Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
İnceleme
Yusuf Baran
Yusuf Baran
58.9K UP
İnceleyen9 24 Ağustos
Brad Pitt'in oynadığı yine güzel bir film. Galiba Brad Pitt'in oynadığı filmler arasında Fight Club'tan sonra en iyisi. İzlediğim en iyi film diyemem çünkü pek film izlemem. Ama çok iyi bir film olduğu kesin. Olumsuz yönü var mıydı? Bence yoktu. Çünkü şarkılarıyla, senaryosuyla, karakterleriyle, yükselme hikayesiyle bence her yönden iyiydi.
Film
9.2/10
(11 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : F1: The Movie
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Ozan Zaloğlu
Ozan Zaloğlu
313.8K UP
Analist 3 Şubat 2016 2 dk.

Beyin, vücudumuzdaki oksijenin ve enerjinin %10-20 arasını tek başına tükettiği iddiası doğrudur. Bunun bir kalori karşılığı olduğu da doğrudur.

"Düşünme" işi için harcanan kalori, kilo verme amacıyla kullanılamayacak kadar düşüktür (eğer ki aşırı ileri düzeyde satranç oynamak gibi yüksek zihinsel güç gerektiren işler yapmıyorsanız). Bu süreçte yakılan kalori miktarı öylesine azdır ki, dikkate almaya bile gerek yoktur.

40
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
10
Seda Baştürk
Seda Baştürk
193.5K UP
Çeviren 24 Aralık 2021
21 Aralık’ta teleskoptan çekilen bu üç derecelik geniş görüş alanında, Namibya semalarında bir kuyruklu yıldızın kuyruğu görülüyor. Sadece birkaç gün önce aniden parlaklığı artan ve çıplak gözle görünebilmeye başlayan Leonard kuyruklu yıldızı (C/2021 A1) bu yılın en parlak kuyruklu yıldızı oldu. Dürbün ise, gün batımından sonra batı ufkuna yakın konumdaki dağınık kuruklu yıldızın fark edilmesini kolaylaştırır. Keskin görseldeki ayrıntılar, kuyruklu yıldızın komasını yeşilimsi renkte gösteriyor. Kuyruklu yıldızın, Güneş rüzgarındaki manyetik alanlarla etkileşim halinde olan iyon kuyruğu görülüyor. 12 Aralık’ta Dünya‘ya ve 18 Aralık’ta Venüs‘e en yakın geçişini yapan Leonard Kuyruklu Yıldızı, 3 Ocak’ta gerçekleşecek olan Güneş’e en yakın yaklaşımı olan günberiye doğru ilerliyor. Aralık ayının sonlarında, akşamları gökyüzünde güzel görünen Leonard, 2021 yılının Noel Kuyruklu Yıldızı olarak bilinir hale geldi.
5
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Işın Altınkaya
Yazar 17 Mayıs 2017 9 dk.

Bizden en çok talep edilen konu, belgesel tavsiyesinde bulunmamız. Ne yazık ki evrimi anlamak için izlemeniz gereken belgesellerin birçoğunun Türkçesi bulunmuyor.

Ama yine de "yaşayan" bir liste oluşturmanın ve zamanla güncellemenin faydalı olacağı kanısındayız. Bu listede iki alt başlık olarak hem İngilizce, hem Türkçe belgeseller yer alıyor. Türkçe belgeselleri ise dublajlı olanlar ve altyazısı mevcut olanlar olarak ikiye ayırdık. 

219
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 2 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 31 Mayıs 2018 46 dk.

Evrim Ağacı olarak bize üniversite öğrencileri ve adaylarından en sık gelen sorulardan birisi, üniversite bittikten sonra yurtdışına eğitim amaçlı nasıl gidilebileceği, bu çalışmalar için paranın nereden bulunacağı, nasıl burs alınabileceği, not ortalamasının ne olması gerektiği, TOEFL ve GRE gibi sınavlara ne zaman girilmesi gerektiği, ne zaman ve nasıl çalışılması gerektiği, vb. sorular. Bu kılavuzda, bu konularla ilgili en temel bilgileri, çok basit ve kısa notlar halinde sizlere sunacağız. Umuyoruz birçok soru işaretinin temizlenmesine yardımcı olacaktır.

Hazırsanız, başlayalım:

196
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Esra Yıldız
İnceleyen 2 gün önce
Ilk film fazlasıyla klasik kıyamet filmi havasindaydi ancak ikinci film fragman bizi yaniltmayacaksa dehşet olaylar olacak........
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Elif Dilek
Elif Dilek
40.0K UP
Yazar 28 Şubat 2021 3 dk.

Yoğun ve sarı görüntüsü nedeniyle bezelye çorbasına (İng: "pea-soup") benzetilen sisler, 19. yüzyıl Londrası'nın karakteristik bir özelliği haline gelmişti. Fakat 1952 yılının aralık ayında, beş gün boyunca şehri kaplayan duman ve sis karışımı perde (İng: "smog"), alışılagelmiş sislerden oldukça farklıydı. Oluşan sis, görüş mesafesini o kadar düşürmüştü ki, araç trafiği neredeyse durmuş ve insanlar evlerini bulmak için çitler boyunca el yordamıyla yürümek zorunda kalmıştı. Ve bu, beraberinde beklenmedik bir felaketi getirecekti.

"Öldüren Sis" olarak bilinen bu dumanlı sise neden olan faktörlerden biri, o sene şehirde hakim olan ve normalin altında seyreden sıcaklıklardı. Günlük ortalama sıcaklık 80 yıllık ortalamanın altında olunca, şehir halkı soğukla mücadele etmek için, fabrikalar ve elektrik santralleri ise üretime devam edebilmek için, çok daha fazla miktarda kömür yaktı. Fakat o dönemde İngiltere'nin kömür politikası, kömürden elde edilen kârı maksimize etmeye odaklıydı: En iyi kalitedeki kömür ihraç edilir, şehir halkı ise "nutty slack" olarak bilinen, kötü kalite kömürü kullanırdı.

82
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Halime Samsa
Halime Samsa
34.2K UP
Yazar 18 Ekim 2020 15 dk.

Dünyaya gözlerimizi iki temel dürtünün ışığında açarız, tüm insanlık olarak içimizde yaşamın ve ölümün varlığını taşırız. Freud’a göre, yaşam dürtüsü; libidodan kuvvet alarak üretmeye, insanlarla duygusal bağ kurmaya, çoğalmaya ve canlılığı sürdürmeye çalışırken madalyonun diğer yüzünde bulunan ölüm dürtüsü ise saldırganlıktan kuvvet alarak parçalamaya, kurulan bağları koparmaya ve kendini yok ederek inorganik bir hale dönmeye çalışır.[1] Yani, aşkın tanrısı Eros ile ölümün tanrısı Thanatos sırt sırta eşlik ederler insana hayat boyunca. Hangisinin öne geçeceği ise, biraz genetik yatkınlıklarımıza ve mizacımıza biraz da benliğimizin oluştuğu erken dönem ilişkilerimize bağlıdır.

Doğumla birlikte, güvenli alanından dünyaya gözlerini açan bir bebek için yaşam ve ölüm arasındaki bu mücadele oldukça yoğun bir kaygı yaratır. Doğumla birlikte anne ile kurduğu güvenli birlik halini kaybederek ilk kaybını yaşayan bebeği, dünyaya uyumlanma gibi zorlu bir yolculuk da beklemektedir. Klein'a göre, bebek bu zorlu yolculukta açlık, libidinal arzular ve bu mücadelenin yarattığı yoğun kaygı ile onu besleyen bir memeye yönelir.[2] Bebek, önce memenin, sonra da annenin kendisindeki yıkıcı ölüm dürtüsünü yatıştırmasını arzulayarak, yaşam dürtüsüne yatırım yapar. Anne ve bebek arasında kurulan bu ilişkide hangi dürtünün baskın olacağı, tabii ki doğum deneyiminin travmatik geçip geçmemesine, annenin bebeğe bakmak isteyip istememesine, bebeğin mizacına ve sütü zevkle kabul etme yeteneğine de bağlıdır.

171
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 3 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

16
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 2 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Sena Küçükkıvanç
Sağlık sektöründe editörüm 23 Aralık 2024 Sen de Cevap Ver
166 görüntülenme
UV Işınlarından Kaçınarak, Mürekkep Balığı Mürekkebi ile Ciltte Bronzlaşma Sağlamak Mümkün Müdür? Bu Yöntem Zararlı Etkilerden Kaçınmayı Sağlar Mı?
UV Işınlarından Kaçınarak, Mürekkep Balığı Mürekkebi ile Ciltte Bronzlaşma Sağlamak Mümkün Müdür? Bu Yöntem Zararlı Etkilerden Kaçınmayı Sağlar Mı?

Vallahi konu tam da "elmayı boyayınca portakal olur mu" gibi bir konuya benziyor 😂 Öncelikle mürekkep balığı mürekkebinin içindeki melanin gerçekten de epey zengin. Bu madde cildi teorik olarak koyulaştırabilecek bir pigment, ama işin rengi öyle kolay değişmiyor. Hani bir bardak suda gıda boyası karıştırınca suyun rengi anında değişir ya, derimiz öyle çalışmıyor maalesef. Derimizin üst tabakasında (stratum corneum) kimyasal reaksiyonla renk değiştiren molekülleri tutacak "kilitli dolaplar" gibi yapılar var. Dihidroksiaseton (DHA) gibi maddeler buralara rahatça "yakışıp" kahverengimsi bir renk üretiyor. Ama mürekkep balığı mürekkebi, deriye nüfuz edip o dolapları açamıyor; sadece yüzeyde kalıyor. Videodaki kişinin elinin 5 gün boyunca siyah kalması, mürekkebin su ve sabunla kolayca çıkarılamamasından ibaret, içeriden melanin üretimi sağladığından değil.

Melanin molekülü, genel formülü tam kesin olmamakla birlikte, kabaca gibi polimerik bir yapıya sahip. Bu yapıyı cilde entegre etmek diye sonsuz bir seriyi deriye aktarmaya benziyor yani. Ama cildin fizyolojik bariyeri, bu polimerleri içeri almaya gönüllü değil. Kalın bir suru aşmaya çalışan büyük bir ordu gibi düşünün; moleküller ya dışarıda kalır ya da çok azı içeri girer. Cildin doğal melanositlerinin UV etkisi olmadan daha fazla melanin salgılaması da sadece mürekkep süren "dış destek"le başarılacak bir iş değil. Yani integralleri alsak türevlerle uğraşsak bile mürekkebin kimyasal olarak ciltle etkileşip kalıcı bir bronzluk yaratması şu anki bilgilerimize göre hayli güç.

Gelelim "seyrelterek" kullanma fikrine. Diyelim ki mürekkebi su veya başka bir çözücü ile 1:10 oranında seyrelttik ve cilde sürdük. Yine de bu kimyasalın epidermiste etkili bir "derinlik boyamasına" yol açabilmesi için, formülasyonun derinin lipid bariyerini aşabilmesi, hatta keratinositlerle etkileşime geçebilmesi gerekiyor. Bir nevi "arabayı çikolataya buladım, şimdi bu araba kahverengi mi kalacak?" sorusuna benziyor. İlk bakışta evet dışı çikolata kaplı; ama yağmur yağınca, sürtünme olunca ya da zaman geçtikçe o çikolata tabakası er ya da geç yok oluyor. Cilde sürülen mürekkep de benzer şekilde, yavaş yavaş soyulup gidiyor. Dolayısıyla UV ışınlarına maruz kalmadan kalıcı bir bronzluk beklemek, ne yazık ki şu anki şartlarda mümkün görünmüyor.

Tüm Reklamları Kapat

Bir de "bu yöntem zararlı etkilerden korur mu" konusuna da değinelim. Teorik olarak mürekkep balığı mürekkebi, güneşin zararlı etkileri olan UVB ve UVA ışınlarının yerini tutmaz ve koruyucu bir kalkan da sağlamaz. Bronzlaşmak için UV'ye ihtiyaç duyan geleneksel mekanizmalar devreye girmiyor. Her ne kadar mürekkep balığı mürekkebi bazı antioksidan özelliklere sahip olsa bile cilt bariyerini geçemeyen bir madde tam koruma sağlayamaz.[1] Daha da ötesi, mürekkebin içinde ne gibi mikroorganizmalar, ağır metaller veya öteki tortular olduğundan da emin olamayız. Kolayından "evde kendi laboratuvarımızda" bu işi deneyip yan etki yaşamaktansa, DHA bazlı güvenli ve test edilmiş ürünlere yönelmek daha akıllıca olur bence 😅 Böylece hem 5 gün el yıkamaktan kurtuluruz hem de daha istikrarlı bir sonuç elde ederiz.

Kaynaklar

  1. D. Rahmasari, et al. (2021). Antioxidant And Uv Protection Activities Of Squid (Loligo Sp.) Ink Powder Lotions. Borneo Journal of Pharmacy, sf: 22-28. doi: 10.33084/bjop.v4i1.1675. | Arşiv Bağlantısı
Bu cevap, soru sahibi tarafından en iyi cevap seçilmiştir. Ancak bu, cevabın doğru olduğunu garanti etmez.
12
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Çeviren 17 Ağustos 2017 12 dk.

Ekolojik fırsat, türlerin farklılaşmasında hayati bir öneme sahip olup adaptif yayılmanın başlamasında anahtar bir rol oynamaktadır.

Özellikle evrimin işlevsel sürecinin Darwin (1859) tarafından tanımlanmasından bu yana, türlerin gezegenimizde nasıl çoğaldığı uzun bir süredir biyologların ilgisini çekmektedir. İnsanlar, dünyanın birçok bölgesinde farklı ekolojiye ve biçimlere sahip benzer organizmaların çeşitliliğini gözlemleyebilirler. Örneğin; Kuzey Amerika’da biçim, renk ve vücut uzunluklarına göre belirgin bir biçimde farklılaşan Lampropeltini (Görsel 1) familyasına ait 35 keme yılanı türünden herhangi birisiyle kolaylıkla karşılaşabilirsiniz. Bu grup içerisindeki türler; beslenme alışkanlığı olarak sürüngen yumurtaları, diğer yılanları, kertenkeleleri, kuşları ve küçük memeleri ve ayrıca yaşam alanı olarak da çölleri, otlak alanları, tropik yağmur ormanları ve yaprak döken kuzey ormanlarını içeren geniş bir yelpazedeki ekolojiyi tercih etmektedirler. Biçim ve ekolojideki bu aşırı farklılık karşısında, tüm bu çeşitlenmelerin zaman içerisinde nasıl ortaya çıktığını sorabilirsiniz. Tüm bu türlerin biçimsel ve ekolojik farklıkları standart ve değişmeyen bir hızda mı başlayıp çoğalmakta yoksa uygun, boş bir ortam ortaya çıktığında mı hızlı bir biçimde bu alanı doldurmaktadırlar?

60
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 25 Ocak 2019
Her şey değişir. Değişmeyen tek şey değişimdir.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
78
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Aral Kim
4 gün önce
Troya Müzesin' deki İdol Anıtı beni çok düşündürüu
yor araştıracağım. 

62 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Çağrı Mert Bakırcı
Blog Yazarı 4 dk.

Bizimle saklambaç oynayan ve her dört yılda bir ortaya çıkan 29 Şubat'ın ilginç ve tuhaf dünyasına hoş geldiniz. Bu ekstra gün; tarihi kıvrımların, kültürel tuhaflıkların ve hatta bir tutam astrolojik entrikanın bir karışımıyla doludur. 

Takviminizi kapın ve artık yıllarla ilgili 10 tuhaf ve harika gerçeği ortaya çıkarırken sıra dışı bir sıçramaya hazırlanın. Eşsiz yeteneklere sahip "artık yıl çocukları"ndan, büyük "artık gün partileri" düzenleyen kasabalara ve antik uygulamalardan astrolojik spekülasyonlara kadar 29 Şubat'ın gizemlerini çözmek üzereyiz. 

17
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İlanPsikolojik Yardım ve Terapi
Özge Çolak
Özge Çolak
20.3K UP
İlanı Ekleyen 1 hafta önce Ankara & Çevrimiçi₺1.500,0029 Ocak
Erişilebilir Psikoterapi
29 Ocak 2026 18:37 tarihinden 30 Haziran 2026 18:37 tarihine kadar.

Merhabalar, ben klinik psikolog Özge Çolak. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve Şema Terapi ekolü ile çalışmaktayım. Online veya yüz yüze olarak yetişkin bireylerle psikoterapi sürecini yürütmekteyim.  Detaylı bilgi ve randevu için mail adresinden  iletişime geçebilirsiniz. 

Çalışma Alanları

  • Kaygı bozuklukları
  • Depresyon
  • Travma sonrası stres bozukluğu
  • Obsesif kompulsif bozukluk
  • İlişki ve bağlanma problemleri
  • Yetersizlik sorunları
  • Sınır koyma becerisi
  • Öz şefkat geliştirme
  • Duygu düzenleme güçlükleri
  • Mükemmeliyetçilik ve değersizlik temaları
  • Yaşam olaylarına uyum ve karar verme süreçleri
Devamını Göster
0
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cansın Hazan Bayrak
Seslendiren 9 Eylül 2021 32:33
Bilim, en küçük atomaltı parçacıklardan en büyük galaksi kümelerine kadar, fiziksel ve doğal dünyanın yapısını ve davranışlarını gözlem ve deney yoluyla,...
67
Anıl Kocabaldır
Anıl Kocabaldır
112.6K UP
Yazar 26 Nisan 2020 7 dk.

Hepimiz geçmişte yaşadığımız güzel anılara ya da olaylara geri dönmek istemişizdir. Geçmişte yaptığımız hataları ya da olguları değiştirmek gibi düşünceler de zamanda geriye gitme isteğini doğurmuştur. Bu yazımızda zamanda geçmişe gitmenin fiziksel açıdan bir analizini yapacağız.

Zamanda yolculuk fikri Albert Einstein’ın 1905 ve 1916 yıllarında yayımladığı “Özel Görelilik” ve “Genel Görelilik” kuramları ile bilimsel anlamda gündeme gelmiştir. Bu iki devrim niteliğindeki kuram, mutlak zaman ve mutlak referans sistemi hakkındaki düşüncelerimizi doğrudan değiştirmiştir. Özel Görelilik kuramı kısaca ışığın hızıyla ilgili bir kuramdır. Bu kuramın sonuçlarından bazıları şunlardır:

88
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı Akademi

Evrim Ağacı Akademi'yi kullanarak kendini Felsefe konusunda geliştirebilirsin.

Yasin Aydoğdu
Tarih ve Araştıma Mezunu 6 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhabalar iyi formlar,

Fatih Sultan Mehmed'in zehirlendiğini ileri süren pek çok Osmanlı tarihçileri ile günümüz tarihçileri bulunmaktadır. Bulundukları iddianın kaynağını ise; ünlü Osmanlı tarihçisi olan Âşıkpaşazade kendi tarih kitabında yer verdiği ve kaleme aldığı Yahudi asıllı Yakub Paşa hakkında ki iddiasına dayanmaktadır. İddiaya göre: "Fatih'in ayağındaki ağrı sebebiyle, Yakub Paşa'nın Fatihe verdiği ilaç yüzünden zehirlenerek öldüğünü yazmıştır." Bu konuda tarihçilerin farklı düşüncelere sahip olduklarını da eklemek isterim.

Bu farklı düşüncelerden bir tanesi Fransız tarihçi ve araştırmacı olan Andre Clot'un Yakub Paşa'nın Fatih Sultan Mehmedi kasten zehirlediği iddiasını "Mehmed le Conquerant de Byzance" eserinde şu sözlerle kaleme almıştır. "... Yakın süre içinde ölmesi için zehre gerek kalmamıştı ki, hastasının durumunu çok iyi izlemiş olan Yakub Paşa, zamanın en iyi hekimlerinden olup bunu herkesten daha iyi biliyordu. Bu durumda Padişahı zehirlemekle kendi durumunu niye tehlike altına atsın ki? Kaldı ki, onun ölümü ile durumu daha iyi hale girmiş olmazdı ki; Fatih'in ona tanıdığı sınırsız imkanları, ayrıcalıkları da düşünmek gerekir. Yapacağı tek şey, işi doğal akışına bırakıp beklemekti... Fatih kendini aşırı besin ve içkiye vermişti. Ayrıca XV. yüzyılda henüz bilinmeyen bir hastalıktan da ölmüş olabilir."

Tüm Reklamları Kapat

Fatih'in zehirlendiği iddiaları da Osmanlı tarihini araştırmasıyla meşhur Alman tarihçi Franz Babinger'in iddiasıyla bu tezin ortaya atılmasına sebep olmuştur. Ve bu iddia hiç bir zaman ispatlanamamıştır.

Ancak günümüz çoğu tarihçiler tarafından Yakub Paşa'nın uzun yıllar Fatih'in Baş Hekimliğini yaparak en yakınında bulunduğunu ve önemli görevlere getirildiği göz önüne alındığında bu iddianın doğru olmayacağı savunulmaktadır.

Kaldı ki Aşıkpaşazade iddiasının devamında bu ihtimalinde olabileceğini vurgulayarak böyle bir tezde bulunmuştur. Yine kezâ aynı şekilde diğer ünlü Osmanlı Tarihçilerinin eserlerine bakıldığında (bkz. İbrahim Peçevi, Oruç Beg, Behişti Sinan Çelebi, Taşköprülüzade Ahmet, Ahmet Vefik Paşa gibi) böyle bir iddiada bulunmamışlar ve hiçbir eserde yer vermemişlerdir. Avrupa tarihçileri ise Fatih'in ölümünden yüzyıllar sonra Avrupa'ya eğitim için giden Jön Türkler adı ile anılan Osmanlı'nın "genç ve aydın" gençlerine Fatih'in Yahudi asıllı hekimi tarafından zehirlendiği bilgisini aşılayıp, Osmanlı'nın gençlerini Yahudi tebaasına karşı doldurup Avrupa milliyetçilik akımını Osmanlı topraklarında başlatmak amacıyla bu tarz iddiaları bir silah gibi kullanmışlardır. Bu ve buna benzer tezlerin argümanları çok azdır ve ispatlanması zordur. Zehirlenmediğine dair o güne ait ve sonralarına ait pek çok kaynak ve argümanlar bir hayli fazladır. Saygı ve sevgiyle beraber.

Kaynaklar

  1. H. İnalcık. Tdv İslâm Ansiklopedisi. (1 Ocak 2012). Alındığı Tarih: 2 Şubat 2026. Alındığı Yer: webarchiveorg | Arşiv Bağlantısı
  2. H. İnalcık. İki Karanın Sultanı İki Denizin Hakanı Kayser-I Rum - Fatih Sultan Mehemmed Han. ISBN: 9786257999120. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
  3. Âşıkpaşazâde. Tevarih-I Al-I Osmandan Âşıkpaşazâde Tarihi. (1 Ocak 1332). Alındığı Tarih: 2 Şubat 2026. Alındığı Yer: TBMM | Arşiv Bağlantısı
  4. Y. Demir, et al. Venedik Krallığının Fatih Sultan Mehmet Ve Bosna Sancakbeyi Ömer Bey'i Zehirleme Projesi. (1 Ocak 2009). Alındığı Tarih: 2 Şubat 2026. Alındığı Yer: mkuedutr | Arşiv Bağlantısı
  5. N. A. Güleryüz. Bizans'tan 20. Yuzyila Türk Yahudileri. ISBN: 9789944994545.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Hayalet Bulutsusu’nun Yansımaları

Yıldızlardan ve tozdan oluşmuş bu yıldızlar arası bölgeden, herhangi bir şekil size doğru atlıyor mu? Yıldızların ışığını yansıtan sönük bulutlarla dolu olan bu mücevher, gece boyunca Kral Takımyıldızı’nda sürükleniyor. Dünya gezegenindeki mahallenizden çok uzaklarda bu hayalet gibi duran görüntüler, yaklaşık 1.200 ışık yılı uzaklıkta bulunan Kral Alevi (Cepheus Flare) moleküler bulut kompleksinin kenarında Samanyolu’nun düzlemi boyunca pusuda bekliyor. İki ışık yılından fazla bir genişliğe sahip olan bulutsu, diğer ürpertici canavarlardan daha parlaktır. Paylaşılan görselin alt tarafına görülen Hayalet Bulutsusu, VdB 141 veya Sh2-136 olarak da bilinir. Yansı bulutsusu içerisinde, yıldız oluşum sürecinin ilk aşamalarında çökmekte olan yoğun çekirdekleri anlatan işaretler var.

26 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı ve Telif Hakkı: Bogdan Jarzyna
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close