Yükleniyor...

Terime Git
Kapat
Siteyi Tam Sürümde Kullan

Dyson Küresi Nedir? 2020 Yılında Yitirdiğimiz Freeman Dyson, Uzayda Yaşam Arayışı Konusunda Bize Neler Kattı?

Yazar:
Uyarlayan:
Çevirmen: İnci Şardağ
2. Çevirmen: Umut Yıldırım
Okunma: 22,706 | Süre: 11 dakika
Yayınlanma Tarihi:
Rastgele İçerik

Türev

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, NPR isimli kaynaktan çevrilerek dilimize uyarlanmıştır; ancak "çeviri" içeriklerimizden farklı olarak, bu içerikte orijinal metin birebir korunmamıştır. Anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazar(lar)ı ve/veya editörler tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş; içeriği ve anlatımı zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Metnin omurgasını oluşturan kaynağı, orijinal dilinde okumak için lütfen yukarıdaki bağlantıya tıklayınız. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Tarihi Geçmiş Haber

Bu haber 2 yıl öncesine aittir. Haber güncelliğini yitirmiş olabilir; ancak arşivsel değeri ve bilimsel gelişme/ilerleme anlamındaki önemi dolayısıyla yayında tutulmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili gelişmeler yaşandıkça bu içerik de güncellenebilir.

Dyson küresi, yıldızı çevreleyen yörüngelerde dönen, sık bir şekilde yerleşmiş platformlardan oluşan teorik bir mega mühendislik projesidir. Yaşam kurmak ve merkezdeki yıldızdan yayılan radyasyonları yüksek verimlilikle yakalamak için yaratıcılarına geniş yüzey alanı sağlayan, nihai uzayda yaşam ve enerji üretimi çözümüdür.

Neden Bir Dyson Küresine İhtiyacımız Var?

1960 yılında ilk kez bu varsayımsal yapılar hakkında kurguyu ortaya atan İngiliz-Amerikan asıllı teorik fizikçi Freeman Dyson’a göre, yerel yıldız mahallelerinde bazı uydulara ve gezegenlere yerleştikten sonra akıllı bir uzaylı türü, artan popülasyon nedeniyle çok daha fazla enerji tüketmeye başlayacak ve bunun sonucunda da böyle bir girişimde bulunmak isteyecektir.

Bu uzaylı türünün endüstrisinin ve popülasyonunun her yıl düzenli bir şekilde %1 oranında büyüdüğünü varsayarsak, Dyson’ın hesaplamaları, türün işgal ettiği alanın ve enerji ihtiyaçlarının katlanarak artacağını, hatta 3000 yıl içerisinde trilyon katına çıkacağını ileri sürüyor. Güneş sistemleri Jüpiter büyüklüğündeyse türün mühendisleri, gezegeni nasıl parçalara ayıracaklarını ve gezegenin kütlesini nasıl küresel bir kabuğa yayacakalarını düşünmeye başlamalılar.

Güneş ve Dünya arasındaki mesafenin 2 katı mesafede 2 ile 3 metre kalınlığında platformlar inşa etmek, platformların merkez yıldıza bakan kısımlarında yaşam için elverişli olacaktır. Freeman Dyson:"Bu kalınlıkta küresel bir kabuk rahatça yaşama uygun hale getirilebilir. Ayrıca içerisinde üzerine düşen güneş radyasyonlarını toplayacak bir mekanizma kolaylıkla geliştirilebilir.” diyor.

Ancak Dyson’a göre güneş enerjisi emildikten ve kullanıldıktan sonra yapının erimesini önlemek için enerjiyi geri yayması gerekir. Bu, uzaktaki bir gözlemci için yörünge ve platformların sıklığına bağlı olarak Dyson küresiyle sarılmış yıldızın ışığının çıplak gözle soluk ya da karartılmış görünmesine neden olacaktır.

Dyson Küresi'nin babası Freeman Dyson

Dyson Küreleri Gerçek Olabilir mi?

Kızılötesi radyasyonlardan dolayı Dyson kürelerini, uzaktaki astronotların evrendeki diğer varlıkları tespit etmek için kullanabilecekleri bir tür teknolojik imza olarak kabul edebiliriz. Şu ana kadar çok az sayıda araştırmacı Dyson kürelerini tespit etmek umuduyla geceleri gökyüzünün kızılötesi haritalarını taradı ancak hiçbiri sıra dışı bir şey görmedi.

2015 yılında Yale Üniversitesi’nde çalışan Tabetha Boyajian adında bir astronom, KIC 8462852 isimli bir yıldızdan gelen ışığın gizemli bir şekilde kısıldığını kaydetti. Bu alışılmamış titreşim araştırmacılar tarafından daha önce kaydedilen hiçbir veriyle eşleşmiyordu. Bazı araştırmacılar titreşen ışık düşüşlerinin, yerleşik bir Dyson küresinden kaynaklanabileceğini düşündü. Bu düşünce medyanın ilgisini fazlasıyla üzerine çekti. Kurum tarafından diğer canlılık belirtilerini araştırmak için düzenlenen, Boyajian anısına Tabby’nin yıldızı olarak adlandırılan teknolojik kampanyaların altı boş çıktı. Dahası şu an bir sürü araştırmacı ışığın davranışlarını başka canlılık aramadan cevaplamaya çalışıyor.

Dyson küreleri onlarca yıldır bilim kurgu dünyasının temelini oluşturuyor. 1937’ye kadar belirli bir galakside sistemlerin nasıl olduğunu Dyson’ın düşüncelerini etkileyen, bir Stapledon romanı “Star Maker”; güneş enerjisini akıllı kullanım için odaklayan, tüm galaksinin karartıldığı ve ışık tuzaklarıyla çevrili olarak açıklıyordu. Yazarı Larry Niven olan “Ringworld” adlı romanda ise 1992 yılında yayımlanan “Star Trek: Next Generation” bölümünde de olduğu gibi yıldızı çevreleyen halka şeklinde bir yapı olarak tanımlanmıştı.

Bu tür hayali yapıların insanın hayal gücünün dışında olup olmadığı hala bilinmiyor. Dyson, varsayımlarında tüm ileri derecede teknolojik toplumların bu projeyi hayata geçireceğini iddia etmiyordu. Aksine, bazı oldukça gelişmiş toplumlar hayata geçirmiş olabilir diye düşünmüştü. Bu nedenle insan gök bilimciler için bu muazzam deha örneklerini araştırmak oldukça değerli olacaktır.

Freeman Dyson'ı 2020 Yılında Kaybettik!

Dyson Küreleri'ne ismini veren büyük fizikçi Freeman Dyson 28 Şubat 2020'de, kısa bir hastalıktan sonra, 96 yaşında hayatını kaybetti.

Kendisi, matematik ve fizik alanında büyük başarılara imza atmış olmasına rağmen doktora bile yapmamıştı! Buna rağmen 1951 yılında Cornell Üniversitesi'ne profesör olarak kabul edildi ve 1953'e kadar Carl Sagan'a da ev sahipliği yapacak üniversitede çalışmalarını sürdürdü. Dyson, doktorası olmamasına rağmen 20'den fazla ödüle layık görüldü ve ömrü boyunca doktora-karşıtı bir pozisyonda yer aldı. Kendisi, doktora denilen kurumun birçok çiçeği burnunda bilim insanını kariyerlerinden caydırdığını ve özellikle de bilim kadınlarının önünü kapattığını düşünüyordu. Dyson'ın da çalıştığı, Princeton'daki İleri Araştırmalar Enstitüsü müdürü Robbert Dijkgraaf şöyle diyor:

Dyson, kendini her daim bir lisansüstü öğrencisi olarak görüyordu. Dolayısıyla istediği her şeye ilgi duyma lisansına sahipti.

Dyson, 1923 yılında İngiltere'de doğdu. Cambridge'deki Trinity Koleji'nde fizik ve matematik üzerine eğitim aldı ve burada Paul Dirac ve Arthur Eddington gibi fiziğin devleriyle bir arada çalıştı. 2. Dünya Savaşı sırasında Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin Bomber Ünitesi'nde sivil bilim insanı olarak görev aldı.

Savaş sonrasında, fizik çalışmak üzere ABD'ye gitti. Burada, Richard Feynman ile birlikte, kuantum elektrodinamiğinin birbiriyle rekabet halindeki iki teorisini birleştirmeyi başardı. Böylece atom altı parçacıklar ile ışığın nasıl etkileştiğinin sırrını çözmeyi başardı. Dijkgraaf şöyle diyor:

Dyson, birbirine zıt gibi gözüken iki görüşün aslında aynı şey olduğunu göstermeyi başardı. O, fiziğin büyük birleştiricisiydi. Temel parçacık fiziğine yönelik güncel modelimiz, Dyson'ın geliştirmemizi sağladığı dil ile inşa edilmiştir.

Çalışmaları halen modern fiziğin temeli olarak görülmektedir. Öyle ki, Wolfgang Pauli'ye 1953 yılında Nobel Ödülü'nü getiren, iki elektronun aynı kuantum numarasında bulunamayacağını ileri süren dışlama ilkesinin kesin kanıtını Dyson ve matematikçi Andrew Lenard yapmıştır.

1953 yılında İleri Araştırmalar Enstitüsü'ne kalıcı olarak katılan Dyson, bu süreçte birçok diğer alana da ilgi duymaya başladı. "Bir aptalın bile çalıştırabileceği" kadar güvenli bir nükleer reaktörün tasarımında görev aldı ve kontrollü nükleer patlamalarla çalışan bir uzay aracı projesi olan Orion Projesi'nin bir parçası oldu. Orion Projesi hiçbir zaman hayata geçirilemedi ve bu, Dyson'ın 1969 yılında başarıya ulaşan Ay görevleri hakkında üzülmesine neden oldu. Dijkgraaf şöyle anlatıyor:

Ay inişi Dyson'ın gözünde son derece hayal kırıcıydı. O, nükleer yakıtlı uzay araçlarıyla Satürn'e gitmek istiyordu. Onun hayali jet uçaklarıydı, karşılığında ise bisiklet almış gibi hissetti.

Dyson'ın fikirleri her zaman hoşnutlukla karşılanmadı. Hayatının ilerleyen kısımlarında, iklim değişimi konusunda inkarcılar cephesinde yer almayı seçti. Dyson, sera gazlarının iklim değişimi üzerindeki etkisini görmezden gelen bir model üzerinde çalışıyordu; ancak atmosferik fizikçilerin bulguları, Dyson'ın modeli ile tamamen uyumsuzdu. Bu durum, Dyson'ı derinden rahatsız ediyordu ve bu nedenle iklim değişimine karşı bir tutum sergilemeyi seçti.

İklim değişiminin gerçekliğine ikna olmamıştı ve gerçekse bile insanların bu konuda endişelenmesi gerektiğini düşünmüyordu. Fakat insanların iklim üzerinde bir etkisi olduğunu kabul ediyordu; sadece bu etkinin "iyi" veya "kötü" olarak kategorize edilip edilemeyeceği konusunda soru işaretleri vardı. Kızı Mia Dyson bunu şöyle anlatıyor:

Dyson, bir zıtlaşmacıydı. Karşı tarafın görüşlerini savunmayı çok severdi. Ama zıtlaşanlar her zaman haklı değildir. Onun adına üzülüyorum; çünkü o konuştuğunda, insanlar onu dinliyordu. Eğer desteğini iklim değişimi gerçeğinden yana gösterseydi, çok büyük etkileri olabilirdi. Bunu ona söylediğimde, bana şunu dedi: 'Ben, iyi bir şey yaptığımı düşünüyorum. Eğer şeytanın avukatını oynarsam, insanların gerçekler hakkında düşünmesini sağlarım ve onların gerçekte ne olduklarını görebilirim.'

Freeman Dyson'ın yazıları, çoğunlukla bilimden ziyade bilimkurgunun alanındaki konulardaydı. Özellikle de Dyson Küresi adını verdiği bir hiper-mühendislik ürünü üzerine kafa yormayı seviyordu. Ayrıca bir kuyruklu yıldız üzerinde Evren'de yolculuk yapabilecek genetiği değiştirilmiş, Dyson Ağacı isimli bir bitki üzerine çalışıyordu. Mia Dyson şöyle diyor:

Onun sevmediği hiçbir alan yoktu: sanat, bilim, tarih, müzik... Ömrü boyunca ruhani bir taraf da besledi; ancak hiçbir organize dine yakınlık duymuyordu veya onun Tanrı veya sonsuzluk algısını dizginleyecek hiçbir şeyle kendini isimlendirmiyordu.

Freeman Dyson, çalışmaları ve bilime katkıları dolayısıyla Max Planck Ödülü ve Templeton Ödülü'ne layık görüldü. Ne yazık ki Feynman ile birlikte yaptığı çalışmalarda Nobel Ödülü'ne layık görülmedi; bunun yerine Nobel Ödülü, Feynman ile birlikte Harvard fizikçisi Julian Schwinger ve Japon fizikçi Sin-Itiro Tomonaga'ya verildi. Ama 2000 yılında aldığı Templeton Ödülü, o çalışmasının Dyson'ın "bilime en büyük katkısı" olarak tanımladı. Dyson'ın fizik çalışmaları, atomların nasıl davrandığına yönelik bilgilerimizi kökünden değiştirdi ve görelilik ile kuantum mekaniğini ileri taşıdı. Irvine'daki Kaliforniya Üniversitesi'nden fizikçi Virginia Trimbile şöyle diyor:

Eğer onun çalışmaları olmasaydı, modern bilgisayarlar, telefonlar veya dijital kameralar var olamazdı. Ayrıca kanser tedavisinde halen kullanılmakta olan bazı radyasyon terapileri de olmazdı.

Ayrıca Disturbing the Universe (Evreni Rahatsız Etmek) ve The Scientist as Rebel (Asi Bilim İnsanı) gibi kitaplar kaleme aldı. Ayrıca siyasi bir tarafı da vardı: Özellikle de 2015 yılında ABD Başkanı Barack Obama'nın İran ile yaptığı nükleer anlaşmayı destekleyen 29 bilim insanı arasında bulunmasıyla meşhurdu. Ayrıca 1967 yılında da Vietnam Savaşı sırasında askeri danışman olarak görev aldı.

Dyson, ardında 64 yıllık eşini ve 6 çocuğunu bıraktı. İlk eşi olan matematikçi Verena Huber Dyson'dan olan iki çocuğundan birisi teknoloji risk sermayedarı Esther Dyson, diğeri ise bilim tarihçisi George Dyson'dır. 1958 yılında evlendiği ikinci ve nihai eşi olan Imme Jung'dan olan çocukları ise Dorothy, Mia, Rebecca ve Emily'dir.

Freeman Dyson, Uzayda Yaşam Arayışı Algımıza Neler Kattı?

Fakat Freeman Dyson'ın bize yaptığı en büyük katkılardan birisi, söz konusu uzayda yaşam arayışı olduğunda zihnimizi açık tutmamız gerektiğini öğretti. Örneğin, onlarca yıldır, SETI’de bulunan araştırmacılar evrende insandan başka diğer canlıların varlığına bir kanıt bulmak için gökyüzünü inceliyorlar; ancak kaynağı bilinmeyen birkaç gizemli sinyal dışında (1977'de alınan WOW sinyali gibi), araştırmalar pek bir şey bulamadılar.

Eğer zeki varlıklar varsa, neredeler? Neden onların radyo sinyallerini alamıyoruz? Acaba onlar bizim radyo sinyallerimizi alıyorlar mı? Muhtemelen oradalar, fakat biz asıl bakılacak yere bakmıyoruz. Belki de ne aradığımızı bile bilmiyoruz ve ona şu an keşfettiğimizi fark etmediğimiz halde direkt olarak bakıyoruzdur?

Uzayda Yaşam Arayışımızda Dyson Kürelerine Odaklanalım!

Freeman Dyson'ın meşhur kürelerine odaklanmamız gerektiği fikrini ileri süren kişi, Berkeley’deki Kaliforniya Üniversitesi Dünya Dışı Yaşam Araştırması’nın (SETI) genel başkanı Geoff Marcy. Marcy, Güneş Sistemi dışında 100'den fazla gezegen keşfetmiş olmasıyla ünlü, saygın bir Amerikalı astronom. Ve Marcy, dünya dışında zeki yaşamı bulmak için Dyson Küreleri’ne odaklanmamız gerektiğini düşünüyor.

Bu durumda bilimkurgu hafızanızı tazelemenize yardımcı olalım: Dyson Küresi, güneşin (veya diğer yıldızların) tamamını saracak şekilde oluşturulan ve çıkan büyük enerjiyi toplayan hayali (hipotetik) bir güneş panelleri serisidir. Böylece herhangi bir süper-zeki uygarlık ihtiyacı olan bütün enerjiyi Dyson Küresi sayesinde karşılayabilecektir.

Yüksek teknolojili uygarlıklar enerjiye oldukça bağımlı olacaktır, tıpkı bizim gibi. Böylece Dyson Küresi veya ona benzer bir yapı, gelişen popülasyona yakıt sağlama ve doğayı koruma açısından en mantıklı ve nihai bir araç olacaktır. Bu bize bir diğer soruyu getiriyor: eğer bir Dyson Küresi bir yıldızın etrafında bütün enerjisini emmek için yapılmışsa (yani neredeyse dışarı hiç ışık gitmiyor), nasıl böyle bir şeyi aramaya kalkışabiliriz? Pekala, yıldızlar gördüğümüz ışık dışında birçok şey yayar. Isı bunlardan biridir. 

Hubble Teleskobu (ve kızılötesini belirlemek konusunda özelleşmiş Spitzer Uzay Teleskopu), gördüğümüz ışık dışında, ultraviyole (mor ötesi), X-ışınları ve kızılötesi ışıkları yakalayabilen çeşitli araçlarla donatılmışlardır. Eğer kozmosta Dyson Küresi’nin kullanıldığı bir yer bulsaydık, dalgaboyunda 10 mikronluk kızılötesi ışınım yayan kara bir obje görürdük. Dyson Küresi tarafından sarılan yıldız, karacisim tayfı içinde ışık yayıyor olacaktı ve 1 astronomik birime (Güneş ile Dünya arasındaki ortalama uzaklık) kadar geri salınacaktı.

Dyson Küreleri uzayda yaşam bulmamıza yardımcı olabilir. Dahası, medeniyetimize gelecek için bir hedef koyarak, gidişatımıza yön verebilir. Fikir öylesine popülerdir ki, Star Trek bölümlerinden birinde de yer almıştır. Ayrıca aşağıdaki videomuzda da bu konuyla ilgili genel bir perspektif edinebilirsiniz.

Bunların Hepsi Ne Anlama Geliyor?

Yukarıda bahsettiğimize sahip bir imzaya sahip bir yeri galaksimizde keşfetmek, elbette uzaylılar tarafından kullanılan bir Dyson Küresi’nin kesin bir işareti olmayabilir. Fakat buna rağmen, yıldızlar ve yıldız sistemleri civarında bu tarz enerji vakumlarına odaklanmanın ilginç çıkarımları olabilir.

Esas konu, dünya dışı zeki yaşam formları ararken zihinlerimizi biraz da olsa açmak ve bu tür konulara geleneksel yaklaşımlarımızın dışında bir yaklaşım göstermemizdir. Bugüne kadar, kullanılan yöntemler bizlere bir şey sağlamadı.

Belki de uzaylı zihniyetinin nasıl olduğu konusundaki düşüncelerimizi acil değiştirme gereği duyuyoruzdur? Eğer onları bulursak, onlar hakkında hüküm verdiğimiz sanılarımızın doğru çıkması hiç de olası değil. Bu, bizim çöküşümüz olabilir.

Okundu Olarak İşaretle

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git

Kaynaklar ve İleri Okuma

  1. B. Sapra. Legendary Mathematician And Physicist Freeman Dyson Has Died At The Age Of 96. (28 Şubat 2020). Alındığı Tarih: 28 Şubat 2020. Alındığı Yer: Business Insider | Arşiv Bağlantısı
  2. A. Stone. Freeman Dyson, Legendary Theoretical Physicist, Dies At 96. (28 Şubat 2020). Alındığı Tarih: 28 Şubat 2020. Alındığı Yer: National Geographic | Arşiv Bağlantısı
  3. A. Mann. What Is A Dyson Sphere?. (1 Ağustos 2019). Alındığı Tarih: 17 Kasım 2020. Alındığı Yer: | Arşiv Bağlantısı

Etiketler

Kategoriler