Gece Modu

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, Scientific American isimli kaynaktan alınmıştır; ancak anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş, içeriği zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

En küçük farklılıkların bile ne kadar çarpıcı farklılıklara sebep olabileceğini köpeklerin geniş çeşitliliğine baktığımızda görüyoruz. Ama bunca farklılığa rağmen tüm köpek yavruları hâlâ birbirleriyle ve atalarıyla aynı türe aitler. Bu durumda evrimsel süreçte türler nasıl ayrıldı? Türleşmeye sebep olan neydi? Ve türleşmenin gerçekleştiğine dair hangi kanıtlara sahibiz?

Evrim karşıtları bazen kimsenin bu zamana dek bir türün ikiye ayrıldığını görmediği klişesine saplanıp kalabiliyorlar. Bu, açıkça bir saman adam safsatasıdır; yani evrim karşıtları, evrimsel biyologların zaten iddia etmediği bir şeyi yanlışlayarak, evrimsel argümanları çürüttüklerini sanmaktadırlar. Türleşme denen olay, çoğu durumda bizim yaşam süremizden daha çok zaman gerektirmektedir ve sürecin bu şekilde yavaş işlemesi bilim insanlarının suçu değildir. Bu bir yana, söz konusu iddia zaten doğru da değil. Türlerin ayrıldığını gözlerimizle gördük ve ayrışan türlerin evrimin öngördüğü gibi her geçen gün daha da farklılaştığını görmeye de devam ediyoruz.

Gelinpüskülünde Türleşme

Örneğin geçen asır içinde evrimleşen iki yeni Gelinpüskülü (ya da Yemlik, Tragopogon) türü gözlendi. 1900’lerin başlarında bu yabani çiçeğin üç türü (Batı Yemliği (T. dubius), Çayır Yemliği (T. pratensis) ve Mor Yemlik (T. porrifolius) türleri), Avrupa’dan ABD’ye getirildi. Nüfusları arttıkça türler genelde kısır hibritler üretecek şekilde etkileşime geçtiler. Ancak 1950’lerde bilim insanları, Gelinpüskülü’nün yetişen iki yeni çeşidi olduğunu fark ettiler. Hibrit gibi göründükleri hâlde, kısır değillerdi. Orijinal üç türün hiçbiriyle değil, sadece kendi türleriyle üreyebiliyorlardı. Yani klasik tür tanımına harika bir şekilde uyan, yepyeni bir tür evrimleşmişti!

T. porrifolius
T. porrifolius

Bu Türleşme Nasıl Yaşandı?

Yapılan araştırmalar, ebeveyn bitkilerin gamet (yani bizdeki sperm ve yumurtalara denk olan yapıları) oluştururken hatalar yaptıkları ortaya çıktı. Her kromozomun tek bir kopyasıyla gametler oluşturmak yerine, poliploidi dediğimiz şekilde, iki veya daha fazla kopyayla oluşturmuşlardı. Her biri sahip olması gerektiğinin 2 katı kadar genetik bilgiye sahip olan, farklı türlerden 2 poliploit gamet kaynaştı ve 1 tetraploit oluşturdu: 4 kromozom setine sahip olan bir canlı. Kromozom sayısındaki farklılıktan dolayı tetraploit kendi ebeveyn türleriyle çiftleşemedi; ama bu durum, onun kendisi gibi kaza eseri oluşan diğer bireylerle üremesini engellemedi.

Hibrit (melez) Türleşme olarak bilinen bu süreç, farklı bitkilerde defalarca kez gözlendi ve bilimsel olarak raporlandı. Ama bitkiler hibritleşmeyle türleşen tek canlılar değil: Heliconius kelebekleri de benzer şekilde ayrıldılar.

Heliconius
Heliconius

Farklı bir tür oluşturmak için mutlaka nesillerce biriken bir dizi mutasyona gerek yok; tek gerekli olan, bir grup bireyi diğerlerinden üreme konusunda ayrı tutan birkaç olay. Bu, poliploidi benzeri vakalardaki gibi çok hızlı bir şekilde de gerçekleşebilir. Tek bir mutasyon bile yeterli olabilir! Veya çok daha yavaş bir hızda da gerçekleşebilir. Evrimin genelde tanındığı türleşme şekli de zaten bu: zaman içinde türleri ayıran aşamalı değişimler.

Ama tüm türleşme olaylarını başlangıçtan bitişine kadar göremememiz, türlerin ayrıldığını göremeyeceğimiz anlamına gelmez. Eğer Evrim Teorisi doğruysa, dünyanın her köşesinde, ayrılmanın çeşitli aşamalarında olan türler bulmayı beklemeliyiz: üreme izolasyonu göstererek ayrılmaya yeni başlamış olanlar ve hâlâ tek bir tür gibi görünen oysaki binlerce yıldır çiftleşmemiş olanlar... İşte doğada tam da gördüğüğümüz bu!

Meyve Sineklerinde Türleşme

Bir meyve sineği türü olan elma kurdu, Rhagoletis pomonella, atalarından türleşerek uzaklaşmaya daha yeni başlayan türlerin güzel bir örneği.

Rhagoletis pomonella
Rhagoletis pomonella

Bu sinekler Amerika’nın yerlileridir ve Amerika kıtalarının Avrupalılarca keşfine kadar sadece alıç ile beslendiler. Ama gelen bu yeni insanlar, onların yaşam alanına yeni bir potansiyel besin kaynağı getirdiler: elma.

Başlangıçta, sinekler bu lezzetli ikramı yok saydılar. Ama zamanla bazı sinekler elmayla da beslenebildiklerini fark ettiler ve yaşadıkları ağaçları değiştirmeye başladılar. Bu durum, sineklerin neden türleştiklerini tek başına açıklamaya yetmez; ama bu türlerin biyolojisinde gördüğümüz şu ilginç farklılık açıklar: Elma kurtları, sadece doğdukları ağaçta çiftleşirler. Birkaç sinek yer değiştiğinde, kendilerini türün geri kalanından ayırmış oldular, her ne kadar sadece birkaç adım ötede bile olsalar...

Genetikçiler 20. yüzyılda daha yakından incelediklerinde, birisi elmayla, diğeri alıçla beslenmiş olan iki türün farklı alel frekanslarına sahip olduğunu tespit ettiler. Gerçekten de tam burnumuzun dibinde Rhagoletis pomonella türleşmenin uzun yolculuğuna başlamıştı.

Orkalarda Türleşme

Beklediğimiz gibi, diğer canlılar bu süreçte çok daha ilerideler. Ama bu gerçeği, kimi zaman genlere bakmadan önce fark etmek zor olabiliyor.

Orkalar’ın (Orcinus orca) ya da bilinen adıyla "katil balinalar"ın hepsi, dışarıdan bakıldığında oldukça benzerdir. Onlar, denizler âleminin siyah-beyaz yamalı derileriyle grupça avlanıp hileler yapan devasa yunuslarıdır.

Orcinus orca
Orcinus orca

Ancak birkaç yüzyıldır deniz memelileriyle ilgilenen bilim insanları, bu hikâyenin daha fazlasının olduğunu düşünüyor. Davranışsal çalışmalar, farklı gruplardaki orkaların farklı davranışsal özellikleri olduğunu gösterdi. Farklı avlarla besleniyorlar, farklı hareket ediyorlar ve hatta farklı iletişim kuruyorlar!

Ama balinaların denizin altında kimlerle çiftleştiklerini izlemek için bir yol bulunmadıkça, bilim insanları farklı balina kültürlerinin, nesilden nesile geçen basit farklılıklar mı yoksa daha fazlası için bir ipucu mu olduğu konusunda emin olamayacak.

En son genetikçiler, balinaların nasıl ürediklerini inceleyerek davranış araştırmacılarının yapamadıklarını yaptı. Dünya çevresindeki 139 farklı balinadaki bütün bir mitokondriyal genomuna baktıklarında çarpıcı farklılıklar buldular. Bu bilgiler aslında katil balinaların en az üç farklı türü olduğunu öne sürüyor. Filogenetik analizler, orkaların farklı türlerinin 150 bin ila 700 bin yıl önce ayrıldığını gösteriyor.

Orkalar Neden Türleşti?

Ne yazık ki bilmiyoruz. Belki farklı av çeşitlerini avlamanın bir yan etkisi olarak. Belki de popülasyonlar arasında, şu an kaybolmuş olan bir çeşit fiziksel bariyer vardı. Tek bildiğimiz, biz insanlar mağara duvarlarını boyamayla meşgulken, bir şeylerin orkaları birden çok tür oluşturacak şekilde ayırdığı gerçeği.

Türleşme Çeşitleri

Türlerin ayrılmasının birçok farklı sebebi vardır. En basit ve belirgin olanı, Allopatrik Türleşme olarak adlandırdığımız durum: bir çeşit fiziksel bariyerin varlığı...

Eğer Meksika Körfezi veya Kaliforniya kıyılarındaki balık türlerine bakarsanız, aralarında birçok benzerlik olduğunu fark edersiniz. Bu canlıların bazıları birbirinin neredeyse aynısıdır. Bilim insanları, bu canlıların genlerini incelediklerinde, ince kara köprüsünün iki yanındaki çeşitlerin, birbirlerine çok yakın; hatta kendi alanlarındaki türlerden bile daha yakın olduklarını gördüler.

Bunun nedeni şu: Uzun zaman önce Güney ve Kuzey Amerika ayrıydılar, okyanuslar ise birleşikti. İki kara parçası birleştiğinde, türlerin popülasyonları iki yanda, ayrı kaldılar. Zamanla bu balıklar iki ayrı tür olmaya yetecek kadar ayrıştılar.

Türler bu tür kesin sınırlar olmadan da ayrılabilir. Türlerin elma kurtları gibi, kesin, fiziksel bir bariyerin yokluğunda ayrışmaları, Simpatrik Türleşme olarak adlandırılıyor. Simpatrik Türleşme her çeşit sebepten meydana gelebilir. Tek gerekli olan, bir grubun diğeriyle daha az çiftleşmesine sebep olacak bir durum.

Monark sinekkapanlarının (Monarcha castaneiventris) bir türünde, türleşmeye neden olan tek şey dış görünüş. Bu küçük böcekçiller, Papua Yeni Gine’nin doğusunda olan Solomon Adaları’nda yaşıyorlar. Bir noktada, içlerinden küçük bir grupta, kuşun renk desenlerini belirleyen melanin pigmentini kontrol eden gende tek bir amino asitlik farka neden olan bir mutasyon yaşandı. Bazı sinekkapanlar tamamen siyahken, diğerlerinin kestane renkli karınları var.

Monarcha castaneiventris
Monarcha castaneiventris

Her ne kadar bu iki grup, yaşayabilen yavrular üretme yetisine gayet sahip olsalar da vahşi doğada birbirlerine karışmıyorlar. Araştırmacılara göre kuşlar, diğer grubu çoktan farklı bir tür olarak görüyor: Türün, bölgeleri konusunda aşırı koruyucu olan erkekleri, alanlarına farklı renkte bir erkek girdiğinde tepki vermiyor. Tıpkı elma kurtları gibi, sinekkapanlar da artık birbiriyle çiftleşmiyor ve böylece farklı iki tür olma yolunda ilk adımı atıyorlar.

Sonuç

Bütün bunlar çok küçük değişimler gibi görünebilir; ama hatırlamak lazım ki köpeklerden öğrendiğimiz şekilde, küçük değişimler zamanla birikebilir. Birbirleriyle çiftleşmedikleri için, bu farklı gruplar, zaman içerisinde çok daha fazla farklılık biriktirecekler. Böylece daha da az benzer görünmeye başlayacaklar. Meydana gelen hayvanlar, bizim bugün net bir şekilde gördüğümüz türler gibi olacaklar. Belki de bazıları kardeşlerinden tamamen farklı bir hayat şekline uyum sağlayacak: Mesela orkalar, küçük farklılıklar onları kendi özel av tiplerine daha uygun kıldığı için çarpıcı bir şekilde ayrışabilir. Bazıları ise ayırt etmek çok güç olacak şekilde oldukça benzer kalabilir, tıpkı şu andaki çeşitli sincap türleri gibi...

Önemli olan şu ki tüm canlı çeşitleri, en ufak böceklerden devasa memelilere, tam şu anda türleşmeye devam ediyor.

Türlerin ayrılmasını izledik ve farklılaşmalarını görmeye de devam ediyoruz. Türleşme, her bir yanımızda meydana geliyor.

Evrim sadece geçmişte olup bitmedi, tam şu anda oluyor ve biz bakmayı bıraktıktan sonra bile devam edecek.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 0
  • Tebrikler! 0
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/11/2019 21:00:07 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8034

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Soru Sorun!
Reklam
Reklam
Öğrenmeye Devam Edin!
Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Hepimiz birbirimize biyolojik olarak, Dünya'ya kimyasal olarak, Evren'e atomik olarak bağlıyız. Evrenin içerisindeyiz, Evren de bizim içimizde...”
Neil deGrasse Tyson
Geri Bildirim Gönder