Evrim Ağacı
Reklamı Kapat
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Son zamanlarda sıkça karşımıza çıkan ve kafalarda soru işaretlerine sebebiyet veren konulardan birisi, bağırsakların "ikinci beyin" olarak görülmesidir. Bağırsaktan bahsederken günlük hayatımızda başımıza gelen utanç verici ve komik olaylardan bahsederiz; ancak bağırsakların görevi yalnızca "flatus olayının" ("yellenmenin") gerçekleşmesi veyahut dışkıyı dışarı atmak ile sınırlı değildir.

Bağırsaklar hem vücudumuzda trilyonlarca mikroorganizmayı barındırır hem de kendi kapasitesinin çok altında çalışarak vücutta elzem olayların işleyişinde görev alır. Mikrobiyota, bugün nörobiyologların ve mikrobiyologların ortak olarak çalıştığı henüz çok yeni olan bir bilim dalı haline gelmiştir.

Bağırsak Yapısına Genel Bakış

Bağırsak temelde iki ana başlıkta incelenir: ince bağırsak ve kalın bağırsak.

İnce bağırsak, yetişkinlerde yaklaşık olarak 3-4 metre uzunluğundadır. İnce bağırsak fizyolojik ve anatomik pozisyon farklılıklarından dolayı üç kısma ayrılmaktadır. Mideden kalın bağırsağa doğru bu bölümler sırasıyla duodenum, jejunum ve ileum olarak adlandırılır. İnce bağırsak bu uzun yapısından dolayı evrimsel süreçte gerek makro boyutta gerek mikro boyutta katlanmalar ve bükülmeler yaparak vücut içerisinde yerini korumuştur.

Mikro katlanmalara bakacak olursak ince bağırsaklarımız “villus” adı verilen yapılara sahiptirler ve bu yapılar bağırsağa ulaşan besinden belirli maddelerin seçilip vücuda kazandırılmasında görev almaktadırlar. Villus kelimesinin Türkçe karşılığı “ince kıl” demektir; ancak eğer ince bağırsaktan kesit alınırsa ve mikroskop yardımı ile incelenirse, kıldan ziyade parmak benzeri yapılar gözlenecektir. Bu yapılara ek olarak villusların içerisinde ekstra katlanma yapıları olarak “mikrovillus” yapısı da bulunmaktadır. Bu yapıların en çok göze çarpan özellikleri de bağırsak yüzey hacim oranını matematiksel olarak oldukça artırmalarıdır. Bununla doğru orantılı olarak emilim yüzeyi de artar. İnsanın gastrointestinal sisteminde sindirim ve emilim olaylarının en yoğun ilerlediği organ ince bağırsaktır.

Kalın bağırsak ise ince bağırsak gibi bölümlere ayrılmaz ve aynı şekilde kıvrımlara da sahip değildir bu nedenledir ki kalın bağırsak tek bir parça olarak adlandırılmıştır. Kalın bağırsak yaklaşık olarak 1,5 metre uzunluğa sahiptir; ancak çap olarak ince bağırsaktan daha büyüktür. Buna ek olarak ince bağırsakta sözü geçen villus yapıları kalın bağırsakta bulunmaz. Kalın bağırsak insan mikrobiyotasının çok büyük kısmını oluşturmaktadır.

Ancak mikrobiyotaya ev sahipliği yapmak dışında farklı görevleri de mevcuttur. Emilim işleminin detaylıca kontrolünü sağlar. Eğer ince bağırsakta herhangi bir madde herhangi bir sebepten dolayı emilememişse kalın bağırsakta emilecektir. Kalın bağırsağa ulaşan “besin” hareketi oldukça yavaşlamıştır; bunun sebepleri arasında hem intestinal mikrobiyotaya ait üyelerin beslenmeleri hem de emilimin ince ayar çekilerek devam ettirilmesi için zaman gerekmesidir. Kalın bağırsakta emilim işleminin ilginç ve mantıklı bir noktası da suyun ve elektrolitlerin büyük miktarlarının geri emilip suyun ise bir miktar dışkıda bırakılmasıdır. Bu durum dışkının anüsten çıkışı için avantaj sağlayacak fizyolojik bir olaydır.

Unutulmuş Organ: Apendiks (Apandis)

Halk arasında "apandis" olarak adlandırılan bu organ kalın bağırsağa bağlı kör çıkışlı ve yaklaşık 5-10 santimetre uzunluktadır.

Apendiks, körelmiş bir organdır; dolayısıyla atasal işlevini yitirmiştir. Ancak bir organın körelmiş olması, işlevsiz olması anlamına gelmemektedir. Hatta tamamen işlevsiz organların evrimsel süreçte yok olmasına karşılık, bazı körelmiş organların tamamen yok olmamasının nedeni, bu organların bir miktar işlevinin bulunmasıdır. Bu işlevler sonradan kazanılmış olabileceği gibi, yitirilen işlevlerden arta kalan birtakım işlevler de olabilir. Apandis, bunun güzel örneklerinden birisidir: Apandis, asıl görevi olan ve yakın kuzenlerimizde yaygın olarak kullanılan selüloz sindirme işlevini bizde artık yapamamaktadır; ancak immün sisteme yardımcı bir eleman olma ihtimali üzerinde durulmaktadır. Bu durum, ana işlevini yitirmiş olan apandisin tamamen yok olmasını engellemiş olabilir.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Yapılan çalışmalar ışığında yararlı bakterilerin belirli olumsuz koşullar altında apendiks organında birikim sağladığını göstermektedir. Dahası, optimal şartlar sağlandığında, kolonize olan mikroorganizmaların buradan geri kalın bağırsağa göç ettiği saptanmıştır.

Apendiks de tıpkı bağırsak gibi kötü bir üne sahiptir ve günlük yaşantımızda pek de hoş olmayan durumlar için apendiksten bahsederiz. Apendiks organının iltihaplanması apandisit olarak adlandırılır ve en belirgin semptomlar karnın sağ alt tarafında şiddetli ağrıya bulantı ve halsizlik hissi eşlik eder.

Mikrobiyota Nedir?

Mikrobiyota, insan dahil birçok hayvanın ve daha birçok canlının barındırdığı toplam mikroorganizma popülasyonuna verilen genel isimdir. İnsan mikrobiyotası yaklaşık olarak 2-3 kilo ağırlığındadır. İnsan, yaklaşık olarak 100 trilyon mikrobiyal birey barındırmaktadır. Ayrıca bu mikroorganizmalar insan genomundan neredeyse 150 kat daha fazla gen barındırmaktadır.

Mikrobiyota, her kişiye özeldir ve her ne kadar benzerlik gösterse de, hiçbir zaman birebir aynı değildir. Doğum anından yaşlılığa kadar konakçı ile ayrılmaz bir iletişimi bulunan bağırsak mikrobiyota çeşitliliği yaş, doğum şekli, beslenme alışkanlıkları, antibiyotik kullanımı, çevresel ve kültürel farklılıklara bağlıdır.

Mikrobiyota, mikroorganizmaların popülasyonu yani birey sayısı ve çeşitliliği ile ilgilidir; ancak ekosistem olarak baktığımızda bu “mikrobiyom” olarak adlandırılmaktadır. Mikrobiyom ise, genel olarak mikrobiyal faaliyetler sonucu oluşturulmuş olan metabolitler, genler, enzimler ve bulundukları ortam için kullanılan bütünleyici bir adlandırmadır.

Mikrobiyal ekolojiden bahsediyorsak, bu mikroskobik canlılar hem çevresi yani konakçısı ile hem de etrafındaki diğer mikroorganizmalar ile yakın ilişki içerisindedirler. Mikrobiyomu bir kütüphane ve görevliler olarak mikrobiyotayı da kütüphanede bulunan öğrenciler olarak düşünürsek, herhangi bir öğrencinin yüksek sesle konuşup diğer öğrencilerin performansını düşürmesi olasıdır. Eğer görevliler tarafından bu olaya müdahale edilmez ise kütüphanenin huzuru ve işleyişi bozulacaktır.

Bunu, biyolojik olarak açıklamaya kalkarsak: İntestinal mikrobiyomumuzda yararlı olan bakteriler vardır. Bunlardan en çok bilineni ve çalışılanları arasında Bifidobacterium ve Lactobacillus türleri göze çarpmaktadır. Bunların yanında zararlı ve fırsatçı mikroorganizmaların varlığı da söz konusudur. Bunlara Escherichia coli ve Shigella türü bakteriler örnek verilebilmektedir. Mikrobiyotadaki dengenin bozulup vücuda zarar vermesi olayı “disbiyozis” olarak adlandırılır. Yararlı mikroorganizma miktarı belirli bir sebepten dolayı baskılanmışsa ve patojen mikrop miktarı artmışsa immün sistem devreye girerek inflamasyon olayını gerçekleştirir ve bu sayede zararlı organizmalar bağışıklık sistemi elemanları tarafından bertaraf edilir. Bu süreç boyunca inflamasyon sırasındaki bir aksaklıkta enfeksiyon belirtileri baş gösterebilir ve ilgili semptomlar ciddi hasarlar bırakabilir.

Günümüzde mikrobiyotadaki bazı faaliyetlerin nörodejeneratif ve psikolojik hastalıkları tetiklediği de kaydedilmiştir. Bunlar arasında Alzheimer, Parkinson, Kronik Stres, Depresyon ve Obsesif Kompulsif Bozukluk hastalıkları vardır.

Beyin ve Bağırsak Arasındaki Otoyol

Vagus siniri, kafadaki 10. sinir demetinden dallanarak beyinden bağırsaklara kadar uzanan bir sinir ağı demetidir. Vagus siniri; mikrobiyota, beyin ve bağırsak çemberi için en önemli iletişim yoludur. Bilgi, beyinden bağırsaklara ve sonra mikrobiyal aktiviteler sonucunda tekrar beyine doğru akar. Bu da bağırsaklarımızın "ikinci beyin" olma potansiyelini bize göstermektedir.

Vagotomi olarak adlandırılan vagus sinirinin cerrahi işlemler yardımı ile ekarte edilmesi kişilerde birçok mental bozukluklara sebebiyet verebilmektedir. Buna ek olarak yaygın olarak görülen Parkinson, Alzheimer, İrritabl Bağırsak Sendromu (İBS), Peptik Ülser ve obezite gibi hastalıkların temeli beyin ve bağırsak arasındaki iletişim kopukluğundan kaynaklanıyor olabilmektedir. Günümüzde vagotomi işlemi yapılmamaktadır.

Vajinal Mikrobiyom Mirası

Hepimiz, oturmuş olan mevcut mikrobiyotamızın çok büyük bir kısmını, annemizin vajinal mikrobiyotasından, doğum esnasında alırız.

Yapılmış araştırmalar ışığında sezaryen doğum ve normal doğum ile dünyaya gelen çocukların mikrobiyotalarında büyük farklılıklar oluşmaktadır. Normal doğum koşullarında bebeğin vajinal flora ile teması onun mikroplar ile içli dışlı olduğu ilk zamandır ve bu zaman oldukça kritik bir rol oynamaktadır; çünkü bebeğe temasta bulunan ilk mikrobiyal elemanlar kolonizasyon için nüfuz etmeye başlayacaklardır ve bu da, bebeğin mikrobiyotasının ilk elemanlarını oluşturacaktır. Sezaryen doğumda ise bebek annesinin vajinal mikrobiyomu yerine muhtemelen doğuma yardım eden personellerdeki mikroplarla etkileşime girecektir ve annedeki önemli mikrobiyal elemanlardan belki de mahrum kalacaktır.

Sezaryen doğan bebeklerde normal doğanlara oranla Obezite, Huzursuz Bağırsak Sendromu, Otizm Spektrum Bozukluğu ve Oto immün hastalıkların görülme sıklığı oldukça fazladır. Günümüzde bazı doktorlar anne adaylarına normal doğumu önermektedirler.

Beslenme Faktörü

İnsan vücudunda barınan ve insanın kendine ait hücrelerinden çok daha fazlası olan mikrobiyota da uygulanan diyetlerden payını almaktadır. Vücuda alınan her besin bizlerle beraber yaşayan mikroplarca da tüketilmektedir. Bu demek oluyor ki kişinin yediği her şey mikrobiyotayı da doğrudan etkilemektedir. Bu yüzden vücuda alınan besinler iyi bir şekilde kombine edilmelidir.

Bakteriler de tıpkı bizler gibi beslenirler ve sonucunda metabolit olarak adlandırdığımız ürünler oluştururlar. Bu ürünler diğer mikrobiyal elemanların davranışlarını etkilemektedir. Ayrıca metabolitler vagus sinir kanalı yolu ile beyine iletilirler. Bu metabolitlerden bazıları nöroaktif maddeler olmakla beraber beyin fonksiyonlarını etkileyebilmektedir. Bu maddelerden birisi de gama-aminobutirik asittir. Bu tarz maddelerin beyin fonksiyonlarını etkilemesi de bağırsakların mikrobiyom ile birlikteliğinin aslında medyada duyduğumuz ikinci beyin fenomenine uygun olduğunun bir göstergesidir.

Yapılan araştırmalarca Akdeniz Diyeti ve düşük hayvansal ve trans yağ içeren diğer beslenme tarzları da mikrobiyota ve genel sağlık açısından oldukça yararlıdır.

Sonuç

Kimi zaman "gözden ırak olan, gönülden de ırak olur". Bu durumun en net görüldüğü biyolojik unsur, vücudumuzdaki mikrobiyotadır. Bağırsaklarımız hem "gözden ırak" olduğu, hem de genellikle "pis ve iğrenç" olarak görüldüğü için, çoğu zaman ikinci plana atılır ve görmezden gelinir.

Halbuki bu yazımız boyunca söz ettiğimiz bilgiler ışığında, bağırsaklarımızdaki bakterilerin mutlu ve sağlıklı olduğundan emin olmanın önemi anlaşılmaktadır. Vücudumuzun içindeki bu yaşam alanı, ne kadar iyi beslenirse ve sağlıklı tutulursa, hem sindirim işlemlerimiz, hem zihin sağlığımız, hem de genel vücut sağlığımız o kadar güçlü ve iyi olacaktır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 6
  • Muhteşem! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • İnanılmaz 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 13/08/2020 18:13:30 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9030

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Agora
Instagram
Kromozom
Nörobiyoloji
Wuhan
Hayvanlar Alemi
Yağ
Skeptisizm
Robot
Etoloji
Metabolizma
Türleşme
Obstetrik
Balıklar
Lhc (Büyük Hadron Çarpıştırıcısı)
Vaka
Şempanze
Viral Enfeksiyon
Su
Sars Virüsü
Göğüs Hastalığı
Aşı
Doğa Gözlemleri
Normal Doğum
Etimoloji
Ölüm
Adaptasyon
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Aptalca deneyleri çok severim! Öyle ki, kendim de, hep yaparım!”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder