Neden Bazı Hastalıklar, Belirli Etnik Gruplarda Daha Sık Görülür? Örnek: Akdeniz Ailesel Ateşi Nedir?

Yazdır Neden Bazı Hastalıklar, Belirli Etnik Gruplarda Daha Sık Görülür? Örnek: Akdeniz Ailesel Ateşi Nedir?

Sayfamız üyelerinden Sayın Betül Çıktay bize şöyle bir soru yöneltti:

 

tekrardan merhabalar :)

Fmf (ailesel akdeniz ateşi) hastalığı hakkında bi yazı okudum, hastalığın belirli milletlerde sadece ortaya cıktığını [ Türkler, Ermeniler, Yahudiler, İranlılar ] söylüyordu doğruluk payı var mı sizce? Varsa neden bu milletler diğerlerinde yok, siyahilerde görülmedğinide söylüyordu bu konuyu biraz aydınltırsanız ck sevnicem :)

 

Evrim Ağacı olarak kendisine şöyle bir cevap vermek istiyoruz:

 

Sayın Betül Çıktay,

 

Öncelikle bu güzel ve teknik sorunuzdan dolayı teşekkür ederiz. Zaten sayfamız üyelerinden Sayın Erdem Ertaş size ayrıntılı ve tıbbi bir açıklamasını bizden önce yapmış. Biz de hem aşağıda tekrar onun tam açıklamasını vereceğiz, hem de onun da bilgilerine ve kendi kaynaklarımıza dayanarak bir açıklama yapacağız. Ancak size vermek istediğimiz cevap, asıl doğrudan sorunuza dayanıyor: Neden bazı hastalıklar bazı milletlere ya da coğrafi bölgelere özgüdür veya bu gruplarda daha sık görülür?

 

İlk olarak, sorunuzun özü olan Akdeniz Ailesel Ateşi'ne (İngilizce: Familial Mediterranean Fever, FMF) bakacak olursak, hastalığın kalıtımsal ve otozomal çekinik olarak (hastalığın belirebilmesi için iki kromatin üzerindeki bölgede de çekinik alellerin bulunması gerekir) aktarıldığını görmekteyiz. Kimi zaman otozomal dominant versiyonları da görülür ve bir adet basın alel taşımak, hastalığın ortaya çıkması için yeterli olabilir. Hastalık, MEFV isimli bir gendeki iki farklı mutasyon sonucu ortaya çıkar. Hastalık, karın, göğüs ve eklemlerde alevlenmeye (ateşlenme, İngilizce: inflammation) sebep olur. Nöbetler sırasında genellikle ateş ve vücutta döküntüler de gözlenebilir. Hastalığın ilk nöbetleri çocukluk veya ergenlik yaşlarında gözlenebilir; ancak ciddi nöbetlerin ortaya çıkışı daha ileri yaşlarda olur. Nöbetler 12-72 saat arası sürer ve ciddiyeti değişebilir. İki nöbet arası süre de oldukça değişkendir. Eğer hastalık tedavi altına alınmaz veya nöbetler kontrol altında geçirilmezse, vücutta belirli proteinler birikerek Tıp dilinde amloyidoz denen bir yapıyı oluştururlar ve bu en nihayetinde böbreklerin iflas etmesine sebep olabilir. Hastalığa sebep olan genler ve bu konulardaki araştırmayı Sayın Erdem Ertaş'ın açıklamasına bırakıyoruz; orada yeterince detaylı anlatılmış. Daha fazla detay için ise aşağıdaki kaynaklarımıza bakabilirsiniz.

 

Sizin de belirttiğiniz gibi, FMF, özellikle Akdeniz bölgesinde görülür ve Akdeniz bölgesinde de özellikle Ermeni, Arap, Türk ve Yahudi toplumlarında görülür. Popülasyonlar içinde ortalama olarak her 1000 insandan 1'inin FMF'e sahip olduğu düşünülebilir. Burada önemli bir nokta, bu hastalığın sayılan toplumlarda sıklıkla görülmesine rağmen, diğer toplumlarda da bu kadar sıklıkla olmasa bile, hastalığın görülebildiğidir.

 

Gelelim öyleyse can alıcı soruya: Neden bazı hastalıklar, bazı etnik gruplara ve milletlere özgüdür veya en azından bazı toplumlar bazı hastalıklara daha fazla yatkındır?

 

Belirtmekte fayda vardır ki, FMF örneğinde de görüldüğü gibi, bazı hastalıklar, bazı coğrafi bölgelerdeki evrimsel geçmişten ötürü, bazı millet veya etnik gruplarda daha sık görülebilmektedir. Genellikle belirli bir etnik grup dahilindeki insanlar, kendilerinden farklı etnik gruplardan olan insanlara nazaran, birbirlerine daha benzer genler gen grupları taşırlar. Bunun sebebi, bu genlerin ortak bir atadan gelmesidir. Evrimsel Biyoloji'de unutulmaması gereken nokta, hemen hemen her ölçekte Evrimsel geçmişin incelenebilmesidir. Elde edilen farklılıklar elbette çok farklı olacaktır; ancak bir canlının, genin, enzimin, vs. -örneğin- 1950 yılından 2011 yılına kadar geçirdiği Evrimsel süreci inceleyebileceğiniz gibi; aynı canlının, genin veya enzimin son 1 milyon yılda, 10 milyon yılda, 100 milyon yılda, 500 milyon yılda (veya her ne kadar geriye gidiyorsa o kadar yılda) geçirdiği evrimsel değişimleri de inceleyebilirsiniz. Göreceli olarak kısa sürelerde yaptığınız incelemelerde, genellikle daha az değişim gözleyeceksinizdir. Ancak inceleme sürenizi uzattıkça, çok daha fazla değişim gözlemeniz muhtemeldir. Alanında uzman olan bir göz, birkaç on yılda bile bir canlının geçirdiği Evrim'i görebilecektir. Bu konuyu ayrı bir notta ele alabiliriz.

 

İşte, bir etnik grubun ya da toplumun, ortak atasından aldığı bu gende, belirli bir mutasyon meydana geldiyse ve bu mutasyon hastalık yapıcı etkiye sebep olduysa, o toplum genel olarak o mutasyona bağlı hastalığa daha yatkın olacaktır. Örneğin FMF örneğinde, Akdeniz bölgesine gelen ve yerleşen atalarımızın genlerinde meydana gelen bir mutasyonlar serisi muhtemelen bugün Akdeniz Ailesel Ateşi dediğimiz hastalığa sebep olmuştur. Bu hastalık, genellikle diğer toplumlarda gözlenmez, çünkü mutasyonlar, Akdeniz toplumlarının ortak atasının, diğer toplumların ortak atalarından ayrıldıktan zamansal olarak sonra gerçekleşmiştir. Ve aynı dizi mutasyonların, aynı sırada tekrarlanması, istatistiki olarak düşük bir ihtimaldir. Ancak bu ihtimal, sayısız deneme-yanılma (mutasyonlar rastlantısal olarak meydana gelirler ve her gün vücudumuzda 10.000'in üzerinde mutasyon meydana gelir) sonucu gerçekleştiğinde, diğer toplumlarda da aynı hastalık görülebilir.

 

İşte bu noktada, şu "toplumların ortak atası" kavramına kısa bir göz atmakta fayda vardır. Burada bahsedilen "ortak ata", Evrimsel olarak belirli türlerin ortak atası kavramından farklıdır. Çünkü belirli bir toplumun veya toplumların ortak atası, Biyolojik tür olarak diğer toplumların ortak atasıyla aynı olabilir; örneğin arkaik Homo sapiens veya Homo erectus olabilir. Ancak bu Biyolojik tür dahilindeki bireylerin arasına giren coğrafi engeller veya farklı göç yolları (bir grup Akdeniz bölgesine, bir diğer grup Uzak Doğu Asya'ya göçmüş olabilir) bireyleri birbirinden ayırır ve tür içerisindeki yeni ve birbirinden farklı grupların oluşmasını tetikleyebilir. İşte "toplumsal ortak ata" kavramından kastımız budur. Kimi zaman, genetik sürüklenme ve küçük grupların büyün toplumdan ayrılması sonucu yepyeni toplumların oluşmasına ve bunların genetik olarak "toplumsal ortak atalarının" özelliklerini taşımasına kurucu etkisi (founder effect) denir.

 

Örneğin orak hücreli anemi  hastalığı da, Afrikalılar, Afro-Amerikalılar ve Akdeniz kuşağındakiler arasında daha sık görülür. Tay-Sachs hastalığı, Ashkenazi denen doğu ve orta Avrupalı toplumlarda, Yahudiler'de ve Fransız Kanadalılar'da daha sık görülür. Tekrar ederek altını çizelim ki, bu hastalıklar diğer etnik gruplar ve toplumlarda da görülür; ancak daha sıklıkla bu sayılan toplumlarda gözlenir.

 

Konuyla ilgili çok daha ayrıntılı ve teknik bilgilere, aşağıdaki bağlantıdan ve kaynaklarımızdan ulaşılabilir:

 

http://www.nchpeg.org/index.php?option=com_content&view=article&id=142&Itemid=64

 

Umarız faydalı olabilmiştir.

 

Saygılarımızla.

 

ÇMB (Evrim Ağacı)

 

http://ghr.nlm.nih.gov/condition/familial-mediterranean-fever

http://ghr.nlm.nih.gov/handbook/inheritance/ethnicgroup

http://www.burclab.com/images/stories/bultenler/fmf/fmf-burc-genetik-tani-merkezi.pdf

http://en.wikipedia.org/wiki/Familial_Mediterranean_fever

http://emedicine.medscape.com/article/330284-overview

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15643295

tibbigenetik.aku.edu.tr/fmf.ppt

 

 

Bu soruya sayfamız okurlarından Sayın Erdem Ertaş'ın ayrıntılı ve güzel cevabını da eklemek istiyoruz. Umarız faydalı olur.

 

Betül Hanım,

 

Ailevi Akdeniz Ateşi çekinik karakter gösteren genetik bir bozukluk sonucu ortaya çıkmaktadır.

 

Hastalığın gelişimine birçok farklı gende gelişen mutasyonlar etki etse de, FMF'e esas olarak 16. kromozomda bulunan MEFV genindeki (Mediterranean fever) bozukluğun neden olduğu düşünülüyor. Bu gen bozukluğu sizin de dediğiniz gibi Akdeniz çevresinde yaygın olarak bulunmaktadır (Ermeniler, Yahudiler, Türkler, Araplar...)

 

Peki MEFV geni ne yapıyor da mutasyonu hastalığa neden oluyor?

 

MEFV geni "pyrin" adında bir molekül sentezlemekle görevlidir. Pyrin molekülü, genel olarak beyaz kan hücrelerinden üretilen, inflamasyonda rol alan bir moleküldür. Lökositlerin şeklini, boyutunu ve hareket etmesini sağlayan yapı elemanlarında (cytoskeleton) bulunur.

 

Tam olarak anlaşılamasa da, pyrin molekülünün, inflamasyonu kontrol altında tuttuğu düşünülmekte. Sanırım bu etkisini hücre iskeleti üzerinden, hücrenin migrasyonunu (göç etmesini) etkileyip yavaşlatarak veya durdurarak sağlıyor. Ayrıca inflamasyonun merkezinde rol alan bazı moleküllerin de (C5a) etkilerini inhibe ediyor.

 

Eğer gende bir bozukluk olursa, pyrin molekülü sentezlenemez. Ki FMF'ye neden olan 80'den fazla farklı çeşitte MEFV mutasyonu saptanmıştır. Kimi mutasyonlar pyrin'in bozuk şekilde üretilmesine neden olurken, kimisinde üretim tamamen durdurur. Pyrin fonksiyonlarındaki bozukluk, inflamasyon üzerindeki kontrol etkisini kaldıracağı için, iltihabi inflamasyon atakları gelişmektedir.

 

Belki biraz detay ama, MEFV genindeki mutasyonlar sonucu değişen DNA yapısı, amiloidoz'a (vücutta aşırı miktarda amiloid protein birikimi) yakalanma riskini artırmakta. Bu nedenle FMF hastalarında "amiloidozis" riski çok daha fazladır. Amiloid protein birikimi de böbrek fonksiyonlarını bozar. Bu nedenle FMF geçiren hastalarda en sık belirtilerden birisi de böbrek yetersizliğidir.

 

Sonuçta MEFV genindeki mutasyon sonucu pyrin salgılanmadığı veya bozuk salgılandığı zaman, vücudun inflamasyonu kontrol edici etkisi kaybolmaktadır. Bu da daha enfeksiyonlarla savaşta daha uzun bir immün cevaba neden olmaktadır.

 

Hastalık genetik olduğu için tedavisi küratif (iyileştirici) değil, bozuklukları yok edici şekildedir. Hastalara, immün cevabı baskılayıcı bir ilaç olan "kolşisin" verilmektedir. Bu ilaç hem atakların tekrarlanma süresini uzatır, hem de amiloidozis hastalığına yakalanma riskini azaltır.

 

FMF hastalığıyla ilgili olarak elimden gelen bu kadar. 

 

Umarım yardımcı olmuşumdur.

 

Kolay gelsin Betül Hanım.

 

Yine sayfamız okurlarından Sayın Fatih Sezer'in cevabını da burada paylaşmak istiyoruz. Umarız faydalı olur.

 

Bu hastalık yanlış katlanmış doku proteinlerinin hastalıkları olan amiloidozis sınıfındadır. dokularda bu yanlış yapım proteinler birikir ve sorunlar çıkarır. bu hastalığın pek çok formu var ve bunlardan biri de familyal akdeniz ateşi. familyal akdeniz ateşinde birikim serozal zarlarda olmakta ve henüz tam aydınlatılamayan bir nedenle ateş eşlik etmekte. ancak önemli olan nokta şu familyal akdeniz ateşinin başka formları dünyanın farklı bölgelerinde var. yani tüm dünyada buna benzer bir hastalık var. yani ateşli protein birikimi diye sınıflandırdığınızı düşünün hastalığı ve bunun akdeniz bölgesindeki formuna da akdeniz ateşi deniyor. soruyu soran arkadaş niye başka yerlerde görülmüyor dedi, görülüyor ancak adı başka.

 

Buna benzer bir hastalık yani bölgesel görülen hastalık orak hücreli anemidir. bu hastalık da akdeniz kuşağında sık görülmekte. bunun nedeni için gösterilen olay şu: orak hücreli anemisi olanlar sıtmaya daha az yakalnıyor sıtma etkenin için uygun alyuvarları taşımıyorlar. akdeniz bölgesinde de sıtma taşıyıcısı sinekler fazlaca var. geçen süreler içerisinde orak hücreli anemisi olanlar akdeniz bölgesinde diğer insanlar sıtmadan ölürken hayatta kalıyor ve topluma hakim oluyor. hastalığın oransal sık görülme nedeni bu olarak gösteriliyor.


6 Yorum