Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Yellenme (Osurma, Gaz Çıkarma, Pırt Yapma) ile İlgili Bilmeniz Gereken Her Şey!

Neden Gaz Çıkarıyoruz? Neden Kötü Kokuyor? Ve daha nicesi!

Yellenme (Osurma, Gaz Çıkarma, Pırt Yapma) ile İlgili Bilmeniz Gereken Her Şey! Twitter
Editör Seçkisi
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Neden yelleniyoruz (evet, tıbbi terminolojide "yellenme" olarak geçer)? Neden kokuyor? Bunlar birçoklarımızın merak ettiği ama pek de fazla cevaplanmayan sorulardır. Ancak kendimizi tanımak, her şeyimizi tanımaktan geçer. Hoşumuza giden şeylerimizi tanıyıp diğerlerini reddedemeyiz. Bu sebeple, sokaktaki Ahmet amcadan sevgilinize, Angelina Jolie'den padişahlara kadar herkesin yaptığı bu konuyu ele alma vakti geldi diye düşünüyoruz. Yellenmeyle ilgili 10 ilginç konuya değinerek bu işin üstesinden geleceğimizi düşünüyoruz, umarız başarılı olabiliriz. Başlayalım:

1) Yellenme Tam Olarak Nedir? Neden Kokar, Neden Duyulur?

Yellenme, bağırsaklarımızda biriken her türlü gazın, buldukları her türlü delikten dışarı kaçma çabalarının bir ürünüdür diyebiliriz. Bu delik, genellikle anüsümüz olmaktadır. Ağzımızdan başlayan sindirim kanalımızın her basamağında gazlar birikir; hatta yutkunurken yuttuğumuz hava bile en nihayetinde bir çıkış noktası bulacaktır. Ancak çıkardığımız gazın önemli bir kısmı bağırsaklarımızdaki bakterilerin gerçekleştirdikleri kimyasal faaliyetlerin bir yan ürünü olarak üretilir. Tipik bir yellenme sırasında insanlar %59 azot, %21 hidrojen, %9 karbondioksit, %7 metan ve %4 oksijen dışarı çıkarırlar. Kimi zaman çıkarılan gazın %1 kadar kısmı hidrojen sülfat ve merkaptanlardan oluşur. Bunlar içerisinde sülfür bulunur ki işte bu gaz, o meşhur kokunun nedenidir. Bağırsaklarımızda sıkışan ve dışarı itilen gaz, boğucu kaslarımızın (bağırsakların kasılmasını sağlayan kaslar) kasılma miktarına ve sıkışmış gazın basıncına bağlı olarak çıkış sırasında bağırsak duvarlarını titretebilirler. Bu titreşimler, "pırt" sesinin nedenidir. Yoksa gazın kendisi elbette sese sahip değildir; organlarımızla etkileşimi sese neden olur. Tıpkı hava veren bir borunun ağzına parmağınızı kısmen bastırdığınızda çıkan ses gibi...

Metro

2) Neden Kokuyor?

Az önce de söylediğimiz gibi kokunun sorumlusu sülfür gazıdır. Diyetiniz içerisinde ne kadar çok sülfür varsa, o kadar kötü kokulu gazlar bırakıyorsunuz demektir. İşte tam olarak bu sebeple her türlü baklagil, lahana, birçok peynir türü, gazlı içecekler ve özellikle yumurta, gazınızın "sinir gazı" etkisi yapmasına neden olabilir. Yok, bu şakaydı, sadece etrafınızdakileri kaçırırsınız, onlara zarar verecek kadar gaz üretemezsiniz. Umarız...

3) Ne Sıklıkla Yelleniyoruz? Dişiler Daha Mı Az Yelleniyor? Ya Da Yelleniyorlar Mı?

Birçok insan bunu saymayacaktır elbette ama istatistiki olarak öyle ya da böyle her gün ortalama 14 defa gaz çıkarırsınız. Bu 14 yellenme seansı nedeniyle yarım litre kadar gaz kaybedersiniz. Yapılan araştırmalar, erkeklerle dişiler arasında yellenme sıklığı arasında bir fark bulamamıştır. Hatta yapılan bir araştırma, birebir aynı diyeti takip eden insanlardan dişilerde daha fazla gaz birikimi (ve dolayısıyla çıkışı) tespit edilmiştir. Bazılarımız diğerlerine göre daha fazla gaz çıkarır; ancak ortalamada yellenme miktarınız ile çıkardığınız enerji hesaba katılacak olursa, yaklaşık 6 yıl 9 ay boyunca yellenecek olursanız ufak bir atom bombasıyla aynı miktarda enerji etrafa saçarsınız. Neyse ki kimse bu kadar çok yellenmez; aslında ortalama bir insan 80 yıllık ömrünün yaklaşık 113 saatini yellenerek geçirir ve neyse ki bu enerjinin hepsini atom bombası gibi bir anda salamayız.

Amazon

4) Ne Hızla Yelleniyorum? Burna Ne Hızda Ulaşıyor?

Gelelim o meşhur soru işaretine... Cevap: Epey hızlı. Herkesin yellenme hızı kendine tabii; çünkü anüs açıklığı, sıkışan gaz miktarı ve gazın çıkışı sırasındaki kasılmalar hızı değiştirebiliyor. Ancak ortalamadan söz edecek olursak, her birimiz yellendiğimizde anüsümüzden saniyede 3.04 metre hızla gaz çıkıyor. Bu, saatte 10.8 kilometre hıza denk geliyor ki gayet iyi bir hız diyebiliriz. Ancak tabii ki gaz anüsümüzü terk ettikten sonra hemen yavaşlıyor ve difüzyonla etraftaki gaza karışıyor. Ortalama uzunluktaki bir insanın anüsünden çıkan gazın burnuna ulaşması 5-15 saniye civarında alıyor. İşte size bir kaçış penceresi...

UIB

5) Gazımı Tutmalı Mıyım?

Öyle ortalıkta bırakıvermezseniz sosyal yaşantınız için faydalı olacaktır elbette. Ancak abartmayın. Çünkü gaz çıkarmak, sindirim sisteminin doğal bir yan ürünü ve o gazlar içeride kalsın diye üretilmiyor, dışarı çıkıyor olmasının bir nedeni var. Eğer ki çok fazla tutacak olursanız, o gazlar da biriktikçe başka çıkış yolları arayacaktır. Çoğu zaman sindirim kanalınızda pek fazla geriye gidemezler; ancak gazlar birikmeyi sürdürdükçe, karında şişlik ve rahatsızlık, hatta kramplar meydana gelebilecektir. Bu sebeple, uygun bir salış noktası tespit ettikten sonra onları özgür bırakın deriz. Ama tuttunuz diye de ölümcül bir hastalığa yakalanmazsınız, merak etmeyin.

WikiHow

6) Gaz Her Memlekette Ayıp Mıdır?

Birçok "modern" ülkede öyle, evet. Bu, biyolojik açıdan anlamsız olsa da, kültürel evrimimiz açısından önemli bir davranıştır. Dolayısıyla sosyal ilişkiler için gaz çıkarma biçimimizi kontrol altında tutmamız faydalı olacaktır. Ancak her toplumda bu böyle değildir. Örneğin Güney Amerika'nın Yanomami kabilesinde yellenme bir "selamlaşma" biçimidir! Çin'de de genellikle yellenme bir ayıp olarak görülmez. Hatta Roma İmparatoru Claudius'un gaz tutmanın sağlık için kötü olduğunu düşündüğü için resmi toplantılarda gaz çıkarmanın normal olduğunu ilan eden bir yasa çıkardığı söylenir.

7) Gerçekten Gazım Alev Alır Mı?

Evet. Özellikle metan ve hidrojenin bu kadar yoğun olarak bulunduğu bir gazın yanması işten bile değildir. Eğer ki güçlü bir gaz çıkarma sisteminiz varsa, o "esprili" videolarda olduğu gibi kendinize ait minik bir alev fırlatıcı yapabilirsiniz. Ancak sanıyoruz ki bunun ne kadar tehlikeli olduğunu söylememize gerek yoktur. Çünkü eğer ki gazınız yeterince hızlı çıkamazsa, kolayca alev alır ve vücudunuzu yakabilir. Eğer ki bu alev içeride biriken/bekleyen gaza ulaşırsa (ki bu çok nadir gerçekleşir), ciddi yanıklara neden olabilir. Bazı ameliyatlarda vücut içerisinde biriken gazın alev alması sonucu yaralanmalar yaşanmıştır. Bu da çok nadir vakalarda gözükür; ancak sözünü ettiğimiz gazların şakası yoktur.

eBaum's World

8) Gezegenin Yellenme Şampiyonları Kimlerdir?

Termitler. Evet, o ufak, karıncaya benzeyen ancak hamamböcekleri ile en yakın akraba olan canlılar. Termitlerin Küresel Isınma'nın önemli bir bölümünden sorumlu olduğuna inanmak zor gelebilir; ancak öyledir. Tabii onların yaptıkları doğal kaynaklıdır ve zaten doğa, bu yellenmelere adapte olabilecek şekilde ilerlemektedir. Eğer ki sayıları abartılı bir şekilde artarsa, asıl suçlu olarak onları gösterebilirdik. Ancak sayıları abartılı şekilde artan ve buna paralel olarak doğal kaynaklar haricinde yapay olarak da atmosfere gaz pompalayan tür bilin bakalım kim? Zaten bizim yapay olarak atmosfere bastığımız metan gazını hesaba katarsak, şampiyon elbette biziz. Ancak bizden sonra gelenler, yılda 2-22 Teragram (1 Teragram = 1 Megaton = 1 Milyon Ton) ile termitler. Termit dostlarımız metanı normal sindirim sistemlerinin bir ürünü olarak üretirler.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

9) Gaz Tutmaya Geri Dönecek Olursak, İnatla Tutarsam Ne Olur?

Dediğimiz gibi, gazlar daima yolunu bulur. Basitçe, uykunuz sırasında gazlar dışarı çıkacaktır. Onlardan kaçış yok.

10) Hayır, Ben Tutmaya Devam Edeceğim! 

Pekala... Madem soruyorsunuz, söyleyelim: İnsanlar öldükten sonra 3 saate kadar gaz çıkarabilirler. Artık işe yaramayan sindirim kanalı ve anüsü kontrol eden kaslar öldükleri için, gazlar da rahatlıkla dışarı çıkarlar. Ayrıca ölüm sonrasında bir süre boyunca kasların istemsiz olarak kasılıp gevşemesi de gaz çıkışını kolaylaştırır. Dolayısıyla hem gazını tutmaktan ötürü ölen ilk kişi olmakla kalmazsınız, hem de ölümünüzden sonra yine de gazlara yenik düşersiniz. Dolayısıyla özgür bırakın gitsin.

Şimdi gaz çıkarmayla ilgili hızlı hızlı ve kısa kısa bazı gerçekler...

  • Amonyak ve hidrojen sülfit çok az miktarda bile olsa koklanabilir. 100 milyon hava parçacığından 1 tanesi bunlar olsa bile, burnumuz bunu fark edecektir.
  • Diyetinizde ne kadar fazla sülfür varsa, gazınız da o kadar sert kokacaktır. Bu nedenle fasulyeler, lahana, peynir, yumurta ve gazlı içecekler kokuyu sertleştirir. Özellikle fasulyeler, lahana, mantarlar ve soğan içerisinde sindiremediğimiz karmaşık şekerlerden çok fazla vardır. Bu da kokunun etkisini arttırır.
  • Sağlıklı bir insanın günde 500-600 mililitre gaz çıkarması gerekir.
  • Gazın sesini arttıran unsurlar gaz miktarı, gazın çıkışını sağlayan kuvvet/basınç ve anüsünüzü saran kasların sıkılık miktarıdır. Otçul hayvanlar (ve insanlar arasında vejetaryen olanlar) diyetleri nedeniyle daha çok gaz çıkarırlar; ancak bunu daha sessiz yapabilirler. Dışkıları daha büyüktür ve anüslerini saran kaslar daha gevşektir. Etçiller (ve insanlar arasında et ağırlıklı diyete sahip olanlar) daha az gaz çıkarırlar; ancak gazlarının sesi çok daha şiddetlidir. Çünkü anüslerinin etrafındaki kaslar daha sıkıdır.
  • Eğer gaz miktarınızı düşürmek istiyorsanız, her seferinde yediğiniz yemek miktarını azaltabilir, daha yavaş yiyerek daha az hava yutabilir, daha sakin bir yaşantı sürebilir ve egzersiz yaparak vücudunuzu çalıştırabilirsiniz.

Kolay gelsin!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 40
  • Güldürdü 15
  • Bilim Budur! 11
  • İnanılmaz 11
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 9
  • Muhteşem! 8
  • Merak Uyandırıcı! 8
  • Korkutucu! 4
  • Umut Verici! 3
  • İğrenç! 2
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 1
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 04/07/2020 17:50:43 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/2430

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Boyut
Karbonhidrat
Nasa
Hastalıkların Tedavisi
Popülasyon
Şempanze
İnsan
Halk Sağlığı
Stephen Hawking
Avrupa
Toplumsal Cinsiyet
Endokrin Sistemi
Öğrenme Alanı
Habercilik
Uterus
Kütleçekimi
Nörobilim
Beslenme Biçimi
İnsan Türü
Evrim Ağacı Duyurusu
Maske
Gazetecilik
Sars-Cov-2 (Covid19 Koronavirüs Salgını)
Galaksi
Cinsel Seçilim
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Johannes Kepler, kendisinin yaptığı son derece hassas gözlemlerin, uzun yıllardır beslediği inançları ile uyuşmadığını gördüğünde, rahatsız edici olan gerçekleri kabul etti. Zorlu gerçeği, en kıymetli hayallerine tercih etti. Bilimin kalbinde yatan budur.”
Carl Sagan
Geri Bildirim Gönder