Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Kuzey Sencicek
İnceleyen1 4 gün önce
Gordügünüz gibi bütün fanları toksik kötü bir yapım kötü bir komedi ve kabul bile edemiyorlar caillou bile bundan daha iyi bir yapım mojo jojo bile gintokiden daha iyi bir karakter
Dizi
5.9/10
(11 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : 銀魂 (Gintama)
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Arif G.
Arif G.
111.2K UP
Üye 6 gün önce
Bağlantıya tıklayarak ya da profilimden soru açıklamasını okuyunuz.
142 görüntülenme
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
173.9K UP
Uyarlayan 15 saat önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

1
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Ali Döke
Mehmet Ali Döke
19.7K UP
Yazar 25 Mart 2015 16 dk.

Avusturyalı hayvan davranış bilimcisi (etolog) Karl Ritter von Frisch, 1927 yılında "Aus dem Leben der Bienen" (Dans Eden Arılar) adlı kitabını yayınladığında çağdaşları tarafından kuşku ile karşılanmıştı. Oysa kendisini tam anlamıyla çağının ötesinde bilimsel çalışmalar yürüten bir bilim insanıydı ve arılarda koku duyusu, görsel algı, yön bulma, polarize ışık ile konumlandırma, güneş takibi, iç saat, manyetik alanın petek örümüne etkisi ve düşey (ya da yerçekimi) algısı üzerine muhteşem çalışmalar yapmıştı. İlkin biraz anlaşılamamış olsa da tekrarlanan denylerle haklılığı pekişen von Frisch, büyük buluşundan 46 yıl sonra, 1973'te Fizyoloji alanında Nobel ödülüne layık görülmüştür.

Bal arıları, hep birlikte ve iletişim içinde çalışan, koloniler halinde varlıklarını sürdüren canlılardır. Koloniler içerisinde iş bölümü vardır ve yaşa bağlı olarak işçi arılar önce kovan içindeki görevlerde çalışırken daha sonra "tarlacı" dediğimiz ünvanı alırlar ve kovana su, nektar, polen gibi kaynakları getirirler.

63
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Çeviren 6 Aralık 2013 2 dk.

Araştırmacılar uzun bir süredir anıların gelecek nesillere sadece bireysel deneyimlerle aktarılabildiğini düşünmekteydi. Ancak yeni araştırmalar, DNA'nın kimyasal işlevlerinde meydana gelen değişimler yoluyla da hafızanın gelecek nesillere aktarılabildiğini gösteriyor.

Epigenetik alanında yapılan çalışmalardan en günceli olan bu araştırmada, çevresel faktörlerin genlerin, DNA'daki kodlanma değişmemesine rağmen farklı davranmalarına neden olabildiğini gösteriyor. Georgia eyaletinin Atlanta kentinde bulunan Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden olan ve araştırmanın yazarlarından biri olan Dr. Brian Dias, şunları söylüyor:

37
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emir Atalar
Emir Atalar
21.4K UP
İnceleyen 5 gün önce
Steins;Gate bence ilk bakışta konusu yüzünden klişe gelebilir. Fakat izledikçe seni kendi içine sürekli çeken evrenle karşılaşıyorsun ve bu fikrin ne kadar hatalı olduğunu görüyorsun. Başta temposu yavaş, karakterler tuhaf, diyaloglar gereksiz dağınık gibi geliyor. Hatta izlerken “bu mu övülen seri?” diye sorgulatıyor. Ama asıl mesele de burada başlıyor. Çünkü bu dengesizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir hazırlık gibi duruyor. Seri seni aceleyle etkilemeye çalışmıyor, önce alışmanı istiyor. Zaman yolculuğu konusunu ele alış biçimi klasik değil. Ne tamamen bilim dersi gibi kasıyor ne de “boşver mantığı” diyip geçiyor. Kendi içinde bir sistem kuruyor ve o sistemi ciddiye alıyor. İzlerken şunu hissediyorsun: burada olay sadece zamanda ileri geri gitmek değil, yapılan her küçük şeyin bir karşılığı var. Bu da hikâyeyi ucuz bir kurgu olmaktan çıkarıyor. Karakter işlenişi Steins;Gate’in en güçlü taraflarından biri. Özellikle ana karakterler ilk başta karikatür gibi dururken zamanla ciddi bir psikolojik ağırlık kazanıyor. Kimse durduk yere “derin” değil, yaşadıkları şeyler onları o noktaya itiyor. Bu da izlerken empatiyi zorla değil, fark ettirmeden kuruyor. Bir noktadan sonra karakterlerin verdiği tepkiler “senaryonun gereği” gibi değil, gerçekten insanî duruyor. Serinin en sevdiğim tarafı şu: sadece tek bir fikirde işlemeyip seni hem eğlendirmesi hem üzmesi hem şaşırtması yeri geldiğinde "bu böyle miymiş?" dedirttirmesi. Tempo konusu çok eleştiriliyor ama bence yanlış yerden bakılıyor. Evet hızlı değil, ama boş da değil. Yavaşlık burada atmosfer kurmak için kullanılmış. Aynı zaman da çok eğlenceli sahnelerle süslenmiş ilk bölümler. Eğer her şey hızlı olsaydı, ileride yaşananların ağırlığı bu kadar hissedilmezdi. Seri sabır istiyor ama karşılığını da veriyor. Genel olarak Steins;Gate; zekâ gösterisi yapmaya çalışmayan, ama izleyicisini de hafife almayan bir iş. “Bak ne kadar akıllıyım” demiyor, ama dikkat edersen ne kadar özenli kurulduğunu fark ediyorsun. Bitirdiğinde keşke devam etseydi bu evreni daha çok görseydim diyorsun.
9.8/10
(46 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : シュタインズゲート
Yönetmen: Kazuhiro Ozawa
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 2 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Emre Demir
Çeviren 22 Ağustos
Uydumuz  Ay ne kadar büyüktür? Güneş Sistemi’ndeki diğer uydularla karşılaştırdığımızda büyüklük sıralamasında Jüpiter’in uydusu Ganymede, Satürn’ün uydusu Titan ve Jüpiter’in diğer uyduları Callisto ile Io’nun hemen arkasında 5.sırada yer alır. Ay'dan sonra listenin devamında ise Jüpiter’in uydusu Europa ve Neptün’ün uydusu Triton gelir. Ay aynı zamanda cüce gezegenler olan Plüton ve Eris’ten de daha büyüktür. 3.475 kilometrelik çapıyla Ay, Dünya’nın yaklaşık dörtte biri kadardır ve bu da onu Güneş Sistemi’nde gezegeniyle oranlandığında en büyük uydu yapar. Tabii bu sakin, alacakaranlık deniz ve gökyüzü manzarasında Ağustos’un yükselen Dolunayı hâlâ bir balıkçının kadim ağlarına yakalanabilecek kadar küçük görünür. Telefoto ile çekilen bu kare Adriyatik Denizi kıyısındaki İtalya’nın Costa dei Trabocchi sahilinde çekilmiştir.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 5 Aralık 2019 28 dk.

Matematik, her ne kadar çok zor bir uğraş olsa da, herkesin gücünü ve güzelliğini takdir edebileceği bir yapıdır. Aslen miktar, yapı, uzay ve değişim gibi olguları araştırmakta kullanılan matematiğin tam bir tanımını yapmak gerçekten çok zordur.

Hepimizin bildiği gibi matematik, sayılarla ve sembollerle uğraşır. Bunları kullanarak, Evren'de var olan ve hatta var olmayan (veya var olsa da, matematikteki gibi idealize olmayan) yapı, olay, olgu ve süreçleri tanımlamakta ve izah etmekte kullanılır. Örneğin matematikte türev kavramı Evren'deki değişim olgusunun karşılığıdır.

241
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pedram Türkoğlu
Yazar 14 Nisan 2018 2 dk.

Bu koca kafalı tatlı arkadaşı, Zonguldak'ta Filyos Çayı'nın denize döküldüğü kısımda fotoğrafladık. Uçarak önümüzdeki kayaya kondu ve poz verdi.

Her ne kadar kısa bacaklı, küçük ve tombul gibi gözükseler de iyi birer avcıdırlar. Genelde dalların üzerine tünerler. Sırtları ve kuyrukları açık mavi renktedir. Kafası, vücuduna göre oldukça büyük gözükür. Bu türün gagası uzun ve incedir. Adeta bir zıpkın gibi balıklara dalmasına olanak tanır. Gagalarının alt kısmından cinsiyetlerini anlayabiliriz. Erkeklerde gaganın altı (mandibula) tamamen siyahken, dişilerde vücuda yakın olan (proksimal) kısmı yani gaganın başlangıç kısmı kırmızı/turuncu renktedir. Bazen tamamen turuncu bile olabilir. Seksüel dimorfizm denilen bu durum hayvanlar aleminde son derece yaygındır. Muhtemelen gaganın alt kısmındaki melanositlerin turuncu/kırmızı rengi ile W kromozomu arasında bir ilişki olmalı. Çünkü memelilerdeki XX ve XY kromozomları aksine; bazı canlı gruplarında ZZ ve ZW isimli kromozom sınıflandırılması kullanılır. Kuşlar, bazı sürüngenler, güveler, kelebekler ve bazı eklembacaklılar örnek verilebilir. Kuşlarda cinsiyet, memelilerde olduğu gibi erkek (XY) tarafından değil de dişinin kromozomu tarafından belirlenir. Memelilerde, Y kromozomunu alan yavru erkek olur. Kuşlarda ise W kromozomunu alan yavrı dişi olur.

19
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EA Discord Soci Science Grubu
Çeviren 26 Kasım 2023 7 dk.

Bilimin mihenk taşlarından biri tekrarlanabilirliktir. Bunun temel nedeni, yapılan deneylerin tutarlı olup olmadığını görme ihtiyacıdır. Tekrarlanabilirlik, bir deneyin gerçekle ilişkisi olup olmadığını anlamamızı sağlamaktır. Eğer deney tekrarlanabilir değilse doğruluğundan emin olamayız.

Son yıllarda sosyal bilimciler, bulgularının tekrarlanabilirliği ile alakalı derin endişe duymaktadır. Psikolojide inanılmaz etkili bir bulgu olan "benlik kaynaklarının tükenmesi" veya "Marshmallow Testi" gibi konuların hassas olduğunu düşündüğümüz yöntemlerimizi adeta bir yay gibi büktüğünü gördük. Bu nedenle bilim insanları şu ana kadar süregelen yaygınlaşmış metodolojilerinin hatalı pozitif sonuçlar doğurduğunu fark ettiler. Bu olay "tekrarlanabilirlik krizi" olarak da adlandırıldı.

21
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 2 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
5
IC 2118’in Cini

Cadılar Bayramı sezonundan esinlenen teleskoptan çekilmiş bu portre, korkunç görünümlü bir kozmik bulutu gösteriyor. Bu yıldızlararası sahne, Avcı Takımyıldızı yönündeki IC 2118 yansıma bulutsusunun tozlu genişliği içerisinde yer almakta. IC 2118, mahallenizden yaklaşık 800 ışık yılı uzaklıkta ve Avcı’nın ayağındaki parlak mavimsi yıldız Rigel’in yakınlarında bulunuyor. Daha geniş görüş alanındaki görünümü nedeniyle genellikle Cadı Başı Bulutsusu olarak tanımlanan bulutsu, bu sıralar gece yarısından sonraki saatlerden önce yükseliyor. Artı şeklinde parlayan yıldızlar ile burada gösterilen korkunç görüntü, Avcı’nın sıcak süper dev yıldızına doğru uzanan bir kol gibi görünüyor. IC 2118’in parıltısının kaynağı Rigel, sol üstte bu karenin hemen ardındadır.

29 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı & Telif Hakkı: Casey Good/Steve Timmons
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 25 Nisan 2014 2 dk.

Fotoğrafta gördüğünüz soldaki bilgisayar, Apollo Yönetim Modülü'ne bağlanmak üzere inşa edilmiş olan ve insanları Ay'a ilk defa indiren projenin dijital beyni olan bilgisayardır. Sağdaki ise komutların girilmesini sağlayan DSKY isimli klavyedir. Apollo 8 haricindeki Ay'a gidiş döneminin tüm uzay araçlarında bu bilgisayardan 2 adet bulunuyordu. 

Bu minik bilgisayar, Ay'a giden aracın yönlendirme, navigasyon ve kontrol arayüzünü sağlıyordu. 16-bit dil ile iletişim kuran bilgisayar, büyük oranda sadece okunabilir bir hafızaya sahipti. Manyetik çekirdek hafızasında 2048, ROM'unda ise 36.864 komut depolayabiliyordu. Sadece 2.048 MHz (2048 değil!) çalışma frekansına sahipti. 55 Watt güç tüketimine sahip olan bu bilgisayar, 32 kilogram ağırlığındaydı ve 61x32x17 santimetrelik ölçülere sahipti.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Ayşe Işık
Ayşe Işık
122.4K UP
Blog Yazarı 1 dk.

Bir uyartıya isteğimiz dışında kendiliğinden cevap vermeye refleks denir. Refleksin oluşmasında reseptörler uyarılır ve effektörlerde (kas,bez) istem dışı hareket oluşur.

Bir refleks arkının oluşmasında bir reseptör organ, bir afferent nöron, bir merkez (beyin ve omurilikte), bir efferent nöron, bir effektör organ (kalp ve düz kas, iskelet vb.) yer alır. Refleks arkı refleksin meydana geldiği anatomik yapıdır.

19
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Serdar Ölez
Serdar Ölez
108.8K UP
Türü Ekleyen 1 Ocak 2022
Tabanda rozet dizilişli yaprakların arasından yükselen yapraksız gövdede terminal çiçekli (sıkapoz), çok yıllık otsu bir türdür. Gövde tüysüz veya örümcek ağsı tüylüdür. Yapraklar dipte, rozet dizilişli ve genellikle çengel dişli lobludur. Çiçek kurulları (kapitilum) tekil veya nadiren sap üzerinde birkaç çiçekli; involukrum dikdörtgenimsi veya çan şeklinde; filariler çok sıralı, içte kalanlar dik ve yaklaşık olarak eşit boyda, dışta kalanlar yayılı veya geriye doğru kıvrımlıdır, filariler sıklıkla hörgüçlü veya boynuzludur; çiçek tablası tüysüz; çiçekler sarı, nadiren beyaz renkte; dilsi çiçekler sıklıkla boyuna renk geçişlidir. Sert kabuklu meyveler dikdörtgenimsi veya silindirik formdadır, yüzey 10 çıkıntılı, genellikle dikencikli (kaba pürüzlü veya siğilli) ve çok renklidir, uç kısım daralmıştır ve narin beyaz gagalı, nadiren gagasızdır; papus çok sıralı ve az pürüzlüdür, kalıcıdır.
0
Open AI
Open AI
67.5K UP
1 gün önce
Eski kitapların o büyüleyici kokusu aslında kağıdın yavaş yavaş ölümünden ibaret. Kağıttaki odun liflerini bir arada tutan lignin zamanla parçalanıp havaya karışıyor. Burnunuza gelen o tanıdık notalar tesadüf değil: Lignin bozulurken kimyasal olarak vanilyaya (vanilin) ve bademe (benzaldehit) benzeyen uçucu bileşikler salıyor. Yani teknik olarak çürüyen bir şeye aşığız.

İşin hüzünlü yanı şu: Günümüzde basılan kitapların çoğu asitsiz kağıt kullanıyor. Bu kağıtlar sararmıyor ve çok daha dayanıklı ama asla o eski kütüphaneler gibi kokmayacaklar. O koku, kelimenin tam anlamıyla geçmişte kalıyor.
41 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Görkem Öge
Görkem Öge
585.5K UP
Toprak Mühendisi 5 Nisan 2024 Sen de Cevap Ver

Bilim üzerine sorulan soruların çok büyük çoğunluğu, bilimi yanlış algılıyor olmamızla ilgili ve bu yanlış algı da zaten bilimin bizlere doğru öğretilmemesinin sonucu.

Sorunuzda bahsettiğiniz kusursuzluk konusu bu yanlış algıdan doğan bir yakıştırma. Evrimde ya da canlılıkta kusursuzluk diye bir şey yok ki. Evrim, çevrenin değişmesi ve canlıların o çevreye uyum sağlaması ile biçimleniyor. Yani bugün kusursuz olarak nitelenebilecek bir vasıf bir süre sonra kusur olabilir. Bunun paralelinde hiç bir canlı kusursuza doğru evrimleşemez. Böyle bir evrimleşme yok. Yani öyle bir hedef nokta yok ki oraya doğru gidelim. O nokta varsa nasıl bir mertebe ki o? Kusursuz ne demek? Hiç bir canlı, olası tüm çevresel şartlara uyumlu olamaz. Yani Dünya yüzeyi ortalama 15 derece de olabilir, 45 derece de. Hiç bir tür bu şartların ikisine de uyumlu olamaz. Yani kusursuzluk diye bir şey yok zaten. Kusurun ya da kusursuzluğun bir tanımı yok yani.

Hayatta kalan kusursuzdur aslında çünkü çevreye uyum sağlamıştır. Hayatta kalabildiği sürece de evrimleşmez. Her ne zaman bir çevresel değişim canlını doğal seçilime iter, o zaman değişime göre evrimleşme söz konusu olur.

Tüm Reklamları Kapat

Umarım açıklayıcı olmuştur. Sağlıcakla.

8
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Talha Çakırca
Seslendiren 31 Ekim 2023 16:43
Biyolojinin en temel amacı, canlılığı anlamaktır; öyle ki, "biyoloji" sözcüğü, "yaşam bilimi" anlamına gelir. Ancak bugüne kadar yapılan ve birbirinden...
55
Tolga Sazak
Tolga Sazak
3,335 UP
Çeviren 12 Ağustos 2017 12 dk.

Hayvan göçü, binlerce yıldır insanların ilgisini çekmektedir. Kıyı çamur çulluğunun Pasifik Okyanusu boyunca 9 günlük kesintisiz uçuşu gibi dayanıklılığın en şaşırtıcı girişimlerinden bazılarının uzak mesafe göçmenleri tarafından gerçekleştirilmesi bu ilginin geçerli bir sebebidir. 

Çoğu insan, göçü bir kuş sürüsünün üreme ve konaklama bölgeleri arasındaki mevsimsel hareketi olarak düşünür. Aslında, kuş göçü muhtemelen halk arasında en çok ilgi çeken biyolojik fenomendir ve ayrıca biyolojideki yerleşik bilimsel araştırma yöntemleri arasında en eski geçmişe sahip dallardan biridir (Berthold 2001). Fakat hayvan göçünün doğu batı arasındaki yolculuklar, kara ve okyanus içeren karmaşık gidiş dönüşler, okyanus ve göllerin su kolonları boyunca gerçekleştirilen düşey hareketler ve inişli çıkışlı yüksek dağ yolculukları gibi daha başka birçok şekli vardır (Hoare 2009). Göçü diğer hareket biçimlerinden ayıran şey, göçün tipik olarak bir tür yaşam alanından diğerine geçişi içermesidir (Aidley 1981).

67
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close