Meslek Olarak Hangisini Seçmeliyim: Tıp? Biyoloji? Moleküler Biyoloji ve Genetik?

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Evrim Ağacı Tavsiyeleri yazı dizisinin 8. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Moleküler Biyoloji ve Genetik okumakla Tıp okuyup Genetik alanında uzmanlaşmak arasındaki farklar nelerdir? Benim hedefim Boğaziçi Moleküler Biyoloji ve Genetik kazanmaktı fakat bunu söylediğimde istisnasız herkes Tıp okuyup Genetik alanında uzmanlaş, diğer türlü çok zor iş bulursun bla bla diyor. Okuldaki meslek seminerlerinden Moleküler Biyoloji ve Genetik'e de Tıp okuyup uzmanlık yapmış bir kişi sunuma gelince ve aynı yolu izlememizi önerince...Bu yüzden büyük bir kafa karışıklığı yaşamıştım. Daha iyi karşılaştırmam için bir örnek vermeniz mümkün mü?

İlk olarak şunu söylemeliyiz ki, Biyoloji ve Tıp çok farklı iki disiplindir. İkisi de son derece önemlidir; ancak burada önemli olan ne "iş bulma" kaygısı olmalıdır, ne de diğer insanların söyledikleri. Önemli olan sizin ilgi alanınız, istekleriniz, düşüncelerinizdir.

Biyoloji Nedir?

Biyoloji, "yaşam bilimi" demektir. 3 temel doğal bilimden bir tanesidir. Son derece genel bir alana hitap eder: fizyoloji, ekoloji ve alt dalları, evrimsel biyoloji, mikrobiyoloji, biyokimya, genetik ve alt dalları, hayvan davranışları, viroloji, histoloji, sitoloji, nörokimya, enzim kinetiği, hormonlar, biyofizik, biyoinformatik ve daha onlarca alanı barındırır. Biyolojinin alt dallarını incelemek için buraya tıklayabilirsiniz (bir masaüstü veya dizüstü bilgisayarda bakmanızı tavsiye ederiz).

Siz bu genel alanlardan birinde uzmanlaşabileceğiniz gibi, herhangi tek bir canlı üzerine yoğunlaşarak (örneğin bazı kuşlar ya da örneğin gül bitkisi gibi) ömrünüzü bu canlıların incelenmesine hatta bu canlıların sadece tek bir özelliğinin araştırılmasına adayabilirsiniz. Örneğin Rosemary Grant ve Peter Grant çifti 25 yıllarını yalnızca Galapagos Adaları'ndaki Darwin'in İspinozlarına adamışlardır!

Ekibimizden biyoloji adaylarının ve biyologların bir arazi gezisinden fotoğrafı...
Ekibimizden biyoloji adaylarının ve biyologların bir arazi gezisinden fotoğrafı...
Babür Erdem

Biyoloji ile tüm canlılık ve doğa hakkında çok özel bir yaşam görüşü edinebilirsiniz, diğer bilim dallarıyla işbirliği yaparak insanların bin yıllardır cevap aradığı sorulara bilimsel yaklaşımlarda bulunabilirsiniz ve daha da güzeli, istediğiniz herhangi bir canlının veya canlı grubunun, şu anda yaşıyor olsun veya yok olmuş olsun, herhangi bir özelliğini veya genel olarak tüm o canlı grubunu araştırabilirsiniz ki bu da sonsuz bir çalışma alanı demektir.

Moleküler Biyoloji ve Genetik Nedir?

Moleküler Biyoloji ve Genetik, biyolojinin onlarca alt dalından yalnızca bir tanesidir. Bu alanı seçtiğinizde, %100 net olmasa da, büyük oranda alanınızı belirlemiş olursunuz. Tabii ki Moleküler Biyoloji ve Genetik'in de pek çok alt dalı vardır. Bu alt dalları incelemek için buraya tıklayabilirsiniz (yine, bir masaüstü veya dizüstü bilgisayarda bakmanızı tavsiye ederiz).

Bu alanlardan birine yönelebilirsiniz; ancak biyolojideki daha genel alanlardan bir tanesine dönmeniz, özel ilginiz olmadığı takdirde zor ve anlamsız olacaktır. Bu alanı seçtiğinizde, "Ben biyolojiyi moleküler düzeyde incelemeye ve özellikle Genetik ile uğraşmaya karar verdim." demiş olursunuz ve tüm eğitiminiz daha ağırlıklı olarak bunun üzerine olur.

Laboratuvarda çalışan bir moleküler biyolog.
Laboratuvarda çalışan bir moleküler biyolog.
Montclair University

Yine de çok abartmaya ya da sınırlandırılmışlık korkusuna gerek yok, insan istediği müddetçe her alanda uzmanlaşabilecektir, buna az sonra geleceğiz. Çünkü unutmamak gerekir ki, bu alanın biyolojiden kopmasının sebebi, alanının son derece genişlemesiyle beraber, başlı başına bir disiplin olabilecek kadar gelişmesidir. Genel olarak moleküler biyoloji ve genetiği, yukarıda saydığımız biyoloji dallarından bir kısmına moleküler düzeyde (o alanlarda söz konusu olan olayların biyokimyasal olarak incelenmesi) ve özellikle de genetik açıdan (genlerin etkileşimleri ve genlerin özellikler üzerindeki etkileri) bakmayı hedef alan bilim dalıdır. Son derece faydalı ve güzel bir alan olduğu açıktır.

Tıp Nedir?

Tıp ise çok daha sınırlı bir alanın, çok daha geniş bir açıdan incelenmesini hedef alır. Tıp, tek bir canlı ve daha spesifik olarak hayvan türünü inceler: İnsan.

İnsana çok geniş bir açıdan bakış sağlar tıp bilimi... Bütün kaslarını, kemiklerini, dokularını, organlarını, hücrelerini, bunların anormalliklerini, birbirleriyle ilişkilerini, hormonal düzenlemelerini ve insana dair hemen her şeyi öğrenirsiniz.

Tıp, bir temel bilim olarak görülmez; daha ziyade, uygulamalı bilimlerin bir alt dalı olan sağlık bilimleri altındadır. Buna rağmen tıp bilimi de biyoloji gibi geneldir; ancak tıp, biyolojinin insana odaklanmış hali gibidir ve bunun dışarısına çıkmaz.

Ekibimizden bir hekim...
Ekibimizden bir hekim...
Pedram Türkoğlu

Tıp mezunu olduktan sonra gireceğiniz uzmanlık sınavıyla, önünüze pek çok seçenek sunulur ancak bunların tamamı yalnızca ve yalnızca insanla ilgilidir; aralarındaki temel fark, insana bakış açıları ve insanın belirli özellikleri konusunda uzmanlaşmalarıdır. Tıp mezunları, "Evet, ben sadece insan odaklı çalışmalar yapmak istiyorum." diyen insanlar olmalıdır. Daha sonradan cerrahi, hastalıklar, vb. konularda uzmanlık gelecektir. Tıbbın alt dallarını incelemek için buraya tıklayabilirsiniz (yine, bir masaüstü veya dizüstü bilgisayarda bakmanızı tavsiye ederiz).

Tıp üzerine Moleküler Biyoloji ve Genetik okuyan biri de, insan genetiği üzerine çalışabilecektir çünkü bu uzmanlığı sırasında bazı genel bilgiler öğrense bile, 6 yıllık insana odaklı eğitimi sebebiyle en iyi bildiği hayvan insan olacaktır. Yani alanı çok geniş olmayacaktır. Zaten 6 sene tıp okuduktan sonra başka bir canlıya odaklanmak istemek anlamsız olacaktır (eğer ki insan, ilgi çekiciliğini sonradan yitirdiyse durum başka tabii). Eğer en başından böyle bir istek varsa, doğrudan Biyoloji ya da Moleküler Biyoloji ve Genetik okunmalıdır. Dediğimiz gibi tıp, özellikle insanı konu alan, insanı seven ve insanlar ve hastalıklarıyla uğraşmak isteyenlerin alanıdır ve burada çalışacaklar da bu özelliklere sahip olmalıdır.

Bir Örnek Üzerinden Üç Bilimi Anlamak...

Şimdi bir örnek üzerinden bu disiplinlerin bakış açılarını inceleyelim: Örneğin Ornitorenk olarak bilinen Platypus isimli hayvanın elektrik kullanarak su içerisinde çok başarılı bir şekilde yön bulabilmesini incelemek istediğimizi düşünelim.

Platypus
Platypus
National Geographic

Biyoloji okumuş ve daha sonra evrimsel biyoloji, su ekolojisi veya hayvan davranışları gibi bir alanda uzmanlaşmış birisi, bu davranışın canlı üzerindeki sonuçlarını inceleyebilecek, diğer canlılarla ilişkilerini gözlemleyebilecek, av-avcı ilişkilerini anlayabilecek, bu özelliğin nasıl ve ne basamaklardan geçerek evrimleşmiş olabileceğini izah edebilecek ve bunun gibi daha fiziksel, daha "gözlenebilir", daha dışsal özellikleriyle uğraşabilecektir.

Bir moleküler biyoloji ve genetik uzmanı, bu canlının genlerine bakarak hangi genlerin bu özelliğin gelişimini kontrol ettiğini izleyebilecek ve moleküler düzeyde ne tip olaylar sonucu bu elektriksel uyartıların oluştuğunu çözebilecektir. Eğer popülasyon genetiği gibi bir alanda uzmanlaşmışsa, bu özelliğin genetik olarak Ornitorenk popülasyonlarında nasıl dağıldığını gözlemleyebilecek; aradaki genetik farklardan giderek bazı evrimsel sonuçlara ulaşabilecek ve değerlendirebilecektir.

Burada unutmamak gerekir ki, biyoloji okumuş biri de moleküler biyoloji ve genetik üzerine seçmeli dersler alarak bu alanda uzmanlaşabilir. Bunun tersi de çoğu zaman mümkündür; ancak genellikle biyoloji çok daha geniş olduğu için moleküler biyoloji ve genetik okuyanların bu alanların hepsine hakim olması güç olmaktadır. Ancak benzer şekilde, biyoloji okuyan birinin de moleküler biyolojinin ve genetik yöntemlerin tamamına hakim olması, alanın genişliği dolayısıyla güç olabilmektedir.

Tıp ise ornitorenk ile ve herhangi bir özelliği ile ilgilenmez, ilgilenemez. Belki bir uygulaması; biyolog veya moleküler biyologların ornitorenk hakkında öğrendikleri bir bilginin karşılığının insanda olup olmadığına bakmak olabilir. Böylece yeni insan fonksiyonları veya belki yeni bir hastalık keşfetmek mümkün olabilir. Ne var ki bu, oldukça nadir olan bir durumdur. Tıp uzmanları, daha ziyade insanların kendileri üzerinde yaptıkları incelemelere odaklanırlar ve diğer türlerden nadiren bilgi alırlar.

Öte yandan bir biyolog ve bir moleküler biyolog ise, insanın hastalıkları ve üretilen ilaçların bu hastalıklar ve insan bünyesi üzerindeki etkileri konusunda, insanın genel anatomisi haricindeki özel durumlar ve bu durumların insan üzerindeki etkileri konusunda ve özellikle de insan üzerinde cerrahi bir ameliyat yaparak hastalıkların ve sorunların düzeltilmesi konusunda hiçbir bilgiye veya gerekli miktarda bilgiye sahip değildir.

Elbette ki bir biyolog veya moleküler biyolog ve genetikçi, insan ve genel özellikleri hakkında bilgiye sahiptir. Elbette, özel ilgi alanı insansa, bu konuda daha da geniş bilgiye sahip olabilecektir. Ancak hekimler, insana "müdahale etmeyi" bilirler. İnsanlarda görülen hastalık ve problemlere karşı hangi kimyasalların kullanılması gerektiğini, ne tip bir yöntemle tedavi edilmesi gerektiğini, ameliyat gerekiyorsa bunun nasıl yapılması gerektiğini, vs. bilirler. Tıp, insan ve insan hastalıkları bilimidir.

Mühendisler ve Teknisyenler...

Bunu belki biraz teknisyen-mühendis benzetmesiyle açıklayabiliriz: Mühendis, uygulama bilim dallarından birisinde uzmanlaşmış ve oldukça teorik bir eğitimden geçmiş bir bilim insanıdır. Teknisyen ise, göreceli olarak kısa ama çok daha fazla pratik uygulamaya yönelik bir uzmanlıktır. İkisi de olmadan, teknoloji alanında hiçbir iş yürüyemez. Çünkü mühendis, bilim üretir, var olan bilimi geliştirir. Ancak bunun uygulamaya dökülmesi için teknisyenler şarttır. Devrim Arabaları isimli filmde mühendis-teknisyen çatışması işlenir ve ikisinin de olmazsa olmaz olduğu güzel bir şekilde vurgulanır. Gerçekten de, birinin olmadığı bir durumda, diğerini aramak mantıksızdır.

Devrim Arabaları filminden bir sahne...
Devrim Arabaları filminden bir sahne...
VOYNN

Benzer şekilde bir biyolog veya moleküler biyolog ve genetikçi, bilim üretir, var olan bilimi geliştirir. Daha sonra başka meslek grupları işin içine girer. Örneğin bir hastalığı, biyologlar inceler ve hastalığın etkenlerini durdurabilecek bir yöntem bulurlar. Daha sonra kimyagerler buna yönelik kimyasallar üretirler ve ilaç şirketleri bunun pazarlamasını yaparlar. Hekimler, bu hastalıkları incelerler ve piyasadaki farklı kimyasallardan (ilaçlardan) hangisinin bu hastalığa ve insanın genel bütünlüğüne ve işleyişine en uygun olanı olduğunu seçerler.

Hekimlerin en önemli görevi, insanların tıbbi sorunlarını zamanında ve doğru bir biçimde teşhis etmek ve var olan bilimi doğru yorumlayarak en uygun çözümü bulmaktır. Yani biri olmadan, diğerinin hiçbir anlamı kalmaz. Biyologlar istediği kadar bilim üretsinler, bunu düzgün bir biçimde insanın sorunlarını çözmekte kullanamazsak (hekimler), özellikle de kibrimiz göz önüne alındığında insan türü kısa sürede yok olur. Benzer şekilde bilim üretilmediği ve geliştirilmediği sürece, istediğimiz kadar doktorlar yetiştirelim, hastalıklara sebep olan varlıkların gelişim dahilinde buna ayak uyduramadığımız sürece hiçbir anlamı kalmayacaktır.

Hangi Mesleği Seçmeliyiz?

Ne yazık ki herkesin deneyimi, arka planı, geçmişi, olanakları, vb. farklıdır. Dolayısıyla tek bir kişi için evrensel bir bölüm tercihi vermek imkansızdır. Bu konuda bu yazının yazarı olarak benim geçmişimi ve geçtiğim yolları merak ediyorsanız, bu canlı yayınımıza kulak verebilirsiniz:

Bu canlı yayınımızdan çıkarılması gereken ders şu: Aklınıza gelmeyecek yöntemlerle hedeflerinize ulaşabilirsiniz. Bunu en kısa yoldan yapmak, elbette ki istenen ve beklenen durumdur. Çünkü bu sayede, diğer insanlar kendilerini isteklerine yönelmeye harcarken, siz alanda uzmanlaşmaya zaman harcayabilirsiniz. Ne olmak istediğinizi yalnızca siz bilebilirsiniz! Kafanıza bir hedef koyun ve peşinden gidin. Mutlaka başarılı olacaksınızdır.

Aşağıdaki çizim de, özellikle de ilgi ve yetkinlik alanlarınıza odaklanmanın önemini harika bir şekilde anlatmaktadır:

Biyolog Olursam Para Kazanabilir miyim?

Evrim Ağacı ailesinden en sık gelen sorulardan birisi, meslek seçimleriyle ilgili: "Biyoloji okursam işsiz kalır mıyım?", "Biyoloji okursam para kazanabilir miyim?", "Yurt dışına çıkmaksızın biyoloji okuyabilir miyim?" ve daha nicesi... Bu soruların hepsinin altında maddi gerekçeler yatıyor ve günümüz şartları düşünüldüğünde bu oldukça anlaşılır. Fakat maddi kazanç beklentisini bir kenara bıraktığımızda, sorunun altında daha önemli ve kendinizden başka kimsenin cevaplayamayacağı bir soru yatıyor: "Ben, biyoloji okuyup da başarılı olabilir miyim?"

Meslek seçimlerinin fark edilmeyen ve sıklıkla atlanan bir yüzü daha var: Mesleğin sizi seçmesi... Çünkü siz bir mesleği seçmek isteseniz de, işin bir de mesleğin "seçilmişleri" arasına girmek var. Herkes okuyarak biyolog olabilir; ancak çok azı adı hatırlanacak, alana katkı sağlayan, dolayısıyla "para da kazanan" biyolog olabilir. Bu, biyologların "iş bulma zorluğu"ndan öte, çok az kişinin bu sahayı hakkını vererek yapabilecek potansiyelde olmasından kaynaklanıyor. 

Çünkü unutmayın: Siz biyolog olmayı seçseniz de, seçmeseniz de, birileri Cambridge'e, Oxford'a, Harvard'a gidiyor. Keza aynı durum mühendislik, doktorluk, mimarlık için de geçerli; ancak onlarda arz-talep ilişkisi biraz daha farklı işliyor. Fakat ne olursa olsun, en spesifik mesleklerde bile (örneğin biyolojiyi geçtik, ekolog olmaya çalışmak gibi) dev üniversitelerde bu sahalarda kontenjanlar her zaman var. Bu durumda meslek seçimini yaparken aslolan ve önemli olan soru şu: 

Siz, bu müthiş okullara gitmeyi başaranlardan, bu alana ismini altın harflerle kazımayı başaran biri olabilecek misiniz? Mesleğinizi sadece "para kazanma" hedefinden öte görüp, hayatınızı adayacağınız bir hobi olarak görebilecek misiniz?

Çünkü meslek seçimi, tek taraflı bir konu değil. Sadece siz seçtiniz diye bitmiyor. İkinci bir tarafı daha var: Mesleğin sizi "seçmesi"...

Bunu yapıp yapamayacağınızı da, sizden başka kimse belirleyemez! Bu soruya dürüstçe cevap verdiğinizde, diğer tüm sorularınızın da yanıtını otomatik olarak almış olacaksınız.

Ben, Ne Olmak İstiyorum?

Ne yazık ki sistem dahilinde çoğu zaman yüksek puanlı yerler seçilmekte ve sonrasında pişmanlıklar veya bu örnekte olduğu gibi "istenilen alan" ile "seçilen alan"ın birleştirilme çabaları gözlemlenmektedir. Siz siz olun, tercihinizi YALNIZCA (bu kadar açık ve net söylüyoruz) ne istediğinizi göz önüne alarak yapın. Çünkü sevdiği bir alanda çalışan bir insan, ne olursa olsun para kazanabilecek, ne olursa olsun o konunun uzmanı olmak için her yola başvuracaktır; yukarıdaki örneğimizde olduğu gibi. Şimdi, konumuza geri dönelim:

Meslek seçiminde yapmanız gereken şunlardır: Ne istediğinizi, şapkanızı çıkartıp önünüze koyun ve düşünün. Birden fazla alansa, bunları bir kağıda dökün. Daha sonra, istediğiniz alanlar hakkında çok kapsamlı bir araştırma başlatın. İnterneti ve tanıdıklarınızı kullanın. Üniversitelere gidip akademisyenlerle ve öğrencilerle konuşun. Kimse yadsımaz sizi, merak etmeyin. Bir meslekle ilgili en doğru bilgileri, o meslekte görev alan insanların bileceğini unutmayın. Doğrudan onlara sorun. Bizler gibi belli alanlarda uzmanlaşmış kişiler varsa, onlarla görüşün. Sadece artıları değil, eksileri de öğrenin. Bunları not alın. Kısaca, bilimsel bir araştırma yolunu takip edin. En sonunda da, gönlünüzden geçen mesleği tercih edin.

Sakın insanların dayanaksız iddialarına göre meslek seçimi yapmayın! Eğer sizin için de, ailelerde genelde olduğu gibi para önemliyse (ki unutmayın, para gerçekten de önemlidir), o zaman onların dediklerini de dinleyin. Ama unutmayın: Para, mesleğe verilmez. Para, emeğe ve emeğin peşinden koşan verilir. Dolayısıyla hangi meslekte çalışıyor olursanız olun, hayallerinizin peşinden koştuğunuz sürece parayı bulacaksınızdır. Er ya da geç. Ancak göreceli olarak zor para kazanılan mesleklerde, ailevi ekonomik durumunuzu ve zor zamanları da göze alabileceğinizden emin olun. Kör bir şekilde hareket etmeyin.

Yüksek Puan ≠ Daha İyi Meslek!

Meslek seçiminde düşülecek en kritik hata şudur: "Bu bölümün puanı daha yüksek, demek ki bu bölüm daha iyidir!"

Bu, düpedüz bir saçmalıktır. Sınav sisteminde puanın yüksek olması, mesleğin iyi/kötü olması hakkında bir fikir vermez. Puan, insanların tercih miktarını gösterir. Daha çok tercih edilen bir meslek, daha revaçta demektir; daha iyi bir meslek demek değildir!

1960'larda, İnşaat Mühendisliği açık ara farkla en yüksek puanla alan meslekti. Günümüzde ise Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bu şekilde. Düz ve yanlış mantıkla, İnşaat Mühendisliği'nin 1960'lardan beri "kötüleştiğini", Elektrik ve Elektronik Mühendisliği'nin ise "iyileştiğini" mi düşünmeliyiz? Asla! Sadece insanların tercihleri ve genel anlamıyla trendler (moda), Elektrik ve Elektronik Mühendisliği'na kaymıştır. İşe yine düz mantıkla bakacak olursak, Petrol Mühendisliği ve Maden Mühendisliği en "kötü" mühendislikler olmalıdır. Hangi insanın mantığı bunu kabul edebilir? Petrol, insan yaşamının ve politikasının ana belirleyicisidir. Maden ve dolayısıyla malzeme olmadan, hiçbir mühendislik iş yapamaz. Her meslek önemlidir. Ki bu sebeple vardırlar. Kimse kafadan meslek uydurmaz. Meslekler, ihtiyaçtan doğar.

Benzer şekilde, Antropoloji, Arkeoloji gibi bölümler "kötü" müdür? Bunu iddia edene gülmek gerekir. Evet, belki para kazanmak, popüler mesleklere göre biraz daha zor olabilir; ancak işini iyi yapan bir Arkeolog, Dünyaca ünlü biri haline gelebilir (ki bu düşünüldüğü kadar zor değildir; sadece çaba gerektirir) ve bir doktordan, bir mühendisten çok daha fazla para kazanabilir. Bunlar, ekstrem örnekler değildir; sadece insanın içinde biter ve bilim üretme isteğine bağlıdır.

Sakın ama sakın, mesleğinizi sınav puanına göre seçmeyiniz!

Unutmayın! Milyarder olabilme potansiyeline sahip olduğunuz ama sevmediğiniz bir alandansa, ekonomik açıdan "sıradan" olarak addedilen ama sevdiğiniz/istediğiniz bir alanı yeğleyin. Çünkü bu istek, o mesleğin, muhtemelen o konuda hiçbir bilgisi olmayan insanlarca yaftalandığı "sıradan"lığını silip atacak, akıl almaz başarılara imza atmanızı sağlayacaktır.

Kulak Astığınız Kişiler, İşi Bilen Kişiler mi?

Burada bir diğer konunun önemi ortaya çıkmaktadır: Bir meslekle ilgili (çalışma alanları, kazanabileceği para, vb.) yorumlar yapan insanlar, o konuda sadece televizyondan duyduklarıyla mı yorum yapmaktadırlar; yoksa konu hakkında geniş bir bilgiye sahipler midir?

Ne yazık ki anne-babalar, sadece popüler olarak duyulanlardan etkilenerek "Moleküler Biyoloji çok kötü, tıp ne güzel meslek." ya da "Petrol okuyup ne yapacaksın, makina oku, petrolden de anlarsın nasıl olsa..." gibi yorumlar yapmaktadırlar. Bu, bilimsel olmamakla birlikte, son derece yanlış yönlendiricidir.

Bu sebeple Evrim Ağacı olarak, aramızdaki ebeveynleri de kibarca uyarmak ve bir ricada bulunmak istiyoruz: Evlatlarınızın meslek seçimlerinde, onların isteklerine önem verin. Unutmayın ki siz öldükten sonra da o meslekle uğraşacak olan evlatlarınız olacak, ömürlerini o mesleğe adayacak olan evlatlarınız olacak. Dolayısıyla bunun seçimini yapmak, sadece ve sadece onlara düşer.

Sizlere şunu tavsiye ediyoruz: onları araştırmaya ve sorgulamaya yönlendirin: Güzel Sanatlar mı istiyor? Nedenini ona sorun, kendi kendisini tatmin edecek cevaplar verip veremediği ölçün ve anlamasını sağlayın. Ve eğer gerçekten kendisini ikna edebildiyse, bırakınız yapsın. Emin olun, sizin dayattığınız ya da gönlünüzde geçen meslekte ulaşacağı başarıdan çok daha iyilerine ve daha önemlisi, çok daha tatmin edicilerine ulaşabilecektir. Hayatınızın her alanında mantığınızla, tarafsızlığınızla, bilim ile hareket edin. Duygularınızı, kararlarınıza karıştırmaya başladığınız anda, hatalar da beraberinde gelmeye başlayacaktır.

Bunlar toz pembe hayaller değil, hayatın gerçekleri ve dönemeçleridir. Bir insanın hayatını kendisinin şekillendirmesinden daha önemli bir özgürlük olamaz.

Unutmayın! Bu hayat sizin ilk, tek ve son hayatınız. Seçimlerinizi ona göre yapınız.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • 4
  • 5
  • 1
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0
  • 0

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 23/08/2019 11:07:11 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/126

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!

Bu Yaşam Görüşünde İhtişam Var!

Orta Doğu Teknik Üniversitesi - Biyolojik Bilimler Tanıtım ve Bilgiler

Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Ya hep birlikte var olacağız, ya hep birlikte yok olacağız.”
Bertrand Russell
Geri Bildirim Gönder