Yüzlerimiz Gerçekten Fibonacci Dizisi ve Altın Oran'a Uysaydı, Nasıl Görünürdük?
Yüzlerimiz Gerçekten Fibonacci Dizisi ve Altın Oran'a Uysaydı, Nasıl Görünürdük?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Daha önceden Altın Oran gibi matematiksel oranların neden pek de şaşırtıcı olmadığı, hatta kaçınılmaz olduğu hakkında, doğada "altın oran" veya "Fibonacci oranı" gibi oranlara uyduğu iddia edilen cisimlerin neredeyse hiçbirinin aslında uymadığını gösteren yazılar yazmıştık, hatırlarsınız (Bkz: Evrim Ağacı). Burada gördüğünüz görseller ise, bunu harika (ve oldukça esprili) bir şekilde gösteriyor. Az önce verdiğimiz yazıyı okuyacak olursanız, söz konusu oranların ne kadar zorlama bir şekilde bizlere uydurulduğunu göreceksiniz. 

Arada yüzeysel benzerlikler bulmak mümkün elbet, dediğimiz gibi, bu büyük oranda "kaçınılmaz", çünkü söz konusu oranlar, aynı zamanda birçok fizik yasasının özünden gelen oranlar ve etrafımız bu fiziksel yasalara göre şekillendirildiği için, o oranları bu fiziksel yasaların ürünlerinde görmemiz oldukça beklenir bir durum. Örneğin Fibonacci sayıları, her seferinde kendisinden önce gelen sayıyla, sıradaki sayının toplamı ile büyüyen bir dizidir. Gelişim, var olan son malzemenin üzerine konarak ilerleyen bir süreç olarak modellenirse, vücudumuzda ister istemez Fibonacci dizisine uygun oranlar bulmak (en azından kabaca ve yaklaşık olarak bulmak) mümkündür. Benzer bir durum Altın Oran için geçerlidir. Altın Oran, sürekli bir doğru parçasının iki kesidinin toplamının, kesitlerden büyük olanına oranıdır. Doğada bu şekilde bol miktarda kesit bulmak mümkündür. Bu kesitler, hele ki Altın Oran, bir cismi paketleme verimi açısından bir çeşit avantaj sağlıyorsa (bu oran, optimizasyon tekniklerinde de kullanılmaktadır), böyle bir uyarlanım evrimsel süreçte seçilmiş olabilir. Sonrasındaysa bu oranın bol bulunması nedeniyle beyinlerimiz bu oran ve civarındakileri daha "estetik" algılayacak şekilde özelleşmiş olabilir (ki evrimde sık görülen bir durumdur). Kaldı ki, bu bile oldukça zorlama bir iddiadır çünkü özellikle hayvanlarda olduğu iddia edilen oranların büyük bir kısmının uydurma veya hatalı olduğu bilinmektedir (bir örneği yukarıda verdiğimiz yazıda görülebilir).

Evren kusursuz olmadığı için, matematiksel bir oranı birebir (%0 sapma/hata payıyla) doğada görmeyi beklemek neredeyse imkansız. İşte fotoğraflarda gösterilen de tam olarak bu. İnternette görebileceğiniz çok sayıda "Altın Oran'a uyan X cismi" (yüz, bitki, hayvan, vs.) uydurmadır. Özellikle uyanlar seçilir, uymayanlar ise gösterilmez. Halbuki çoğu zaman ne gösterilen cisimler, ne de başkaları bu oranları takip etmektedir. Örneğin göbek deliğinden kafanızın tepesine olan mesafenin, göbek deliğinden aşağı olan mesafeye oranının Altın Oran'da olduğu iddia edilir. Test edin! Neredeyse hiçbir insan için bu doğru değildir, test edin! Elde edeceğiniz sayı 0.618 olan Altın Oran'da değil, 0.58 civarında bir sayı çıkacaktır ki bu sayının Altın Oran ile alakası bile yoktur! Benzer şekilde, bu konuda yapılan iddiaların ezici bir çoğunluğu uydurma, zorlama veya çarpıtma ürünüdür. İleride bu konuda daha da kapsamlı yazılar yayınlayacağız. Ancak böyle bir iddiada "Ne var canım, birazcık sapıversin." gibi bir savunmanın geçerli olmadığını belirtelim. Çünkü bu diziler ve oranlar, çok spesifik nedenlerle geliştirilen ve ortaya çıkarılan oranlardır. Bunlardan %30-40 dolaylarında sapmalar, geride hiçbir anlam bırakmayacaktır. Zaten söz konusu iddiaların "olağanüstülüğü", söz konusu kusursuz oranlara uymaları iddiası nedeniyledir! Bir kişininki 0.58, diğerininki 0.50, diğerininki 0.70 iken bunun "kusursuz bir orana uyduğunu" iddia etmek mantık dışı olacaktır.

Fotoğraflara dönelim... İnsan yüzüyle ilgili Fibonacci Dizisi ya da Altın Oran fotoğraflarına bakın. Mutlaka, diziyi yüze uydurmak için esnetme, kaydırma, vb. hilelere başvurulmuştur. Örneğin kafa tam bir dikdörtgen içine alınmaz, gözler kıvrım noktalarına denk gelecek şekilde özellikle yerleştirilir, fotoğraflar esnetilir, vs. Çünkü yüzümüz Fibonacci dizisine falan uymamaktadır. Fotoğraflarda gösterilen de budur. Eğer ki birkaç tanıdık ünlünün yüzünü alıp, kusursuz olacak şekilde gerçekten Fibonacci dizisine veya Altın Oran'a uydurmaya çalışsaydık, acaba nasıl sonuçlar elde ederdik? Bu bize estetik gelir miydi? Bu sorunun cevabını, görseldeki yüzlere bakarak alabilirsiniz.

Bununla ilgili bir diğer konu da simetride karşımıza çıkıyor. Simetri, gerçekten görsel güzelliği sağlayan bir unsur mudur? Beyinlerimiz, gerçekten de simetriyi "çekici" bulacak şekilde mi evrimleşmiştir? Bu konuda bir çalışmayı burada yayınlamıştık (Bkz: Evrim Ağacı).

Siz ne düşünürsünüz bilemiyoruz. Bu konularda muhtemelen toplumda geniş bir çeşitlilik bulunacaktır. Fakat bize soracak olursanız, mutlak simetri sadece ürkütücü olmadığı gibi, mutlak Altın Oran'a uygun yüzler de orijinallerine nazaran son derece itici. İyi ki doğada "kabaca" bu oranlara uyan; ancak diğer doğal nedenlerle mutlak oranlardan sapmalara neden olan evrimsel varyasyonlar var. 

Kaynak: DesignBoom

GDO-Karşıtlığının Psikolojisi: Neden Bu Kadar İnsan GDO'ya Karşı?

Corpus Callosum

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim