Tüm Reklamları Kapat

Travma Hakkında 3 Yaygın Mit: Medya, Psikoloji Mitlerine Kapılarak, Cinsel Saldırı Vakalarını Nasıl Çarpıtıyor?

4dk
Travma Hakkında 3 Yaygın Mit: Medya, Psikoloji Mitlerine Kapılarak, Cinsel Saldırı Vakalarını Nasıl Çarpıtıyor?
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksin?

Bu bölümü yapay zekâ hazırlar.
  • Çocuklukta yaşanan cinsel saldırı gibi travmalar, bipolar bozukluk gelişme riskini artırmakta ve hastalığın şiddetini etkileyerek ruh sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.
  • "Kurtarılmış hafıza terapisi" diye bir terapi yöntemi yoktur ve bu terim, travma mağdurlarının ifadelerini çürütmek için kullanılan yanlış ve bilimsel dayanağı olmayan bir kavramdır.
  • Hafıza kusurludur ve günlük tutmak gibi davranışlar travmayı işlemek için önemlidir; hafızadaki tutarsızlıklar mağdurun ifadesinin geçersiz olduğu anlamına gelmez.

Önceden "fiziksel hasar" olarak adlandırılan "travma" terimi, tıp bilimi çerçevesinde ortaya çıktı ve artık hem popüler hem de bilimsel tartışmalarda, "psikolojik hasarı" belirtmek için kullanılmaktadır. Yapılan geniş çaplı ruh sağlığı araştırmaları çoğu kez, cinsel saldırının travmatik hastalıklar için önemli bir risk faktörü olduğuna ulaşmış olsa da, travmanın asıl sebebinin önceden var olan (İng: "pre-existing") bir zihinsel hastalık olduğu sıklıkla ileri sürülmektedir.[1]

Saldırı iddialarının doğru olup olmadığına ilişkin tartışmalar, zihinsel bir hastalıkla mücadele eden insanlara yönelik basmakalıp tasvirlere dayanmak zorunda kalabilir. Üstelik zihinsel bir hastalığı olan insanlar, kendi deneyimlerinin güven telkin etmeyen tanıkları olarak görülürler.

Bir örneği ele alalım: Yakın geçmişte hakkında cinsel saldırı iddiaları ileri sürülen Başsavcı Christian Porter, bu iddiaları ısrarla reddetmişti. Tartışmaların bir kısmı, kendisini suçlayan ve sonradan hayatını kaybeden kadının hafızası ve zihinsel sağlığına yönelik spekülatif yorumlardan oluşuyordu. Bazı gazeteciler kadının akli durumunun, hakkındaki şüpheleri arttırmak için muayyen olarak düzenlendiğini imâ ederek, kadının iddiasının uydurma olduğunu öne sürdüler.[2], [3]

Tüm Reklamları Kapat

Şikâyette bulunan kadına bipolar bozukluk tanısı konmuştu; buna ek olarak akıl sağlığı hizmeti arayışındaydı. Yırtılmış günlükleri ve travmanın sinirbilimi üzerine bir kitaba erişmesi, söylediklerini kendisinin uydurduğunun kanıtı olarak gösterildi. Ya da belki bahsedilen kadın "bastırılmış" ve "kurtarılmış" olarak adlandırılan anılardan mustaripti.[4]

Basın ve toplum nezdinde bu tür bir argüman, hafıza ve ruh hastalığı hakkında uzun süredir hüküm süren mitleri yansıtır. Aşağıda üç önemli yanlış anlaşılmayı ele alıyoruz:

Travma Hakkında 3 Yaygın Mit

Mit-1: "Travma ve Bipolar Bozukluk Alakasızdır!"

Medyada, bipolar tanı ve cinsel saldırı iddiaları arasındaki belirgin bağlantı, tanının yanlış anlaşıldığını gösterir niteliktedir.

Bipolar bozukluğu olan kişilerin ruh hallerinde, düşük depresif durumlar ve aktif "manik" durumların da dahil olduğu önemli dalgalanmalar görülür.[5] Bir dizi çalışma; çocukluk travmasının bipolar bozukluk geliştirme riskini artırdığını ve hastalığın başlangıç yaşının daha erkene indiğini göstermektedir.[6] Ayrıca, artan intihar düşüncesi ve madde bağımlılığının dahil olduğu semptomların şiddetine ve karmaşıklığına katkıda bulunduğunu ortaya koymuştur. Bipolar hastalarla ilgili yürütülen bir klinik çalışması; bipolar bozukluğu olan hastaların depresyonda olan hastalara kıyasla, çocuklukta veya yetişkinlikte cinsel saldırı bildirme olasılıklarının önemli ölçüde yüksek olduğunu ortaya koymuştur.[7] Bu bulgu, cinsel saldırının bipolar geliştirmek için risk faktörü olduğunu ve bipolar tanısı olan kişilerin cinsel saldırıya karşı daha savunmasız olduğunu ileri sürmektedir.

Tüm Reklamları Kapat

Bipolar, cinsel saldırı ve akıl hastalığı arasındaki ilişkiye yönelik araştırmalar da bir şekilde göz ardı edilmiştir ve bu bulgular, daha fazla araştırmaya duyulan ihtiyacın altını çizmektedir.[8]

Mit-2: "Unutulmuş Anıları Terapiyle Kurtarmak Mümkündür!"

Psikiyatrist Bessel van der Kolk, The Body Keeps Score adlı çok satan bir kitap yazdı. Porter'ın kurbanı olduğu iddia edilen kadının günlüğünde de bu kitaptan bahsediliyordu ve medya, bunun tartışmalı olduğunu iddia etti.[4]

Travma çalışmaları alanında bu kitap hiç de tartışmalı görülmez ve "bastırılmış" veya "kurtarılmış" hafıza teorileri veya uygulamaları ile de ilişkilendirilemez. Ayrıca "kurtarılmış hafıza terapisi" (İng: "recovered memory therapy" veya kısaca "RMT"), bir yanılgıdan ibarettir.

Kurtarılmış Hafıza Terapisi, travma terapisini tanımlamak için 1990'ların başlarında bulunan aşağılayıcı bir terimdir. Bu terimi kullanan kişiler, önemli sayıda terapistin unutulmuş veya bastırılmış cinsel istismar anılarını "kurtarmak" için tasarlanan, uygunsuz teknikler kullandığını iddia eder. Ve uygulanan bu tekniklerin sahte anılar ve yanlış savlar yarattığını savunur. Ancak "kurtarılmış hafıza terapisi" diye bir terapi yoktur. Bu terim, travma uzmanlarınca, cinsel suçlarla itham edilen kişilerin avukatları tarafından oluşturulan bir dezenformasyon biçimi olarak tanımlanmıştır.[9]

2004 yılında, Avustralya/Victoria'daki sağlık yöneticileri, "yanlış hafıza" aktivisitlerinin teşviki üzerine "kurtarılmış hafıza terapisi" hakkında bir soruşturma başlattı. Soruşturma, kurtarılmış hafıza terapisi uygulamasına ilişkin raporların genellikle spekülasyona dayalı olduğu ve eyalette kurtarılmış hafıza terapisi uygulamasına ilişkin güvenilir bir kanıt bulunmadığı sonucuna vardı. Soruşturma, kanıt olmamasına rağmen Avustralya'da kurtarılmış hafıza terapisinin şişirilmiş iddialarının nasıl ilerlediğini göstermektedir.[10]

1990'lardan beri "en başarılı" travma terapisi, duygusal ve fiziksel güvenliği sağlamaya, travma deneyimlerini işlemeye ve anlatmaya, istismar ve şiddetten uzaklaşmaya odaklanmıştır.[11]

Mit-3. "Hafıza Hatası ve Günlük Tutmak, Yalan Göstergesidir!"

Bazı haberler, iddiaları geçersiz kılan herhangi bir çelişkili detayın altını çizerek, kurbanın iddiasının spesifik detaylarına odaklanmıştır.

Ayrıntılar, iddiaların meşruiyetini belirlemede önemlidir. Fakat hafızanın sinirbilimi üzerine son zamanlardaki kanıtlar, hafızaya dair kamusal ve hukuki anlayışın yeniden düşünülmesini gerektiriyor:[12] Amerika Birleşik Devletleri'ndeki araştırmacılara göre hafıza genellikle "bir video kaydediciye" benzetiliyor. Fakat hafızanın temelde kusurlu olduğu, bozulmaya ve kaybolmaya müsait olduğu konusunda tartışmalar devam ediyor. Araştırmacılar, adli ortamlarda ve günlük yaşamda hafıza süreçleri konusunda daha fazla eğitim ve farkındalık olması gerektiği sonucuna varıyorlar.

Tanınmış İsrailli-Amerikan psikiyatrist ve Yale Üniversitesi profesörü Dori Laub, tanıklığa ilişkin ünlü bir makalesinde Yale'deki Holokost Tanıklıkları Video Arşivi için Auschwitz'deki deneyimlerini anlatan bir kadından söz ediyor. Kadın, Auschwitz ayaklanması sırasında dört bacanın patladığını ve alevler içinde kaldığını anlatıyor. Bu röportajı bir konferansta sunduğunda, tarihçiler kadının olayı yanlış hatırladığını söylediler; çünkü gerçekte sadece bir baca patlamıştı. Kadının hafızası yanıltıcı ve güvenilmezdi ve bu nedenle de kabul edilemez bulundu.[13]

Video için kadınla görüşen psikanalist Laub, tarihçilerle aynı fikirde değildi. Şöyle anlatıyor:

Tüm Reklamları Kapat
Kadın, patlatılan bacaların sayısına değil, başka bir şeye, daha radikal, daha önemli bir şeye tanıklık ediyordu: Hayal bile edilemeyecek bir olayın gerçekliğine...

Rakamla ilgili doğruluğun "olaydan daha az önemli olduğunu" ve bu nedenle kadının ifadesinin olgusal hatasına rağmen "tarihi gerçek" olarak değerlendirilebileceğini ileri sürüyor.

Porter'ın kurbanı olduğu iddia edilen kişinin, özel günlük kayıtları bazı gazeteciler tarafından tutarsız bulundu. Hatta Porter'la evlenme umuduyla, sözde kurbanın başlangıçta saldırıyı görmezden geldiğine dair bir gönderme ön plana çıkarıldı. Birçok cinsel saldırı mağduru, kendisini taciz edeni tanır. Bir saldırgana herhangi bir derecede bağlı olmak, olayı inkâr etmek veya önemsizleştirme gibi yaygın travmatik şok belirtilerini artırabilir.[3]

Günlük tutmak, genellikle daha az anlaşılırdır. Günlükler okunmak için değil, son derece karmaşık kişisel deneyimlerin işlenmesine yardımcı olmak niyetiyle yazılır. Birçok kadın da günlük tutmaktadır.[14]

Sonuç: Medya, Kendine Çekidüzen Vermeli!

Medya; cinsel şiddet mağdurlarının ve cinsel şiddetten kurtulanların içinde bulunduğu kötü durumun vurgulanması ve toplumsal değişime yön vermek konusunda önemli bir görev üstlenmektedir. Fakat medya, aynı zamanda, toplumdaki yaygın tutum ve yanlış anlamalara ilaveten travma bilimindeki gelişmelere karşı kişisel ve profesyonel önyargıları yansıtan yerleşik direniş kültürlerini de barındırır.[15]

Travmatik ve zihinsel sağlık koşullarının mevcut yaftalanmasını güçlendiren yorumlar, Avustralya nüfusunun önemli bir bölümünü olumsuz yönde etkilemektedir.

En başarılı kılavuzlara göre gazeteciler, travmanın hafıza üzerindeki etkisi gibi hassas konularda haber yaparken, travma konusunda uzman profesyonellere ve zihinsel hastalığı olan kişilere danışmalıdır. Travma ve ruh sağlığı, halk sağlığı sorunlarıdır ve medya platformlarındaki kişilerin bunu doğru anlama gibi bir yükümlülüğü vardır.[16]

Rastgele Yazıya Git
25
Alt Başlıklar
MAKALE SONRASI

Bu makale üzerine konuşmaya devam et

Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.

Bilimsel bir hata mı gördün?
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler!
    Tebrikler!
    11
  • Grrr... *@$#
    Grrr... *@$#
    2
  • Mmm... Çok sapyoseksüel!
    Mmm... Çok sapyoseksüel!
    1
  • İnanılmaz
    İnanılmaz
    1
  • Umut Verici!
    Umut Verici!
    1
  • Muhteşem!
    Muhteşem!
    0
  • Bilim Budur!
    Bilim Budur!
    0
  • Güldürdü
    Güldürdü
    0
  • Merak Uyandırıcı!
    Merak Uyandırıcı!
    0
  • Üzücü!
    Üzücü!
    0
  • İğrenç!
    İğrenç!
    0
  • Korkutucu!
    Korkutucu!
    0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: The Conversation | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?

Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 30.10.2026 19:16:34 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/11586

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.

Keşfetmeye Devam Et