Rönesans'ın Devlerinden Türk Algısı : Doktor Martin Luther
Wikimedia Commons
- Blog Yazısı
Protestanlığın kurucusu, modern Alman dilinin ve kültürünün mimarı Martin Luther; yaşadığı dönemde yalnızca teolojik tartışmalarla değil, aynı zamanda Viyana kapılarına dayanarak Avrupa'yı tehdit eden Türkler yani büyüyen Osmanlı meselesiyle de yakından ilgilenmiş ve bu konuda pek çok fikir kaleme almıştır.
:sharpen(0.5,0.5,true)/content%2Fd934b944-6461-45d7-adfe-c2a18549418a.png)
Yaklaşan Türk Tehdidi ve Avrupa'nın Korkusu
1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman önderliğindeki Osmanlı ordularının Viyana kapılarına dayanması, Hristiyan Avrupa'da yalnızca askeri bir krizden öte, bazıları için kıyamet alameti sayılan büyük bir varoluşsal korku yaratmıştı. Rönesans Avrupası için "Türk", sadece fetihçi bir imparatorluk değil, aynı zamanda Hristiyan dünyasına karşı Tanrı tarafından gönderilmiş büyük bir tehdit olarak görülüyordu.[1]
10 Kasım 1483'te Almanya'nın Eisleben kentinde doğan Martin Luther, hukuk ve teoloji eğitimi alarak teoloji doktoru oldu. 31 Ekim 1517’de meşhur 95 Tezini yayımlayarak tarih sahnesine çıktı. Kilise ve Papa tarafından sert bir eleştiriyle karşılanan ve yasaklanan bu tezlerin sahibi Luther, Avrupa'nın karşı karşıya kaldığı Türk tehlikesi karşısında da kendi teolojik perspektifinden çözümler aramıştır.[2], [3]
Erken Dönem Fikirleri: "Tanrı'nın Kırbacı"
Luther'in Türklere karşı görüşleri atmosfere göre zaman zaman değişiklik göstermiştir. En erken dönem fikirlerini, 1518'de Papa X. Leo’ya ithafen yazdığı savunmasında (Resolutiones disputationum de virtute indulgentiarum) görürüz. Luther bu metinde Türklerden şöyle bahseder:
"Aksi takdirde, eğer kilisenin rahibi, ister en yücesi (Papa) ister en aşağısı olsun, bu cezayı anahtarların gücüyle çözebiliyorsa (kaldırabiliyorsa); o zaman vebaları, savaşları, isyanları, depremleri, yangınları, cinayetleri, haydutlukları ve aynı şekilde TÜRKLERİ VE TATARLARI ve diğer kafirleri de defetsin. Ki bunların Tanrı'nın kırbaçları ve değneği olduğunu, çok az Hristiyan olanlar (imanda zayıf olanlar) dışında kimse bilmezlik etmez."
Yine aynı metinde Yeşaya 10. bölüme atıfta bulunarak şunları söyler:
"Her ne kadar şu an kilisede pek çok kişi ve hatta büyükler, Türk'e karşı savaşlardan başka bir şey düşlemeseler de; yani haksızlıklara karşı değil, haksızlığın değneğine (cezalandırma aracına) karşı savaşacaklar ve böylece, bizim kendi haksızlıklarımızı denetlemediğimiz (tövbe etmediğimiz) için o değnekle bizi ziyaret ettiğini söyleyen Tanrı'ya karşı savaşacaklardır."
Burada Luther’in temel argümanı şudur: Avrupa'daki Hristiyanlar, Kilise ve Papa o kadar yozlaşmıştır ki, Tanrı onları cezalandırmak için Türkleri bir "kırbaç" olarak kullanmaktadır. Dolayısıyla Türklere karşı savaşmak, doğrudan Tanrı'nın iradesine karşı savaşmaktır. Luther bu dönemde, Papa’nın "Türklere karşı savaş" bahanesiyle endüljans paraları topladığını, ancak bu paraların asla savaş için kullanılmadığını savunarak Vatikan’ı sertçe eleştirmiştir.[3]
Matbaanın Kullanımı
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Luther, yazının devamında da göreceğimiz tüm fikirlerini halka empoze etmekte ustalaşmış birisiydi. Matbaayı bir propaganda aracı olarak mükemmel kullanmıştır. Kilise, aylar süren Latince kitaplar (Libri) basarken; Luther, halkın anlayacağı Almanca dilinde, ucuz ve hızlı basılan broşürlerle (Flugschriften) fikirlerini yaymıştır. Okuma yazma bilmeyen halka meydanlarda yüksek sesle okunan bu metinlerde, "Türk Deccaldir, Papa Şeytandır" gibi sloganlar ritmik tekrarlarla hafızalara kazınmıştır. Yine bu tabirlerini sağ kolu Philipp Melanchthon ile birlikle karikatürler ile süslemiştir.
:sharpen(0.5,0.5,true)/content%2F00bc9c00-8682-44a8-9609-8c3648b6d85a.jpeg)
:sharpen(0.5,0.5,true)/content%2F580a6d9b-bc89-493c-aa7b-94bbe3fd9c54.jpeg)
Bu görsel, Roma'daki Tiber Nehri'nde 1496 yılında bulunduğu iddia edilen bir "canavar" efsanesine dayanır. Luther ve Melanchthon, bu canavarı Papa'nın ve Katolik Kilisesi'nin yozlaşmışlığının Tanrı tarafından gönderilmiş bir işareti olarak yorumlamıştır.
- Eşek Başı: Papa'nın kutsal kitaplara karşı aptallığını ve inatçılığını simgeler.
- Kadın Gövdesi ve Memeler: Kilisenin ve papalık kurumunun ahlaki çöküşünü, şehvet düşkünlüğünü simgeler.
- Fil Ayağı (Sağ Ayak): Kilisenin dünyevi gücünü ve insanları ezmesini temsil eder.
- Tırnaklı Pençe (Sol Ayak): Ruhları yakalamasını simgeler.
- Ejderha Kafası (Kalçada): Papa'nın arkasında Şeytan'ın olduğunu ve meşruiyetini ondan aldığını ima eder.
- Arka Plan: Arkadaki kale, Roma'daki Castel Sant'Angelo'dur (Papa'nın kalesi). Bayrakta ise Papalığın anahtarları görülür.
İkinci görselde bu sefer Luther, bu deforme doğan hayvanı, Tanrı'nın manastır yaşamına ve ruhban sınıfına (rahiplere/keşişlere) duyduğu öfkenin bir işareti olarak yorumlamıştır.
1529 Dönüm Noktası: "Türklere Karşı Savaş"
Luther, 3 Ocak 1521’de Papa X. Leo tarafından aforoz edildi. Aforoz gerekçelerinden biri, Luther’in "Türklere karşı direnmek Tanrı'ya direnmektir" sözüydü; bu yüzden "Türk ajanı" olmakla suçlandı. Ancak 1529’a gelindiğinde durum değişti. Kanuni’nin Mohaç Zaferi (1526) sonrası Budapeşte’yi alması ve Osmanlı ile Cermen İmparatorluğu'nun sınır komşusu olması, tehlikeyi kapıya getirdi.
1529 baharında Osmanlı ordusunun Viyana üzerine yürüdüğü haberi gelince, Luther stratejisini değiştirmek zorunda kaldı.
:sharpen(0.5,0.5,true)/content%2F38d9a55b-0982-4415-ab3a-f19badeb43ce.jpeg)
Bu çizim, Niclas Meldeman tarafından yapılan ve 1529 I. Viyana Kuşatması'nı (Kanuni Sultan Süleyman dönemi) tasvir eden ünlü "dairesel kuşatma planından" bir detaydır. Resimde şehrin savunma hatlarını ve dışarıdaki Osmanlı ordugahlarını (çadırları) görebilirsiniz.
Çizimdeki Viyana'nın Merkezinde Bulunan Ay-Yıldız Simgesi
İlginç bir detay olarak, şehrin tam ortasında bir katedralin kulesinin tepesinde ay ve yıldız sembolü görmekteyiz. O dönemde hilal ve yıldız (veya güneş), Hristiyan dünyasında da kullanılan sembollerdi. Genellikle Papa'yı (Güneş/Yıldız) ve Kutsal Roma İmparatoru'nu (Ay/Hilal) simgeliyordu. Yani "Ruhani ve Dünyevi Gücü" temsil etmek üzere oraya konulmuştu. 1529'da Kanuni Sultan Süleyman şehri kuşattığında, bazı Viyanalılar bir şok yaşadılar. Çünkü düşmanlarının sancağındaki sembol (Hilal), kendi en kutsal kiliselerinin tepesinde parlıyordu. Bir efsaneye göre Kanuni Sultan Süleyman, katedralin tepesindeki kendi sembolünü görünce topçularına "O kuleye ateş etmeyin" emri vermiştir. Ancak bu daha çok sonradan uydurulmuş bir halk hikayesidir. Bu sembol Viyanalıları yüzyılı aşkın süre rahatsız etti. 1683'teki II. Viyana Kuşatması'ndan sonra, Türkleri hatırlattığı gerekçesiyle 1686 yılında indirilmiş ve yerine bir haç/kartal konulmuştur.
Türkenglocke (Türk Çanı) ve Papalık Söylemi
Avrupa'da Türk ilerleyişine karşı bir uyarı ve dua çağrısı olarak "Türk Çanı" uygulaması başlatılmıştı. Genelde çan çaldıktan sonra halkın üç defa Ave Maria veya Pater Noster (Rab'bin Duası) okuması istenirdi. Bu uygulama, Papa III. Callixtus tarafından 29 Haziran 1456'da, Belgrad Kuşatması sırasında Bulla Turcorum (Türk Genelgesi) ile resmileştirilmiştir. Belgrad’ın kurtuluşu bir mucize olarak görülünce bu uygulama kalıcı hale gelmiş, hatta Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'nda yasal bir zorunluluk olmuştur. Dönemin papalık biyografisi Vitae Pontificum'da (Bartolomeo Platina) bu emirden bahsedilir.
Belgede ayrıca Fatih Sultan Mehmet ve Türkler için kullanılan şu sıfat tamlaması dönemin bakış açısını özetler: "Impius nominis Christiani persecutor Turcorum tyrannus" (Hristiyan isminin imansız zulmedicisi, Türklerin Tiranı). Bu ifade, Papa'nın Türk hükümdarını meşru bir lider değil, bir "tiran" olarak konumlandırdığı diplomatik itibarsızlaştırma stratejisinin bir ürünüdür.[4], [5]
:sharpen(0.5,0.5,true)/content%2Fa66ffbc5-e090-48d0-a6e9-ecd02c4fda8a.jpeg)
1528 Ekim'inde Hessen Dükü I. Philip’e ithafen yazdığı ve 1529 başında basılan "Vom Kriege wider die Türken" (Türklere Karşı Savaş Üzerine) adlı eserinde savunma savaşını onayladı. Luther’e göre: Türklerin güçlenmesinin nedeni Hristiyanların dinden uzaklaşmasıdır.
Papa ve Kilise asker toplamamalı, savaşı yönetmemelidir (lanetli ordu). Savaş, İmparatorun önderliğinde, dini bir Haçlı seferi olarak değil, vatanı savunan bir devlet savaşı olarak yürütülmelidir. Luther, bazı Alman köylülerinin Türklerin hoşgörülü yönetimine ve düşük vergilerine kanarak "Türk tarafına geçme" eğiliminde olduğunu belirtir ve halkı buna karşı uyarır.[3]
Kışın erken bastırması ve lojistik zorluklar nedeniyle Kanuni Sultan Süleyman kuşatmayı kaldırdı. Viyana düşmemişti. Luther’e göre bu ne Viyana surlarının sağlamlığından ne de İmparatorluk ordusunun gücünden kaynaklanıyordu. Bu, tamamen "Tanrı'nın bir mucizesiydi". Tanrı, inananların dualarını duymuş ve "Türk belasını" şimdilik geri çekmişti. Luther, kuşatmanın hemen ardından, 1529'un sonlarında "Heerpredigt wider den Türken" (Türklere Karşı Ordu Vaazı) adlı eserini yayımladı. Burada tonu daha da sertleşti. Tehlike geçmemiş, sadece ertelenmişti. Luther, Türklerin geri çekilmesini bir rehavet sebebi olarak değil, bir "tövbe fırsatı" olarak görüyordu. Viyana önlerindeki "Türk" (kılıcın gücü) durdurulmuştu; şimdi sıra, ruhları zehirlediğine inandığı "Papa" ile hesaplaşmaya gelmişti. Luther'e göre Kıyamet yakındı ve Deccal iki surette saldırıyordu: Biri bedeni öldüren Türk, diğeri ruhu öldüren Papa.
1541 Sonrası: Umutsuzluk ve Dua Çağrısı
1529 Viyana Kuşatması'nın kalkmasıyla gelen rahatlama uzun sürmedi. 1541'de Budin'in tamamen düşmesi ve Macaristan'ın ilhakı üzerine Luther, 1541-1542 yıllarında "Vermanunge zum Gebet Wider den Türcken" (Türklere Karşı Dua Etmeye Çağrı) eserini yayımladı. Bu dönemde Luther'in tonu daha karamsardır. Halk arasında yayılan "Ecel gelmişse savaşsak da ölürüz" şeklindeki kaderci anlayışı "Türklerin ve Epiküryenlerin inancı" olarak niteleyerek reddeder ve aktif direnişi savunur.[6]
Luther, Türkleri sadece kılıçla değil, kalemle de yenmek istemiştir. 1542'de Riccoldo da Monte di Croce'nin İslam reddiyesini Almancaya çevirmiş (Verlegung des Alcoran), 1543'te ise Theodor Bibliander’in Kur'an çevirisinin basılmasına, yasaklanmasına karşı çıkarak önayak olmuştur. Amacı, İslam'ın kutsal kitabını "sansürlemek" değil, "ifşa ederek" Hristiyanların kendi inançlarına sarılmasını sağlamaktır.[7]
Ayrıca yazdığı ilahilerle mücadeleyi kilise sıralarına taşımıştır. 1542 civarında yazdığı "Erhalt uns, Herr, bei deinem Wort" ilahisinin ilk kıtası yüzyıllarca okunmuştur:
"Rab, bizi Söz'ünde (İncil'de) sabit kıl, ve Papanın ve Türklerin cinayetlerini durdur..."
Luther, 1546'da öldüğünde Türk tehdidi zirvedeydi. Ölümünden bir yıl sonra, 1547 Edirne Antlaşması ile Kutsal Roma İmparatoru Şarlken, Osmanlı Sultanı'na yıllık 30.000 altın düka vergi ödemeyi ve diplomatik protokolde Osmanlı Sadrazamı'na denk sayılmayı kabul etti. Luther'in "Tanrı'nın kırbacı" olarak gördüğü Türkler, Avrupa siyasetinin merkezine yerleşmişti.[9], [8]
:sharpen(0.5,0.5,true)/content%2Fcf5591f1-165c-4f12-8033-31fec3b5f17d.jpeg)
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- ^ R. Schwoebel. (1967). The Shadow Of The Crescent: The Renaissance Image Of The Turk. ISBN: 9789061943099. Yayınevi: Brill - Hes & De Graaf. sf: 272.
- ^ M. Luther. (2018). Doksan Beş Tez. ISBN: 9786052953082. Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
- ^ a b c M. Luther. (1518). Ad Leonem X. Pontificem Maximum, Resolutiones Disputationum De Virtute Indulgentiarum Reverendi Partis Ac Sacrae Theologiae Doctoris Martini Luther Augustiniani Vuittenbergensis.
- ^ Catholic Church. Pope (1455-1458 : Callistus III). (1456). Bulla Turcorum..
- ^ Bartolomeo Platina. (1479). Vitae Pontificum.
- ^ Martin Luther. (1541). Vermanunge Zum Gebet, Wider Den Türcken.
- ^ Ricoldus (de Monte Crucis) Martin Luther, et al. (1542). Verlegung Des Alcoran Bruder Richardi, Prediger Ordens, Anno. 1300.
- ^ H. İnalcık. (2019). Osmanlı İmparatorluğu Klasik Çağ, 1300-1600. ISBN: 9786057635099. Yayınevi: Kronik Kitap.
- ^ J. V. Hammer-Purgstall. (1834). Geschichte Des Osmanischen Reiches. ISBN: 9781344702331.
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 07/02/2026 06:42:24 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/21975
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.