Fiziğin Sınırları mı, Metafiziğin Taşması mı?
Bilimsel Kavramların Metafizikleşmesi
- Blog Yazısı
Fizik bilimi, bazı insanların dediği gibi, her şeye kadir midir? Yani, olası tüm soruları yanıtlayabilir mi? Örneğin, insanların neden bazen bu kadar korkunç davrandığını veya bu kadar korkunç davranmamaları gerektiğini nasıl bildiğimizi; iç çatışmalarla başa çıkmanın en iyi yolunun ne olduğunu veya depresyonun fiziksel mi yoksa zihinsel bir sorun mu olduğunu sorarsak, cevabı fizik bilimlerinde arayabilir miyiz? Orada cevabı aramaya nasıl başlayabiliriz ki?
Varoluşun başlıca bilmeceleri, her şeyi fetheden ve tüketen bilimsel rasyonellik tarafından parçalara ayrıldı. Gerçekten de her şeyi yöneten temel yasaların sayısı daha az ve onları anlayanlar için, başlangıçta tahmin edilenden daha basit ve daha güzel olduğu ortaya çıktı.
Modern fizik, doğayı açıklamak için şimdiye dek geliştirilmiş en başarılı kuramsal çerçevelerden birini sunmasına rağmen, özellikle popüler tartışmalarda kendi sınırlarının ötesine taşırılmakta ve bu sınır ihlali çoğu zaman “derinlik” ile karıştırılmaktadır. Planck zamanı, kuantum belirsizliği, gözlemci kavramı ya da nedensellik gibi teknik terimler; fiziksel bağlamlarından koparılarak bilinç, ölüm, mutlaklık ve yaratılış gibi metafizik kavramlarla özdeşleştirildiğinde, ortaya bilimsel bir açıklama değil, bilim dili kullanılarak üretilmiş bir inanç anlatısı çıkmaktadır. Bu yazıda, fiziğin gerçekten nerede durduğunu ve yorumun nerede başladığını kavramsal olarak biraz daha netleştirmeye çalışacağım.
Planck zamanı, sıklıkla yanlış biçimde “zamanın en küçük birimi”, “ölçülebilir son an” ya da “zamanın bittiği nokta” olarak sunulur. Oysa Planck zamanı, fiziksel olarak erişilmiş ya da deneysel olarak doğrulanmış bir alt sınır değildir. Tanımı gereği, genel görelilik ile kuantum alan teorisinin aynı anda güvenilir biçimde uygulanamadığı teorik bir ölçeği ifade eder. Başka bir deyişle Planck zamanı, zamanın ontolojik olarak sona erdiğini değil, mevcut kuramsal araçlarımızın açıklama gücünün sınırına ulaştığını gösterir. Epistemik bir sınır, ontolojik bir kopuş anlamına gelmez. Bu ayrım yapılmadığında, model sınırı gerçekliğin sınırıymış gibi okunur ki sorun tam olarak burada başlar.
Benzer bir kavramsal kayma, zaman-gözlemci ilişkisi üzerinden de görülür. “Gözlemci yoksa zaman yoktur” veya “ölümle birlikte zaman ortadan kalkar” gibi iddialar, kuantum ölçüm probleminin teknik içeriğini aşan, fakat bilimselmiş gibi sunulan yorumlardır. Modern fizikte zaman, bilinçli bir gözlemciye indirgenmiş bir olgu değildir. Fiziksel süreçlerin düzenlenişi olarak tanımlanır ve gözlemcinin biyolojik ya da bilişsel varlığına ontolojik olarak bağlı değildir. Ölüm, biyolojik işlevlerin sona ermesidir; zamanın sona ermesi değildir. Bu ikisini özdeşleştirmek, fizikten çok fenomenolojik ya da metafizik bir yorumdur.
Nedensellik meselesinde de benzer bir yanlış kategori kullanımı söz konusudur. “Nedenin nedenini izlersen Planck zamanında durursun” ya da “nedensizlik temel esastır” gibi ifadeler, fizik literatüründe karşılığı olan sonuçlar değildir. Kuantum mekaniğinde indeterminizm, nedensizliği değil, olasılıksal nedenselliği ifade eder. Bir olayın kesin sonucunun öngörülememesi, olayın nedensel bağlardan tamamen kopuk olduğu anlamına gelmez. Farklı ölçeklerde farklı etkili teoriler kullanılması, tek ve mutlak bir “öz neden” e ulaşılması gerektiğini değil; doğanın çok katmanlı biçimde açıklanabildiğini gösterir.
Sıklıkla başvurulan “her şey enerjidir” söylemi de bu bağlamda sorunludur. Enerji, modern fizikte temel ontolojik yapı taşı değildir daha ziyade sistemlerin durumunu tanımlayan bir niceliktir. Temel olan; alanlar, simetriler ve etkileşimlerdir. Muzun tatlı, limonun ekşi olması; enerjinin keyfi biçimde farklılaşmasının sonucu değil, moleküler yapıların, kimyasal bağların ve biyokimyasal süreçlerin sonucudur. Aynı şekilde temel parçacıkların çeşitliliği de enerji “özünün” farklı tezahürleriyle değil, alanların kuantum uyarımları ve simetri kırınımlarıyla açıklanır. Bu noktada fizik, açıklamasını tamamlar; “mutlaklık” ya da “yaratılış” gibi kavramlara geçmek ise artık bilimsel değil, felsefi bir tercihtir.
Bu tartışmaların merkezinde yer alan asıl problem, yanlış kategori sorunudur. Fiziksel kavramlar, anlam üretmek için değil; açıklama üretmek için vardır. Bir kuramın açıklama gücünün sona erdiği yerde, otomatik olarak metafizik doğrulara ulaşıldığı varsayımı bilimsel değildir. Kişisel deneyim, içsel sezgi ya da “içine bakarak görme” çağrıları; bireysel olarak anlamlı olabilir, ancak evrensel bilgi üretiminin ölçütü olamaz. Bilimde bir iddia, başkaları tarafından da sınanabilir ve yanlışlanabilir olmak zorundadır.
Sonuç olarak sorun, fiziğin yetersizliği değil; fiziğin sınırlarının kabul edilmemesidir. Bilim, mutlaklık vaat etmez; anlam garantisi sunmaz. Tam da bu nedenle güçlüdür. Bilimin sustuğu yerde her şey söylenebilir; fakat söylenen her şey bilim olmaz. Fiziğin sınırlarını kabul etmek, onu küçültmez; aksine bilimi metafizikten ayırarak her ikisini de kendi bağlamında anlamlı kılar.
- 1
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
- 0
Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?
Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:
kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci
Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 01/01/2026 23:08:22 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/22028
İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.