Evrim Ağacı

Sempatik ve Parasempatik Sistemin Kaygı Bozukluğundaki İşlevi Nedir?

Tehlike Anlarında Bizi Alarma Geçiren Limbik Sistemin İşlevi Nedir, Nasıl Çalışır?

Sempatik ve Parasempatik Sistemin Kaygı Bozukluğundaki İşlevi Nedir?
Yüksek kaygı bozukluğu insan üzerinde yıkıcı bir etkiye sahiptir.
Pixabay
Tavsiye Makale

Limbik sistem insanı hayatta tutan ve vücudu tehlike karşısında alarma geçiren büyük bir organizasyondur. Bu tehlikeyi atlatmamızda bize yardımcı olan sempatik ve parasempatik sistem, fazla aktif olması durumunda, hayatımızı kötü etkileyebilir.

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Limbik sistem genel olarak duygusal beyin olarak bilinir. Beynin en ilkel kısmı ve hayatta kalmamızda kritik rol sahibi olan amigdala da burada bulunur. Bu sistem tehlike anında "savaş veya kaç" esasına dayanır. Bizi hayatta kalma içgüdüsüne iten amigdaladır. Eğer limbik sistemimiz olmasaydı karşımızda bir aslan gördüğümüzde korku hissetmezdik. Kaygıya kapılıp oradan uzaklaşmaz ve ölürdük.

Diğer yandan, eğer bir insanda limbik sistem fazla aktif olursa bu yüksek anksiyeteye (kaygı durum bozukluğuna) yol açar. Yüksek anksiyetede, kaygı verici durum sırasında el ayak buz tutar, çarpıntı olur, nefes darlığı, titreme gibi bazı rahatsız edici ve korkutucu semptomlar yaşanır. Ama merak etmeyin bu bizi öldürmeyecektir.

Limbik Sistem ve Bazı İlişkili Yapılar
Limbik Sistem ve Bazı İlişkili Yapılar
Doktor Fizik

Bir eve ait çok hassas bir alarm düşünelim. Uyumadan önce ev sahibi, hırsız faktörü gibi bir tehlikeye karşı alarmını kuruyor. Böylelikle yatağına gönül rahatlığıyla gidiyor ve uyuyor. Fakat bir anda alarm çalmaya başlıyor ve ev sahibi korkudan titreyerek polisi arıyor. Polisler geldiğinde hırsıza dair hiçbir kanıta rastlanmıyor. ‘’Sözde’’ tehlike anı geçtikten sonra ev sahibi, polislerle beraber güvenlik kayıtlarına bakıyor. Ne görsünler? Bir fare güvenlik alarmının üstünden geçmiş ve alarm bu durumu ‘’yüksek tehlike’’ sanıp ötmeye başlamış. Aslında hırsız gibi büyük bir faktör ortada yokmuş. İşte, yüksek anksiyete de bize tam olarak bunu yapıyor.

Psikolojide bilişsel-davranışçı yaklaşıma göre limbik sistemin fazla aktif olması yüksek kaygı gibi sorunlara yol açmaktadır. Kendini koruma içgüdümüz bize hoşumuza gitmeyen ve temelde bizi ölüme sürükleyeceğini düşündüren en ‘’basit’’ durumda bile devreye girer. Ne mi olur? Tehdit hissederiz, ellerimiz ve ayaklarımız buz kesilir ve bunun sonucunda da yüksek çarpıntı ve huzursuzluk gibi rahatsız edici semptomlar/duygular oluşur.

Anlaşılır bir örnek vermek gerekirse, kendimizi ona bağımlı hissettiğimiz hayat arkadaşımız bizi bir iki saat aramaz ve bizde çarpıntı başlar. ‘’Aranmamak’’ sistemimiz için anlamı terk edilmek olan bir tehdittir çünkü çekirdek inançlarımızdan biri de ‘’yalnız yaşayamamdır’’. Böylece farkında olmadan ölüm korkusuyla dolarız ve yüksek kaygı sonucu davranışlarımız kontrol edilemez hale gelir. Ona sözlü saldırırız ve kavga çıkarırız. Kavgayla olsa bile karşımızdaki kişiye ulaştığımızda bu çarpıntılar ve ona eşlik eden diğer semptomlar biter, alarm durur. Tehlike ortadan kalkmıştır; biz de güvendeyizdir. Çünkü ona bir şekilde ulaşmış ve ‘’orada’’ olduğunu kontrol etmişizdir. Ama böyle yaparak daha da büyük bir soruna yol açarız.

Yüksek anksiyete durumunda kişi, hayatını tehlike altında hisseder ve huzursuzlanmaya başlar.
Yüksek anksiyete durumunda kişi, hayatını tehlike altında hisseder ve huzursuzlanmaya başlar.
Life Works

Sempatik ve Parasempatik Sistem Nedir? Nasıl Çalışır?

Biz, saldırarak veya kaçarak -yani alarm sistemimizin bize emrettiğini yaparak- limbik sisteme aslında ‘’Sen haklıymışsın, tehlikedeymişim, dediğini yaptım ve şimdi iyiyim’’ mesajını veririz. Gerçekte tehdit edici olmayan bir durumu sanki tehdit varmış gibi kabul eder ve limbik sistemle bunu pekiştiririz. Böylece 2 saatte bir yaptığımız ‘’sevdiğimiz kişiyi kontrol edici hallerimiz’’ başa çıkılamaz olur. Yanlış alarm pekiştirildikçe saatler de azalır. Bir süre sonra 1 saatte bir, 10 dakikada bir veya 5 dakikada bir kontrol etme ihtiyacı duyarız ve bu hem bizi hem de karşımızdakini fazlasıyla yıpratır. Bu yüzden yanlış alarm sistemini doğrulamamak gerekir.

Bu noktada otonom sinir sisteminden bahsedelim. Otonom sistem, sindirim sürecimizi düzenler ve isteğimiz dışında çalışır; kalp ritmi, cinsel uyarım ve iç organların işlevlerini yönetmekten sorumludur. Yani bizi hayatta tutar. Sistem üç bölüme ayrılır: Sempatik, parasempatik ve enterik sistem.

Sempatik sistem vücudu tehlikelere karşı uyarır, tetikte tutar. Böbrek üstü bezlerinde adrenalin ve noradrenalin salgılanmasına neden olur. Bu kimyasal maddeler, sempatik sinir sistemi tetikteyken aktivitesini sürdürmek amacıyla kullanılır. Bu yüzden anksiyete başladıktan sonra bir süre artarak devam eder.

Parasempatik sistem ise vücudu sakinleştirmekten sorumludur. Sakinleşme sürecinde adrenalin ve noradrenalin ortadan kaldırılır ve parasempatik sinir sistemi aktif hale gelir. Vücutta tekrar gevşeme duygusu oluşur. Adrenalin ve noradrenalin kimyasallarının ortadan kalkması belli bir süre alır. Bu yüzden sempatik sistem devreden çıkana kadar kendimizi bir süre daha heyecanlı, endişeli ve huzursuz hissederiz.

Enterik sistem ise tüm sindirim sistemini kapsar fakat sadece sindirim sistemiyle ilgilenmez. Vücutta serotonin (insana mutluluk, canlılık hissi veren bir nörotransmit), dopamin (ruh hali, depresyon, konsantrasyon gibi işlevlerde etkili olan nörotransmit) gibi kimyasalları sentezler. Beynin kendisinden bağımsız olarak hareket edebilir. Günümüzde enterik sistemin, ikinci beyin olduğunu savunan bilimsel bir topluluk vardır. Enterik sistem, anksiyete ve stres yaşadığımızda hassaslaşır. Sempatik sistem devredeyken, bu etkiyle iştahımız azalır veya süreç geçene kadar yemek yiyemeyiz.

Sempatik sistem vücudu tehlikelere karşı uyarır, tetikte tutar. Böbrek üstü bezlerinde adrenalin ve noradrenalin salgılanmasına neden olur.
Sempatik sistem vücudu tehlikelere karşı uyarır, tetikte tutar. Böbrek üstü bezlerinde adrenalin ve noradrenalin salgılanmasına neden olur.
Pixabay

Özetle, sempatik sistem "savaş veya kaç"tır. Parasempatik sistem ise "dinlen ve sindir"dir. Tehlikeli bir durumda sempatik sistem devreye girer, vücudu alarm haline sokar ve kendini korumaya aldırır. Bu, gerçek bir tehlike karşısında bizi hayatta tutan yegane durumdur. Fakat anksiyete bozukluğunda yanlış alarmda dahi bu sistem bizi sözde tehlikeye karşı ayakta tutar. Eğer bu yanlış alarm sırasında (en basit, zararsız bir durum karşısında tetikte olma hali) biraz bekler ve davranışlarımızla duruma müdahale etmeye çalışmazsak parasempatik sistem devreye girecektir. Vücuda "tehlike yok" sinyalini verip bizi çarpıntı halinden uzaklaştıracaktır. Böylece yanlış alarm sistemi de doğrulanmamış olacaktır.

Tabii ki zararsız bir alarm durumunda sükuneti koruma yöntemini uygularken sempatik sistem yine ortaya çıkacak ve bizi huzursuz olmaya itecektir. Ancak unutmayalım ki bu yöntemin limbik sisteme yerleşmesi zaman alır. Panik halinde hareketsiz kalmaya alışmak zordur.

Eğer yüksek anksiyetemiz varsa biz içinde bulunduğumuz yalancı tehlikeli durumuna karşı dirençli olup yanlış alarmı yalanlayarak tedavi sürecini başlatabiliriz. Tedavi süreci yanlış alarmın direncine göre uzar veya kısalır. Vücudumuza bu yöntemi öğreterek sempatik ve parasempatik sistemin yardımıyla yüksek anksiyeteden kurtulabiliriz. Böyle bir durumda bilişsel davranışçı terapi uygulayan bir psikologdan yardım almanız önerilmektedir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 5
  • Tebrikler! 18
  • Bilim Budur! 6
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 5
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 3
  • Umut Verici! 3
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • Üzücü! 1
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/06/2020 05:57:34 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8216

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Goril
Sağlık
Kimyasal Evrim
Hız
Yaşam
2019-Ncov
Sars
Oksijen
Böcek
Köpekler
Elektrokimya
Wuhan
Doğal
Maske
Ortak Ata
Yayılım
Kimya
İhtiyoloji
Sinir Sistemi
Ölümden Sonra Yaşam
Gerçek
Tekillik
Nöron
Yörünge
Ay Ve Dünya
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Bir hatayı yok etmek, çoğu zaman, yeni bir doğru ya da gerçek bulmak kadar iyidir; hatta bazen, daha iyidir!”
Charles Darwin
Geri Bildirim Gönder