Tripofobi: Delikli ve Gözenekli Yapılara Duyulan Korku ve Tiksinti (Temiz Versiyon)

Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Yazı öncesi bilgi: Bu yazı, görsellerle birlikte hazırladığımız yazının "temiz" (görselsiz) versiyonudur. Görselllerle birlikte okumak için, buraya tıklayınız. Yazı boyunca "Görsel" yazan kısımlara tıklayarak, ilgili görselleri görebilirsiniz. Bu görseller, tripofobisi olan insanlarda tiksintiye neden olabilir. Kendi riskinizle bağlantılara tıklayınız.

 ***

Yukarıdaki çilek fotoğrafı sizi bir şekilde rahatsız etti mi? Eğer öyleyse muhtemelen “tripofobi”, yani “delik korkusu”na sahipsiniz. Yunanca τρύπα (trýpa), yani “delik” ve φόβος (phóbos), yani “korku” sözcüklerinden oluşan "tripofobi" insanların %16’sında görülüyor. Kişilerin günlük yaşamlarını etkilemiyor olması sebebiyle henüz tıp literatürüne girmemiş olsa da, giderek artan sayıda insanın bu tür görüntülerle ilgili duyduğu nahoş hisleri sosyal medya ortamlarında anlatıyor oluşu, İngiltere’nin Essex Üniversitesi araştırmacıları Geoff Cole’u ve Arnold Wilkins’i, bu olguyu araştırmaya sevk etmiş. İkilinin beraber kaleme aldığı ve Psychological Science (Psikoloji Bilimi) adlı dergide 2013’te yayımlanmış (şu ana kadar ilk ve tek) araştırma yazısına göre, ana görseldeki çilek üzerinde küme halinde bulunan delikler ya da bal peteği gibi gözenekli yapılar bu korkuyu tetikleyen unsurların başında geliyor.

Görsel

Tripofobi Sadece "Delik Korkusu" Mudur?

Hayır. Aslında, “delik korkusu” demek bu olguyu tam anlamıyla açıklamaya yetmiyor. Toplu halde duran deliklerin ya da gözenekli yapıların yanı sıra, süngerimsi yapılar, sabun köpükleri gibi minik kendini tekrarlayan şekiller, üzerinde küçük küçük kabarcıklar bulunan yara veya yanık izleri ve hatta ayçiçeğindeki yan yana dizili çekirdekler gibi çıkıntılı yapılar bile bu korkuya sahip insanlara zor anlar yaşatabiliyor. Tüm bu saydıklarımızın ortak noktası ise doğada kendi kendini tekrarlayan “organik” yapılı şekiller olmaları. 

Görsel

Tiksinme ve Korku İlişkisi

Her ne kadar bilim insanları bu olguya “korku” demişlerse de, tripofobisi olduğunu düşünen insanlar bunu bir korku duygusu ile ilişkilendirmekten ziyade, daha çok bir “tiksinme” ya da “gördüğünden rahatsızlık duyma” olarak tanımlıyorlar. Tiksinme duygusu, evrimsel olarak, pis, küflü ya da bozuk yiyecek ve içeceklere karşı verdiğimiz “kendimizi hastalıktan koruma” amaçlı tepkidir, yani kökeni “hastalık kapma korkusu”dur. Bu sebeple, insanların pütürlü veya kabarmalı yara/iltihap gibi lezyonlu deri bölgelerini gördüklerinde hissettikleri tiksinme duygusu, hastalığın bulaşıcı olması ihtimaline karşı kendini koruma dürtüsü ile oradan uzaklaşma davranışı olarak açıklanabilir. 

Görsel

Peki, hayali karakterimiz Mahmut gibi tripofobik insanlar, bu tip görüntüler karşısında tam olarak ne hissediyorlar? İstemsiz olarak verilen tepkiler kişiden kişiye göre değişebiliyor. Araştırmaya katılan tripofobiklerin ifadelerine göre, tüylerin diken diken olması, sanki deliklerin veya kabarcıkların içinden bir şeyler çıkacakmış hissi, kaşıntı, kalp çarpıntısı, mide bulantısı, sinirlilik hali, hatta kimi durumlarda bayılma hissi gibi tepkiler bazen tek başına bazen de birkaçı bir arada ortaya çıkabiliyor. 

İyi de, İnsan Deliklerden ya da Şekillerden Neden Korkar ki?

Aslında “fobi” dendiği zaman insanoğlunun korku duymayacağı hiçbir şey yok gibi. Çünkü korkunun sebepleri o kadar çeşitli ki! Köpek tarafından ısırılmış olduğunuz için köpeklere karşı korku geliştirmek gibi travmatik olaylardan tutun da, karanlıkta korku filmleri seyrede seyrede karanlıkta yalnız kalma fobisi geliştirmek gibi öğrenilmiş korkulara; hatta ve hatta sizi endişeli bir kişilik yapısına eğilimli kılabilecek birtakım genetik faktörlere kadar sebep saymak mümkün. 

Görsel

Görsel

Cole ve Wilkins ise bizler için tehlike arz edebildiklerinden doğada bulunan bu tür oluşumlardan (kendi kendini tekrar eden şekiller, delik ve kabartı öbeklerinden) "korkacak şekilde evrimleştiğimizi", yani bu korkunun sebebinin biyolojik kaynaklı olabileceğini söylüyor. Nasıl mı? Buyurun devam edelim.

Mavi Halkalı Ahtapot Alır Mıydınız?

Araştırmaya katılmış deneklerden birinin kendisine sunulan “fotoğraf menü”sü içerisinden ölümcül zehre sahip bir mavi halkalı ahtapot fotoğrafı karşısında kendini kötü hissettiğini söylediği anda, Cole ve Wilkins, tabiri caizse, bir “aydınlanma” yaşamışlar. Çünkü onlara göre denek, pekala, ahtapot üzerindeki halka kümeleri ile hayvanın zehirli ya da tehlikeli olma ihtimali arasında bilinçdışı bir ilişki kurmuş olabilirdi. Bu da, evrimsel adaptasyonumuzun bir ürünü olarak bu tür hayvanlara karşı bir korku geliştirmiş olabileceğimize işaret ediyor.

Görsel

Bu fikirlerini test etmek için aralarında kutu denizanası, kral kobra ve taş balığı gibi dünyanın 10 zehirli hayvanının fotoğraflarını alıp üzerlerindeki şekilleri incelemişler. Sonuç olarak, bu şekiller ile tripofobiyi tetikleyen formasyonlar arasında benzerlikler bulmuşlar. Bu, şu anlama gelebilir: Evrimimiz süresince bazı zehirli ya da tehlikeli hayvanların ve bitkilerin üzerinde bulunan şekillerden uzak durmak gerektiğine dair seçilim baskısı zaman içerisinde tripofobiye dönüşmüş olabilir. Yaptıkları araştırmada tripofobisi olmayan deneklerin bile tripofobik öğeler içeren görselleri, normal fotoğrafları değerlendirdikleri gibi “Rahatlıkla bakabiliyorum” kategorisinde değil de, “bakması biraz rahatsız edici” kategorisinde değerlendirdiklerini görmüşler. Buna dayanarak Cole, her ne kadar farkında olmasak da herkesin tripofobik eğilime sahip olduğunu düşünüyor.

Görsel

Mahmut’un Krep Sorunu

Mahmut’a geri dönersek… Normalde iştahı gayet yerinde olan Mahmut, acaba krep gördüğünde neden bayılacakmış gibi oluyor? Cole ve Wilkins’in araştırmaları buna da açıklık getiriyor olabilir.

İkili, tripofobiyi ortaya çıkaran şey(ler)in tam olarak ne olduğunu anlamak için fotoğrafları analiz etmişler ve tripofobiyi tetikleyen zehirli hayvan fotoğraflarını diğer doğa fotoğraflarından ayıran bazı özelliklerin olduğunu keşfetmişler. Buna göre, bir fotoğrafın kontrastı detaylarda düşük fakat görüntülerde yüksek ise kişide herhangi bir nahoş etki yaratmıyor. Ancak, detaylarda yüksek kontrasta sahip noktacıklar ya da delikler tarzındaki görüntüler (mavi halkalı ahtapot, kral kobra yılanı derisi ya da Mahmut’un göz göz olmuş krepi gibi) tripofobiyi tetikleyebiliyor. Bu bulguya dayanarak araştırmacılar, detayları yüksek kontrastlı (tripofobik unsurlar içeren) bir görseli (sağ tarafta) filtreleyerek kontrastını düşürüp tripofobisi olan biri için daha ‘bakılabilir’ kıvama getirmişler (solda). 

Görsel 

Uzun lafın kısası, hem yaralardan ve iltihaplı bölgelerden hem de kirli ya da mikroplu gıdalardan kaçınmamızı sağlayarak evrimsel sürecimizde bizlerin hayatta kalmasını sağlayan aynı mekanizma, öyle görünüyor ki, bazılarının lotus çiçeği tohumlarından ya da bal peteklerinden korkmasına da yol açıp kontrolü aşan bilinçdışı tepkiler vermesine sebep olabiliyor. 

Umuyoruz ki tripofobi üzerine yapılacak olan daha fazla çalışma bu korkunun ve benzerlerinin kökenine dair daha fazla ışık tutacaktır. 

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 1
  • 0
  • 1
  • 0
  • 2
  • 0
  • 1
  • 1
  • 0
  • 4
  • 3
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • J. Welsh. Science Explains Why This Image Disgusts Some People. (2015, Ağustos 07). Alındığı Tarih: 15 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Business Insider
  • J. Beck. Who’s Afraid Of A Cluster Of Holes? 16 Percent Of People. (2013, Eylül 11). Alındığı Tarih: 15 Mayıs 2019. Alındığı Yer: The Atlantic
  • W. Skaggs. Are You Afraid Of Holes?. (2014, Mart 01). Alındığı Tarih: 15 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Scientific American
  • Wikipedia. Trypophobia. (2019, Mayıs 13). Alındığı Tarih: 15 Mayıs 2019. Alındığı Yer: Wikipedia

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/10/2019 06:30:41 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5336

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bilimin en büyük keşifleri, Evren ve bizim Evren'deki yerimizi sorgulamamıza zorlayan keşifler olmuştur.”
Robert L. Park
Geri Bildirim Gönder