Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat

Koruma Biyolojisi ve Bilinçsiz Yok Oluş İstemi: Koruma Biyologlarına Kulak Asmamaya Cesaretiniz Var mı?

Koruma Biyolojisi ve Bilinçsiz Yok Oluş İstemi: Koruma Biyologlarına Kulak Asmamaya Cesaretiniz Var mı? The Independent
küresel ısınmayı eleştirel olarak yorumlayan görsel.
9 dakika
1,894
Tüm Reklamları Kapat

Astronomi derslerinde anlatılan ve Evren'in neden yaşamla kaynamadığını açıklamaya çalışan Büyük Filtre Hipotezi'nin bir parçası şunu der: "Organizmalar evrimleşip daha da geliştikçe, kendilerini yok etme ihtimalleri de artıyor olabilir." Tabii bu hipotezin sunulma amacı, olası uzaylıların dünyamızı neden ziyarete gelmediği yahut gelemediğine dair olası bir açıklama getirmektir; ancak görünen o ki insanlık, farklı galaksilerden kanıtlara gerek kalmadan, bu hipotezi doğrulamaya emin adımlarla ilerliyor.

Beyinlerimizin, fikirlerimizin ve buna paralel olarak hayal gücümüzün gelişmesi; evrimin türümüze özgü görünen güzel sonuçları olsa da baskılayamadığımız bencillik, kıskançlık, açgözlülük, öfke gibi limbik duygularımız bu gelişimimizi salt iyi olarak kullanmamızı engelliyor. O keskin ve kıvrak zekamızla orman arazilerini yok edip, yerine betondan oteller inşa ederken bencilliğimiz yüzünden hep daha fazlasını talep ediyoruz. Daha fazla kazanmak amacıyla yanlış ürünü, yanlış araziye ekip yanlış sulama yapıyor, kazandığımız para ölçüsünde kazandığımız saygı nedeniyle, doğru yolda olduğumuza emin oluyoruz. Sadece bu da değil, ilham verdiğimiz yüzlerce insan da aynı hatayı tekrarlıyor ve sorun, bir döngü halini alıyor. Bu örnekler her alanda defalarca kez çoğaltılabilir.

Üretiyoruz, lakin daha fazlasını tüketiyoruz. İnsan türünün sadece belirli bir kısmı bilinçli bir ilerleme kaydederken, eğitimsiz ama gelişmiş beyinlere sahip birçok birey limbik sisteminin tutsağı oluyor. Tüm bu durumların sonucunda oluşan küresel ısınma ve zarar gören biyoçeşitlilik insanlığın sonunu hazırlıyor. Gerilemeye doğru ilerleyişimizin sonunda sıfırı da tükettiğimiz zaman elimizde kalan tek şey keşkeler olacağa benziyor.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak limbik sistemimizi kontrol edebilirsek, bu kötücül duyguları iyi amaçlar için de kullanabiliriz. Küresel ısınmayı yavaşlatmak, biyoçeşitiliğin korunması gibi iyi ve yararlı amaçlar güden koruma biyolojisi bu duruma örnek olarak verilebilir[1] ; çünkü olası felaket senaryolarında yok olan hiçbir zaman gezegen değildir; en azından bugüne kadar hiç olmamıştır. Dünya'nın geçmişine baktığımızda gördüğümüz, doğanın bir şekilde yeniden canlandığıdır ve bu, fosil kayıtları ve diğer jeolojik kayıtlar ile de tekrar tekrar belgelenmiştir. Mevzu bahis olan bu küresel iklim değişikliğinde yok olacak şey, milyonlarca yıl içerisinde inşa edilmiş ekosistemler ve bu ekosistemlere muhtaç bir tür olan Homo sapiens türüdür. Biz onu harap edip, kendimizi yok ettikten çok sonra, gezegen belki de şu andakinden bile daha geniş bir çeşitlilikle tekrardan ayağa kalktığında, üzerinde insanlığın olmama ihtimalinin bilincinde olan koruma biyologları ve diğer bilimseverler, Evren'in bize tanıdığı belki de yegâne var olma şansını yitirmemek adına, yok olmama savaşında olanca güçleriyle savaşıyorlar.

Koruma Biyolojisi Nedir? Biyoçeşitliliği Nasıl Kurtarırız?

Türümüzü yok edebilecek kadar güçlü ve aynı zamanda sağlıklı bir gezegen için bir o kadar da vazgeçilmez olan biyoçeşitlilik, bir bölgedeki genlerin, türlerin, ekosistemlerin ve ekolojik olayların oluşturduğu bütün olarak tanımlanmaktadır. Küresel iklim değişikliği sebebiyle, bu bütünü oluşturan organik ve inorganik oluşumlara gelecek olan zarardan, biyoçeşitlilik de negatif olarak etkilenecektir.

Türkiye, dünyadaki yedi adet biyocoğrafi bölgeden üçü olan Akdeniz, Avrupa-Sibirya ve İran-Turan bölgesinde yer almakla beraber bunların geçiş zonlarına da sahiptir.[2] Diğer bilim alanlarından farklı bir niteliğe sahip olan koruma biyolojisi, bu bölgelerin beraberinde getirmiş olduğu biyoçeşitliliği korumayı amaçlar. Yok olmakla karşı karşıya olan türleri ve yaşamı bu türlere bağlı olan insan hayatının sürdürülebilmesi bu bilim dalının hedeflerinden biridir.

1980’li yıllarda geliştirilmiş olan, yekpare ve çoklu bilim alanlarına dayanan koruma biyolojisi; canlılığın birey, popülasyon, tür ve yaşam birliği düzeyinde nitelikleri, doğal ortamlarda özgün devinimi, tehdit altındaki yaşam ortamları ve bunların korunması için neler yapılabileceği araştırır ve aynı zamanda ekonomik etkenleri ikinci sırada ekolojik kaygıları ise ön planda tutacak şekilde ürettiği önerilerle ekosistemlerin uzun vadeli korunmasını hedefler.[1] Biyolojinin bu dalı, hızla artan nüfus baskısıyla ortaya çıkan plansız ve kontrolsüz şehirleşme, endüstrileşme, orman arazisi tahribiyle tarla açma ve aşırı otlatma, bilinçsiz ağaçlandırma gibi etmenlerle baş etmeye çalışır.

Tüm Reklamları Kapat

Türkiye'de Koruma Biyolojisi

Ancak ne yazık ki koruma biyolojisi çatısı altında gerçekleşen bu çabalar, Türkiye ve dünyada ekonomik ve siyasi koşullar nedeniyle gereken önemi görememektedir. Bu görmezden gelinişin ve alınacak önlemlerin en az ekonomi kadar kıymetli oluşu, siyasilerin kendi kısa vadeli çıkarları arasında kayboluyor ve görünüşe göre bu durumun yanıtı çok yakın tarihlerde sert bir şekilde alınacağa benziyor.

Su Politikaları Derneği’nin "Doğal Göller ve Sulak Alanlardaki Su Yönetimi Sorunlarımız ve Çözüm Önerileri" başlıklı raporunda "Türkiye’de bulunan 300’e yakın irili ufaklı doğal gölün yüzde 60’ı kurudu." ifadesi, durumun vahametini gözler önüne seriyor.[3] Raporda, Türkiye’nin neredeyse tüm göl alanlarının doğal dokusunu kirlilik nedeniyle kaybettiği, su kalitesinin günden güne azaldığı da belirtiliyor. Tescilli 76 sulak alanın sadece 24’ünün su yönetim planlamasına sahip olduğu bilgisi ise yasal düzenlemelerin bu alandaki yetersizliğini ortaya koyuyor.

Elimizde olan tüm bu sonuçların yanı sıra, devletin elinde olan ve kamuoyu ile sağlıklı bir biçimde paylaşılmayan Türkiye’nin su varlığına dair veriler, geleceğe yönelik sağlıklı tahminler üretilmesini engelliyor. Devlet Su İşlerinin (DSİ) bildi paylaşımı konusunda kapılarını 10 yıl önce kapatmış olması ise endişe vericidir.[3] Tüm bu denetim ve eğitim eksikliği ise, kaçak su kuyularının açılmasını ve yanlış tarımsal sulama gibi hataların yapılmasını beraberinde getiriyor.

Suyun bu derece fazla kullanılması ve kirletilmesi de biyoçeşitlilik açısından tam bir felakete sebep oluyor. Tatlı su balıkları, göçmen kuşlar, bitki örtüsü ve bölgenin iklim yapısı bu sebeplerle tahrip oluyor. Göllerin yeraltı sularına olan domino etkisi de düşünüldüğünde, karışılacağımız sorun tahmin ettiğimizden çok daha büyük olacağa benziyor.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Beşerî etkilerin yanı sıra, küresel iklim değişikliğinin arttırdığı buharlaşma da göl sularının azalmasındaki en önemli faktörlerden biridir. Hidrolojik kuraklık ve su miktarının giderek azalıyor oluşu, ortamdaki nemi azaltıyor bu durumda da ağaçlar önem kazanıyor - lakin ne yazık ki ağaçlar konusunda pek şanslı değiliz: Tarım arazisi açma yahut yapılaşma maksadıyla katledilen ormanlar ve dolayısıyla kaybolan toprak zemin, troposferdeki nem dengesinin ve ısının bozulmasının yanı sıra bir anda gelen ve bu yüzden depolanamayan yağmur suyunun, toprak tarafından emilmesini de engelliyor. İçme suyu ve sulama sorunlarına çözüm olarak yapay göller ve barajlar oluşturulması da sorun çözmek yerine yeni sorunların oluşmasına sebep oluyor. Yağmur suyunun göller yerine barajlara dolması, bozulan habitatlar ve doğal döngü, bu alanda yaşayan organizmaları da gölleri de yok olmanın kıyısına getiriyor yahut yok ediyor.

2019 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine yapmış olduğum bir gezide, bölge halkı ile konuşma fırsatı bulduk. 2000 yılında yapılan barajın hayatlarına ne gibi etkileri olduğunu sorduğumuzda aldığımız cevaplar, değişen iklimin ve biyoçeşitliliğin, ne kadar bariz hissedildiğini ve insan yaşamını ne denli etkilediğini gözler önüne seriyordu: Bölge halkı, Halfeti’nin eskiden de sıcak olduğunu ama bu sıcaklığın terletip rahatsız etmediğini söylüyor, eskiden görülen kuş türlerine de artık pek rastlanılmadığından dem vuruyorlardı. Tüm bu etkenlerin yanında yapılan barajın, Halfeti’nin tarihi dokusunu yok etmesi cabasıydı. İşinde uzman ve tecrübeli kişilerin tüm bu olası olumsuzluklara karşı gerekli kurumları uyarmış olmasına rağmen, baraj yapıldı.

Koruma biyolojisi alanında çalışan biyologların 30 yıldır yapmış olduğu çalışmalar ve açıklamalar ne yazık ki gereken önemi görmüyor ve bu bilinçsizliğin sonuçları yakın bir tarihte kuruyan ve bu sebeple çevresindeki popülasyonların da kaybına sebep olunan Meke Gölü, Karapınar bölgesinde, büyümek içinde fazla miktarda suya ihtiyaç duyan şeker pancarı ekimi sonucu oluşan su ihtiyacının bilinçsizce açılan kuyulardan giderilmesi nedeniyle son zamanlarda rastlanan obruk oluşumları şeklinde kendini gösteriyor.[3]

Koruma biyolojisi uzmanlarının çalışmaları ve fikirlerinin dinlendiği ve yasama süreciyle resmi hale getirilen avlanma yasakları gibi durumlarda ise yaptırımlar yeteri kadar caydırıcı olmamış gözüküyor ki insanlar nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan hayvanları avlıyor ve bunu umarsızca topumla paylaşıyor. Bu durama örnek ise, son olarak 17 Ocak 1974'te Ankara'nın Beypazarı ilçesine bağlı Bağözü Köyü yakınlarında görülen leoparın, köylülerce vurularak öldürülmesi, son zamanlarda haberlerde de gördüğümüz üzere vaşakların avlanıyor oluşu verilebilir.

Dünya'da Koruma Biyolojisi

Türkiye'deki durum bariz bir şekilde ortada, her geçen gün bilgi seviyemiz ve elimizdeki imkanların daha da artıyor oluşuna rağmen çok hızlı bir şekilde geriliyor oluşumuz ise tüm dünya için ortak bir sorun.

2019'da yayımlanan Birleşmiş Milletler raporuna göre, yaklaşık 1 milyon hayvan ve bitki türünün on yıl içinde, insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar hızlı tükendiği yahut tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğundan bahsediliyor. Bu rapora göre, kara tabanlı habitatlar başta olmak üzere yerli türler 1900'den beri en az %20 azalmış durumda. Amfibi türlerin %40'ından fazlası, resif oluşturan mercanların neredeyse %33'ü ve tüm deniz memelilerinin üçte birinden fazlası ise yok olma tehlikesi altında. 16. yüzyıldan bu yana en az 680 omurgalı türünün nesli de tükenmiş durumda. Raporda Prof. Settele’ın şu sözlerine de yer veriliyor:

Tüm Reklamları Kapat

Dünya üzerindeki temel, birbirine bağlı yaşam ağı küçülüyor ve giderek yıpranıyor. Bu kayıp, doğrudan insan faaliyetinin bir sonucudur ve dünyanın tüm bölgelerinde insan refahına doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır.

Raporda; tüm bu yok oluşa karşı alınan önlemlerin yetersizliği, ekonomik ve siyasi durumlar nedeniyle yeterli çalışmaların yapılamadığına da değinilmiştir.[4]

Sonuç

Kutup ayılarından kelebeklere, otsu bitkilerden yüzyıllık ağaçlara, balıklardan kuşlara kadar bütün dünyayı elimizle teslim ettiğimiz küresel iklim değişikliği, yaşamak için muhtaç olduğumuz tüm biyoçeşitlilikleri günden güne hızlanarak yok etmekte. Siyasiler hala tüm kaynak ve enerjilerini petrol, silahlanma ve güç yarışına yatıradursun ileride, kazanılan bu gücü kullanabilmek, düşünebilmek ve hatta yaşayabilmek için muhtaç olacağımız su ve besinleri bulamayacağız. Siyasi otoritelerin altında, günlük ekonomik kaygılarıyla yaşayan halkın ise bu durumda yapabilecekleri sınırlı. İstenildiği kadar eğitim verilsin ve bilinçlendirme çalışmaları yapılsın, insanların ekonomik kaygıları yok edilmedikçe biyoçeşitliliğin önemini ve küresel iklim değişikliği önem sırasında sonlarda yer almaya devam edecektir.

Yapılması gereken, devletin sağlam bir politika ile uzun vadeli yatırımlarda bulunmasıdır. Koruma biyologlarını multidisipliner ekiplerle birlikte çalıştırarak akılcı ve kalıcı çözümler üretilmesine olanak sağlanmalıdır. Ne yazık ki ülkemiz hala savaş psikolojisinden çıkamamış durumda ve çoğu kişi günü kurtarmak için yaşıyor. Medya, kitap ve gazetelerin de insanları bu psikolojiden çıkarak biçimde tekrardan düzenlenmesi gerekir. Özellikle ilkokul çağındaki eğitimin daha yoğun ve uygulamaya önem verilecek biçimde yapılması gerekmektedir. Çocukların, doğayı, hayvanları hatta makineleri ve gerçek teknolojiyi hissederek büyümesi limbik sistemlerini eğitebilmeleri açısından çok daha faydalı olacaktır. Ülke vatandaşlarının ekonomik sıkıntılardan uzaklaştırılması, politikaların bu mevzulara öncelik verecek şekilde yeniden düzenlenmesi geleceğimiz adına alınan füzelerden daha çok önem taşımaktadır.

Tüm Reklamları Kapat

Her şey çok farklı bir yöne doğru ilerleyebilir. Önemli olan bu treni kullanan kişilerin doğru kararlar almasıdır lakin aksi bir durumda yolun sonundaki uçurumu görenler seslerini yeterince yüksek çıkarmazlarsa istikameti değiştirmek için geç kalabiliriz.

Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
28
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Umut Verici! 6
  • Tebrikler! 5
  • Üzücü! 4
  • Bilim Budur! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Muhteşem! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • İnanılmaz 1
  • Grrr... *@$# 1
  • Korkutucu! 1
  • Güldürdü 0
  • İğrenç! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/06/2024 12:09:25 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/10102

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Türlerin Kökeni
İnfografik
Vücut
Küresel
Kemik
Sosyal Medya
Hayvan Davranışları
Karanlık Madde
Gıda Güvenliği
Freud
Hız
Koku
Ekosistem
Diş Hekimliği
Hava
Diş
Çekirdek
Bellek
Epistemoloji
Radyoaktif
Hastalık Kontrolü
Yeme
Metabolizma
Bilişsel
Yaşamın Başlangıcı
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
F. B. Tekmen, et al. Koruma Biyolojisi ve Bilinçsiz Yok Oluş İstemi: Koruma Biyologlarına Kulak Asmamaya Cesaretiniz Var mı?. (13 Şubat 2021). Alındığı Tarih: 16 Haziran 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/10102
Tekmen, F. B., Bakırcı, Ç. M. (2021, February 13). Koruma Biyolojisi ve Bilinçsiz Yok Oluş İstemi: Koruma Biyologlarına Kulak Asmamaya Cesaretiniz Var mı?. Evrim Ağacı. Retrieved June 16, 2024. from https://evrimagaci.org/s/10102
F. B. Tekmen, et al. “Koruma Biyolojisi ve Bilinçsiz Yok Oluş İstemi: Koruma Biyologlarına Kulak Asmamaya Cesaretiniz Var mı?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, 13 Feb. 2021, https://evrimagaci.org/s/10102.
Tekmen, Feyza Begüm. Bakırcı, Çağrı Mert. “Koruma Biyolojisi ve Bilinçsiz Yok Oluş İstemi: Koruma Biyologlarına Kulak Asmamaya Cesaretiniz Var mı?.” Edited by Çağrı Mert Bakırcı. Evrim Ağacı, February 13, 2021. https://evrimagaci.org/s/10102.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close