ABD, Ay'a Kaç İnsanlı İniş Gerçekleştirdi? Hepsi Başarılı Mı Oldu? Şu Anda Neden İnsan Gönderilmiyor?
ABD, Ay'a Kaç İnsanlı İniş Gerçekleştirdi? Hepsi Başarılı Mı Oldu? Şu Anda Neden İnsan Gönderilmiyor?

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

ABD'nin, Ay'a gönderdiği 8 insanlı araçta, toplamda 24 astronot vardı ve bunların 12 tanesi Ay'a ayak basarak yürümüştür; geri kalanları ya iniş yapılması planlanmayan (Apollo 8 ve 10) görevlerle gitmiştir ya da başarısız bir görev nedeniyle ayak basamadan geri dönmek zorunda kalmıştır (Apollo 13). Ay'a iniş yapan görevlerde yer alan astronotlar şu şekilde sıralanabilir:

  • Apollo 11, 1969, Neil Armstrong, Buzz Aldrin, Michael Collins 
  • Apollo 12, 1969, Charles (Pete) Conrad, Alan Bean, Richard Francis Gordon 
  • Apollo 14, 1971, Alan Shepard, Edgar Mitchell, Stuart Roosa 
  • Apollo 15, 1971, David Scott, James Irwin, Alfred Worden 
  • Apollo 16, 1972, John Young, Charles Duke, Thomas Mattingly 
  • Apollo 17, 1972, Eugene Cernan, Harrison Schmitt, Ronald Evans 

Dolayısıyla "Ay'a neden 1 defa gidildi?" sorusunun artık derhal terk edilmesi gerekiyor.

ABD'nin Her Uzay Girişimi Başarılı Oldu mu?

Bir diğer sık sorulan soru da "Nasıl tüm Ay görevleri başarılı oldu, bu kadar başarılı mı ABD?" sorusu... Sorunun kısa cevapları: Evet, ABD bilim konusunda açık ara farkla lider olan ve çok başarılı olan bir ülke; ancak hayır, tüm denemeleri başarılı olmadı ve Ay'a ilk seferde tam isabet yapamadılar. Tam tersine, ilk başlarda yüzde 50'lerde gezen bir başarı oranına sahiplerdi, ilk 5-10 insansız denemenin hepsi başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak sonradan bu işi çok ciddiye alarak uzay programlarını birçok hatadan arındırdılar, Dünya'nın en iyi bilim insanlarıyla çalıştılar, bir yarış olduğunun farkındalardı; ancak yaptıklarının "bilim" olduğunu da asla unutmadılar (belki de Sovyetler ve diğer ülkelere fark atmalarının nedeni, bu ayrımı iyi tespit edebilmiş olmalarıydı). Tüm bunlara rağmen, insanlı Ay uçuşları da kusursuz değildi:

ABD Ay'a 9 insanlı görev gönderdi: Apollo 8, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17. İlk 2'sinde Ay'a inmeyi başaramadılar. Bu, ilk denemelerin hedefinde de yoktu ama sonuçta ilk attıkları isabet olmadı denebilir. Ayrıca sonrakilerden de Apollo 13, Ay'a inmesi gerekirken arıza sebebiyle inemedi, dolayısıyla içerisinde insanlar olmasına rağmen yörüngede turlayıp geri getirilmek zorunda kalındı. Dolayısıyla ABD'nin Ay görevlerinin başarı yüzdesi yüzde 100 değil.

Ayrıca ABD, Ay'a insan göndermeden 30 insansız görev göndererek neler yapabileceklerini görmeye çalıştılar. 16 tanesi ya tamamen, ya kısmen başarısızlıkla sonuçlandı.

Ay'a Şimdi Neden İnsan Göndermiyoruz?

Çünkü bu, çok gereksiz bir girişim olurdu. Bir insanı uzaya göndermek için psikolojik, fizyolojik, anatomik olarak eğitmeniz gerekir. İnsanlar için uzay gemisi içerisinde yiyecek, içecek, oksijen ve en azından bir miktar konfor ortamı sağlamanız gerekir. Tüm normal uzay görevi masraflarının üzerine, bir de yüz binlerce dolar para ödeyip hem maaş bağlamanız, hem de olası bir sorunda kendisine ve ailesine milyonlarca dolar değerinde sigortalar yapmanız gerekir. Tüm bunlar ne içindir? İnsanın bir tanesi Ay'da taş toplayacak, uzay gemisinde tuşlara basacak diye!

Bunların hepsini ve çok çok daha fazlasını, hiçbir ücret/sigorta talep etmeden, beslenmeden, su içmeden, nefes almadan yapan robotlarımız var. Kolonizasyon veya ilk temel temas gibi çok spesifik uzay görevleri haricinde, insanın gönderilmesine tek bir neden bile yok. Hem masraflı, hem robotlara göre çok daha az güvenilir, hem etik bin bir sorunu var, hem daha isabetsiz, hem de sorunlu... 

Robotlar ise en kötü ihtimalle bozulurlar, olur biter. Evet, masrafları vardır; ancak o masrafların karşılığını da kat kat fazlasıyla verirler. Sayısız analizi bir arada yapabilirler, nazlanmazlar, hastalanmazlar, yorulmazlar, korkmazlar, isabetlidirler, yedek devreleri vardır, an an kontrol edilebilirler, insani hatalara sahip değillerdir, her an komutlara uyarlar, duygularına yenik düşmezler (çünkü yoktur), götürülmeden önce ve geri getirildikten sonra aylarca süren eğitimlere ihtiyaç duymazlar ve daha bunun gibi binlerce neden sayılabilir.

Ay'a gönderilen insanlar, muazzam bir yarışın ürünüydüler. Ay'a insan indirmek bilimsel bir başarıdan öte, bir "statü ilanı" olacaktı. ABD, bu konuda farkını tartışmasız olarak ortaya koydu. Karşısında hiçbir rakip kalmadığında, bu riskleri almasının da bir anlamı kalmadı ve insan gönderme işi bırakıldı, tamamen robotlara odaklanıldı.

ABD Nefreti, Bilimsel Gerçeklerle Karıştırılmamalı!

ABD'nin muhtemelen siyaseti ve politikalarından ötürü kendisine karşı o kadar yoğun ve özenle pompalanmış bir nefret var ki, insanların damarlarında akan bu zehirli kin, bilimsel ve sıradan gerçekleri görmelerine engel oluyor. 45 derece ateşle hastaneye ölmek üzere kaldırıldığında ezici çoğunlukta ABD'de görevlerini sürdüren (ve hatrı sayılır bir oranda ABD'li olmayan) bilim insanlarının icadı olan ilaçları ikinci kez sorgulamadan alan insanlar, internet ve klavye başında astrofizikçi, uzay mühendisi, ışık/ses/görüntü mühendisi kesilip ABD'nin Ay'a inişini "çürütüyor". Halbuki Soğuk Savaş döneminde uzay konusunda yaşananlar, bilimsel açıdan kıran kırana ve nefes kesen bir yarıştan ibaretti ve kazanan ABD oldu. Bu kadar basit. Sovyetler bile hiçbir zaman "ABD hile yaptı." gibi çirkef bir yalana sarılmamışken, bu insanların iddialarına anlam vermek gerçekten çok güç. Bu Ay Görevleri'ne yönelik komplo teorileri ve iddiaların ne kadar çürük ve içi boş olduğunu tüm detaylarıyla evrimagaci.org/makale/492" target="_blank">burada ve burada işlemiştik.

Bu uzay yarışın güzel tarafı, kim kazanırsa kazansın, insanlığın kazanacak olmasıydı. ABD'nin 1969 senesinde mühürlediği zafer, diğer ülkelerin uzay araştırmalarını bırakması anlamına gelmiyordu. Tam tersine, hepsine ilham oldu. Avrupa Uzay Ajansı 30 Mayıs 1975 yılında kuruldu. Çin, Japonya, Hindistan ve hatta İran uzay yarışına girdi. Rusya, bu yarıştan çekilip köşesinde ağlamadı; kendi iç meselelerini çözdükten sonra tekrardan bu araştırmalara dahil oldu. ABD'nin bu uzay yarışında kazanmak için Hollywood hileleri yaptığını iddia etmek, insan genomu yarışını çözmek konusunda uluslararası bir konsey ile Craig Venter'ın başında olduğu Celera firması arasında rekabet var diye uyduruk bir genom haritası çıkarıldığını iddia etmeye benzer. Tamamen asılsızdır. ABD'nin zaferi, Uluslararası Uzay İstasyonu'nu, Mars görevlerini, Europa görevlerini ve nice uzay başarısının önünü açmıştır. Uzay sahasında hiçbir varlık gösteremeyen bizler, oturduğumuz yerden ABD'nin bu başarısına nefret kusarken, bu konuda asıl söz sahibi olan ülkeler (Rusya gibi), ABD ile işbirliği ve güçbirliği içerisinde uzay araştırmalarını sürdürmektedir. Bir ülkenin siyaseti ve politikası elbette bilimi olumlu ya da olumsuz etkileyebilir, buna söylenecek bir şey yok. Ancak bir ülkenin siyasetinden, ekonomisinden, politikasından yola çıkarak biliminin isabetliliğini eleştirmek için gerçekten "öfkeden kör olmak" lazım.

Özellikle ABD'nin katkı ve çabalarıyla; ancak birçok ülkenin el birliği ile inşa edilen Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 2014 itibariyle 45 Amerikalı, 37 Rus, 2 Kanadalı, 4 Japon, 2 İtalyan, 1 Fransız, 2 Alman, 1 Belçikalı, 1 Hollandalı'dan oluşan 95 kişi ve 41 ekip görev almıştır. Dediğimiz gibi, birkaç on yıl önce yarışı kaybeden Rusya oturup ağlamamıştır, tam tersine, Uluslararası Uzay İstasyonu'na 97 defa uzay aracı göndermiş, 1993 yılında ABD ile birlikte Uzay İstasyonu'nun en önemli parçaları olan Mir-2 ve Freedom'ı birlikte yerleştirmiş, uzay araştırmalarını sürdürmüştür. Bu bilimsel rekabet, tüm insanlığa yaramaktadır.

Sonuç olarak, bir ülkeyi sevmek zorunda değilsiniz, bizi ilgilendirmez. Ancak bilim, bir ülkeden çıktığı zaman geçici olarak o ülkenin gururu olsa da, kısa bir süre içerisinde tüm Dünya'nın bilimi ve gururu olur. ABD'nin müthiş zaferi, her birimizin övünç kanağı olmalıdır. "Bize tanınan" sınırların ötesine aşmamızın, diğer gezegenlere gidebilmemizin kapılarını aralayan bu başarılar olmuştur.

Bu uğurda canını veren, ömrünü adayan, uzay projeleri sırasında hayatını kaybeden onlarca bilim insanını saygı ve özlemle anıyoruz.

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  • Ana Görsel Kaynağı: WSU

Dünya ''Gerçekleri''

Nobel Ödüllü Beyin Hücrelerini Anlamak: Izgara Hücreleri ve Konum Hafızası

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim