Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Evrenin Sonu: Evren Nasıl Sona Erecek? Evrenin Sonuna Dair Olası Senaryolar Neler?

Evrenin Sonu: Evren Nasıl Sona Erecek? Evrenin Sonuna Dair Olası Senaryolar Neler?
Evrenin Sonu: Evren Nasıl Sona Erecek? Evrenin Sonuna Dair Olası Senaryolar Neler?
Wikimedia Commons
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Evrenin nasıl son bulacağı hakkında bilimin ön gördüğü senaryolar nelerdir?

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Evren... Kafanızı bulutsuz bir gece vakti kaldırdığınızda gördüğünüz binlerce irili ufaklı noktanın bir galaksi mi, bir yıldız mı, bir gezegen mi ve hatta belki de birkaç saniyeliğine tebessüm etmenizi ve bir dilek tutmanızı sağlayacak henüz atmosfere yeni girmiş ve tutuşmaya başlamış olan bir meteor mu olduğunu düşünürken milyonlarca yıldızın doğup milyonlarca yıldızın bir süpernova ile patladığı uçsuz bucaksız evren... Belki de insanlığın ömrü boyunca yalnızca hayal gücüyle sınırını aşabileceği evrenin de tıpkı biz canlılar gibi doğduktan belli bir süre sonra şu anki hâlinden eser kalmayacağı gerçeği üzerine düşünmek oldukça garip. Evren de bir gün, tabiri uygunsa, ölecek. Evrenin ölümü senaryoları hakkında konuşmadan önce evrenin nasıl var olduğu konusunda en çok kabul gören teoriden bahsedelim.

Evren yaklaşık 13,8 milyar yıl önce Büyük Patlama, yani Big Bang kozmolojik modeline göre aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan var oldu. İnsanoğlunun sınırsız zamanda keşfedebileceği her şey, 13,8 milyar yıl önce toz zerresi kadar küçük bir noktada hapsolmuştu. Bu patlama evrenin bir noktasında yaşanmadı. Çünkü henüz ortada bir evren yoktu, evrenin bütünü ufacık bir noktadan ibaretti. Aslında Big Bang denince aklımıza alevlerin etrafa saçıldığı bir patlama sahnesi getirmemeliyiz. Patlamadan kasıt yalnızca, muazzam bir hızla “ortam”ın ve ortama bağlı “zaman”ın yani uzay-zamanın oluşmasıdır.

Evren oluştuktan sonra evrendeki inanılmaz enerji, onu 400.000 yıla yakın bir süreç boyunca plazma ve radyasyonla doldurdu. Bu süreden sonra evren yavaş yavaş soğumaya ve ilk nötr hidrojen atomları, leptonlar ve kuarkların birleşmesi sonucu oluşmaya başladı. Yani elektronlar ve protonlar birleşerek nötr hidrojen atomlarını oluşturdular ve evren şeffaf bir hâle büründü. Yani ışık rahat bir şekilde yol alabiliyordu artık. Ve artık bu süreçten sonra hidrojen yığınları kütle çekimi ile bir araya gelip yıldızlara; yıldızlar ömrünün sonuna gelip patladıklarında yeni yıldızlara, gezegenlere gebe olmak üzere nebulalara (bulutsulara) dönüşme döngüsüne girdiler. İşte bu döngü günümüze, yani evrenin var olduğu andan 13,8 milyar yıl sonrasına kadar devam etti ve evren son bulana kadar da devam edecek.

Peki, hiç evrenimizin nasıl son bulacağı hakkında düşündünüz mü? Evrenin sonu hakkında kıyamet senaryoları kurdunuz mu? Belki bu kıyamet senaryolarını Dünya gezegeni, hatta Güneş Sistemi hakkında kurmak rahat olabilir fakat uçsuz bucaksız evrenimiz için maalesef aynı şeyi söyleyemeyiz. Çünkü evrenin yok olmasına dair birçok fikir var ve biz bu yazıda size bu fikirlerden, detaya girmeden rahatça anlayabileceğiniz bir şekilde bahsedeceğiz.

Evren Neden Yok Olacak?

Peki neden evrenin de bir sonu olacağını düşünüyoruz? Cevap: Entropi. Fizikte, bilim camiasının çok önemli kabul ettiği bir yasa vardır: Entropi. Sembolü “S” olan bu yasanın söylediği şey: Her şey düzenden düzensizliğe yol almaktadır. Yani canlılar yaşlanır ve ölür, demirler paslanır ve ufalanır, yıldızlar doğar ve ölür... Yani evrendeki düzensizlik düzene göre hızla artar. Bu yasaya göre bir tümevarımla evrenimizin de bir gün son bulacağını, en azından hiçbir düzene sahip olmayan boş bir mekandan ibaret kalacağını söyleyebiliriz. Fakat bu sonun ani bir şekilde mi yoksa ağır ve istikrarlı bir şekilde mi olacağını bilmiyoruz. Evrenin sonuna dair mevcut bilgimiz bize birkaç kıyamet senaryosu sunuyor. İşte o senaryolar...

Büyük Donma (Big Chill)

Olası senaryolardan biri Büyük Donma’dır. Bu fikre göre evrendeki her şey bir müddet sonra bir ısı eşitliğine ulaşacaktır. Az önce bahsettiğimiz Entropi yasasına dayanan bu fikre göre Entropi artmakta ve bu artış bir gün maksimum değere ulaşacak. İşte bu anda evrendeki her şeyin ısısı eşitlenecek ve “ısı ölümü” denen senaryo gerçekleşmiş olacak.

Bu neden önemli? Çünkü yaşam da dahil olmak üzere her şey ısı farkı sayesinde var olmuştur. Örneğin, Güneş’in Dünya’mızdan daha sıcak olan ışınları Dünya’mıza ulaştığında bitkiler bu ışınlar sayesinde fotosentez yapar ve oksijen üretir, bu sayede bizim gibi oksijene muhtaç canlılar bu oksijenden faydalanır. Yani “ısı ölümü” senaryosu, yani Big Chill veya Big Freeze gerçekleşirse ve henüz kendi kendimizi katletmeden yaşamayı başarabilirsek bu senaryo evrenimizin nihai sonu olabilir.

Büyük Çöküş (Big Crunch)

Yazının başında bahsettiğimiz gibi evren Big Bang’den bu yana genişliyor ve hâlâ da genişlemeye devam ediyor. Bu senaryoya göre bir gün evren bu genişlemesini durduracak ve büyük bir hızla evrendeki maddelerin yarattığı kütle çekim etkisiyle kendi içine çökecek. Yani evrendeki her şey yazının başında bahsettiğimiz 13,8 milyar yıl önceki evren halini (Big Bang tekilliği) alacak. Açıkçası bu pek de olası değil. Çünkü evrenimizde yalnızca %4-5 gibi küçük bir oranda görülebilen madde (atomlar) ve %24-27 gibi bir oranda karanlık madde vardır ve bu maddeler evreni içe çöktürmek için yeterli değil. Eğer ki evrenimizin şu anda kabul edilen Big Bang’e göre geçen 13,8 milyar yıllık zamanını hızla geriye sarsaydık bunun tıpkı Büyük Çöküş gibi olduğunu gözlemlerdik. Maddeler hızla iç içe geçip sıcaklık artar, galaksilerin düzeni bozulur ve her şey sonunda bir tekilliğe dönüşmek üzere kaynaşırdı.

Evrendeki atomların, karanlık madde ve karanlık enerjinin oranı.
Evrendeki atomların, karanlık madde ve karanlık enerjinin oranı.
Frontier Fields

Eğer geriye kalan %68-72’lik kısım olan karanlık enerji, evreni genişletmek üzerine bir etki yaratmak yerine bir çekim kuvveti oluştursaydı basit bir analoji ile evrenin en olası sonunun Büyük Çöküş olacağını söyleyebilirdik ki zaten böyle bir durumda evren çoktan kendi içine çökmüş olacağından muhtemelen bu fikirleri sunacak olan Homo sapiensler evrimleşmemiş olacaktı.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Karanlık Madde ve Karanlık Enerji Nedir?

Değinmişken bu iki kavramı da açıklamadan sıradaki senaryoya geçmeyelim çünkü sıradaki senaryo bu kavramlardan “karanlık enerji” ile ilgili. Karanlık maddeden başlayalım. Karanlık madde elimizdeki teknoloji ile gözlemleyemediğimiz, farkına varamadığımız maddedir. Bunun ne olduğu hakkında en ufak bir fikrimiz yok. Peki madem karanlık maddeyi gözlemleyemiyoruz, nasıl oluyor da varlığından bahsedebiliyoruz? Kütleçekim etkisi ile! 1915’te Albert Einstein’ın yayınladığı Genel Görelilik kuramına göre ışığın, uzay-zamanda var olan maddelerin yarattığı kütle çekiminden etkilenebileceğini biliyoruz.

Hubble Uzay Teleskopu’nun yakaladığı bu görüntü, Balıklar takımyıldızı yönünde bulunan bir galaksi kümesi olan CL0024+17’deki karanlık maddenin hayalet halkasının görüntüsüdür.
Hubble Uzay Teleskopu’nun yakaladığı bu görüntü, Balıklar takımyıldızı yönünde bulunan bir galaksi kümesi olan CL0024+17’deki karanlık maddenin hayalet halkasının görüntüsüdür.
Space Telescope

Gözlemcilerin karanlık maddenin var olduğuna dair en büyük kanıtları galaksilerden gelen ışığın fazladan hiçbir madde olmamasına rağmen çarpık bir şekilde gelmesidir. Bu oldukça gariptir çünkü ışık da kütle çekiminden etkilendiğine göre “boş” olarak görünen o alanda mutlaka kütle çekim etkisi yaratan bir şeyler olmalı. İşte bu maddeyi kendi cihazlarımız ile yakalayamadığımızdan buna “karanlık madde” diyoruz.

Karanlık enerji ise bambaşka bir şeydir. Demin de bahsettiğimiz karanlık maddenin bir çekim kuvveti yaratmasının tam aksine Big Bang’den bu yana evreni genişleten güç karanlık enerjidir. Bu tamamen varsayımsal bir olgudur. Evren genişliyor ise bunun bir kaynağı olmalı, diyen Alan Harvey Guth bundan ilk defa bahseden teorik fizikçidir. Evreni genişleten ve bu genişleme ile yoğunluğu sabit kalan, gözlemleyemediğimiz, sadece “var olduğunu” düşündüğümüz bu enerjiye “karanlık enerji” diyoruz. Karanlık enerji ve karanlık madde hakkında daha fazla bilgi almak için şuradaki yazımızı okuyabilirsiniz.

Karanlık enerji ile genişleyen evren modeli.
Karanlık enerji ile genişleyen evren modeli.
Earth Sky

Büyük Parçalanma (Big Rip)

Bu teori kiminize saçma kiminize de heyecanlı gelebilir. Az önce karanlık enerjiden bahsettik. Evrenimizin ortalama %68-72’sini oluşturan karanlık enerjiden... Biraz önce de dediğimiz gibi karanlık enerjinin ilginç bir özelliği vardır: Evren ne kadar genişlerse genişlesin yoğunluğu sabit kalır. Yeterince saçma mı? Fizik kurallarına aykırı olmadığı müddetçe mantıklı. Dartmouth College’da Fizik ve Astronomi profesörü olan teorik fizikçi Robert R. Caldwell kafasında bir senaryo kuruyor ve “Ya karanlık enerjinin yoğunluğu evrenin genişleme hızından daha hızlı bir şekilde artarsa?” benzeri bir soruyla baş başa kalıyor. İşleri biraz daha değiştirip bir de “Hayalet Karanlık Enerji” isimli yeni bir fenomen ortaya koyuyor.

Elbette ki bunlar bir fikir, bir gerçekliği henüz söz konusu değil. Şu anda var olan karanlık enerjinin yoğunluğu oldukça düşük, ancak zaman ile bu yoğunluk artar ise Robert R. Caldwell’e göre bu enerji; galaksimizi, Dünya’mızı, Güneş Sistemi’mizi yani kısaca her şeyi parçalayacak ve en son atomları da parçalayıp evreni patlatacaktır. Tüm canlıların, yeryüzünün, Ay’ın radyasyona dönüşeceğini düşünün! Oldukça korkutucu bir senaryo. Büyük Parçalanma fikri her ne kadar fizik kurallarına aykırı olmasa da bu fikrin sahibi bunun bir saçmalık olduğunu düşünenlerden.

Vakum Bozunması (False Vacuum / Big Slurp)

Evrenimizin son bulmasına yönelik bir diğer olası senaryo da Türkçesi “şapırdatmak, höpürdetmek” anlamına gelen slurp kelimesinin evrenin sonuna uyarlanmış versiyonudur. Bu senaryoyu açıklamadan önce size önerimiz, sitemizden Higgs bozonunu okumanız.

Yine de kısa bir özet geçmek gerekirse: Higgs bozonu (bir diğer ismiyle Higgs alanı) evrenin tümüne yayılmış, saf enerjiden oluşan parçacıklara kütle kazandıran bir alandır. Meşhur denklem olan E=m.c2‘ye göre kütle, enerjinin bir başka formudur. İşte bu eşitliği sağlayan, daha doğrusu enerjiye kütle kazandıran alan Higgs alanıdır. Şu anki fizik bilgimiz ile evrendeki her şeyin Standart Model’e göre 17 parçacıktan oluştuğunu biliyoruz. Bu 17 parçacık 3 başlık altında toplanır: kuark, lepton ve bozon. Evrendeki her şey bu parçacıklardan oluşur ve bu parçacıklar da evrendeki dört temel kuvvet ile yönetilir.

Bunu bir satranç oyununa benzetebilirsiniz. Satrancı oynamak için taşlara ve taşların nasıl hareket edeceğini belirlemek için kurallara ihtiyacınız vardır. İşte evren de tıpkı bir satranç oyunu gibidir: 17 parçacık, 4 temel kuvvet. Eğer bu teori doğruysa evren, özelliklerini kuantum alanlarından alıyor demektir. Evrendeki diğer her şey gibi kuantum alanları da her zaman en düşük enerji seviyesinde bulunmak isterler, tıpkı yüksek enerjili bir tahta parçasının yanıp daha düşük enerjili küle dönüşmesi gibi. Bu duruma “vacuum state” yani “vakum hâli, durumu” denir. Bu duruma geçen kuantum alanları artık vakum hâlindedir, fakat biri istisna olabilir: Higgs alanı.

Higgs alanı evrenin en ücra köşeleri de dahil olmak üzere her yerde mevcuttur ve bu alan diğerlerinin aksine meta-kararlı bir davranış sergileyebilir. Yani kararlıymış gibi davranıp aslında öyle olmayabilir. Bu durum; Higgs alanının kararsız bir durumdayken, olduğundan daha düşük bir enerji seviyesine geçmesini sağlayarak bir anda evrende kendi kendini imha etmek üzere ışık hızında genişleyen, büyüyen baloncukları ortaya çıkarabilir. Peki bunu nasıl yapabilir? Kuantum tünellemesi ile! Kuantum tünellemesi ne demek peki? Kuantum tünellemesini anlamak için günlük hayattan bir örnek verelim. Bir kap düşünün, içinde de birkaç adet bozuk para olsun ve kabın her tarafı kapalı olsun. Günlük hayattaki tecrübelerimize, yani klasik mekaniğe, dayanarak bozuk paraların kabın dışına çıkmasının mümkün olmadığını söyleriz. Evet, gerçekten de bozuk paralar kaptan çıkamaz. Peki kuantum dünyasında da durum böyle mi? Hayır!

Meşhur Schrödinger’in Kedisi deneyini mutlaka duymuşsunuzdur. Bu deneye göre kuantum alemindeki parçacıklar siz onları gözlemleyene kadar her durumda, konumda olabilirler. Örneğin bir elektron 2. veya 3. katmanda bulunmaz. Bulunma olasılığının en fazla olduğu hacimsel alanda, orbital bulutunda, bulunur. Siz elektronu gözlemleyene kadar elektron bulunma olasılığının yüksek olduğu hacimsel alanın her yerinde olabilir, asla konum ölçümü yapmadan elektronun yerini kestiremeyiz.

Kuantum tünelleme veya kuantum tünel açma da, bir parçacığın klasik mekanikte olmayan bir durumda ölçülebileceği olasılığı ifade eder ve biz bu olasılıkta Schrödinger denklemini kullanırız. Az önce bahsettiğimiz bozuk para ve kap örneğinden bozuk paranın klasik mekaniğe göre asla kaptan çıkmasının mümkün olmadığını söyledik fakat kuantum mekaniğinde bozuk para, kabın her tarafı kapalı olsa dahi bir ihtimal kabın dışına çıkabilir. Ufak bir ihtimal olsa da mümkün. Yani bir parçacığın potansiyel bir sınırdan, engelden geçtiği kuantum mekanik olgusuna “kuantum tünelleme” diyoruz.

Konuyu dağıtmamak adına Higgs alanına geri dönelim. Eğer ki Higgs alanı kararlıymış gibi davranıp aslında kararsız ise kuantum tünelleme benzeri, düşük bir ihtimal söz konusu olsa da, bir kıvılcım ile ateşlenip bünyesindeki muazzam potansiyel enerjisini daha düşük enerji seviyesine çökerken etrafa saçabilir ve bu da çevresindeki alanları ateşleyip daha fazla potansiyel enerjinin açığa çıkmasını sağlayabilir. Bu da bir döngü yaratabilir. Peki bu ne anlama geliyor? Bir Vakum Bozunması ortaya çıkabilir ve kararlı bir Higgs alanından oluşan yeni bir hacimsel alan ışık hızında her yöne doğru büyürken temas ettiği her şeyi varoluştan silebilir. İşte bu senaryoya da Big Slurp yani Büyük Höpürtü veya False Vacuum yani Vakum Bozunması denir.

Şöyle kısaca özetleyecek olursak: Evrenin her yerinde bulunan Higgs alanı meta-kararlı bir davranış sergileyebilir. Bu da aslında kararlıymış gibi davranıp kararsız olma durumunu ifade eder. Eğer ki bu alan kuantum tünelleme benzeri bir kıvılcım ile ateşlenirse kararlı bir duruma çökerken içindeki potansiyel enerjiyi etrafa saçar ve bu durum da her yöne genişleyen yeni bir vakum alanı ortaya çıkarırsa bu alan evrende ışık hızıyla büyürken önüne çıkan her şeyi yok eder. Maalesef ki bu durumu önceden gözlemleyemeyiz. Tüm evreni yok edene kadar durmayacak olan bu Vakum Bozunması, bir “Ahh!” bile diyemeden bizi lepton ve kuarklarımıza kadar parçalayıp yok edebilir. Açıkçası bu konuda hem sakin olmalıyız hem de endişelenmeliyiz. Çünkü Vakum Bozunması veya Big Slurp örneğin bize en yakın galaksi olan Andromeda’da bile ortaya çıksa bize ulaşması milyonlarca yıl sürer. Fakat eğer ki bize en yakın yıldız sistemlerinden birinde veya onlardan daha uzak fakat astronomik ölçekte yakın sayılabilecek bir yerde ortaya çıkarsa bize ulaşması 10 yıldan, 50 yıldan daha az sürer. Yani tam olarak bir muammadan söz ediyoruz, oldukça heyecanlı bir muamma. Henüz heyecanınız sönmemişken dilerseniz bir diğer senaryoya geçelim.

Büyük Sekme (Big Bounce)

Bu teorinin oldukça ilginç olduğunu söylemek yanlış olmaz çünkü bu teori Big Bang (Büyük Patlama) teorisinin öne sürdüğü evren modelinden daha farklı bir model sunuyor. Bu modele göre evrenimiz, Big Bang’in dediği gibi bir hiçlikten, bir 0 noktasından var olmadı; evrenimizin başlangıcındaki tekillik aslında bizden önceki evrenin kendi içine çöküp oluşturduğu tekillik idi. Yani bizden önceki evren bir sebepten ötürü kendi içine çöküyor ve birden yeniden sekerek genişliyor, yeni bir evren oluşturuyor. Eğer bu doğruysa evrenimizden önce binlerce, hatta milyonlarca evren var oldu ve bundan sonra da var olmaya devam edecek.

Peki bu senaryo ne kadar doğru? Açıkçası bu senaryonun doğru olması için bir koşul söz konusu: Yazının başında bahsettiğimiz “Entropi” yasasına göre eğer ki evren sonsuzdan beri genişleyip kendi içine çöktükten sonra tekrar genişleyip tekrar çökmek üzere bir döngüde ise evrenin entropisi maksimum düzeyde olmalıydı. Buna bağlı olarak da eğer bu senaryo doğruysa evrenimiz bir “ilk” evren olmak zorundadır ki entropiden yana bir sorun oluşmasın. Ayrıca bu modele zıt bir unsur da söz konusu: evrenin genişlemesi. Yazının ortalarında bahsettiğimiz karanlık enerji, evreni genişlettiği düşünülen enerjidir. Ve karanlık enerji evrenimiz için bu senaryonun ön gördüğü gibi bir “kendi içine çökme” sonundan ziyade gittikçe genişleyen bir son ön görüyor.

Evrenin Şekli, Sonunu Nasıl Belirliyor?

Evrenin şeklinin ne olduğu üzerinde hiç kafa yordunuz mu? Evet, evrenin de bir şekli var ve bu şeklinden ötürü onun nasıl son bulacağı hakkında fikir yürütebiliriz. Evrenin şekli hakkında önemli bir değer vardır: yoğunluk parametresi. Yoğunluk parametresi sayılarla ifade edilmez. Evrenin yoğunluğu kritik yoğunluğa göre belirlenir. Evrenin buna göre belirlenen üç olası şekli vardır: düz, eyer ve küre.

Evrenin Şekli, Küre Gibidir

Eğer ki evrende kritik yoğunluktan fazla madde var ise, yani evrenin yoğunluğu kritik yoğunluktan fazla ise (Ω > 1) evrenin şekli, maddelerin uzay-zamanda yaratacağı etkiden ötürü kürenin yüzeyine benzer bir hâl alır. Peki bunun evrenin sonuna yönelik vereceği fikir nedir? Cevap: Büyük Çöküş! Yazının başlarında bahsettiğimiz gibi Büyük Çöküş’ün gerçekleşmesi için yer çekiminin karanlık enerjiye karşı evreni belli bir süreden sonra genişletmeyi durdurması ve tüm maddeyi birbirine daha da yaklaştırarak bir tekilliğe kadar sürüklemesi gerekir. Eğer ki evrenin şekli kürenin yüzeyine benzerse dümdüz bir rotada ışık hızından milyonlarca kat daha hızlı gittiğinizde bir müddet sonra başladığınız yere geri dönersiniz.

Evrenin Şekli Eyer Gibidir

Eğer ki evrende yeteri kadar madde yok ise, yani evrenin yoğunluğu kritik yoğunluktan az ise (Ω < 1) evrenin şekli, bir eyer şeklini alır. Bu şekildeki bir evren, negatif bir kütle çekim etkisi yaratan karanlık enerji etkisiyle sonsuza kadar genişleyecektir ve bu durumda bahsettiğimiz senaryolardan “Büyük Donma” senaryosu gerçekleşecektir. Kısaca özetlemek gerekirse Büyük Donma, evrenin karanlık enerji ile sonsuza dek genişleyeceğini bundan ötürü de bir ısı ölümü gerçekleşeceğini söyler. Yani evrendeki her yer eşit bir ısıya sahip olacak ve hiçbir yıldız ve dolayısıyla yaşam formu oluşmayacaktır.

Evren, Kâğıt Gibi Dümdüzdür

Eğer ki evrendeki madde yoğunluğu kritik yoğunluk ile eşit ise (Ω = 1) evrenin şekli, düz bir şekil alır. Bu şekildeki bir evren için de ısıl ölüm daha olası bir son olarak düşünülebilir. 2015’teki Planck verilerine göre evrenin en olası şekli “düz”dür. Elbette bu bir yanılsamadan da ibaret olabilir, bilim ve teknoloji geliştikçe evrene yönelik bilgilerimiz daha az hata paylarıyla daha da belirginleşecektir.

Peki Evren Gerçekten Nasıl Son Bulacak?

Dediğimiz gibi bahsettiğimiz bütün fikirler; bilim insanlarının şu anki bilgileriyle kurduğu analojiler, tümevarımlar, tümdengelimler gibi yöntemler ile ortaya koyduğu senaryolardır. İleride karanlık enerjinin nasıl davranacağı, karanlık maddeye dair bilmediğimiz davranışlar vs. bu fikirlerin tümünü çürütüp daha spesifik, daha olası fikirleri ortaya koymamıza yardımcı olabilir veya bahsettiğimiz bu senaryolardan en uçuk olarak gözüken senaryo zamanla değişen evren şartlarına bağlı olarak gerçekleşebilir. Evrene yönelik kıyamet senaryolarını var olan bilgimiz ile kurduğumuzdan, bilgimiz ve teknolojimiz geliştikçe senaryolar kısmen veya tamamen değişebilir. Zaman ve bilim gösterecek.

Düzeltmeler: Sadece ekleme yapılmıştır.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Bilim Budur! 13
  • Muhteşem! 9
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 9
  • Korkutucu! 7
  • Tebrikler! 6
  • Merak Uyandırıcı! 6
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 3
  • Üzücü! 2
  • Güldürdü 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • NASA SCIENCE. The Big Bang. (10 Haziran 2007). Alındığı Tarih: 16 Ağustos 2020. Alındığı Yer: NASA SCIENCE | Arşiv Bağlantısı
  • A. M. Helmenstine. Entropy Definition In Science. (03 Mayıs 2019). Alındığı Tarih: 18 Ağustos 2020. Alındığı Yer: ThoughtCo | Arşiv Bağlantısı
  • M. Kaku. The Big Freeze. (13 Ağustos 2010). Alındığı Tarih: 21 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Big Think | Arşiv Bağlantısı
  • V. Woollaston. A Big Freeze, Rip Or Crunch: How Will The Universe End?. (10 Ekim 2016). Alındığı Tarih: 19 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Wired | Arşiv Bağlantısı
  • J. Wall. What Is Dark Matter?. (22 Şubat 2012). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2020. Alındığı Yer: NASA | Arşiv Bağlantısı
  • N. Arce. Dark Energy May Have Caused The Universe To Expand Rapidly After The Big Bang. (09 Haziran 2018). Alındığı Tarih: 21 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Tech Times | Arşiv Bağlantısı
  • V. Woollaston. A Big Freeze, Rip Or Crunch: How Will The Universe End?. (10 Ekim 2016). Alındığı Tarih: 21 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Wired | Arşiv Bağlantısı
  • NBC NEWS. Will Our Universe End In A 'Big Slurp'? Higgs-Like Particle Suggests It Might. (18 Şubat 2013). Alındığı Tarih: 24 Ağustos 2020. Alındığı Yer: NBC News | Arşiv Bağlantısı
  • J. Trosper. The Big Slurp. (20 Şubat 2013). Alındığı Tarih: 24 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Futurism | Arşiv Bağlantısı
  • Wikipedia. Quantum Superposition. (23 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 24 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Wikipedia | Arşiv Bağlantısı
  • N. T. Redd. What Is The Shape Of The Universe?. (16 Ocak 2014). Alındığı Tarih: 28 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Space | Arşiv Bağlantısı
  • Wikipedia. Chronology Of The Universe. (09 Ağustos 2020). Alındığı Tarih: 25 Ağustos 2020. Alındığı Yer: Wikipedia | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 29/10/2020 14:36:13 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9191

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Kimyasal Evrim
Elektron
Zehir
Diş Hastalıkları
Charles Darwin
Hastalık
Algı
Video
Türlerin Kökeni
Sars Mers
Grip
Tarih
Antropoloji
Kas
Çocuk
Rna
İnsan Evrimi
Yılan
Parçacık
Protein
Diş Gelişimi
Felsefe
İstatistik
Bakteri
Madde
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Gerçek devrimciler tanrı gibidir: kendi hayallerindeki dünyaları yaratırlar. Kendi kendimize sorumluluğumuz, çocuklarımız için iyi bir dünya yaratmaktır. Çünkü gelecek, hayal gücümüzün asaletine muhtaçtır.”
Barbara Grizzuti Harrison
Geri Bildirim Gönder