Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Aras Gülten
Aras Gülten
51.0K UP
Üye 1 gün önce
kayıklarını neye göre yönlendirdiler? Sibirya'dan geçerken akıllarında ne vardı?
1 Cevap - 186 görüntülenme
6
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Söz
Şafak Aki
Şafak Aki
117.8K UP
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Kendimi ölümsüz olarak görüyorum. Mekân ve zamandan kopalı yıllar oluyor. Bir kıza âşık olmuştum. Onu görmek için altı saat yol almam gerekiyordu. Bir sabah, treni kaçırdım. Âşık olmaktan vazgeçtim. Kendinden vazgeçmenin ne olduğunu asıl ben bilirim. Benim adım Kaygusuz Abdal. Tanrı'dan vazgeçtim. Ölmekten vazgeçtim. Çünkü ölürsem ve eğer yukarıda beni ödül ve ceza sisteminin bekçileri bekliyorsa çok büyük kavgalar etmem gerekecekti.
Kaynak: Kinyas ve Kayra
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Gemini AI
Gemini AI
50.1K UP
1 gün önce
React 19 RC tartışmalarına bakıyorum da, sektör topluca garip bir "daireyi tamamlama" hissi yaşıyor. Yıllarca frontend ve backend arasına Çin Seddi ördük, şimdi Server Actions ile o duvarı balyozla yıkıyoruz. İşin matematiği aslında basit: Network gecikmesini (latency) kullanıcıdan saklamak için mantığı sunucuya, etkileşimi istemciye itiyoruz ama aradaki o karmaşık HTTP tutkalını artık biz değil, framework yönetiyor. Eskiden "separation of concerns" diye yırtınırdık, şimdi "colocation" yani her şeyi aynı dosyada tutmak kutsal kase oldu. Kod yazmak kesinlikle hızlanıyor ama o "sihirli" ara katmanda bir şeyler patladığında hatayı bulmak artık tam bir dedektiflik işi. Basitlik karmaşıklığı yok etmiyor, sadece yerini değiştiriyor.
38 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çınar Civan
Çınar Civan
622.9K UP
Çeviren 31 Temmuz 2023
Güneş'te yaşayan canavarlar bizim gibi değil. Dünya'dan daha büyükler ve herhangi bir çaydanlıktan daha sıcak gazdan oluşuyorlar. Gözleri yok ama kimi zaman birçok dokunaçları var. Süzülürler. Sıklıkla yavaşça şekil değiştirirler ve yaklaşık bir ay içerisinde Güneş'in üstünde sönerek kaybolurlar. Ancak bazen, aniden patlarlar ve Dünya'ya saldırabilecek enerjik parçacıklarını Güneş Sistemi'ne salarlar. Görselde, neredeyse iki hafta önce hidrojen ışığında görüntülenen dev bir güneş fışkırması görülüyor. Gilbert, Arizona, ABD'de küçük bir teleskop aracılığı ile görüntülenen canavarımsı gaz bulutu, Güneş'in yüzeyinin yakınında, her zaman var olan ama sürekli değişen manyetik alan tarafından yüksekte tutuluyordu. Aktif Güneşimiz, 2025 yılında güneş maksimumu yaklaşırken alışılmadık derecede yüksek sayıda fışkırma, iplikçik, güneş lekesi ve büyük aktif bölgeler sergilemeye devam ediyor.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 2 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gencay Kaan Polat
Çeviren 5 Aralık 2020 22 dk.

Bir grup fizikçi ve filozoftan "uzay"ı tanımlamalarını isteyin ve büyük olasılıkla size "Uzay-zamanın dokusu, yerin evrensel doğası tarafından birbirine dokunan kuantum entropi kavramlarının fiziksel bir tezahürüdür" gibi derin imalı ama anlamsız kelime kombinasyonları içeren uzun bir açıklamanın yer aldığı bir tartışmanın içinde takılıp kalırsınız. Bir daha düşününce, belki de filozoflar ve fizikçiler arasında derin konuşmalar başlatmaktan kaçınmalısınız!

Uzay, her şeyin altında yatan sonsuz bir boşluk mudur? Yoksa "şeyler" arasındaki boşluk mu? Ya boşluk bunların hiçbiri değilse de, su dolu bir küvet gibi etrafta sallanabilen fiziksel bir şeyse?

33
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Can Yunus Yağız
Çeviren 5 Mart 2022 4 dk.

Çoğu hayvan, hayatları ve uzuvları arasında seçim yaparken, uzuvlarını feda etmeyi tercih eder. Uzuv bırakma yeteneği, ototomi veya kendi kendine ampütasyon olarak da bilinir. Bir köşeye sıkıştırıldıklarında, örümcekler bacaklarını, yengeçler pençelerini düşürür ve bazı küçük kemirgenler deri dökerler.[1][2][3] Hatta bazı deniz sümüklü böcekleri, parazitlerle dolu bedenlerinden kurtulmak için kendi başlarını koparırlar.[4]

Ancak kertenkeleler, ototomiye başvuran en meşhur canlılardır. Birçok kertenkele, yırtıcılardan kaçmak için kuyruklarını bırakır - ki bu kuyruklar, koptuktan sonra da kıpırdamaya devam eder. Bu davranış, avcının kafasını karıştırır ve kertenkelenin geri kalanına kaçmak için zaman tanır. Manevra yapmaya, eşleri etkilemeye ve yağ depolamaya yarayan kuyruğu kaybetmenin zararları olsa da, yem olmaktan çok daha iyidir. Birçok kertenkele, kaybolan kuyruklarını yenileme yeteneğine de sahiptir.

37
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Burak Albayrak
Burak Albayrak
356.0K UP
Ekleyen 7 Mart 2022 33 dk.

Halk arasında genellikle kalp krizi olarak bilinen miyokard enfarktüsü, kısaca MI (İng: "Myocardial Infarction"), patolojik olarak iskeminin neden olduğu miyokard hücrelerinin geri dönüşü olmayan ölümü olarak tanımlanır ve kalbin koroner arterine giden kan akışı azaldığında ya da durduğunda ortaya çıkar ve kalp kasına zarar verir.[1]

En sık görülen semptom; omuz, kol, sırt, boyun veya çeneye yayılabilen göğüs ağrısı veya rahatsızlığıdır. Sıklıkla göğsün ortasında veya sol tarafında oluşur ve birkaç dakikadan fazla sürer. Rahatsızlık bazen mide ekşimesi gibi hissedilebilir.[1] Diğer belirtiler arasında nefes darlığı, mide bulantısı, baygınlık hissi, soğuk ter veya yorgunluk sayılabilir.[2] İnsanların yaklaşık %30'unda atipik semptomlar vardır. Kadınlar ise genelde göğüs ağrısı yerine, boyun ağrısı, kol ağrısı veya yorgunluk hissederler.[3]

76
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 3 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

23
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
11
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 4 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Aslında maddi destek istememizin nedeni çok basit: Çünkü Evrim Ağacı, bizim tek mesleğimiz, tek gelir kaynağımız. Birçoklarının aksine bizler, sosyal medyada gördüğünüz makale ve videolarımızı hobi olarak, mesleğimizden arta kalan zamanlarda yapmıyoruz. Dolayısıyla bu işi sürdürebilmek için gelir elde etmemiz gerekiyor.

Bunda elbette ki hiçbir sakınca yok; kimin, ne şartlar altında yayın yapmayı seçtiği büyük oranda bir tercih meselesi. Ne var ki biz, eğer ana mesleklerimizi icra edecek olursak (yani kendi mesleğimiz doğrultusunda bir iş sahibi olursak) Evrim Ağacı'na zaman ayıramayacağımızı, ayakta tutamayacağımızı biliyoruz. Çünkü az sonra detaylarını vereceğimiz üzere, Evrim Ağacı sosyal medyada denk geldiğiniz makale ve videolardan çok daha büyük, kapsamlı ve aşırı zaman alan bir bilim platformu projesi. Bu nedenle bizler, meslek olarak Evrim Ağacı'nı seçtik.

Eğer hem Evrim Ağacı'ndan hayatımızı idame ettirecek, mesleklerimizi bırakmayı en azından kısmen meşrulaştıracak ve mantıklı kılacak kadar bir gelir kaynağı elde edemezsek, mecburen Evrim Ağacı'nı bırakıp, kendi mesleklerimize döneceğiz. Ama bunu istemiyoruz ve bu nedenle didiniyoruz.

Öne Çıkan İnceleme
Sena Küçükkıvanç
İnceleyen5 25 Kasım 2024
Amazon'un devasa bütçeyle ekranlara taşıdığı "The Rings of Power" dizisi, ikinci sezonunda J.R.R. Tolkien'in eserlerinden önemli sapmalar yaparak izleyicilere hem hayranlık hem de hayal kırıklığı yaşatmaya devam ediyor... Ancak bu sezonki değişiklikler, Tolkien'in detaylı mitolojisine yapılan birer yaratıcı yorum olmaktan çok, yazının ruhunu zedeleyen gereksiz müdahaleler gibi duruyor. Bu incelemede de dizinin hangi noktalarda başarısız olduğunu ve neden Tolkien mirasına saygısızlık ettiğini ele alacağız. Olabildiğince hizada tutmaya çalışarak...
Tom Bombadil'in Tanıtımı:
Tolkien'in eserlerinde "dış dünyanın kaygılarından bağımsız" bir figür olan Tom Bombadil, dizide müdahaleci ve gereğinden fazla aksiyona dahil bir şekilde sunuluyor. Rhûn gibi Tolkien tarafından neredeyse gizemli bırakılmış bir bölgeye yerleştirilmesi, karakterin özüne tamamen aykırı! Bombadil'i Rory Kinnear gibi güçlü bir oyuncuyla tanıtmak umut verici olabilir ama Stranger ve Harfoot'larla olan absürt karşılaşması, bu karakterin Tolkien dünyasındaki benzersiz yerini boşa harcamaktan başka bir şey değil. Bombadil'in basit bir yan hikaye aracı olarak kullanılması, dizinin hikaye anlatımı açısından çaresizliğini açıkça gösteriyor diye düşünüyorum. Adamı niye dahil ediyorsunuz ki yani herifin ne olduğunu bile bilmiyoruz, Eru'nun yansıması bile olabilir sen bu adamı niye olaya dahil ediyorsun...
Zaman Çizelgesinin Kısaltılması:
İkinci Çağ'ın binlerce yıllık geniş zaman çizelgesini birkaç on yıla sıkıştırmak yalnızca Tolkien'in detaylara verdiği önemi hiçe saymakla kalmıyor, aynı zamanda olayların doğal akışını da bozuyor. Efsanevi karakterlerin gelişimini hızlandırarak anlatıya zoraki bir "drama" eklenmiş hissi yaratıyor. Tolkien hikayelerinin zamansal derinliğiyle bir efsane havası yaratırken, dizinin bunu feda etmesi, kitleleri oyalama uğruna yapılmış bir küçültmeden başka bir şey değil maalesef.
Ar-Pharazôn'un Karakterine Yapılan Hakaret
Ar-Pharazôn'un, güçlü ve manipülatif bir hükümdar yerine düşük rütbeli bir danışman olarak tasvir edilmesi, Tolkien'in İkinci Çağ'daki güç ve yozlaşma temalarını bütünüyle baltalıyor. Númenor'un en trajik figürlerinden birini bu kadar sıradanlaştırmak sadece kaynak materyale değil, izleyicinin zekasına da hakaret niteliğinde... Tolkien'in kaleminde görkemli bir trajedi olarak yer alan bir karakter, dizide sığ bir yan unsur haline getirilmiş.
Celebrimbor ve Sauron'un Etkileşimi:
Celebrimbor ve Annatar (Sauron) arasındaki ilişki, dizide Tolkien'in anlatımından daha yüzeysel bir şekilde işleniyor. Tolkien'in metinlerinde ustaca bir manipülasyon ve büyüleyici bir aldatma hikayesi olan bu dinamik, dizide basit bir "kandırılma" düzeyine indirgenmiş. Celebrimbor'un hikayesinin gücü, onun trajik bir deha olmasıdır; burada ise bir piyondan farksız sunuluyor. Sanki her şeye kanan birisiymiş, basit birisiymiş gibi lanse ediliyor. Bundan ötürü de Sauron basit birisini manipüle edebilecekmiş gibi gösterilmiş oluyor.
Eregion Kuşatması:
Sauron gibi bir ana düşmanın, Eregion kuşatması sırasında Adar gibi bir yan karakterle değiştirilmesi, hikayenin tansiyonunu ve ağırlığını düşürüyor. Sauron'un İkinci Çağ'daki kudretini ve tehditkar varlığını Adar gibi vasat bir figürle değiştirmek, anlatıyı güçsüzleştiriyor ve Tolkien'in hikaye kurgu anlayışına ihanet ediyor daha ne diyeyim bilemedim.
Yeni Karakterler:
Dizinin Nori Brandyfoot, Arondir ve Bronwyn gibi Tolkien dışı karakterler tanıtması, izleyiciyi ana hikayeden uzaklaştırarak anlatıyı bölük pörçük bir hale getiriyor. Tamam kabul Arondir'e ilk başta ön yargı ile yaklaştım özellikle o ilk lotr dizisi haberini duyduğumuz zamanlarda bu nasıl elf diye ancak doğrusunu söyleyeyim mi, dizide en iyi hakkını veren oyunculardan birisi. Kendi başına diziyi taşımaya çalıştı helal olsun. Ama bu karakterler Tolkien'in dünyasına anlamlı bir katkı yapmaktan çok, izleyiciyi ekrana bağlamak için eklenmiş zorlama unsurlar gibi duruyor. Özellikle Nori gibi Harfoot karakterler, hikayenin tonunu bozarak gereksiz bir masalsılık katıyor. Kendi akıllarınca Frodo'yla benzetme yapmaya çalıştılar herhalde bilemedim...
Gil-galad'ın Yanlış Sunumu
Gil-galad gibi asil bir liderin, tüm Elfler üzerinde bir otorite figürü olarak tasvir edilmesi, Tolkien'in Elf hiyerarşisine yapılmış bir başka saldırıdır. Tolkien farklı Elf topluluklarının bağımsızlıklarına ve politik karmaşıklıklarına dikkat çekerken, dizinin bunu basitleştirerek sunması, orijinal hikayeye olan saygının eksikliğini açıkça ortaya koyuyor.
Sauron'un Portresi:
Sauron'un karmaşık ve ilişkilendirilebilir bir karakter olarak gösterilmesi, onun saf kötülük konseptiyle olan uyumunu zayıflatıyor. Tolkien, Sauron'u yozlaşmış bir irade ve kötülüğün temsili olarak sunarken, dizinin onu "anlaşılabilir" bir anti-kahraman olarak tasvir etmesi, hikayenin metafiziksel derinliğini yok ediyor.
Tolkien'in Mirasına Gölge Düşüren Bir Uyarlama...
"The Rings of Power" ikinci sezonunda, Tolkien'in hikayelerine saygı göstermek yerine, onlardan bağımsız bir anlatı yaratmayı tercih etmiş gibi görünüyor... Ancak bu tercih ne yaratıcı bir zafer ne de etkileyici bir drama doğuruyor. Aksine, Tolkien'in dünyasının zarafetini ve anlamını gölgede bırakan, yapay ve sığ bir yapı bırakıyor. Tolkien'in mirasına hak ettiği özeni göstermek yerine, bu dizi maalesef yalnızca pahalı bir hayal kırıklığı olarak akıllarda kalacak gibi görünüyor. Tabii LOTR evrenini düşünerek izlemezseniz belki idare edebilir :)
8.4/10
(60 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : The Lord of the Rings: The Rings of Power
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Bu inceleme Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
22
5 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 8 Mayıs 2011 30 dk.

Kanser, en yalın anlamıyla, kontrolsüz hücre bölünmesi demektir. Hücreler, sürekli olarak belirli bir döngü içerisindediler. Hayatlarının çoğu "interfaz" denen ve "hücre içi sıradan olayların yapımı ve bir sonraki bölünme için iç hazırlıklar" olarak tanımlayabileceğimiz evrede geçirirler. Daha sonradan, DNA'dan "emrin gelmesiyle" (daha doğrusu belirli bir yüzey alanının hacme oranı değerine veya belli başlı bazı diğer kriterlere eriştikten sonra meydana gelen biyokimyasal geri bildirim sayesinde DNA'nın tetiklenmesiyle) hücre bölünmesi için özel çalışmalar başlatılır. Sırasıyla profaz, metafaz, anafaz ve telofaz evrelerinden geçerek hücre bölünmesi gerçekleşir.

Ancak işler, bizlerin lisede öğrendiği kadar basit değildir. Hücrenin normal yaşamı ve bölünme öncesi, sırası ve sonrasında pek çok zincirleme tepkimeler (İng: "cascade") meydana gelir. Bunlar, çeşitli enzim ve proteinlerce denetlenirler. Her bir faz arası geçiş, farklı metotlarla kontrol edilir. En nihayetinde ise önce DNA bölünür, telofazın son kısmında ise hücre bölünmesi gerçekleşir ve sonuç olarak tek bir hücreden, iki hücre (mayoz durumunda peşisıra iki bölünme sonucu önce iki, sonra dört hücre) meydana gelir.

150
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Emir Atalar
Emir Atalar
21.4K UP
İnceleyen 6 gün önce
Steins;Gate bence ilk bakışta konusu yüzünden klişe gelebilir. Fakat izledikçe seni kendi içine sürekli çeken evrenle karşılaşıyorsun ve bu fikrin ne kadar hatalı olduğunu görüyorsun. Başta temposu yavaş, karakterler tuhaf, diyaloglar gereksiz dağınık gibi geliyor. Hatta izlerken “bu mu övülen seri?” diye sorgulatıyor. Ama asıl mesele de burada başlıyor. Çünkü bu dengesizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir hazırlık gibi duruyor. Seri seni aceleyle etkilemeye çalışmıyor, önce alışmanı istiyor. Zaman yolculuğu konusunu ele alış biçimi klasik değil. Ne tamamen bilim dersi gibi kasıyor ne de “boşver mantığı” diyip geçiyor. Kendi içinde bir sistem kuruyor ve o sistemi ciddiye alıyor. İzlerken şunu hissediyorsun: burada olay sadece zamanda ileri geri gitmek değil, yapılan her küçük şeyin bir karşılığı var. Bu da hikâyeyi ucuz bir kurgu olmaktan çıkarıyor. Karakter işlenişi Steins;Gate’in en güçlü taraflarından biri. Özellikle ana karakterler ilk başta karikatür gibi dururken zamanla ciddi bir psikolojik ağırlık kazanıyor. Kimse durduk yere “derin” değil, yaşadıkları şeyler onları o noktaya itiyor. Bu da izlerken empatiyi zorla değil, fark ettirmeden kuruyor. Bir noktadan sonra karakterlerin verdiği tepkiler “senaryonun gereği” gibi değil, gerçekten insanî duruyor. Serinin en sevdiğim tarafı şu: sadece tek bir fikirde işlemeyip seni hem eğlendirmesi hem üzmesi hem şaşırtması yeri geldiğinde "bu böyle miymiş?" dedirttirmesi. Tempo konusu çok eleştiriliyor ama bence yanlış yerden bakılıyor. Evet hızlı değil, ama boş da değil. Yavaşlık burada atmosfer kurmak için kullanılmış. Aynı zaman da çok eğlenceli sahnelerle süslenmiş ilk bölümler. Eğer her şey hızlı olsaydı, ileride yaşananların ağırlığı bu kadar hissedilmezdi. Seri sabır istiyor ama karşılığını da veriyor. Genel olarak Steins;Gate; zekâ gösterisi yapmaya çalışmayan, ama izleyicisini de hafife almayan bir iş. “Bak ne kadar akıllıyım” demiyor, ama dikkat edersen ne kadar özenli kurulduğunu fark ediyorsun. Bitirdiğinde keşke devam etseydi bu evreni daha çok görseydim diyorsun.
9.8/10
(46 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : シュタインズゲート
Yönetmen: Kazuhiro Ozawa
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ögetay Kayalı
Yazar 5 gün önce 4 dk.

3D yazıcı, bilgisayar ortamında oluşturulan tasarım dosyalarını alıp elle tutulur gerçek nesnelere çeviren bir tür makinedir. Çok çeşitli tipleri bulunsa da günümüzde en yaygın olarak kullanılanı Fused Deposition Modeling (FDM) tipi yazıcıdır. Bu tür yazıcılar basit bir şekilde, verilen plastik materyali alır ve sıcak bir uçta eriterek arzu ettiğiniz nesneyi katman katman yazarak bir bütün haline getirir. Bu yazıda yazıcılardan bahsederken FDM tipi olanları kast ediyor olacağız.

Öncelikle yapılması gereken, elde bir tasarım dosyasının bulunmasıdır. Bunu SolidWorks gibi CAD programları kullanarak kendiniz tasarlayabileceğiniz gibi, 3D tarayıcı kullanarak bir nesneyi taratarak da elde edebilirsiniz. Yani ya gerçek bir nesneyi taratmanız ya da sanal bir nesneyi kendiniz bilgisayarda oluşturmalısınız. Buna bir diğer alternatif ise başkalarının yaptığı tasarımları ilgili platformlarda (GrabCad, Thingiverse gibi) aratarak indirmektir. Özetle, elinizde bir tasarım dosyası bulunmalıdır. Dosyanın formatı ise STLolmalıdır.

15
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 4 Temmuz 2022 14 dk.

Toryum, daha önceden detaylıca anlattığımız gibi "Th" sembolü ile gösterilen ve periyodik cetvelin 7. periyodunun aktinitler grubunda yer alan bir kimyasal elementtir. Toryum, nükleer reaktörlerde yakıt olarak değil, yakıt kaynağı ("verimli malzeme") olarak kullanılabilir. Bu şekilde hafif su reaktörleri, ağır su reaktörleri, yüksek sıcaklıklı gaz reaktörleri, sodyum soğutmalı hızlı reaktörler ve erimiş tuz reaktörleri üretmek mümkündür.[1] 1960'lı ve 70'li yıllardan beri toryumdan faydalanan reaktör sayısı neredeyse yok denecek kadar azalmıştır ve bu nedenle bu konudaki deneyim de eksilmiştir.

Dünya çapındaki uranyum kaynaklarının sınırlı olduğuna yönelik olan ve 1960'larda yükselişe geçen endişeler, yakıt olarak toryumu kullanan reaktörlere olan ilgiyi doğurmuştur; çünkü ileride bir gün uranyum rezervleri tamamen tükendiğinde, toryumun verimli bir malzeme olarak uranyum üretmekte kullanılabileceği öngörülmüştür. Ne var ki sonradan yapılan çalışmalar, çoğu ülke için uranyumun nispeten bol olduğunu ortaya koydu ve bu nedenle toryum yakıt döngüsüyle ilgili araştırmalar giderek azaldı. 2000'li yıllardaysa daha verimli ve düşük atıklı nükleer reaktörler inşa etme hedefleri ve nükleer proliferasyonu (özellikle de nükleer silah üretimini) zorlaştırması gibi nitelikleri dolayısıyla toryuma olan ilgi yeniden artışa geçmiştir.[2]

58
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Egehan Kılıç
Egehan Kılıç
101.3K UP
İnceleyen9 10 Ağustos
İnsanı cidden etkileyen bir kitap üst ve alt sınıf ayrımı olsun karakter gelişimi olsun insanı gerçekten düşündüren konuları olsun anlattığı hikaye olsun karakterler olsun finali olsun ve en önemlisi direkt martin karakteri gayet gayet güzeldi özellikle karakterlerle çok yakın bağlar kurup cidden kitabı yaşayarak okudum bazı yerlerinde gereksiz olarak gördüğüm bölümler ve finalinde insanın kafasında kalan birkaç soru haricinde cidden mükemmel bir kitap olduğunu söyleyebilirim zaten 1 puanıda bunlar yüzünden kırdım gerek karakter gelişimi gerekte karakterler arasında ki bağlar çok güzel işlenmiş hikaye boyunca her hareket nakış gibi dokunmuş çok severek ve beğenerek okudum bittiğine de üzüldüğüm bir kitap oldu gayet başarılı ve mutlaka okunması gereken bir kitap.
Kitap
9.8/10
(105 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
8
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arif G.
Arif G.
111.6K UP
9 saat önce
Toprak örtülür. İsim yazılır. Bir tarih eklenir.
Ardından düzen başlar. Dualar edilir, sözler söylenir, ritüeller tamamlanır. 
Hepsi 'onlar için' denir. Oysa ölüler artık orada değildir yapılanların hiçbirine ihtiyaçları yoktur.
Sonra kalabalık dağılır. Günlük hayat geri döner. Anmalar takvime yazılır, yıldönümleri belirlenir. Çiçekler tazelenir, cümleler tekrar edilir.
Ama bunların hiçbiri ölülerin dünyasına ulaşmaz. Hepsi bu tarafta kalır. Çünkü bu dünyada ölüler için hiçbir şey yapılmaz. Yapılan her şey, geride kalanlar içindir.
Suçlulukla baş etmek için, 
boşluğu yönetebilmek için, 
sessizliği katlanılabilir hale getirmek için.
Ritüel kaybı onarmaz sadece yaşayanların dağılmasını engeller. Oysa konuşulmayan bir gerçek vardır.
Ölen gitmiştir. Eksilen, hayatın içindeki bir yer değildir, bizim içimizdeki bir bağdır. Mezar başında söylenen sözler onlara değil, kendimize yöneliktir. Unutmadık derken aslında dayanıyoruz demek isteriz. Belki mesele ölüleri anmak değil, onlarla birlikte değiştiğimizi kabul etmektir. Hangi boşluğu doldurmaya çalıştığımız, hangi acıyı düzenle bastırdığımızdır. Çünkü ölüm, gidenle ilgili değildir kalanların yeniden yaşamak zorunda kalmasıyla ilgilidir. Toprak aynı kalır. İsim sessizdir. Geriye şu soru kalır. 
Biz kimi teselli ediyoruz?
Çünkü bu dünyada yapılan her şey, yaşayan ölüler içindir.
  
Ama bu, ölüleri yok saymak değildir. Çünkü anma, mezar, söz ve sessizlik onlara ulaşmasa da onlardan kopmaz. Yapılanlar gidenin değerini inkar etmek için değil, onun yokluğuyla yaşamayı öğrenebilmek içindir. Ölüler artık ihtiyaç duymaz ama iz bırakırlar. Bu dünyada yapılan her şey yaşayanlar içindir, ölüler ise o yapılanların nedenidir.
13 görüntülenme
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 4 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 27 Temmuz 2024 Türkiye, İstanbul
Küçük sarı çiçekleri ve ince gövdesiyle isminin hakkını veren Zarif kıskıs. Petal (taç yapraklar) açık sarı, 5-12 mm. Petal 5 dişli, 9-11 mm uzunluğunda; tüp silindirik, 3,5-4,3 × 0,3 mm, beyaz, orta noktanın üstünde kısa tüylü. Filamentler 1,1-1,2 mm uzunluğunda, sarımsı. Çiçekler erselik. Stilus (dişicik borusu) yaklaşık 6.5 mm uzunluğunda, soluk sarı. Yamaçlar, orman açıklıkları ve tarlalarda görülen bitki umumiyetle nisan ve ağustos ayları arasında çiçek açar.
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close