Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Premium
Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Kurgusal Gerçeklik ve Görünmeyen Bedenler: Figüranlık Üzerine

5 dakika
2
Kurgusal Gerçeklik ve Görünmeyen Bedenler: Figüranlık Üzerine
  • Blog Yazısı
Blog Yazısı
Tüm Reklamları Kapat

Gece saat 03.20’de devasa bir mağazanın loş ışıkları altında; belimdeki kronik sızıyla barkod okuturken hissettiğim o yabancılaşma duygusunun bir benzerini bu kez sabaha karşı 06.00’da, Mecidiyeköy’de bir servisin arka koltuğunda otururken yaşadım. Egzoz ve rutubet kokan o daracık yerde “İki saatlik iş var, gidip takılıp paranızı alacaksınız.” vaadiyle kandırılmış ve birçoğu Türkçe bile tam konuşamayan yabancı uyruklu insanların arasında, Beykoz’un derin ormanlarına doğru yol alıyorduk.

Sistemin insanların hayallerini, tecrübesizliklerini ve çaresizliklerini kullanarak kurduğu pürüzsüz sömürü çarkıyla ilk tanışmam böyle oldu. Ajansların “staj” adı altında ilk iki çekimin parasına konduğu, on iki saatlik ağır fiziksel eziyetin karşılığı olarak ise elinize sadece 1200 TL tutuşturulan bir düzen bu.

Zamanını ve bedenini satarken kendi ürettiği kurgunun bir parçasına dönüşen ancak o dünyada özne olmaktan çok uzak, sadece harcanabilir bir araca indirgenen insan… Tam bu noktada Karl Marx’ın bahsettiği “emeğin yabancılaşması” tüm çıplaklığıyla somutlaşıyor. Toplumun zihninde “ışıklı, büyülü set ortamı” olarak canlanan şey sahada sabah yarım ekmek salam ve kaşarlı sandviçten, akşam çamurun ortasında yenen yarım ekmek soğuk kumrudan ibaret kalorik bir hiyerarşiden başka bir şey değil.

Tüm Reklamları Kapat

Ata Binemeyen Sultan

TRT’de yayınlanan Mehmed: Fetihler Sultanı dizisinin setindeyiz. Üzerimde tam 25 kilo ağırlığında gerçek demirden bir tımarlı sipahi zırhı var. Güneş tepeye tırmandıkça omzumdaki o demir soğukluğunu yitiriyor; ter, pas ve ucuz kumaş kokusu genzime oturuyor. Kafamda boynumu kilitleyen ağır miğferin içinde sadece kendi ritmik nefesimi duyuyorum. Kurgunun tarihi gerçekçiliği adına plastikten kaçınılmış. Faturası ise saatlerce ormanda ayakta dikilen bize kesilmiş.

Sistem, sıradan bir insanı işe alırken kusursuz bir yetenek envanteri ister. Oyunculuk ajanslarının başvuru formlarındaki “Özel yetenekleriniz nedir?” bölümü adeta bir sınav gibidir: Yüzme, ata binme, kılıç kullanma… Ancak bu kuralın “ön taraftakiler” için geçerli olmadığını sahada anlarsınız. Ekranda çağ kapatıp çağ açacak olan Fatih Sultan Mehmet’i oynayan oyuncuyu ata bindirebilmek için koca bir ekibin dakikalarca kan ter içinde kalışını izlersiniz. Adam ata binmeyi bilmiyordur ama varsın bilmesin; simülasyon onun acemiliğini örtecek, arkadaki otuz görünmeyen beden ise o kurgusal gerçekliği inandırıcı kılacaktır. Jean Baudrillard’ın bahsettiği o pürüzsüz simülasyon tam olarak burada kurulur.

Patlak Bot ve Franz Kafka

Tüm Reklamları Kapat

Daha da trajikomiği, setin kendi içinde ürettiği o absürt döngüde gizlidir. Bir sahnede denize yakın tarafta, kadrajın biraz daha önünde durmam istendi. Tam yerime geçerken çalışanlardan biri ayağımdaki patlak botu fark edip yanındaki ekip arkadaşına sesini yükseltti:

Görmüyor musun bu patlak botu, bu olmaz! Başkasını seçin!

Halbuki o tabanı incelmiş patlak botu sabah bana giydiren de o kostümü sağlayan da sistemin kendisiydi. Kendi verdikleri kusurlu ekipman üzerinden beni “yetersiz” ilan edip kenara çektiler ve yerime başka birini seçtiler. Franz Kafka’nın Dava’sındaki gibi: Sistem size kuralları koyar, imkansız şartları teslim eder, sonra da o şartların kurbanı olduğunuz için sizi suçlu ilan eder.

Oynamak mı, Beklemek mi?

Figüranlık -tamam hadi “yardımcı oyunculuk” olsun- zannedildiği gibi bir “oyunculuk” veya sahnede rol kesme işi değil. Figüranlık katıksız bir “bekleme” eylemi. On iki saatlik mesainin belki toplamda yirmi dakikası hareket halindesinizdir; geri kalan on bir saat kırk dakika boyunca bir dekor, cansız bir nesne gibi durmanız beklenen o uzun ve bitmek bilmez boşluk başlar.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Ne zaman duracağımıza, ne kadar süre hareketsiz kalacağımıza ve ne zaman nefes alacağımıza karar veren dışsal otorite (reji), bedenimizi mekan içinde milimetrik bir nesneye dönüştürür. Michel Foucault’nun kışlalarda ve hapishanelerde aradığı o katı “biyopolitika”, tam da bu orman kuytusunda işler. İnsani ihtiyaçlar ise tamamen görmezden gelinir. Devasa bütçeli bir yapımın ortasında, tüm gün boyunca ormanın derinliklerindesinizdir. Küçük tuvaletiniz geldiğinde yapabileceğiniz tek şey, setten gözle görülmeyecek bir anı kollayıp kendinizi ağaçların arasına atmak ve ihtiyacınızı doğanın kalbinde halledivermektir.

Çekim aralarında yorgunluktan alev gibi çimlere serildiğimizde ise kimse bize adımızla seslenmez. Ekip başı bağırır:


Tımarlı sipahi kalk! Herkes ilk olduğu yere geçsin!

Ve aynı anda otuz isimsiz beden, miğfer şakırtıları eşliğinde ayağa dikilir. Tıpkı bir kışla disipliniyle ama sıfır aidiyetle…

Günün en sarsıcı anı ise o uzun bekleme aralarından birinde yaşandı. Ayakta durmaktan dizlerimiz çözülmüşken reji koşarak bir sandalye getirdi. Dizide rol alan ünlü oyuncu Gürkan Uygun gelip tam durduğum yerin kırk santim yanına oturdu. Yüzü denize dönüktü. Biz o yirmi beş kiloluk demir yığınının içinde kan ter içindeyken onun gözü bir an bile bize kaymadı. Ne bir bakış, ne bir varlık onayı… Erving Goffman’ın kamusal alan için söylediği “sivil ihmal” kavramı, Goffman’ın “sahne arkası” olarak tanımladığı bu mekanda tam bir ontolojik yok saymaya dönüşmüştü. Biz onun için ormandaki bir çam ağacından, sahneye koyulmuş bir fondan farksızdık.

Zırhın İçindeki Zihin

Tüm Reklamları Kapat

Peki insan bu görünmezlik, yirmi beş kiloluk fiziksel yük ve nesneleşme içinde zihnini nasıl korur? Byung-Chul Han’ın Yorgunluk Toplumu’nda tarif ettiği o ruhsal tükenişe karşı tam da o zırhın altında hareketsiz durup beklerken zihnin bulduğu o yalın özerklikle.

Bedeninizi 1200 TL’ye kiralayabilirler, omurganıza demir yükleyebilirler, hatta patlak bot giydirip kenara itebilirler ama o zırhın içindeki zihnin akışına ve kurduğu felsefeye müdahale edemezler.

İnsan setteki bu ağır gerçekliği ve beklemenin trajikomik absürtlüğünü bizzat yaşarken Paul Lafargue’ın bahsettiği o “çalışma deliliğini” bir kez daha kavramış oluyor.

İllüzyonun Sönüşü

Adorno ve Horkheimer’ın “Kültür Endüstrisi” dediği o devasa mekanizma, kitleleri ekrandaki ışıltıyla büyülerken arkadaki bu ağır sömürüyü kusursuzca gizler. Gece saat 23.00’te eve vardığımda arkadaşlarımdan gelen “Hangi sahnede çıktın, seni izleyeceğiz!” mesajları tam da bu illüzyonun kanıtıydı. Gülümsedim. Çünkü ekranda olmayacaktım. Ben zaten görünmeyeceğimi, işin “oynamak” değil sadece saatlerce sessizce “beklemek” olduğunu biliyordum.

İnsanlar “figüranlık yaptım” deyince kafalarında ışıltılı bir set hikayesi canlandırıyorlar. Oysa gerçeğin ta kendisi sabahın 06.00'sında kalkış, tuvalet için ormanın kuytularına kaçış, ata binmeyi bilmeyen bir başrol, 40 santim yanımızda durup yüzümüze bile bakmayan bir ünlü ve “Tımarlı sipahi kalk!” komutuyla çimlerden doğrulup kendi görünmezliğini belgeleyen otuz bedendi.

Ertesi sabah saat 07.00'de o servise tekrar binecek insanlar vardı.

Tüm Reklamları Kapat

Neyse ki ben binmeyeceğim.

Okundu Olarak İşaretle
2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Raporla
Mantık Hatası Bildir
Yukarı Zıpla
Bu Blog Yazısı Sana Ne Hissettirdi?
  • Grrr... *@$# 1
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 10/09/2026 20:04:54 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/23718

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Aklımdan Geçen
Tür Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Topluluk Kuralları
Bu alan, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu türün ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu alanın amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim topluluğuna değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Geçmiş ve Notlar
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
İşaretle
Göz Attım
Site Ayarları

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.

[Site ayalarına git...]
Bu Yazıdaki Hareketleri
Daha Fazla göster
Tüm Okuma Geçmişin
Daha Fazla göster
0/10000
Kaydet
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"Bilgisayar programcıları ile Evren yarış halindedir. İlki, aptalların bile kullanabileceği yazılımlar peşindedir. İkincisi ise daha çok aptal üretmek peşindedir. Görünen o ki Evren bu yarışı kazanmakta..."
Rick Cook
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)