Kişilik…
Kimi zaman bir bakışımızda, kimi zaman bir tepki verişimizde kendini açığa vuran görünmez bir imza. Hepimizin taşıdığı ama tam olarak nasıl oluştuğunu kestiremediği bir bütünlük. Bizi biz yapan şey tam olarak ne? Doğduğumuz an cebimize konan genetik bir kader mi, yoksa hayatın bizi durmadan yoğuran eli mi?
Bilim bu soruya tek bir taraf göstermiyor. Çünkü gerçek, bu iki dünyanın tam ortasında başlıyor.
1. Genetik Başlangıç: Ruhumuzun Sessiz Alt Yapısı
Araştırmalar kişiliğin %40–60 oranında genetik olduğunu söylüyor. Yani daha ilk nefesi almadan, içimize gizli bir yön bulucu yerleştirilmiş gibi.
• Bazı bebekler doğuştan daha hareketli,
• Bazıları daha temkinli,
• Kimisi sese daha duyarlı,
• Kimisi yepyeni şeylere merakla uzanıyor.
Bunlar sadece “bebek huyları” değil; ilerideki kişilik örüntülerimizin ilk çizimleri. Genler, kişilik denen yapbozun kenar parçalarını oluşturuyor… Ama merkezde hâlâ boş alanlar var.
2. Çevre: Kişiliği Yontan Gizli Ustalar
Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.
Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.
Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.
Genetik sadece bir taslak. Onu dolduran, renklendiren, değiştiren ise çevre.
Aile, kültür, eğitim, ilişkiler, sosyoekonomik durum, yaşadığımız her başarı ve her yara…
Hepsi birer usta gibi kişiliğimizin gölgelerini, ışıklarını, damarlarını dokuyor.
Aynı genetik eğilime sahip iki kişi düşün:
• Biri baskıcı bir evde büyüyor ve içine kapanıyor.
• Diğeri destekleyici bir ortamda yetişiyor ve parlıyor.
Bilim bunu “çevresel kalibrasyon” olarak açıklıyor; adeta kişiliğin ses düzeyini ayarlayan görünmez bir el gibi.
3. Beyin Plastisitesi: Kişilik Değişmez Diyenlere Bilimin Sessiz Tokadı
Eskiden 25 yaşına gelenin kişiliğinin artık “kilitlendiği” düşünülürdü.
Modern nörobilim ise bu fikri çoktan rafa kaldırdı.
Beyin plastisitesi sayesinde, beynimiz yaşam boyu değişmeye, adapte olmaya, öğrenmeye devam eder. Bu da şu demek:
• Aşık olduğunda değişirsin.
• Sorumluluk alınca değişirsin.
• Zor bir dönemden geçince değişirsin.
• Terapi, travma, yeni başlangıçlar… Hepsi kişiliğine yeni kıvrımlar ekler.
Bilim özellikle duygusal denge, sorumluluk, sosyal uyum gibi kişilik boyutlarının yıllar içinde anlamlı şekilde değişebildiğini açıkça gösteriyor.
Kısacası: “Ben böyleyim” dediğin noktada bile, beynin aslında “istersen değişebilirim” diye fısıldıyor.
4. Genler ve Çevre: Birbirine Dolaşmış İki Görünmez Kod
En şaşırtıcı olan ise şu:
Genler ve çevre birbirinden bağımsız çalışmıyor. Tersine, iki puzzle parçası gibi iç içe geçiyor.
Bilim buna gen-çevre etkileşimi diyor.
• Genler hangi çevrelere daha hassas olduğumuzu belirliyor.
• Çevre ise hangi genlerin “uyanacağını” seçiyor.
Yani kişilik; tek bir kalemle yazılan bir hikâye değil. Bir yazar-genetik ve bir yazar-çevre, aynı kitabı birlikte yazıyor.
Sonuç: Kişilik Ne Tamamen Kader, Ne de Sıfırdan Yazılan Bir Hikâye
Bilim bize aslında çok insani bir gerçek sunuyor:
• Kişiliğin çekirdeği doğuştan gelir,
• Kabuğu çevre tarafından örülür,
• Ve insanın kendini dönüştürme gücü sandığımızdan çok daha fazladır.
Kişilik; doğduğumuz an başlayan, yaşadıkça gelişen ve her seçimimizle yeniden şekillenen uzun bir yolculuktur.
Yani kişilik sadece miras aldığımız bir şey değil; aynı zamanda yaşadıklarımızla yeniden inşa ettiğimiz bir eserdir.
Kısacası:
Kişilik doğulmaz; başlanır, yaşanır ve sonra şekillendirilir.
- 1
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 08/02/2026 18:02:12 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/21882
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.
Time Dergisi “SON 100 YILIN EN ÖNEMLİ 100 KİTABI” seçkisinde