler olmadığı anlamına gelmez. Kişi, eğer sahip olduğu hukuki kavrayışın normatif bir içeriği olduğunu kabul ediyorsa, hukuki tartışmalardaki iddialarının ahlaki değerlendirmeyle ilişkilendiriyor diyebiliriz. Veya hukukun temelinin ahlaki/normatif olduğu yönünde bir iddia farklı türden gerekçelerle savunulabilir. Fakat en nihayetinde hukuk, pratik ve aktüel bir toplumsal sürdürülebilirlik ile ilişkidir; zamana ve döneme göre değişebilir ve esnetilip genişletilebilir. Hukukun evrensel olduğu kadar yerel değerleri de vardır; fakat ahlak alanında eğer bir tür bireysel veya kültürel göreceliği savunmuyorsanız, muhtemelen evrensel ahlaki doğrulara işaret ediyorsunuzdur.

Bu yazımızda gerekli gördükçe hukuki atıflar yapacak ama genel anlamda ahlaki bir çerçeve sunmaya çalışacağız. Kişi, hukuk felsefesinde farklı bir pozisyona sahip ise, hukuk ile ahlak arasında daha derin bir bağlantı görerek, farklı bir tutum sahibi olabilir.

İdam Cezasına Yönelik Ahlaki Perspektifler

İdam Cezası Suç Oranını Azaltır mı?

Tahmin edileceği üzere idam cezası yanlılarının en çok başvurduğu argümanlardan biri, idamın suç oranlarını azalttığı şeklinde bir varsayıma dayanır. Fakat idam cezası, suç oranlarını (hangi suç oranları?) azaltmaya katkı sunuyor ise bu, idamı savunmak adına yeterli bir gerekçe mi olmuş olur?

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bu noktada istatiksel verilere bakmak önemlidir. Daha önceden yayınladığımız kapsamlı bir yazıda idam cezasına yönelik istatistikleri ve halkın bakış açısını ele almış, idam cezası uygulamalarının suç oranlarını nasıl etkilediğinin detaylarını incelemiştik. Burada tekrar etmeyeceğiz. Özetle, idam cezasının suç oranlarını anlamlı düzeyde ve genel geçer olarak azalttığını gösteren pek veri bulunmamaktadır. O yazımızdan alıntılayacak olursak:[1]

(...) eğer idam cezası gerçekten caydırıcı ise, cezanın kaldırılması sonrasında vahşi suç oranlarında artış görmeyi bekleriz. Benzer şekilde, eğer idam cezası gerçekten caydırıcı ise, bu cezanın uygulamaya koyulması sonrasında vahşi suçlarda azalma görmeyi bekleriz. Neyse ki her iki durumu da (uygulamanın kaldırılması da, uygulamanın getirilmesi de) görebileceğimiz tarihsel vakalar mevcuttur. Hatta kimi durumda aynı eyalet, yasağı kaldırıp geri getirmiş veya yasağı getirdikten sonra kaldırma kararı almıştır. Böylece zamana yayılı bir şekilde bu kararın etkilerini görmek mümkündür. Sellin ve diğerleri, tam da bu incelemeleri de yapmışlardır. Ne var ki bu çalışmalarda da, idam cezasının caydırıcı olduğunu gösteren hiçbir bulguya ulaşılamamıştır.

Nadir ve izole durumlarda bu tür bir fayda gözlenmişse de bu sonuçlar diğer coğrafyalarda tekrar edilememektedir. Dolayısıyla idamın suç oranlarını azalttığı argümanı, istatiksel verilerle uyuşmamaktadır.

Ne var ki eğer böyle bir uyuşma olsaydı bile bu yaklaşım, Ahlak Felsefesi'nde (etik) bir tür Sonuçculuk (İng: "Consequentialism") anlayışına dayanıyor olurdu (verilere rağmen idamı savunanlar da farkında olarak veya olmayarak, genelde bu tür bir felsefeyi temel alırlar). O halde ilk normatif etik teori olarak Sonuççuluk ile idam cezasını ele alalım.

Sonuççuluk (ve Genel Olarak Faydacılık), İdam Hakkında Neler Söyler?

Sonuççuluk, kendi içinde farklı etik kuramlar barındıran geniş bir perspektiftir. Bu yaklaşım, bir eylemin ahlaki değerinin, o eylemin sonuçları tarafından belirlendiğini öne sürer. Biz yazımızda hem Sonuççuluk hem de Ahlaki Doğacılığı bir şekilde bünyesinde barındıran Eylem Faydacılığı (İng: "act utilitarianism") üzerinden konuyu ele alarak devam edeceğiz.

Reklamı Kapat

Faydacılar, genellikle bir ön kabul olarak, nihai olarak iyi olanın haz ve mutluluk ile eşdeğer olduğunu düşünme eğilimindedir. Onlara göre bir insana neden mutlu olmak istediğini sormanın bir anlamı yoktur; çünkü onlar mutsuz olmaktansa, mutluluğun kendiliğinden bir amaç olarak iyi olduğunu düşünürler. Açık bir formülasyon olmasa dahi, Faydacılık için genel eğilim "Fayda İlkesi" olarak bilinir. Jeremy Bentham şöyle söylemektedir:[2]

Bir eylemin, toplumun mutluluğunu arttırma eğilimi, onu azaltma eğilimden yüksekse (…) o zaman o eylemin faydacılık ilkesiyle tutarlı olduğu söylenebilir.

Bu ilkeye göre eylemlerimiz, mutluluk doğurduğu ve mutluluk ile uyuştuğu ölçüde doğru, uyuşmadığı ölçüde yanlış olmalıdır. Bu noktada sadece eylemi gerçekleştiren birey değil, bu eylemden etkilenen herkes göz önüne alınmalı ve genel eğilimde "toplam fayda miktarının arttırılması" hedeflenmelidir.

Faydacılığın Olumlu Yönleri

Faydacılığın olumlu yönleri şunlardır:

  • Mutluluğun/Hazzın amaçlanan şey olması, sağduyumuz ile bir dereceye kadar tutarlı görünmektedir. Herkes bir şekilde mutluluğun değerini kabul eder.
  • Aynı zamanda toplam faydayı göz önüne almakta bencilliği dışlar ve bir ölçüt olarak toplumda işlevsel olabilir.
  • Fayda ilkesi, Kantçı anlamda evrenselleştirilebilir bir nitelik olmada başarılıdır.
  • Bazı eylemlerimizde sonuçlardan bağımsız hareket etmemiz arzulanmayan sonuçlar doğurabilir.

İdam cezası, eğer varsayıldığı gibi diğer suçları veya ahlaki kötülükleri veya istenilmedik sonuçları olan davranışları caydırıcılık özelliği ile engelliyorsa, ilk bakışta faydacılık ile idam cezasının bağdaşır olduğu söylenebilir. Bir Faydacı, kişiyi devlet eliyle öldürmenin yani idam etmenin, potansiyel acıları ve kötülükleri engellediği için toplam acı/kötülük miktarını azalttığını ve toplamda fayda/mutluluk miktarını arttırdığını iddia edebilir.

Reklamı Kapat

Faydacılığın Problemleri

Fakat burada iki problem vardır. İlk olarak idam cezası gerçekten de caydırıcı bir uygulama mıdır? Elimizdeki istatistiklere göre hayır. İdamın suç ve ahlaki kötülükleri istatiksel olarak engellediğini veya düşürdüğünü söylemek epey zordur. İkinci olarak ise Faydacılık, şu sebeplerden dolayı eksiksiz bir ahlaki teori değildir:

Mutluluk/Haz, ölçülebilir gibi görünmemektedir. Mutluluk kaynağı olduğunu düşündüğümüz şeylerden hangisinin daha büyük mutluluk olduğuna dair nesnel bir ölçüt yoktur. Örneğin aç sokak kedilerini beslemek, çöp toplamak ya da ekmek israfına karşı mücadeleye girişmek arasında hangisinin daha büyük mutluluk doğurduğu belli değil gibi görünüyor.

Ayrıca toplam haz miktarını artırmak için; mutluluk sahibi olabilecek birey sayısı mı arttırılmalı yoksa az sayıdaki bireyin mutluluğu arttırılarak toplam mutluluğu arttırmak yeterli mi? Bunlardan hangisinin daha tercih edilebilir olduğu pek açık görünmüyor. Sonuçta iki durumda da toplam mutluluk miktarı artmaktadır.

Son olarak, Nozick’in Deneyim Makinesi İtirazı epey güçlü görünüyor: Bu düşünce deneyine göre içine girdiğiniz takdirde her türden maksimum mutluluk ve hazzı yaşayabileceğiniz bir makine vardır. Eğer makineye girerseniz, tüm mutluluk deneyimlerini yaşayabilirsiniz. Bu düşünce deneyinin bir senaryosuna göre, bu makineye girdiğiniz takdirde, bir daha çıkamayacak ve o makineye bağlanarak içinde doğduğunuz simülasyonu ölene dek gerçek zannedeceksiniz.

Fakat bir dakika! Gerçeklik, hazza göre daha üstün bir ilke olmalıdır, kim tüm deneyim ve duygularının aslında simülasyonun bir parçası olmasını ister ki? Nozick, bu düşünce deneyinde, bazı durumlarda mutluluk veren şeyden ziyade gerçek olanın daha tercih edilebilir olduğu düşünmektedir. Yani bir şeyin haz vermesinden ziyade, öncelikle gerçek olmasını isteriz; bu sebeple bu makineye girmemeyi tercih etmeniz, gerçekliğin haz peşinde koşmaktan daha büyük bir ilke olduğunu gösterir. Demek ki en büyük ilke, mutluluk/haz ilkesi değildir.

8 gencin yaşlı bir amca ile dalga geçerek ona işkence ederek cinayet işlediklerini düşünün; bu 8 gencin toplam haz miktarı, amcanın hissettiği acı miktarından ağır basmaktadır. Toplam haz miktarı artmasına rağmen bu eylemde ahlaken doğru olmadığı yargısına ahlaki sağduyumuza başvurarak ulaşırız gibi görünüyor.

Agora Bilim Pazarı
Elektroniğe Giriş (Gates)

ISBN: 9786053554691
Sayfa Sayısı: 579
Baskı Sayısı: 6
Ebatlar: 20×22.5 cm
Basım Yılı: 2016

Devamını Göster
₺105.00 ₺108.00
Elektroniğe Giriş (Gates)

Hem idamın caydırıcı olduğuna dair anlamlı veriler bulunmaması (yani toplam kötülük/mutsuzluğu azalttığına dair anlamlı verilerin bulunmaması) hem de Faydacılığın eksiksiz bir teori olmaması sebebiyle, idamı Faydacılık ile savunmak pek makul görünmüyor.

Bu iki argümana bir ek argüman daha eklenebilir: idam edilen kişinin çevresinin toplam mutsuzluk ve acı miktarını arttırması. İdam edilen kişinin arkadaşları, yakınları ve ailesi infazdan dolayı mutsuzluk ve acı hissedebilir, bu durumda da toplam mutluluk miktarının artması aleyhine bir durum oluştu denebilir. Yani idam edilen kişinin çevresinin acı ve mutsuzluk hissetmesi, Faydacılık ile idamın bağdaşırlığını zedeleyebilir.

Modifiye Edilmiş Fayda İlkesi

Diğer yandan toplam haz ve acı miktarını arttırıp azaltacak o kadar farklı değişkenler vardır ki, bu değişkenlerin bir kısmı ahlaken uygun olmamasına rağmen haz ve acı miktarını ciddi oranda değiştirebileceği için Faydacılığa ve "Fayda İlkesi"ne şüpheli yaklaşmak mümkün. Bu eleştiriden kurtulmak için, bir Eylem Faydacısı şöyle bir ilke çizebilir:

Bir eylem, ancak ve ancak öznenin onun yerine yapabileceği daha faydalı başka bir eylem yoksa ahlaken doğrudur.

Bu durumda idamın yerine konabilecek daha faydalı bir eylem var mıdır diye sorulabilir. Hükümlü kişiyi idam etmek yerine toplumsal fayda sağlayacak sorumluluklar verilebilir ve rehabilite edilmeye çalışılabilir. Kişinin yaşamına son vermektense yaptığı büyük kötülüğü anlamasını sağlamak için onu kazanmaya çalışmak ve rehabilite etmek ve suçluya cezaevindeyken toplumsal fayda amaçlı insani şartlarda emek gücüne dayalı bir sorumluluk yüklemek daha makul görünmektedir.

Kural Faydacılığı

Eylem Faydacılığı ile idamı ele almanın birçok farklı riski olduğunu gördük. Faydacılığın bir diğer türü olan Kural Faydacılığı, eylemlerimizde her zaman "Fayda İlkesi" ile hareket etmektense, bazı durumlarda, mümkün olan en fazla mutluluğa erişmesek dahi, eylemlerimizin herkes tarafından kendilerine uyulması durumunda belki de en büyük mutluluğa bazı kurallar tarafından ulaşabileceğimizi düşünürler. Yani eylemlerimizin ahlaki kabul edilebilirliği bir dizi kurallara uyup uyulmadığı ile ele alınır.

Sahip olacağımız kurallar eğer alternatifleri kadar fayda sağlıyorsa ahlaken kabul edilebilir, doğru kurallar olarak temellendirilebilir. Kabul edilen bu kurala, "Kuralın Uygunluk Faydası" denir; yani kuralın geçerli olduğu durumda herkesin kurala uymasının sağlayacağı toplam fayda; kurala uyulmaması ya da alternatif bir kurala uyulması durumunda doğacak faydadan daha fazla olmalıdır. Bazı kurallar tarihsel olarak yalan söylememek, sözlerimizi tutmak, kibar olmak gibi mutluluğu genel anlamda destekleme eğilimdeki eylemlerle uyuşurken; insan öldürmek, hırsızlık yapmak gibi bazı eylemler mutluluğu azaltma eğiliminde olduğu için bu eylemler ile uyuşmayabilir. O halde ahlaki sınırlarımızı çizerken bu tarihsel deneyimler ışığında düşünebiliriz. Örneğin, masum insanlara işkence yapmanın genel mutluluğu azaltacağı, insanlarda da toplumsal güvensizliğe sebep olacağını varsayabiliriz. Eğer bu varsayımlar doğru ise devlet eliyle insan öldürme bu kurallar arasında yer almaz gibi görünüyor.

Eğer hükümlünün tekrar suç işleme potansiyeli yüksek ise (tekrar potansiyel acı ve mutsuzlukları arttırmayı engellemek adına) idam cezasını infaz etmektense hapis cezası vermenin daha makul olacağı da iddia edilebilir.

Reklamı Kapat

Faydacılık Açısından İdam Cezasının Özeti

Tüm bunları toplarsak; Faydacılık ile beraber düşündüğümüzde, idam cezası şu sebeplerden dolayı ahlaken makul görünmüyor diyebiliriz:

  • İdam cezasının caydırıcı olduğuna dair anlamlı veriler bulunmaması (yani toplam kötülük/mutsuzluğu azalttığına dair anlamlı verilerin bulunmamaktadır)
  • Faydacılık eksiksiz bir teori olmaması.
  • İdam edilen kişinin çevresinin toplam mutsuzluk ve acı miktarını arttırması sebebiyle Faydacılık ile bağdaşmazcı bir durum oluşması.
  • Kural Faydacılığı açısından düşünürsek idamın yani insan öldürmemenin faydacı bir kural olmaması.

Tüm bunların yanı sıra Faydacılık açısından her ceza bir kötülüktür ve mutluluğu arttırmaz; bir ceza yalnızca daha büyük bir kötülüğü engellemesi şartıyla uygulanabilir. İdam cezasının daha büyük bir kötülüğü engellediği yönünde elimizde anlamı veri yok ise bu durumda geri yalnızca idam cezasının kötü bir şey olduğu kalmaktadır.

Kantçı Etik İdam Cezası Hakkında Neler Söyler?

Kant'ın idam üzerine sistematik ve titiz bir çalışması olduğu söylenemez. Fakat yine Kant'ın Ahlak Metafiziğinin Temellendirilmesi adlı metininde intiharı onaylamadığını biliyoruz. Diğer yandan Kant'ın intihar üzerine kaleme aldıkları yoluyla Kantçı Etik açısından idamın kategorik bir buyruk ve yasa olamayacağını iddia edebiliriz gibi görünüyor. Kant şöyle söylüyor:[3]

Bu durum [intihar] insanın kendine karşı en başta gelen ödevine ters düşer, zira böylelikle diğer ödevlerin koşulu ortadan kaldırılmış olur... Bu tür bir davranış [intihar] özgür iradenin kullanım sınırlarını aşar, çünkü özgür iradeyi kullanmak öznenin varolmasıyla mümkündür.

Kantçı rasyonalizme yaslanan kimileri "(...) akılcı olan birey başkalarına davrandığı şekilde kendisine de davranılabileceğini bilmektedir." ifadesine dayanarak idamı tartışmaya açmaktadır. Fakat bu ilke pozitif bir yükümlülük ve sorumluluk değil, negatif bir özgürlük olarak görülmelidir. Yani kişi eğer başkasını öldürürse kendisinin de idam edilerek öldürülebileceğini akılcı bir şekilde bilmelidir diyebiliriz; fakat bu, idamın ahlaken doğru olduğunu onaylamaz. Akılcı olmak, başkasını öldürmemek ve buna karşılık da idam cezası almamaktadır.

Kantçı Etik açısından en önemli konu başlıklarından biri özerklik (İng: "autonomy") kavramıdır. Genel olarak özerkliğin kendisinde bir erdem bulunduğu ve saygıyı hak ettiğini düşünmeye eğilimliyizdir. Özerlik; gerçekleştirdiğimiz eylemlerimizi rastgele ve düşüncesizce değil de kendi özgür irademiz ve kendi değer yargılarımızla şekillendirmemizi mümkün kılan faktörlerden biri olarak da görülebilir.

Felsefe tarihinde özerkliğin etik anlamda taşıdığı bu önemden ilk söz edenlerden ve onu kendi felsefesinin de temeline yerleştiren kişi Immanuel Kant’tır. Öyle ki Kant, sadece iradi eylemlerin saygıyı hak ettiği konusunda oldukça ısrarlıdır. Birçok filozof ve düşünür özerkliğin saygıyı hak ettiği konusunda Kant’la hemfikirken özerkliğin ne olduğu konusunda ondan ayrışmaktadır.

Reklamı Kapat

Bir kişinin isteklerine (idam edilmemek gibi) dair değerlendirmemizde önemli olan etken, bu isteklerin bizzat bireyin kendi tarafından ve özerk bir biçimde var olup olmadığıdır. Aynı şekilde kişinin istekleri ile bizim en iyi çözüm olarak gördüğümüz şey arasında bir ayrım olduğunu fark ettiğimizde, ilk çözüm noktasının özerklikte aranması da günümüz dünyasında yükselen bir ahlaki trendi gösterir.

Tam bu noktada özerkliğe saygı ilkesi ile sonuççu çerçevenin pozisyonlarının farklı olabileceğini görmek mümkün. Sonuççu çerçeve için dda olumlu sonuçların doğabileceği alternatifler için fırsat kollayabiliriz. Ancak Sonuççu çerçeve bazen özerkliğe saygı ilkesi ile çelişirken bazen de uyuşmaktadır. Burada sahip olacağımız pozisyonumuz ilave öncüllerle desteklenmiş olmalı ve değişkenleri göz önüne almalıyız.

pixabay

Kantçı bir özerkliğe saygı ilkesine göre ölmeyi reddetmiş birini öldürmek yanlış ise, ölümü seçmiş birini öldürmemek de ahlaken yanlış olmalıdır. Her iki durumda da özerklik ağır biçimde ihlal edilmiş olur (elbette Kantçı etik yalnızca bundan ibaret değildir, yalnızca özerkliğin önemini göstermek için böylesi bir ifade kullanıyoruz). Kişiyi idam etmek, özerkliğe saygı ilkesinin ihlal etmek gibi görünmektedir. Fakat hükümlü kişi, yaşama devam etmek isteyen birini öldürerek büyük bir ahlaki yanlış içinde diyelim. Bu durumda dahi katili idam etmek Kantçılık açısından makul müdür?

Kant, irade özerkliğinden söz eder ve bir eylemin bir yasaya özerk olarak uyduğu takdirde doğru olduğunu ifade eder. Eylemlerimiz korku veya arzu sonuçlarına göre ve bencil/çıkarcı davranışlarla uyuştuğu sürece değil, hem bizim hem de başkalarının "uyulacak ödev ve sorumluluklara" uyduğu sürece ahlaken doğrudur. Kant’ın insan iradesine yaptığı vurguyla beraber ele alırsak, aklın rehberliğinde saptadığımız genel ahlaki kural ve ilkelere uyumlu davranırsak özerk bir şekilde hareket etmememiz mümkün olur. Yani özerklik, istediğin şeyi seçme özgürlüğü olarak anlaşılmamalıdır.

Bir kişi akılcı doğasına uygun olarak benimsediği ilkelere uygun davranırsa özerk iradesi olur. Buradaki başka bir soru yine açıktır; aklımızın istekleri nelerdir? Ya uyacağımız akılcı ilkeleri yanlış tayin edersek? Bizim iddiamız, idamın yani bir kişiyi öldürmenin, akılcı bir ilke olmayacağıdır. Kant'ın da söylediği gibi intihar (ve bize göre idam) akılcı bir ilke değildir.

Kantçı etik yalnızca özerklikten ibaret değildir. Kant’ın ahlak felsefesindeki ana dayanaklarından biri "evrenselleştirilebilirlik ilkesi"dir. Bu ilke şu anlama gelir:

Öyle bir ilkeye göre hareket et ki, aynı zamanda onun evrensel bir ilke/yasa olmasını isteyebilesin.

Eğer herkes birbirini öldürseydi, yaşayan hiçbir insan kalmazdı ve öldürme eylemi evrenselleştirilebilir olmazdı. Aynı şekilde her suçluyu olmasa dahi, belli suçluları öldürmek de evrenselleştirilebilir görünmüyor. Kant şöyle söylüyor;

Reklamı Kapat

Belirlenimi yaşamı geliştirmek ve yaşamı yok etmek olan ahlaki bir doğa kendi kendisiyle çelişir ve doğa olarak var olamaz. Maksimleri de doğa yasası olamaz ve ödev ilkesi haline getirilemez.

Kant’ın etik anlayışındaki önemli uğrak noktalardan bir diğeri ise Araç-Amaç Formülasyonu’dur. Kant eylemlerimizin etik sınırlarını ele alırken sonuçlardan ve faydadan bağımsız bir şekilde bazı şeylerin "kendinde iyi" olduğunu öne sürmektedir. Örneğin hayat, kendinde iyidir. Eğer yaşam kendinde iyi ise, yaşama son vermek yani idam "kendinde iyi"dir diyemeyiz; biz kendinde iyi olan şeyleri amaçlamalıyızdır. Peki ama hayat araç olarak mı iyidir yoksa amaç olarak mı iyidir?

Kant, hem hayatın hem akılcı doğanın hem de akılcı doğaları bulunan insanların kendinde bir amaç olduğunu iddia ediyor gibi görünüyor. Dolayısıyla insanlara kendinde amaç olarak yaklaşıp araç olarak yaklaşmamak gerekir. Kant için bir insana sadece araç olarak yaklaşmak ahlaken yanlış ve kabul edilemezdir. Yani bu görüşe göre kendi amaçlarımız için bir insanı araç olarak kullanmamız gerekir. Kant’ın bu fikrini şöyle bir ilke haline getirmemiz mümkün:

Bir eylem, ancak ve ancak bir insan yaptığı işte başka insana salt araç olarak yaklaşmıyorsa ahlaken doğrudur.

İdam, kişiye bir amaç olarak mı yaklaşır yoksa araç olarak mı? Akılcı doğası yaşama devam etmek olan bir kişiyi öldürmek, kendine bir amaç olamaz gibi görünüyor.

Kant, sık sık başkalarının amaçlarını sahiplenmemizi ima etmektedir. Başkalarının amaçlarına ulaşmalarını elimizden geldiğince kolaylaştırmazsak, onlara kendinde amaç olarak davranmıyoruz demektir. Araç-amaç formülasyonunun farklı bir biçimi olan bu düşünceyi şöyle ifade edebiliriz:

Y’nin bir amacı vardır ve X, Y’nin bu hedefe ulaşmasına yardımcı olabilir; ama X bunu yapmaktan kaçınmaktadır. Sonuç: A, Y’ye amaç olarak değil araç olarak yaklaşmaktadır.

Y'nin amacı yaşama devam etmek gibi akılcı bir doğaya yaslanıyorsa, idam ahlaken yanlış olmalıdır. İdam şu Kantçı ilke ile tutarlı görünmemektedir.

Bir eylem ancak ve ancak bir insanın yaptığı bir işte başka bir insana araç olarak davranmaktan uzak durduğu takdirde ahlaken doğrudur.

Peki bunlara göre idam edilmek istemeyen bir suçlu olduğunu düşünürsek elimizde neler kalır?

Y’nin akılcı bir amacı vardır. Y bu amaca ulaşmak için X’den ötanazi konusunda yardım ister. X, Y’ye araç değil amaç olarak yaklaşmak istiyorsa yardım etmelidir.

Singer ve Tercih Yararcılığı

Singer tercih yararcılığı adına şöyle bir argüman öne sürmektedir:[4]

Değinmek istediğim bir sonraki noktaysa, kötü bir şeyin olmasını engelleme gücüne sahipsek ve bunu yaparken o şeye kıyasla ahlaki açıdan önem taşıyan başka herhangi bir şeyi feda etmiyorsak, ahlaki açıdan bunu yapmak zorundayız.

Singer’a göre "ahlaki açıdan önem taşıyan başka bir şey feda etmemek" ile kast edilen: Daha kötü bir şeye neden olmamak, yanlış bir şey yapmamak ve iyi olan bir şeyi teşvik etmekten geri kalmamaktır. Peki bu idam problemine uygulanabilir bir ilke mi? Ölüm cezası kötü bir şeye neden olmamakta mıdır?

Singer, Tooley'den ödünç aldığı arzu-hak kuramını yorumlarak şöyle bir ifade öne sürmektedir:[5]

Reklamı Kapat

Eğer hayat hakkı ayrı bir varlık olarak var olmaya devam etme hakkıysa, o zaman hayat hakkına sahip olmak için önemli arzu, ayrı bir varlık olarak var olmaya devam etme arzusudur.

Hayat hakkı nedir? En temelde yaşamın içsel bir değeri olduğu, bunun çok temel bir sezgisel ahlaki doğru olduğu ve hayata devam etme arzusuyla ilişkili olduğu söylenebilir. İdam hayat hakkını ve hayata devam etme arzusunu yok etmektir. İdam uygulaması ile daha büyük bir iyilik kaçırılmaktadır yani yaşamın bizzat kendisi.

Ross’un Biçimciliği

Daha önce bahsettiğimiz Faydacılık ve Kantçı Etik genellikle ahlaki eylemlerin doğruluğunda tek bir ölçüt kullanma eğiliminde oldukları için "tekçi" olarak görülmüştür. Ancak bunların dışında W. D. Ross ahlak kuramında tek değil çoğulcu davranarak farklı ölçütlerle eylemlerimiz ahlaki kabul edilebilirliğini ele almaktadır. Ross’un Biçimciliği iki önemli ölçüt üzerine durur. Bunlardan biri "ilk bakışta ödev" diğeriyse "bağlayıcı olmak"tır.[6]

Ross "ilk bakışta ödev"in "ahlaken önemli olan başka türde bir eylem olmasaydı asli ödev olacak bir eylem" anlamına geldiğini söylemektedir. Bu şöyle de yorumlanabilir; bir eylem doğru olma eğilimine sahip olduğu, hatta bu eğilim baskın olduğu takdirde ilk bakışta ödevdir. Alternatif eylemlere göre daha tercih edilebilirse, bu ilk bakışta ödevi gerçekleştirmek, doğru bir eylem olacaktır.

Ross 7 tür ilk bakışta ödev olduğuna işaret etmektedir. Çoğunlukla sezgisel olarak doğrulukları kabul edilebilir görünse dahi karşılaştığımız durumlarda sıralamanın nasıl yapılacağı sorulabilir, sıralamak zorunda kalmanın bizzat kendisinin yanlış olabileceği savunulabilir ya da ödevlerin çatışması durumunda ne yapacağımız sorulabilir. Şimdilik bu eleştirileri bir kenara koyuyoruz. Bu ödevler Ross’un sıralamasıyla şunlardır:

  1. Sözünde Durma
  2. Telafi
  3. Minnettarlık
  4. Adalet
  5. İyilik
  6. Kendini Geliştirmek
  7. Zarar Vermeme

Ross’un diğer ölçütü ise “bağlayıcı olma”dır. Formüle ederek söylersek;

  • a’nın yapılması ilk bakışta ödevi, b’nin yapılması ilk bakıştaki ödevinden ancak ve ancak b yerine a’yı yapmak doğruysa daha bağlayıcıdır.
  • a eylemini yapma ilk bakışta ödevi daha bağlayıcıdır.

Bir eylem ancak ve ancak ilk bakışta ödevse ve hiçbir alternatifi daha bağlayıcı bir ilk bakışta ödev değilse ahlaken doğrudur.

İdam cezasının ilk bakışta ödev olarak kabul edilmesini zarar vermeme ve iyilik ödevleri ile temellendirmek mümkün gibi görünüyor. Fakat diğer yandan adalet ilk bakışta ödevi ihlal edilmekte midir diye sorulabilir. Kişiyi idam etmek adil değil midir? Bizim düşüncemize göre, birini her ne suç işlerse işlesin öldürmek bir adalet ilkesi olamaz.

"a’nın yapılması ilk bakıştaki ödevi" (bir kişiyi idam etmemek), iyilik ve zarar vermeme ilk bakışta ödevini içerdiği için daha kabul edilebilir görünebilir. Bu durumda "b’nin yapılması ilk bakıştaki ödevi" yani birini öldürmeyi kabul etmek ve uygulamak, bu iki ödev türüne uygun bir davranış olmayacaktır. İdam cezası mı yoksa idam cezasını uygulamamak mı daha fazla ilk bakışta ödevi kapsamakta ve bağlayıcı olmaktadır? Birini öldürmemek aynı zamanda telafi imkanı da sunmaktadır: Kişi, eğer idam edilirse işlediği suçu telafi edemez ve telafi ilk bakışta ödevine uygun davranamaz. Ayrıca minnettarlık ilk bakışta ödevine uygun da davranma imkanı kalmaz. Eleştirmen, idam cezasına karşı çıkmanın adalet ilk bakışta ödevini ihlal ettiğini gerekçelendirirse bu güçlü bir karşı argüman olacaktır. Fakat böylesi bir gerekçelendirmenin pek mümkün olmadığını düşünüyoruz.

pixabay

Kaygan Zemin İtirazı

Bir kişinin yaşam hakkından söz etmek potansiyel olarak suiistimaller içerebilir. Kaygan Zemin İtirazı (İng: "Slippery Slope Argument"); bazı söylem ya da eylemlerin kabul edilmesi durumunda daha az arzu edilebilir sonuçların çıkacağını öne süren argümandır. Kabaca şöyledir:

  • X kabul edilirse veya ona izin verilirse, Y ortaya çıkacaktır.
  • Y, herkes tarafından daha az arzu edilen bir sonuçtur.
  • X’i kabul etmek ya da ona izin vermek, herkes tarafından daha az arzu edilebilir bir sonuç olan Y’yi doğurur.

Hatta Y’nin ortaya çıkmasından Y’nin kendisinden bile daha az arzu edilebilir Z; Z’nin ortaya çıkmasından Z’nin kendisinden bile daha az arzu edilebilir Q sonucu doğabilir şeklinde argümanı genişletmek mümkündür.

Reklamı Kapat

Bu argümanı savunanlar, çoğunlukla Nazileri örnek gösterirler. Naziler, 1939 yılından itibaren ötanazi yasasını belli bir kamusal destekle yasallaştırdıktan sonra kapsamını daha da genişletmiş ve öjeni/ırkçılık çalışmaları için kullanarak farklı etnik kimlikten bireyleri ya da ötanaziyi reddedenleri katletmek için suiistimal etmiştir.

Bir ahlaki yargının ahlaken doğru olması ile suiistimal edilebilir olmasını ele alalım. Bir eylemin suistimal edilebilir olması, onun ahlaken yanlış olduğunu kanıtlamaz. Birçok ahlaki eylem suiistimale açık olabilir. Örneğin temsili demokrasi ve siyasi seçimleri göz önüne alalım. Naziler temsili demokrasi ve siyasi seçimleri suistimal ederek, yer yer kara propaganda yaparak, rakiplerine iftira atarak siyasi seçimler sayesinde iktidara gelmiştir. Yani siyasi seçimleri kendi ahlaksız amaçları için suiistimal etmişlerdir. Bu durum, siyasi seçimlerin ahlaken yanlış olduğunu değil sadece suistimale açık olduğunun kanıtıdır. Aynı şekilde idama izin verilmesi de ahlaken doğru ancak suistimale açık olabilir. Örneğin bir diktatör tüm muhalifleri idam edebilir. Suistimal edilebilir olması, onun ahlaki doğruluğuna gölge düşürmez. Bu durumda ahlaken yapılması gerekilen Kaygan Zemin itirazı ile hareket ederek ahlaki olarak doğru olduğunu bildiğimiz eylemi yasaklamak değil, suistimali var eden koşulları ve suistimalin kendisiyle mücadele etmek olmalıdır.

İdam, suistimal edilebilir, fakat bu onun ahlaki doğruluğu veya yanlışlığı açısından elimizdeki en güçlü pusula değildir. Diğer yandan ahlaki tartışmaların biraz olsun dışına çıkarsak idam karşıtları, idamın suistimal edilebilir oluşunu ona karşı bir argüman olarak kullanabilir gibi görünüyor. Fakat söylediğimiz gibi bu ahlaki olmaktan çok pratik bir argüman olurdu.

İdam Cezasına Karşı Olmak

İdam cezası sanıldığının aksine yalnızca bir diktatörün muhalifleri öldürmesi türünden durumlar nezdinde suistimale açık olmayabilir. İdam cezası, tersi bir şekilde farklı suistimaller ve istenilmedik durumlara da sebep olabilir:

  • Cinayet Yoluyla İntihar: Dr. Louis West kişilerin yaşamına son vermek yani intihar etmek için idam cezası alabilecekleri suçları işleyebileceğine dikkat çekmektedir.[7]
  • Vahşileştirme Hipotezi: Bu hipoteze göre, devletin istediği kişileri öldürebiliyor olması, cinayete bir meşruiyet kazandırmaktadır. Kişiler idamın yani birini öldürmenin legalleşmesiyle vahşileşiyor ve cinayetler arttırıyor olabilir.[8]
  • Telafinin Ortadan Kaldırılması: İşlenen bir suçta, suçlunun durumu telafi etme ve düzeltme yönündeki adım veya istekleri idam ile ortadan kalkmaktadır. İdam, kişinin hatasından dönmesi mümkün kılmamaktadır. Diğer yandan devletler eğer birini "yanlışlıkla" yani hatalı mahkeme kararlarıyla idam ederse bunun da telafisi mümkün olmamaktadır.
  • Yaşam Hakkının Gasp Edilmesi: Yaşam hakkı en temel insan hakları ilkelerinden biridir. İdam, bu hakkı tartışmaya açmaktan çok daha fazlasıdır gibi görünüyor; idam kişinin yaşam hakkını tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir.

Sonuç

İdam cezasına Faydacılık, Kantçı Etik, Singer'ın Tercih Yararcılığı ve Ross'çu Biçimcilik açısından karşı çıkılabilir. Bunun yanı sıra idam cezasının istatiksel olarak suçları azaltmadığı ve Cinayet Yoluyla İntihar, Vahşileştirme Hipotezi, Telafiyi Ortadan Kaldırması ve Yaşam Hakkı Gaspı gibi ek önermeler de idam karşıtlığı desteklenebilir gibi görünüyor.

Fakat yine de idam gibi ciddi bir konuya dair daha derinlemesine felsefi bir analize ihtiyaç olduğu açık; idam problemi pratik etik alanında en az tartışılan alanlardan biri olması itibariyle tüm çekiciliğini korumaya devam etmektedir.

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 7
  • Muhteşem! 2
  • Umut Verici! 1
  • Grrr... *@$# 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • ^ W. C. Bailey, et al. (1994). Murder, Capital Punishment, And Deterrence: A Review Of The Evidence And An Examination Of Police Killings. Journal of Social Issues, sf: 53-74. doi: 10.1111/j.1540-4560.1994.tb02410.x. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ J. Bentham. (1982). An Introduction To The Principles Of Morals And Legislation. Yayınevi: London. sf: 12-13.
  • ^ I. Kant. (2003). Ethica: Etik Üzerine Dersler. Yayınevi: Pencere Yayınları. sf: 163.
  • ^ P. Singer. (2006). Kıtlık, Bolluk Ve Ahlak. Yayınevi: Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi. sf: 57.
  • ^ P. Singer. (2015). Pratik Etik. Yayınevi: İthaki Yayınları. sf: 133.
  • ^ M. D. Ross. (1930). The Right And The Good. Yayınevi: Oxford University Press, USA. sf: 19-20.
  • ^ L. West. (1968). To Abolish The Death Penalty. Yayınevi: U.S. House Judiciary Committee. sf: 124.
  • ^ W. J. Bowers, et al. (2016). Deterrence Or Brutalization: What Is The Effect Of Executions?. Crime & Delinquency, sf: 453-484. doi: 10.1177/001112878002600402. | Arşiv Bağlantısı
  • OHCHR. Death Penalty. Alındığı Tarih: 07 Şubat 2021. Alındığı Yer: OHCHR | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı Akademi: Felsefe Ağacı Yazı Dizisi

Bu yazı, Felsefe Ağacı yazı dizisinin 12. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Felsefe Nedir? Felsefe Gerekli midir? Felsefe Nasıl Çalışır ve Alt Dalları Nelerdir?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 25/07/2021 05:16:05 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/10698

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Size Özel
İçerikler
Instagram
Tarım
Hayvanlar Alemi
Meteor
Kadın Doğum
Molekül
Parçacık
Eşcinsellik
Metabolizma
Botanik
Gezegen
Kanıt
Kan
Pandemi
Şiddet
Biliş
Evrim
Komplo Teorisi
Obezite
Uçma
Teori
Robot
Kuyruk
Basınç
Memeli
Boyut
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın