Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Çağrı Mert Bakırcı
Uyarlayan 28 Nisan 2014 9 dk.

İnsanların kuyrukları yoktur. Ciddiyiz! Ancak "kuyruk yapmak için gereken" nedir, hiç düşündünüz mü? Bir takım genler! Eğer insanlarda fiziksel olarak bir kuyruk yoksa, neden "kuyruk yapmak için gereken" genetik araçların neredeyse tümüne sahiptirler? Bir diğer örnek kanatlı dostlarımızdan gelir: Tavukların dişleri yoktur ama dişlere ait genleri vardır! İyi ama neden? Tüm bunların sebebi ne?

Elbette ki yanıtı sadece evrimsel biyoloji verebiliyor. Evrimsel biyoloji dahilinde kullanılan terimlerden biri olan atavizm (ataya geri dönüş) sayesinde, tüm bunları açıklayabiliyoruz. Üstelik genomlarımız, evrimsel tarihimize ait birer arşiv kaydı görevi görüyorlar ve bize geçmişin sırlarını aralıyorlar. Bu makalemizde sizlerle bu tür atavist özelliklerin sadece 2 tanesine bakacağız ve evrime dair genlerimizde neler bulabileceğimizi göreceğiz.

95
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Yazar 3 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Güldiyar Arslan
1 gün önce
Silindir, küp ve kare prizması gibi düzgün prizma şekillerinin ağırlığı hesaplanırken kısaca "h.d.g" formülü kullanılabilir.
29 görüntülenme
0
3 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Haktan Aydoğan
Haktan Aydoğan
51.5K UP
İnceleyen10 29 Eylül
Hayatımızdaki birçok aktivite bize o an sıradan hissettirir.Sanki onu yapmamızın hiçbir anlamı yokmuş gibi.Günümüzde hepimizin onlarca farklı hobileri ve alışkanlıkları var;Oyun oynamak,Dini ibadetleri gerçekleştirmek,Müzik dinlemek/çalmak,Partiye Katılmak,Satranç Oynamak,Sigara içmek,Halısahada Maç yapmak,Kitap Okumak... Peki,hayatınızdaki bu aktivitelerden sadece birini yapabiliyor olsaydınız,hala sizin için bu kadar sıradan olur muydu;Bir halısada kilitli kalıp sadece top oynayabilseydiniz,Bir internet kafede kilitli kalıp sadece birkaç oyun oynayabilseydiniz,Bir hapishanede sadece bir tane müzik aleti çalabilseydiniz veya Nasyonal Sosyalisler tarafından bir hücreye konup sadece biryerden işlettiğiniz bir satranç kitabını okuyup yatağınıza şekil vererek satranç oynayabilseydiniz...
Kitap
9.6/10
(90 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
10
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Dilara Aydın
Dilara Aydın
71.6K UP
Ekleyen 29 Kasım 2021 5 dk.

Pulmoner alveoler mikrolitiazis (PAM), akciğerlerde intraalveolar yaygın küçük taş yapılarının birikmesi sonucu ile karakterize olan ve az rastlanan bir kronik akciğer hastalığıdır. Hastalıkta, alveol boşluklarına çok sayıda kalsiyum fosfat çökeltileri birikmekte ve bu nedenle kalsifiye mikronodüler bir görünüm ortaya çıkmaktadır.

Hastalık, her yaş grubunda görülebilen türdedir ve etiyolojisi (nedeni) tam olarak bilinememektedir. Hastaların genellikle belirgin semptomlar göstermemesi ve şikayet öykülerinin yakınmasız olması nedeniyle bu hastalık akciğer görüntülenmesi yapılmadan tespit edilememekte, tanılar da bu nedenle rastlantısal biçimde konabilmektedir.[1][2][3][5][7]

Bionluk Logo yazarlarınca hazırlandı.
14
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 14 Kasım 2014 32 dk.

7 Kasım 2014 tarihinde vizyona giren Yıldızlararası (Interstellar) filmi, senenin en çok beklenen filmi olarak büyük ses getirdi. Belki gişelere beklediği hızlı girişi yapamadı ve ABD'de Disney tarafından yapılan Büyük Kahraman 6 (Big Hero 6) isimli filmin gerisinde kaldı ama yine de gerek içeriği, gerek kurgusu, gerek görsel yapısı, gerekse de Evrim Ağacı olarak burada işlediğimiz gibi bilime olan katkılarıyla önemli miktarda ses getirmeyi başardı. Öyle ki, kolay kolay bilimkurgu filmlerini beğenmeyen, Dünyaca ünlü astrofizikçi Neil deGrasse Tyson'dan bile, buradan okuyabileceğiniz gibi bol miktarda övgü aldı. Filme yöneltilen ve hem destekleyen, hem de karşı olan sayısız eleştirinin yarattığı toz fırtınası yavaş yavaş dinerken, biz de filmin bilimsel olarak bir analizini sizler için yapmak istedik. Ayrıca filmin sonunda, karadeliğin içerisine girildiğinde ne olduğunu ve neler anlatılmaya çalışıldığını da, anlamayanlar için açıklayacağız. Umuyoruz ki faydalı olacaktır.

İlk olarak şunu söyleyelim: bu bir belgesel değildir, bir bilimkurgu filmidir. Dolayısıyla ele alacağımız eleştiriler, "Kesin ip var or'da!" diyormuşuz gibi anlaşılabilir. Fakat amaç bu değildir. Bilimkurgunun amacı, hayal gücünü tetikleyerek bilimin ileride görebileceği gerçeklerle ilgili ufkumuzu açmaya çalışmasıdır. Sadece salt bir sanat eseri olarak görüp tüm bilimsel doğasından sıyırmak, tamamen bilim olarak görüp içerisindeki noktaları abartmak kadar hatalı olacaktır. İkisi de yanlıştır. Dolayısıyla, mutlaka filme gitmenizi ve son yılların (hatta belki tüm zamanların) en başarılı bilimkurgu filmlerinden biri olduğunu düşündüğümüz Yıldızlararası'nı izlemenizi tavsiye ederiz. Biz tek kelimeyle "bayıldık". Özellikle sayısız bilimsel gerçeğin dahiyane bir şekilde aktarılması, filmi diğer pekçok bilimkurgu filminden ayıran çok özel bir nokta. Ancak filmin büyüleyici doğasından sıyrılıp "Ya acaba?" sorusunu sormaya başladığınız anda, artık bilimkurgu veya sanat değil, bilim yapıyorsunuz demektir ve bu yazımız, size katkı sağlayacaktır diye düşünüyoruz. Dolayısıyla sanatın bittiği yerle bilimin başladığı yeri iyi ayırt etmek gerektiği kanaatindeyiz. Benzer şekilde, Evrim Ağacı ekibi olarak filmin harika olduğu konusunda hemfikiriz. Ancak bu, bilimini analiz edip hatalarına değinemeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

252
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tunç Kayıkçıoğlu
Yazar 28 Mart 2018 9 dk.

Kol ve bacak kaslarınızda benzer proteinlerin olduğunu söylemem pek şaşırtıcı bir bilgi olmasa gerek. Komşunuzda da benzerlerinden var. Herhangi bir hayvanat bahçesindeki filde ve su aygırında da benzerlerinden vardı, belki bağırsağınızdaki bakterilerde de var!

Peki konu evrim olduğunda sıkça duyduğumuz -ama okul kitaplarında ya da Wikipedia’da pek okuyamadığımız- bu proteinlerin benzerliği mefhumu neyin nesi? Bu amaçla önce yeni bir proteinin şeklini deneysel olarak çözmeyi özetleyecek, sonra da proteinler arası benzerlikleri arama problemine bakacağız. Bunları kullanarak da protein veri tabanındaki türler arası protein benzerliklerine bakarak kendi evrim ağacımızı kendimiz çizeceğiz.

56
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlhan Taşlı
Uzay Bilimleri Takipçisi 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Galaksileri bir kenara bırakın, içinde bulunduğumuz Başak Galaksi Kümesi dahil pek çok küme belirli bir yöne doğru akış halindedir. Samanyolunun hızı ise yaklaşık saniyede 630 km. civarı. Harekete neyin sebep olduğu tam olarak bilinmese de bir isim vermeyi ihmal etmemişiz "Büyük Çekici".

Bu akışa neden olan devasa kütlenin merkezinin, gözlemlerimize göre bizden 150-250 milyon ışık yılı uzakta olması gerekiyor. O halde teleskoplarımızı o tarafa çevirelim ve "neymiş ki bir bakalım" demek isterdik ama bu merkez samanyolunun diğer tarafında yani yoğun gaz ve toz bulutlarının arkasında kalıyor, işte bu gözlemlenemeyen alana "kaçınılmaz bölge" şeklinde bir isim de vermişiz.

Neyse ki kızılötesi ve radyo ışımasını yakalayabilen teleskoplarımız var. Işığın bu dalga boyları galaksi merkezimizdeki gaz ve toz bulutlarından rahatlıkla geçip bizlere ulaşabilir ve galaksinin öte tarafında neler olup bittiği hakkında bizlere bilgi verebilir. Görünen o ki bu bölgede Başak Üst Kümesi dahil yaklaşık 100 bin galaksinin bulunduğu diğer 5 üst galaksi kümesi "Büyük Çekici" etrafında akışkan bir halde toplanmışlar. İşte bu devasa 5 kümenin oluşturduğu gruba "Laniakea Üstün Galaksi Kümesi" ismi verilmiş.

Tüm Reklamları Kapat

Bir bakıma bu akışkanlığa neden olarak; tüm galaksilerin total kütlesinin birbirlerini etkilemesi olarak düşünebiliriz. Bu durumu şöyle açıklayalım: Samanyolunun omurgasını merkezdeki karadelik (Sagittarius A) oluşturur fakat bizim Güneş sistemimiz bu karadeliğin etrafında, mevcut yörünge hızlarında dönemeyecek kadar uzaktır (yaklaşık 27.000 ışık yılı), hatta bu hızlarda galaksi dışına savrulması gerekirdi. Sistemin merkezinde ve merkezine yakın yoğun yıldızların oluşturduğu total kütlenin de etkisi sayesinde sistemimiz dengeli bir şekilde samanyolu etrafında dönmektedir. Newton veya Genel Görelilik formüllerini, Samanyolunun total kütlesi ve Güneş sisteminin yörünge hızı hesaplamalarına uyguladığımda dehşet bir tutarsızlıkla karşılaşırız. Total kütleye rağmen bu yörünge hızı ile yine galaksi dışına savrulmamız gerekiyor, oysa durum böyle değil. İşte bu ekstra çekim etkisini "karanlık madde" ile açıklıyoruz.

Konuyu daha fazla dağıtmadan sorunuzun özüne dönersek:[1] Evet, galaksileri dahi etkileyecek uzay zamanı büken etkiler vardır, bunların başında diğer galaksilerin total kütlesi ve karanlık madde gelir.

Kaynaklar

  1. Kozan Demircan. Samanyolu Galaksisi Saniyede 630 Km Hızla Nereye Gidiyor? » Kozan Demircan. (9 Şubat 2017). Alındığı Tarih: 1 Şubat 2026. Alındığı Yer: Kozan Demircan | Arşiv Bağlantısı
5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 2 Ekim 2020
Güneş’e gitmek ne kadar sürer? 7 yaşındaki Brittany ve 12 yaşındaki D.J. bu soruyu bir akşam yemekte düşündüler. 7 yaşındaki James, gerçekten hızlı bir yarış arabası kullanmayı önerirken, 4 yaşındaki Christopher da hevesle bu öneriye katılıyor. Aile gezilerinde mesafeyi sürate bölerek sürüş süresini tahmin etmekten sorumlu ve gerçekten yaşlı bir adam olan Jerry, hesap yapmayı teklif ediyor. “Bir bakalım.. Güneş 93 milyon mil uzaklıkta. Eğer saatte 93 mil yol gidersek yolculuk sadece 1 milyon saat sürer.” 1 milyon saat ne kadar uzun? Bir yıl 365 gün çarpı her bir gün için 24 saat veya 8.760 saat eder. Yüz yıl 876.000 saat eder ancak bu da hala 1 milyon saatlik sürüş süresinin biraz altında. Yani Güneş gerçekten oldukça uzakta. Christopher etkilenmedi ancak büyüdükçe etkilenecektir. 93 milyon mil uzakta olan ve buna rağmen ona baktığınızda gözlerinizi acıtan bir şeyden etkilenmelisiniz!
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
8
İnceleme
Esra Yıldız
İnceleyen 2 gün önce
Ilk film fazlasıyla klasik kıyamet filmi havasindaydi ancak ikinci film fragman bizi yaniltmayacaksa dehşet olaylar olacak........
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hüseyin Atala Ve Emre Akman
Hüseyin Atala Ve Emre Akman Seslendiren 11 Ekim 2024 8:26
GPS Sistemlerine Dair Yeni Bir Matematiksel Model - Metal Maruziyeti ve Kalp Sağlığı - Hepsi ve daha fazlası bu bölümde!
19
Kürşat Maral
Kürşat Maral
71.2K UP
Yazar 17 Ekim 2020 5 dk.

Britanyalı empiristlerinin en büyüğü sayılabilecek, 18. yüzyılın da Kant ile birlikte en önemli filozofu diyebileceğimiz David Hume, bilgiye konu olan nesnelerin en temel ögelerine kadar inmeyi amaçlamıştır. Bunun için de öncelikle zihnin algılarını ele almıştır. İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma adlı yapıtında, zihnin tüm algılarını "idea" ve "izlenim" olmak üzere ikiye ayırmıştır.[1] Hume, izlenimden canlı algıları, ideadan cansız algıları anlamaktadır. Ona göre işitilen, görülen, duyulan, hissedilen, sevilen vb. olan her şey, "izlenim" içerisine girmektedir. Bu ikisi arasından ise ön plana izlenimler çıkmaktadır. Bunu da Hume'un şu cümlelerinden çıkarabiliriz:[1]

Örneğin, "boynuzlu at", "altın dağ" gibi kavramları düşünmek mümkündür. Fakat bunlar, ayrı ayrı izlenimlerin, eski deneyimlerimizin birleştirilmesinden başka bir şey değildir. Yani “altın” ve “dağ” idelerini zihin birleştirerek, "altın dağ" kavramını elde etmektedir. Aynı şekilde "boynuz" ve "at" idelerini zihin birleştirerek "boynuzlu at" kavramını elde etmektedir. Kısacası tüm yaratıcı gücümüz, aslında "izlenim"lerimizin bize sağladığı tek tek deneyimler sayesinde gerçekleşmektedir.

82
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Mehemmed Qenberli
Lise öğrencisiyim 10 Eylül 2022 Sen de Cevap Ver

UMUTLU KORKU VE KORKULU UMUT – BİR BAĞLANTI VAR MI?

Bir şeyin “olacağını” umma kavramı düşünüldüğünde, olmayacağından korkmakla el ele gittiğine dair bir çıkarım vardır. Benzer şekilde, bir şeyin “olacağından” korktuğumuzda, olmayacağını umma eğiliminde olduğumuz çıkarımını yapardık. Bu, bir bağlantı olasılığını ve potansiyel olarak bundan daha fazlasını, ikisinin temelde ayrılması imkansız olabilecek bir şekilde birleştirilmesini sunar. Bunun için önerilen kanıtlardan bazıları aşağıda özetlenmiştir:

İkisi de motive edicidir, biri bir şeye doğru, diğeri bir şeyden uzaktır. (Snyder CR, Umut Psikolojisi, 2003)

Tüm Reklamları Kapat

Her ikisi de, bir olayın birey için etkili ve/veya anlamlı olan olumlu veya olumsuz sonuçları olduğunda hissedilir. (Averill, Catlin ve Chon, 1990)

Fizyoloji yalan söylemez! Her ikisi de, esrarengiz bir şekilde benzer olan, örneğin terli avuç içi, heyecan ve korku gibi beklenen fizyolojik tepkilere neden olur. Tek fark, bir sonucun istenmesi ve diğerinin olmamasıdır! (LeDoux, 2003)

Her ikisi de, anlamlı sonuçların bireyin eylemini gerektirdiği, ancak sonucun tam kontrolünün mümkün olmadığı ve dolayısıyla bir spekülasyon unsurunun bulunduğu durumlarda hissedilir. (Averill, Catlin ve Chon, 1990)[1]

Kaynaklar

  1. ppnetwork. Hope And Fear Maybe Two Faces Of The Same Primal Emotion. Alındığı Tarih: 10 Eylül 2022. Alındığı Yer: ppnetwork.org | Arşiv Bağlantısı
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
8
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close