Diğer Hayvan Türü Dahilindeki Bireyler Neden Birbirinin Aynısı Gözüküyor?

Yazdır Diğer Hayvan Türü Dahilindeki Bireyler Neden Birbirinin Aynısı Gözüküyor?

Sayfamız okurlarından Sayın Ali Karadağ bize şöyle bir soru yöneltti:

 

insanlar bireysel olarak birbirlerinden çok farkı görünüyorlar. fiziksel açıdan olsun yüz görünümü olsun hepsi farklı. ama bin tane ankara kedisinde ben hiçbir farklılık göremiyorum. yada maymunlarda olsun. bireysel bir ayrıklık göremedim. acaba varda bizmi göremiyoruz? tıpkı kaplanların yada çitaların üzerlerindeki çizgilerin parmak izi niteliği taşıması gibi ? insanların hepsinin farklı olmasının kökeni nedir? bu hayvanlarda var mı?

 

Evrim Ağacı olarak kendisine şöyle bir cevap vermek istiyoruz:

 

Sayın Ali Karadağ,

 

Aşağıdaki yazımızda bu konuya biraz değinmiştik:

 

https://www.facebook.com/note.php?note_id=172694739455276

 

Cevap tahmin ettiğiniz gibi: Biz ayırt edemiyoruz; ancak diğer hayvanlar gayet iyi bir şekilde birbirlerini ayırt edebiliyorlar.

 

Öncelikle o yazıdaki ilgili paragrafımızı buraya kopyalayalım:

 

"Aslında hayvanların tümü içinde, pek çok farklılık vardır, sadece bunları bizim gözümüz alışık olmadığı için göremeyiz. Tıpkı Çinli olmayanlar "Çinlilerin hepsi aynı!" iddiası gibi. Aslında Çinliler de -örneğin- Türklerin hepsini birbirine benzetir ya da Almanların... Bunun sebebi, onların içerisinde yaşamamamız veya basitçe Çinli olmamamızdır. Benzer şekilde, ahtapotlar ya da güvercinler arasındaki fiziksel farklılıkları da bir bakışta görmemiz zordur; ancak ehli veya çabalayan bir göz bunu görebilecektir."

 

Bu gerçekten de ilginç bir durumdur ve bize şu gerçeği hatırlatır: İnsan türü, kendi algılarına o kadar çok gömülmüş ve bazı bilim-dışı düşünce sistemlerinin de pohpohlamaları sonucunda hayata o kadar çok "insan-merkezli" (antropocentric) bakmaya başlamıştır ki, tek önemli ve özel türün kendisi olduğu, diğer her canlının sıradan, basit ve insana hizmet amaçlı var olduğu yanılgısına düşmektedir. Bu durumu doğrudan toplumlara bile indirgeyebilmekteyiz, yukarıda Çinlilier-Türkler örneğinde de görebildiğimiz gibi.

 

Beynimizde yüzleri tanımlamak için özel bir bölge bulunur ve bu insanda en gelişmiş durumdadır. Ancak yine de bu bölge, tamamen kendi türümüzü ayırt etmek üzere özelleşmiştir, hatta algılarla birebir ilişkilidir ve Çinli-Türk örneğinde olduğu gibi içinde büyüdüğümüz toplumdaki bireyler arası farklılıkları algılamak üzere gelişmiştir. Diğer hayvanların sadece temel farklılıklarını biliriz (bir fil ile bir zürafayı birbirinden ayırabiliriz ama iki zürafa bize tıpatıp aynı gelebilir). Ancak bir aslanın gözünde kendi türü içerisinde çok köklü farklılıklar bulunmasına rağmen insanların tümü birbirinin aynı gibi gelebilir.

 

Bunun bir sebebi de Cinsel Seçilim baskısıdır. Aslan beyni, karşı cinsi ayırt edip özelliklerine göre cinsel bir tabanda seçebilmek üzere evrimleşmiştir. Ancak aynı beyin, insanların ya da kuşların farklılıklarını görmek üzere kullanılmamıştır. Bu sebeple de kendisinden olmayan tüm türler bir-örnek gibi gözükebilecektir.

 

Burada, Cinsel Seçilim'den ötürü işin içerisinde cinsel çift-biçimlilik (sexual dimorphism) de girmektedir. Bazı türlerin dişileri ile erkekleri tıpatıp aynıdır (en azından bizim gözümüzde). Daha doğru bir şekilde ifade edersek, dişiler ve erkekler arasında ayırt edici çok bariz özellikler bulunmamaktadır. Ancak en nihayetinde erkeklerde penis, dişilerde vajina bulunması bile ayırt etmeye yarar elbette ki, buradaki farklılıktan kasıt daha ziyade görsel (renklere, tipe, postüre, vs. göre) farklılıklardır. Örneğin bir kuş türünün erkeklerinin yanaklarında siyah benekler bulunurken, dişilerde bulunmaz ve bu erkekler ile dişileri ayırt etmek için kullanılabilir. Veya bir insan erkeği ile dişisi arasındaki farklar barizdir. Ancak yine de kimi zaman biz bile arkadan gördüğümüz bir kadını erkek, erkeği ise kadın olarak değerlendirebilmekteyiz. Bu da algılarımızın, gözden gelen veriler doğrultusunda manipüle edilebileceğini göstermektedir.

 

Öte yandan beynin evrimi, yukarıda da anlattığımız gibi yüzleri tanımak açısından çok önemli bir adımdır. Şempanzeler, bunun en güzel örneklerindendir. En yakın kuzenlerimiz olan şempanzeler, aynada kendilerini, fotoğraflarda ise hem kendielerini hem de arkadaşlarını tanıyabilmektedirler. Yani, bize birbirinin kopyası gibi gözüken bir şempanze ailesinden bir birey alırsak ve bu bireye, 10 farklı şempanze fotoğrafı gösterirsek, bu fotoğrafların 3'ünü tanıdığı bireylerden, 7'sini ise tanımadığı şempanzelerden seçersek, bizim şempanzemiz sadece tanıdığı şempanzelerin olduğu fotoğraflara tepki göstermektedir. Ancak aynı fotoğraflar insana gösterildiğinde, insanlar çok uzun süreler bu şempanzelerle içli dışlı olmadılarsa, bireyler arasında hiçbir fark görememekte; hatta ehli olmayan gözler birbirinden binlerce kilometre uzakta yaşayan bireyleri, aynı birey olarak tanımlayabilmektedirler. Bu noktada, "içli dışlı olmak" kavramı da önemlidir. Şempanzelerle çalışan bilim insanları, bu hayvanlarla o kadar uzun süredir ilgilenmekte ve farklarını incelemektedirler ki, bir süre sonra kolaylıkla, tıpkı kendi türünün bireyleri gibi birbirinden ayırt edebilmeye başlarlar. Çünkü beynin yüz tanıma bölgesi, sıklıkla bir türe ait farklı bireyleri görmemiz sayesinde uyarılır ve şempanzeleri birbirinden ayırt edebilmek üzere "öğrenme" fonksiyonu sağlanmış olur.

 

Kısaca burada yine, sıklıkla olduğu gibi, insan aklının kibrinin gözlerimiz üzerindeki bir yanılgısına kurban gitmekteyiz.

 

Umarız açıklayıcı olmuştur.

 

Saygılarımızla.

ÇMB (Evrim Ağacı)

 

---

 

İşte okurlarımızdan gelen bazı örnekler:

 

Cemil Zekioğlu: "Şempanzeleri tanıma örneğine benzer bir durum da çobanlarda oluşur, hayvanların davranışlarını bile birbirinden ayırt edebilirler. bir de tanıma olayını sadece görsel olarak algılamamak gerek. çoğu canlı ağırlıklı olarak kokuyu etiket gibi taşır. biz de ilgili reseptörler bulunmadığından farklılıkları algılamamız zorlaşır. fareleri ayırt etmek bu yüzden çok zordur."

 

Pelin Tezer Zırh: "Burada yaşayan Japon arkadaşıma demiştim bir gün, sizi ayırdedemiyorum, hepiniz birbirinize benziyorsunuz, diye. O da, valla ben de tanıdıklarım hariç hala alışamadım, çarşıya indiğimde, sokakta hepinizii birbirinize benzetiyorum!"

 

Tarık Taşçı: "O halde Richard Dawkins'den şu yazı gelsin;

 

"Evrimin uzun dönemli bir amacı yoktur. İnsanın kendini beğenmişliği, bizim türümüzün evrimin nihai amacı olduğu yolunda gülünç bir kavramı alkışlarla karşılasa da, evrim sürecinde uzak bir hedef, seçmede ölçüt olacak nihai bir kusursuzluk yoktur."

 

Richard Dawkins / Kör Saatçi / s.65"

 

Hüseyin Sarıca: "Merhaba evrim agacı benim kırk dan fazla posta güvercinim var bunun en az otuz adeti yaban güvercini renginde hepsi bir birine benziyor ben bunları rahatlıkla bir birin den ayıra biliyorum biraz ilgi duydugunuz rahatlıkla ayıra biliyorsun ama normal dışardan gelen kuşlarla ugraşmayan biri bunu ayırt edemiyor hepsini bir görüyor ama detaylı baksa hepsi farklı oldugu anlaşılıyor örnek veriyim dedim teşekkürler belgesellerinzin devamını dilerim hoşça kalın."

 

Efdal Teknikel: "Özel olarak "Beynimizde yüzleri tanımlamak için özel bir bölge bulunur".. ile ilgili olarak;

Prosopagnozi denen bir hastalık var. Beyindeki ilgili bölge hasarlı olduğu için bu hastalıktan muzdarip insanlar insanların yüzlerini birbirlerinden ayıramıyor, yüzlerine bakarak insanların kim olduklarını bilemiyor. insanların kim olduklarını hatırlayabilmek için elbiselerini, ses tonlarını, el şekillerini vs. akıllarında tutmaya çalışıyorlar."

 

Sinan Toprak: "Yazinizdaki Cin ornegi cok dogru. Cin'de bulundugum 5 aylik surenin ilk haftalarinda Cin'lilerin birbirlerinin kopyasi (benzeri) oldugu kanisina varmistim. Ancak daha sonra aralarindaki fiziksel farkliliklari gormeye basladim. Aslinda onlarda bizim gibi birbirlerinden cok farkli ozelliklere sahipler. Bunu Cin'li dostlarima sordugumda onlarinda bize baktiklarinda ayni deneyimle karsilastiklarini ogrendim.... Harika bir sayfa, kutlarim. Saygilar."

 

Düzenleme: ÇMB (Evrim Ağacı)

6 Yorum