Gece Modu

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Çok basit: Tavuk* yumurtadan çıkar.

Bu sorunun halen popüler bir "ikilem sorusu" olarak lanse edilmesi, evrimsel biyolojiye yönelik eksik bilgilerin en net göstergelerinden birisidir. Çünkü evrimsel biyoloji sayesinde, kökenleri MÖ 340'lı yıllarda Aristoteles'e kadar dayanan bu "Tavuk-Yumurta Problemi/Paradoksu" tartışmaya yer bırakmaksızın çözülmüştür: Tüm tavuklar, yumurtadan çıkmıştır!

Sorunun cevabını basitçe anlayabilmek için, sözde paradoksun aktörleri olan "tavuk" ve "yumurta"yı tanımamız gerekir.

Tavuk ile başlayalım: Bugün net bir şekilde bildiğimiz üzere tüm kuşlar, 240 milyon yıl kadar önce dinozorlardan ayrılarak evrimleşmiştir. Tavuk, bir kuş türüdür, dolayısıyla kökenleri dinozorlara kadar takip edilebilir. Bilindiği üzere tüm kuşlar yumurtlayarak ürerler.

Bu sebeple, şimdi de yumurtanın tarihine kısaca bakalım: yumurta dediğimiz kabuklu, karalarda bırakıldığında içerisindeki embriyoyu koruyup besleyebilecek özellikteki üreme yapısının ilk örneklerine 340 milyon yıl kadar önce amfibilerde ve onlardan evrimleşen sürüngenlerde rastlıyoruz.

Evrim tarihini takip edecek olursak, balıklardan evrimleşen amfibiler ilk büyük yumurtaları nemli kumsallara bırakmaya başlamışlardır. Daha sonradan amfibilerden evrimleşen sürüngenler yumurtlayarak üremeyi sürdürmüşlerdir ve bir adım öteye götürerek amniyotik kese sayesinde nemli olmayan, kurak kara parçalarında da üreyebilmeye başlamışlardır. Sürüngenlerin bir kolu dinozorlara evrimleşmiş, bu koldan ayrılan bir grup da kuşlara ve nihayetinde tavuklara evrimleşmiştir. Dolayısıyla bu soy hattı boyunca her canlı bir yumurtadan çıkmıştır. Tam olarak bu sebeple, ilkin tavuklar da dahil olmak üzere tüm tavuklar da öyle...

Bu da, sorumuzun cevabını tartışmasız bir şekilde vermektedir: yumurta, tavuktan önce evrimleşmiştir, dolayısıyla tavuk yumurtadan çıkar.

Tavuk ve yumurtaların filogenetik tarihi...
Tavuk ve yumurtaların filogenetik tarihi...
Evrim Ağacı

Daha Derinlere İnmek...

Tavuk, "yumurta"dan çıkmıştır çıkmasına ama... İlk tavuk, bir tavuk yumurtasından mı çıkmıştır; yoksa ilk tavuk yumurtası bir tavuktan mı çıkmıştır? Sonuçta tavukların yavru hali olan civcivler, bir yumurtanın içerisinden çıkmaktadırlar. O yumurtalardan ilki, bir tavuk yumurtası mıdır, yoksa tavuğun atası olan canlının yumurtası mıdır?

Bu konuyu inceleyen evrimsel biyologlar, tavuk yumurtasını diğer yumurtalardan ayırt eden OV-17 isimli bir protein olduğunu tespit etmişlerdir. Bu proteinin atasal versiyonunu kodlayan genlerde meydana gelen bir mutasyon, OV-17 proteininin sentezlenebilmesini mümkün kılmış ve bildiğimiz tavuk yumurtasının oluşmasını sağlamıştır.

Ancak dikkatinizi çekeriz: Tavukların en son atası, tavuklardan alakasız bir canlı, mesela bir kurbağa ya da balık değildi! Onun da yumurtası vardı; hatta o yumurta, bir tavuk yumurtasına çok benzerdi!

Daha da önemlisi, "ilk tavuk" veya "ilk tavuk yumurtası" (veya "ilk insan") gibi kavramların evrimsel biyolojide yeri yoktur. Çünkü tavuk veya tavuk yumurtası, sadece bir özelliği ile tanımlanabilen bir canlı değildir. Yüz binlerce özelliğin bir araya gelmesiyle tanımlanır. OV-17 proteini, bunlardan sadece birisidir. Tavuk, sırf OV-17 proteini evrimleştiği için tavuk olmamıştır; ancak bu özelliğin evrimi, onun ayırt edici taraflarından birisidir. Tıpkı beynin irileşecek biçimde büyümesinin, insanı tanımlayan yegâne karakter olmaması; ancak ayırt edici özelliklerden birisi olması gibi...

Dolayısıyla, sanki bir paradoksmuş gibi sunulan bu sorunun, evrimin kademeli doğasını anlayamamaktan kaynaklandığı söylenebilir. Çünkü sorunun bir diğer formu olan ve aslen sorduğu şeyi özetleyen soru şudur: "Bir canlının ebeveyni de, çocuğu da kendisi ile aynı türken, evrim nasıl yeni türler yaratır?" Bu soruyu aynı başlıklı şu makalemizde işlemiştik: Hiçbir zaman tek bir nesilde yeni bir tür var olmaz, bu süreç kademelidir.

Uzun lafın kısası, asla bir yumurta bir anda evrimleşiverip, ondan da yeni bir kuş türü oluşmamıştır. Zaten buna gerek de yoktur. Yumurta ile o yumurtanın barındıracağı tür bir arada evrimleşir. Her evrimsel nesil içerisinde yumurta o türün özelliklerini daha fazla barındırır hale gelirken, o yumurtalardan çıkan bireyler de yeni bir türün özelliklerini daha çok barındırır hale gelir.

Yani bir tavuğun var olması için "tavuk yumurtası" gerekmez, çünkü tavuk tek bir nesilde evrimleşmiş bir canlı türü değildir. Tıpkı köpeklerin Yapay Seçilim sonucu kurtlardan evrimleşirken hiçbir zaman tek bir nesilde bir Çivava'nın ya da bir Danua'nın ortaya çıkmaması gibi; ancak her nesilde o çeşidin özelliklerini daha fazla taşıyan bireylerin ortaya çıkması ve seçilmesi gibi...

Unutmayın: Günümüzde gözlediğiniz bir karşılıklı evrim ilişkisi, bundan on milyonlarca yıl önce şekillenmiş ve o gün bugündür giderek karmaşıklaşarak evrimleşmiş olabilir! Bu durumda, şu anki hallerine bakarak bu özelliklerin atasal ilişkisini anlamanız güç olabilir. Örneğin insanın karmaşık ve diğer canlılardan bariz şekilde gelişmiş olan zekasını anlamanın da en önemli basamağı, beynimizin bu evrimini tetikleyen çevresel şartları ve bunların sonucunda ortaya çıkan ara evrimsel özelliklerin birbiriyle etkileşimini incelemektir. Birçok insan bu önemli basamakları atladığı için, insanın nasıl bu kadar karmaşık bir beyne ve zekaya sahip olduğunu kavrayamaz.

Ne olursa olsun... Her tavuk, bir yumurtadan çıkmıştır.

Dolayısıyla yumurta önce gelmiştir.

Benzer Bir Örnek: Koalalar ve Zehirli Ökaliptüs Yaprakları

Ek bir örnek olarak koalaları ele alalım... Neredeyse sadece ökaliptüs yapraklarını yerler, öyle değil mi? Ama sadece bu da değil... Ökaliptüs yiyen canlılar arasında neredeyse sadece koalalar bulunur! Çünkü ökaliptüsün yaprakları, insanlar da dahil olmak üzere birçok hayvan için zehirlidir. Bu durumda, koalaların ataları, zehirli ökaliptüs yapraklarını en başta nasıl yemiş olabilirler? Sonuçta bu yaprakları tüketebilecek şekilde evrimleşeceklerse, ilk başta ataları bu zehirli bitkiyi bir nebze olsun yiyebilmelilerdi. Bu nasıl olur?

İlk etapta soru kafa karıştırıcı ve zorlu geliyor, evet. Ancak tıpkı tavuk-yumurta konusunda olduğu gibi, son derece basit bir cevabı var: Koalalar ökaliptüs yiyebilecek şekilde evrimleşmiştir; çünkü koalaların ataları az bir miktar da olsa ökaliptüs yiyebilmektedir!

İzah edelim: Eğer ki ökaliptüs yaprakları anında koalaların atalarını öldürecek kadar güçlü bir zehre sahip olsaydı, elbette ki koalaların ataları bu bitkiyi asla yiyemezlerdi. Çünkü yedikleri anda ölürlerdi. Tabii, eğer ki tamamen alakasız bir sebeple bu zehre halihazırda dirençli değillerse... Sonuçta bunu doğada sıklıkla görüyoruz.

Buradaki yazımızda ve yukarıdaki videomuzda ele aldığımız "ekzaptasyon" ya da "ön adaptasyon" olgusu, bazı özelliklerin tamamen alakasız sebeplerle evrimleşmesi, sonrasındaysa işlevsel hale gelmesi durumuna verilen bir isimdir. En tipik örneği, kuşların ataları olan dinozorların tüyleridir. Bu tüyler, uçmak için değil, muhtemelen vücut sıcaklığını kontrol etmek amacıyla evrimleşmiştir. Ancak aynı tüyler, aynı zamanda, bu dinozorlardan evrimleşen kuşların uçabilmeleri için vazgeçilmez bir parçadır. Ancak uçuşun evriminden çok önce, tamamen alakasız bir nedenle evrimleşmişlerdir. İşte bu nedenle kuşların tüyleri, "ekzaptasyon" ya da "ön adaptasyon"dur.

Ancak koalalarda böyle bir ön adaptasyon bulunması şart değildir. Çünkü ökaliptüs belli bir miktarın üzerinde ölümcül olsa da, hayvanlar için düşük dozlarda ölümcül değildir. Hele ki diyeti ağırlıkla bitki yapraklarından oluşan otçullar için, tehlikeli doz etçillere veya diğer canlılara göre çok daha yüksektir.

Elbette okaliptüs tüketebilecek şekilde evrimleşmemiş canlıların bu bitkinin yapraklarını tüketmesi bazı sorunlara neden olabilir. Mide bulantısı, bitkinlik, midede yanma ve baş dönmesi... Ancak ökaliptüs yapraklarını her tüketen anında ölecek diye bir kaide bulunmamaktadır!

Dolayısıyla koalaların atalarının, hiçbir diğer omurgalı hayvan tarafından tüketilmeyen bu bitkiyi diyetlerine kademeli ve yavaş bir şekilde dahil etmeleri mümkün olmuştur. Bu, evrimsel açıdan müthiş bir faydaya sahiptir: Çünkü koalaların ataları bu bitkiyi tüketmeyi bir kez başardıklarında, o besin için kimseyle yarışmak zorunda kalmazlar. Çünkü ökaliptüs böceği gibi birkaç diğer hayvan haricinde, özellikle omurgalılarda ökaliptüs yemeye yönelik herhangi bir evrimsel girişim bulunmamaktadır. Bu, kendine özgü bir özelliğe sahip olan canlıların edindiği evrimsel avantajların en güzel örneklerinden birisidir.

Genel olarak birbiriyle yakından ilişkili canlılardan hangisinin önce evrimleştiği veya zorlu şartlara ilk olarak bir canlının nasıl evrimsel adaptasyon sağladığını öğrenmek için, o iki canlı arasındaki ilişkinin çok iyi ve tarafsız olarak incelenmesi gerekir.

***

* "Yumurtadan çıkan tavuk değil, civcivdir." diye düşünen okurlarımız için: Tavuk sadece bu yazının konusu olan kuşun dişilerinin ismi değildir, aynı zaman Gallus gallus domesticus alt türünün Türkçedeki adıdır. Yazıda da bu şekilde kullanılmıştır. Tavuk ve horoz farklı türler değildir; genellikle "tavuk" olarak bildiğimiz hayvanın dişisi ile erkeğinin isimleridir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 0
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • S. Luntz. What Came First, The Chicken Or The Egg?. (2014, Haziran 07). Alındığı Tarih: 25 Nisan 2019. Alındığı Yer: IFLS
  • D. Phipps. Which Comes First – Knowledge Or Mobilization?. (2012, Temmuz 13). Alındığı Tarih: 25 Nisan 2019. Alındığı Yer: Mobilize This!
  • K. Hill. Which Came First, The Chicken Or The Egg? Evolution Has The Answer. (2012, Mart 10). Alındığı Tarih: 25 Nisan 2019. Alındığı Yer: Science Based Life
  • J. Coyne. Godawful Science Reporting: Msnbc Says The Chicken Came Before The Egg. (2010, Temmuz 14). Alındığı Tarih: 25 Nisan 2019. Alındığı Yer: Why Evolution Is True
  • C. L. Freeman. (2010). Structural Control Of Crystal Nuclei By An Eggshell Protein. Angewandte Chemie .

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 20/09/2019 20:20:37 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/5546

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Dahi biri gerçek anlamıyla hata yapmaz; çünkü onun hataları yeni keşiflere açılan kapılardır.”
James Joyce
Geri Bildirim Gönder