OKULLARDAKİ ŞİDDET ÜZERİNE (Samandağ Eğitim Sen'in 16 Nisan Tarihli Basın Bildirisidir)
YOKLUK, YOKSULLUK, YOZLUK ŞİDDET ÜRETİR!
- Blog Yazısı
Üç gündür alandayız. Yitirdiğimiz öğrenci ve öğretmenlerimiz için ve bundan sonra tek bir can yitirmemek adına derdimizi anlatmaya, taleplerimizi haykırmaya çalışıyoruz.
Makamı ve mevkii ne olursa olsun her kim ki tedbir adı altında sadece güvenliği kastediyor, yanılıyor.
Yanılıyor çünkü hastalığı bilerek-bilmeyerek yanlış teşhis ediyor. Kimi eğitimcimiz, sendikacımız, aydınımız, gazetecimiz, akademisyenimiz ve hatta en acısı kimi rehber öğretmenimiz gibi hastalığın teşhisini yanlış koyuyor. Haliyle de tedavi işe yaramıyor.
Okullarımızın sorunu güvenlik değil huzurdur. Karnı tok, sırtı pek, öğretmenin, öğrencinin, velinin geleceğe güvenle bakabilme sorunudur.
Okullarımızın sorunu liyakat sorunudur. Kurumların itibarını öğrenci ve öğretmenin güler yüzünde değil makamların masa ve koltuk büyüklüğünde arama, en alttan en tepeye yönetenlerin hizmetkar olduğunu unutması sorunudur.
Okullarımızın sorunu sosyal hukuk devletinin inkarına varacak denli ticarileştirilen eğitim sorunudur.
Okullarımızın sorunu güvenlik değil. Aksine aklın ve bilimin yerine sadakatin ve itaatin, çocuklarımızı geleceğe hazırlamak olan eğitimin yerine sınavlara hazırlamakla kendini sınırlayan öğretimin, bu nedenle de dayanışmanın yerine ölesiye bir rekabetin akla ziyan bir şekilde ikame edilmesi sorunudur.
Okullarımızın sorunu Halkımızın sorunlarından bağımsız ve farklı değildir. Öğretmenimizin, öğrencimizin ve ailelerinin insanca yaşayacak bir gelire, nefes alabilecek bir çevreye ve doğaya, umut içeren bir gelecek güvencesine, safi alın teri ile ne yaparsa yapsın, sahip olamama sorunudur. Eşitlik, adalet, özgürlük ve hepsinin toplamı olan ekmek sorunudur.
Güvenlik hiç mi işe yaramaz? Elbette ki yarar. Derin tüm yaralara uygulayacağımız pansuman kadar… Fakat yara derin ve enfekte…
Okuldaki şiddet toplumdaki şiddetten farklı değildir.
Her sabah yokluğa ve yoksulluğa uyanan, her gece umutsuz bir sabaha dalan öğretmenin, öğrencinin, velinin çoğunluk olduğu, üstelik tam aksi bir yaşamın her gün sayısız kanal ile pompalandığı, müşterisiz vitrinlerin dolu olduğu bir ülkede güvenlikçi tedbirler ile şiddet elbette bir süreliğine baskılanabilir fakat kalıcı olarak asla çözülemez.
Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.
KreosusKreosus'ta her 50₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.
Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.
PatreonPatreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.
Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.
YouTubeYouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.
Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.
Diğer PlatformlarBu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.
Giriş yapmayı unutmayın!Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.
Bu bir niyet okuma değildir. Bu bir görüş değildir. Aksine kanıtlanabilir, somutlanabilir, aklın ve bilimin insan doğasına yönelik nesnel bir tespitidir. Bugün esaret altındaki akademinin kütüphanelerinin tozlu rafları bu kitaplarla doludur.
Önceki gün de dün de bu alandan ifade ettiğimizi bugün tekrar ediyoruz: Şiddet sınıfsaldır.
Yokluk, yoksulluk; yozluk üretir. Yozluk da şiddet üretir.
Bu tespit, bizim sırf kendimizi ifade etme adına ve halkı ajite etmek üzere yaptığımız bir tespit değil. Bizler eğitimciyiz ve bütün tespitlerimizi bu mesleğin onuruna yaraşır şekilde akla ve bilime dayalı yapmak zorundayız. Yaptığımız da bu.
Hele ki söz konusu çocuklarımız, öğrencilerimiz olunca, hangi suçu işlemiş olurlarsa olsunlar, kendi kusurumuzu görmezden gelip onlara düşman gözü ile bakamayız.
Bu ülkede suçlu çocuk yoktur, suça itilmiş çocuk ve suçlu toplum vardır diye kütüphaneler dolusu kitapları var ustaların, uzmanların yazdığı. Bizler eğitim emekçileri olarak onlardan başka kılavuz tanıyamayız.
Onlar diyor ki; Okuldaki şiddet toplumdaki şiddetten farklı değildir.
Ne yazık ki şiddet, aşırı baskılanan bireyin kendini ifade etme biçimidir.
Ne yazık ki şiddet, yalnızlaşmanın ve bundan kaynaklı aşılamayan çaresizliğin dışavurumudur.
Ne yazık ki şiddet, insani temel ihtiyaçlara yönelik dehşet bir açlığın kontrolsüz çığlığıdır.
Ve ekliyorlar: Şiddeti önlemenin ilk yolu onu yaratan bataklığı kurutmaktır.
Acıdır, birilerini rahatsız eder yahut bir bedeli olur kaygısı ile bir toplumda her ne zaman ki söz söylemesi gerekenler hakikati söylemekten imtina ederse; o acının o toplumda sadece katlanarak büyüdüğüne tanık olurlar.
Bunun sürdürülebilirliği yok, akıl içi de değil. Hele ki bizler, bu toplumun geleceğinin inşacıları eğitim emekçileri için böyle bir lüks yok.
Şiddet sınıfsaldır ve temelinde yokluk, yoksulluk ve bunun yarattığı yozlaşma yatar.
Sözümüzün bazen incitebilmesinin, bazen bazılarını rahatsız etmesinin nedeni budur.
Bu toplumda ve kalıcı olarak şiddeti minimuma indirebilmenin ne yazık ki başka yolu yok. Başka bir öğrenci veya öğretmenimizi, insanımızı kaybetmeye de artık tahammülümüz yok.
Bir toplumda özüne yabancılaşmanın ve bu yabancılaşmanın vesile olduğu yozlaşmanın önüne geçemediğimiz sürece; umutsuzluğun ve vesile olduğu şiddetin önüne geçemeyiz.
Eşitsizliğin ve adaletsizliğin önüne geçemediğimiz sürece de yabancılaşmanın ve yozlaşmanın önüne geçemeyiz.
Çocuklarımıza iş, aş ve güvenli bir gelecek güvencesi veremediğimiz sürece de eşitsizliğin ve adaletsizliğin önüne geçemeyeceğiz.
Bu öyle ölümcül bir kısırdöngüdür ki, ne zaman nerede başladığının bir hükmü yok. Ve kırılabilmesinin yegane yolu dayanışma ve yaşamın her alanında örgütlenme ve örgütlü mücadeledir.
Yokluk, yoksulluk ve adaletsizlik cenderesinde toplumun soluk boruları tıkalı. Bu toplumun nefes almaya ihtiyacı var.
Toplum öyle yoğun bir duygusal hezeyan içinde ki, onu hayatta tutmaya yönelik evrimleşmiş ve aslında yönetilmesi gereken korku, kaygı, şiddet, nefret ve nice duygu olağan üstü bir şeklide toplumu yönetiyor. Çünkü örgütlü değiliz.
Geleceksizlik, güvencesizlik ve umutsuzluk cenderesinde toplumun soluk boruları tıkalı. Bu toplumun nefes almaya ihtiyacı var.
Bir tarafta gelecek kaygısı, bir tarafta bu kaygıyı büyüten yokluk ve yoksulluk. Öte tarafta mutlu bir azınlık ve sayısız kanal ile her gün yoksulun beynine kazınan “sen de olabilirsin” yalanı. Bu yalanı besleyen diziler, şaşalı yaşam ve kısa yoldan köşe dönme yoz yol ve yöntemleri…Dahası mafyalaşmış rol modeller… Çünkü örgütlü değiliz.
Toplumun nefes almaya ihtiyacı var.
“Halkın ekmeğidir adalet” der büyük usta Bertolt Brecht. O ekmek küçüldü müydü yahut esirgendi miydi bir toplumdan, o toplum nazarında özünü yitirir adalet.
İşte orada orman kanunları devreye girer ve herkes için kendi eli ile sağlanması gereken bir hayat memat meselesine döner adalet.
Toplumun nefes almaya ihtiyacı var. Ekmeğe yani adalete… Huzura ve güvenli bir geleceğe. Ve hepsinden ötesi hala pamuk ipliğine bağlı olan umuda…
Toplumun nefes almaya ihtiyacı var. Bunu sağlaması gerekenlerin bir an önce kollarını sıvamasını gerektiren ve acilinden bir nefese… Ve bu süreci hızlandıracak yegâne şey olan örgütlenmeye…
Huzurun ve güvenin işyerlerimiz olan okullarda hayat bulabilme koşullarını dün burada sıraladık ve tekrar ediyoruz.
Okullarımızda şiddeti gerçekten önlemek istiyorsanız taleplerimizi karşılayın.
***Eğitim emekçileri için güvenceli iş güvenli gelecek, insanca yaşayacak bir ücret istiyoruz.
***Okullarımızda adalet ve liyakat istiyoruz.
***Her öğrencimize, bir öğrenci olarak ihtiyaç duyabileceği her şeyi karşılayabilecek, minnetsiz ve hesaplarına her ay düzenli olarak yatacak ödenek istiyoruz. Sabahları kahvaltı, öğlenleri yemek istiyoruz.
***Ders yükünün azaltılmasını, yarıştıran sınavların kaldırılmasını, tatil günlerinde hiçbir ad altında hiçbir dersin işlenmemesini, sınav yapılmamasını talep ediyoruz.
***Bakanlığın, dernek, vakıf, cemiyet veya cemaatler ile yapmış olduğu bütün protokollerin derhal iptal edilmesini ve bunu velinin inisiyatifine ve yönlendirmeden bırakmasını talep ediyoruz.
***Okul çevrelerine sosyal donatı alanları istiyoruz. Tüm devlet okullarının donanım ve fiziki koşullarının özel okulların standartlarına yükseltmesini talep ediyoruz.
***RESİM, MÜZİK VE BEDEN EĞİTİMİ DERSLERİNİN EN AZ İKİ SAAT OLMASINI TALEP EDİYORUZ.
***Ve en önemlisi idarecilerimizin seçimle belirlenmesini, okullarımızın öğretmen, öğrenci ve idarece ve eşit koşullarda demokratik katılım ile yönetilmesini istiyoruz.
***Aynı şekilde tüm il ve ilçe teşkilatlarının bütün kararlaşma süreçlerine tüm sendikaları ve eşit koşullarda demokratik katılım ile katmasını ve karar almasını talep ediyoruz. Bakanlığın ise merkezi yapılarımız ile aynı süreci örmesini istiyoruz.
Bunların çoğunu hemen yarından tezi yok sağlamak hiç zor değil. Bütün mesele yüzümüzün nereye döndüğüdür. Emekçi velinimetimiz halkımıza mı sermayeye mi?
Dün de ifade ettik ve yineliyoruz:
Bizler Samandağ Eğitim Sen olarak, okullarda şiddeti minimum seviyeye indirebilmek adına bu doğrultuda atılacak her adımı destekleyeceğimizi, atılmasından imtina edilen her adımın atılması için ise ısrarla, yüksek sesle ve demokratik-meşru zeminde taleplerimizi haykırmaya devam edeceğimizi ilgililere ve halkımıza saygı ile duyururuz. 16.04.2026 SAMANDAĞ EĞİTİM SEN
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 04/05/2026 09:43:44 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22869
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.