Şu noktaya tekrar bakın. Burası. Evimiz. Biziz. Sevdiğiniz herkes, tanıdığınız herkes, adını duyduğunuz herkes, gelmiş geçmiş her insan hayatını orada yaşadı... Bildiğimiz kadarıyla, yakın gelecekte türümüzün göç edebileceği başka bir yer yok. Ziyaret edebiliriz ama henüz yerleşemeyiz. Hoşunuza gitsin ya da gitmesin, şimdilik barınabileceğimiz tek yer Dünya. Bu görüntü, birbirimize karşı daha nazik olma ve bu soluk mavi noktayı koruyup ona değer verme sorumluluğumuzu vurguluyor.
DNA'mızdaki azot, dişlerimizdeki kalsiyum, kanımızdaki demir, çöken yıldızların içlerinde oluşmuştur. Hepimiz yıldız maddesiyiz.
Evrensel açıdan her birimiz kıymetliyiz. Eğer bir insan sizinle aynı fikirde değilse, bırakın yaşasın. Yüz milyar galakside bir başkasını bulamazsınız.
Yıldız maddesiyiz; kendi kaderini kendi ellerine almış yıldız maddesi. Kozmosun kendini bilmesinin bir yoluyuz. En azından burada, bilincin ortaya çıktığı o uzun yolu izleyen, on milyar kere milyar kere milyar atomdan oluşmuş örgütlü topluluklarız. Sadakatimiz türümüze ve gezegenimize olmalıdır. Dünya adına konuşuyoruz. Hayatta kalma ve gelişme yükümlülüğümüz yalnızca kendimize değil, içinden fışkırdığımız o kadim ve muazzam kozmosa karşıdır.
Hepimiz yıldız maddesinden yapıldık.
Biz, evrenin kendisini tanımasının bir yoluyuz.
Evreni gerçekte olduğu gibi kavramak, ne kadar tatmin edici ve rahatlatıcı olursa olsun bir yanılsamayı sürdürmekten çok daha iyidir.