Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Beyinde Spesifik Bir "Tanrı Noktası" Bulunamadı: Ruhani Duygular, Beyne Dağılmış Halde İşleniyor!

Sağ Pariyetal Lobdaki Hasarlar, "Kendinden Uzaklaşmayı" Arttırıyor ve Ruhaniyeti Arttıran Etki Yapıyor!

Beyinde Spesifik Bir "Tanrı Noktası" Bulunamadı: Ruhani Duygular, Beyne Dağılmış Halde İşleniyor!
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Bu türev bir içeriktir. Yani bu yazının omurgası, HuffPost isimli kaynaktan çevrilerek dilimize uyarlanmıştır; ancak "çeviri" içeriklerimizden farklı olarak, bu içerikte orijinal metin birebir korunmamıştır. Anlatım ve konu akışı gibi detaylar Evrim Ağacı yazar(lar)ı ve/veya editörler tarafından güncellenmiş, değiştirilmiş ve/veya geliştirilmiştir. Yazar, kaynaktan alınan metin omurgası üzerine kendi örneklerini, bilgilerini, detaylarını eklemiş; içeriği ve anlatımı zenginleştirmiş ve/veya çeşitlendirmiş olabilir. Bu ek kısımlarla ilgili kaynaklar da, yazının sonunda gösterilmiştir. Metnin omurgasını oluşturan kaynağı, orijinal dilinde okumak için lütfen yukarıdaki bağlantıya tıklayınız. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu haber 8 yıl öncesine aittir. Haber güncelliğini yitirmiş olabilir; ancak arşivsel değeri ve bilimsel gelişme/ilerleme anlamındaki önemi dolayısıyla yayında tutulmaktadır. Ayrıca konuyla ilgili gelişmeler yaşandıkça bu içerik de güncellenebilir.

Uzun zamanlardır bilim ile din arasında çeşitli şekillerde görülen çatışma, son birkaç on yıldır beyinde, "yaratılışımızdan gelen" bir "Tanrı noktası" olması gerektiği iddiası çevresinde de yoğunlaşmıştı. Dindarlar, beyinde mutlaka özel bir "Tanrı noktası" olması gerektiği iddia etmektedirler. Bu bölgenin, Tanrı'nın varlığına "nörolojik bir ispat" olacağı kanısındaydılar, zira beyinde, tamamen özelleşmiş bir "Tanrı noktası"nın varlığı, bu konunun beynimize ait diğer birçok konudan üstün olduğunu gösterecekti. Benzer şekilde bazı bilim insanları, beyinde "tanrı duygusuna" yönelik bir bölge bulunmasının, kişiler arasında bu konudaki yaklaşım farklarını izah edebileceğini ileri sürüyorlardı.

Geri kalan büyük bir grup bilim insanı ise, Tanrı ve din fikrinin insan beyninin evrimsel sürecinde gelişmiş, sıradan olgular ve savunma mekanizmaları olduğu, dolayısıyla beyinde tek bir bölge yerine birçok bölgeye dağılmış halde ruhani duyguları etkileyen bölgeler bulunması gerektiğini savunuyorlardı. Zira neredeyse insanı "insan" yapan bütün sosyal davranışlarımız, düşünce kapasitemiz, hayal gücümüz, vb. olgular, diğer hayvanlardaki gibi beynimizin çeşitli bölgelerine dağılmıştır (tabii insanda bu bölgelere katkı sağlayan alanlar daha büyüktür). Konuşma, nefes alıp verme, kan basıncı, kalp ritmi gibi hayati olgular ise genellikle tek veya en fazla iki bölgede yoğunlaşmış, çok güçlü kontrolü olan olaylardır. Dolayısıyla bilim insanlarının çoğu, insanın kültürel evriminde önemli bir role sahip olan ruhani duyguların, insanın biyolojik evriminde çok büyük önemi olmamasından ötürü, bu duyguların tıpkı sıradan davranışların olduğu gibi yaygın bir beyin dağılımı göstermesi gerektiğini düşünüyorlardı.

Missouri Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu son gruptaki bilim insanlarının iddialarını destekleyen bir şekilde, beynin bölgelerini detaylıca analiz ederek beynin hiçbir yerinde, tekil bir "Tanrı Noktası" bulunmadığını ve beyindeki birçok alanın, diğer birçok özelliğimizde olduğu gibi, ruhani davranışlarımız ve düşüncelerimizde etkili olduğunu gösterdiler. Missouri Üniversitesi'nden Prof. Dr. Brick Johnstone şöyle diyor:

Ruhaniyet için nöropsikolojik temeller keşfettik, ancak bunların hiçbiri beynin tek bir bölgesinde izole olmuş ve toplanmış değil, beyne tamamen dağılmış vaziyette. Ruhanilik oldukça dinamik bir konsept. Beynin bazı bölgeleri bu olguya daha fazla katkı sağlarken, bazıları daha az katkı sağlıyor; ancak bireyin ruhani deneyimleri için hepsi ortak olarak çalışıyor.

Yapılan bu en güncel araştırmada, Johnstone ve arkadaşları, özellikle sağ pariyetal lobu hasar almış 20 kişi üzerinde çalıştılar. Bu bölge, sağ kulağın birkaç santimetre üzerindedir. Hasar almış kişiler üzerinde anketler yaptılar ve "yüce bir güce olan bağlılıkları" ve "hayatlarının ilahi bir plan üzerine kurulu olması" gibi konular üzerine sorular sordular. Yaptıkları araştırmalar sonucunda, beyinlerinin sağ pariyetal lobunda hasar olan bireylerin ruhani inançlarının arttığını tespit ettiler.

Johnstone'un araştırmasının, diğer bilimsel verilerle birleştirilmesinden çıkan sonuç ise daha da ilginç: Normalde, beynin sağ yarımküresinin, özellikle de sağ pariyetal lob ve civarının kişinin "öz bilinci" ve "kendisinin farkındalığı" gibi olgularda görev aldığı bilinmektedir. Öte yandan sol beyin, kişinin diğer insanlarla nasıl ilişki kurduğuna daha çok odaklanmaktadır.

Beyninin sağ kısmı hasar alan bireylerde, kendisinin farkındalığının azaldığı ve hayatının kontrolünün bir başka güçte olmasından rahatlık duyduğu görülmüştür. Johnstone, bunun meditasyon ve dini öğretilerdeki "kendinden uzaklaşma" olgusu ile uyumlu olduğunu düşünmektedir:

Nöropsikoloji araştırmaları, beynin sağ tarafına alınan hasarların, kişinin kendisine olan odağını yitirmeye sebep olduğunu tekrar tekrar göstermiştir. Bizim araştırmamız, beynin bu bölgesine alınan hasarların ruhaniyeti arttırdığını gösterdiği için, ruhani deneyimlerin kişinin kendisinden uzaklaşmasıyla ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu durum, kendilerinden ziyade diğerlerinin iyiliğine odaklanmayı tembihleyen birçok dini metin ile de uyumludur.

Yapılan bir başka araştırmada, Budist meditasyoncuların ve rahibelerin doğuştan itibaren belli tipte eğitilmeleri sonucunda sağ beynin aktivitesini iyice azaltarak, kendilerini tamamen farklı bir olguya ait görmelerinin ve kendilerinden tamamen kopmalarının mümkün olduğu gösterilmişti. Böylece, tamamen bilinçli dünyadan koparak ruhani hisler yaşamanın, beynin normalde çalışmak için evrimleştiğinden farklı ve eksik çalışmaya zorlanmasından kaynaklandığı gösterilmişti.

Her ne kadar bazı bilim insanları beyindeki "Tanrı Noktası"nı aramaya odaklandıysa da, yapılan bu ve benzeri araştırmalar kişinin kendine odaklılığı ve kendisinden başka olgulara odaklılığı konularına eğilmenin daha işlevsel olabileceğini gösteriyor. Prof. Johnstone şöyle anlatıyor:

Kişi, kendisiyle ve dolayısıyla gerçeklikle olan bağlantısını yitirdiğinde, Tanrı veya Nirvana ile buluştuğunu, onlarla bağlı olduğunu anlıyor. Öz benliğini yitiriyor. İşte bu da, daha yüce bir varlığın parçası olduğunuzu hissetmenize neden oluyor.

Bu araştırma, elbette ki dini argümanlar ile ilgili açıklamalarda bulunmuyor. Ancak Budistlerin Nirvana'ya, Hıristiyanlar'ın Tanrı'ya, Müslümanlar'ın Allah'a, ateistlerin ise doğaya bağlı olduklarını hissetmeye yarayan nöropsikolojik mekanizmaları açığa çıkarıyor ve bir nevi, bu olguları materyal dünyaya indirgemeyi başarıyor.

Öte yandan bu duyguların sadece ruhani hislerle tetiklenmediğini de söylemekte fayda var. Prof. Johnstone şakayla karışık şunu söylüyor:

Kulaklıklarımı takıp Led Zeppelin'in Stairway to Heaven'ını dinlediğimde de kendimi kaybediyorum.

Dolayısıyla beynimiz belki de, evrimi süresince bu şekilde özden ve kendinden kopmayı başarabilecek adaptasyonlar geçirerek, beyin aktivitelerinin düzenlenmesi için bir savunma mekanizması geliştirmiş olabilir. Bu araştırma, tam olarak hedefi bulmasa da, insanın neden dini inançları olduğunu ve beyin irileştikçe neden dini inançların birer savunma mekanizması olarak ortaya çıktığını anlamamız için bir kapı açıyor.

Evrim Ağacı olarak biz de başından beridir dini ve ilahi olgular hakkında hiçbir bilim dışı açıklama yapmamaya özen gösterdik. Dini olguları sadece bilim (ve analitik felsefe) çerçevesinde, nöropsikolojik, antropolojik, sosyolojik olarak inceledik ve bu incelemelerin dinin kendi argümanlarından bağımsız yapılması gerektiğini savunduk - ki bilime düşen de budur. Bizim bu haberden çok önce yazdığımız ve bu haberle tam bir uyumluluk gösteren şu yazımızı okuyabilirsiniz.

Bu yazımızda sözü edilen akademik makalenin yöntemi veya sonuçları ile ilgili bir sorunuz veya sorununuz mu var? Aşağıda, akademik makalenin yazarlarının iletişim adreslerini bulabilirsiniz.

Evrim Ağacı sadece bilimsel bir çalışmayı duyurmak ile mükelleftir; araştırmayı, araştırmacıları veya araştırmanın sonuçlarını savunmaz. Akademik bir makalenin sonuçlarını geçersiz kılmanın ana yöntemi, orijinal çalışmanın yöntemi, sonuçları veya tartışması ile ilgili hatalı noktaları tespit etmek ve bunu hakemli dergilerde yayınlamaktır. Bu yapılacak olursa, Evrim Ağacı o çalışmaları da memnuniyetle duyuracak ve/veya bu çalışmayı güncelleyecektir.

Makalenin Yazışmadan Sorumlu Yazarı :
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 5
  • Merak Uyandırıcı! 4
  • Muhteşem! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Türev İçerik Kaynağı: HuffPost | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/09/2020 17:31:22 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/828

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Kan
Diş Hekimliği
Sars Mers
Zaman
Kas
Epidemik
Astronot
Astrofotoğrafçılık
Uzaylı
Pandemik
Zeka
Hominidae
Canlı Cansız
Tarih
Renk
Viral
Haber
Süpernova
Carl Sagan
Işık
Ses
İnsan Evrimi
Atmosfer
Transkripsiyon
Kimya
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Demokrasilerde aslen bulunması gereken özgürlük ve eşitliğe ulaşmanın en iyi yolu, tüm kişilerin devletin olanaklarını en üst düzeyde paylaşabilmesidir.”
Aristoteles
Geri Bildirim Gönder