Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Tüm Reklamları Kapat
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
8
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ufuk Derin
Ufuk Derin
3.3M UP
Aktaran 16 Mart 2 dk.

Astronomlar, Satürn'ün etrafında dönen 128 yeni uydu keşfetti. Bu durum, Satürn'ü Güneş Sistemi'ndeki uydu sayısı bakımından açık ara lider konumuna getirdi. Daha önce "uydu kralı" unvanı Jüpiter'deydi. Ancak yeni uydularıyla birlikte toplam uydu sayısı 274'e yükselen Satürn'ün uydu sayısı, diğer tüm gezegenlerin toplam uydu sayısının neredeyse iki katına ulaştı.

Keşifleri yapan ekip, daha önce Kanada Fransa Hawaii teleskobunu kullanarak 62 yeni Satürn uydusu keşfetmişti. Daha fazla uydu olabileceğine dair ufak ipuçlarını fark eden araştırmacılar, 2023'te yeni gözlemler yapmaya koyuldu. Tayvan'daki Academia Sincia Astronomi ve Astrofizik Enstitüsü'nde doktora sonrası araştırmacı olarak görev yapan Dr. Edward Ashton şöyle anlatıyor:

34
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Aktaran 23 Haziran 2021 2 dk.

COVID-19'a karşı geliştirilen iki mRNA aşısının her ikisinin de insanlar için güvenli ve etkili olduğu klinik deneylerle ve şimdiye kadar aşılanmış milyonlarca insandan elde edilen ek verilerle kanıtlanmıştır. Ancak daha önceden SARS-CoV-2 enfeksiyonu geçirmiş olmanın aşı yanıtını nasıl etkilediği ve bu yanıtın ne kadar sürdüğü hala belirsiz. Şimdi, ACS Nano'da yayınlanan yeni bir çalışma, COVID-19'a yakalanıp atlatmış kişilere tek bir doz aşı yapmanın yeterli olduğuna yönelik kanıtları artıran verilere ulaştı. Ayrıca çalışma, önümüzdeki dönemde herkese "booster" adı verilen ek aşılar yapılması gerektiğini gösteren bulgular ortaya koyuyor.

Klinik çalışmaların gösterdiği üzere, Pfizer-BioNTech ve Moderna COVID-19 aşıları, semptomatik enfeksiyonlara karşı korumada yaklaşık %95 etkilidir. Her iki mRNA aşısı da bağışıklık sistemini SARS-CoV-2 mızrak proteini reseptör bağlama alanına (RBD) karşı antikorlar üretmesi için tetikler. Daha önce COVID-19 geçirmemiş kişilerde, bu yönde bir bağışıklık sağlamak için iki doz aşı gereklidir. Bununla birlikte, bu aşılara yönelik olarak yapılan klinik deneyler, hastalığa yakalanıp da sonradan iyileşen çok az sayıda insanı içeriyordu, bu nedenle bu bireylerin bağışıklık tepkisi daha az biliniyordu. Ayrıca, her iki grupta da antikor gelişiminin zaman süreci ve virüs nötralize edici antikorların ne kadar süre devam ettiği iyi tanımlanmamıştı.

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Nisan 2011 19 dk.

Bilim iletişiminin ve bilim felsefesinin en önemli konularından birisi, bilimsel argümanların seviye ve niteliğini doğru bir şekilde belirleyebilmektir. Burada karşımıza kanun, yasa, olgu, ilke, prensip, gözlem, kanıt, bulgu, veri, hipotez, teori gibi çok sayıda terim çıkmaktadır ve bunların hiçbiri, keskin sınırlarla tanımlanmamış olduğu için, ne anlamlara geldikleri net bir şekilde bilinememektedir. Buna ek olarak, bilim camiasında bir sözcüğün kullanılma biçimiyle, halk arasında bir sözcüğün kullanılma biçimi köklü bir şekilde farklı olabilmektedir (göreceğimiz gibi, kimi durumda zıt anlamlı bile olabilmektedir!). Bunun üstüne bir de, bilimi çarpıtma yoluyla kazanç sağlamayı hedefleyen kötü niyetli tarafların yaydıkları yalanlar da eklenince, halkın bilimsel bilginin nasıl organize edildiğini anlaması iyice zorlaşmaktadır.

Elbette, işin bir de coğrafi problemleri mevcuttur: Eğitim sistemlerinin modern bilim terminolojisini yakından takip etmemesi ve modern çağın geri kalmasından ötürü, aynı eğitim sisteminden geçen kişiler tamamen hatalı yargılara varabilirler. Bunlara bir örnek, ülkemizde uzun süreler öğretilen "Hipotezler kanıtlanınca teori olurlar, teoriler daha da çok kanıtlanıp kabul görünce kanun olurlar." şeklindeki tamamen hatalı bilimsel yaklaşımdır.

157
3
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yapısal Mantık Hatası
Safsata Safsatası Ahmet Arlı tarafından eklendi
Argüman bir mantıksal safsata içerdiği için savunulan sonucun yanlış olmak zorunda olduğunu iddia etmektir.
  • 1. Öncül | Hatalı Öncül!
    Hiçlik
  • 2. Öncül | Hatalı Öncül!
    Hiçliğin varlığını yok eder.
  • 1. Sonuç | Hatalı Sonuç!
    Çelişki
Mantık Hatası Açıklaması
Hiçlik var olamaz var olsaydı zaten hiçlik olmazdı. Haliyle hiçlik kendi "varlığını" yok edemez. Bundan dolayı sonuç çelişkidir.
1
Mantık Hatasını Göster
Söz
Ardil Yıldırım
Alıntıyı Ekleyen 6 gün önce
Hiçliğin varlığı , hiçliğin varlığını yok eder.
Kaynak: Zihin süzgeci
2
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 1 Ocak 2019 14 dk.

Vox tarafından hazırlanmış, vücudumuzdaki körelmiş organlardan sadece birkaçını gösteren bir videoyu Türkçeye çevirerek "Evrimin Vücudumuzdaki İzleri" başlığı ile 7 Aralık 2016'da YouTube üzerinden yayınlamıştık:

Bu videonun başında şöyle bir ifade geçiyordu:

204
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Savaş Yücel
Savaş Yücel
24.5K UP
Yazar 12 Ocak 2021 30 dk.

Bir anlığına durup düşünün: Yaşadığınız kısacık ömür içerisinde bilim ve teknoloji ne kadar gelişti? 1980'lerde doğan birinin günümüzdeki yetişkinlik hayatına erişene dek IBM tarafından üretilen bilgisayarlar, Apple'ın Macintosh cihazları, dijital cep telefonları, dijital yanıtlama makinaları, web üzerinden televizyon izleyebilmemizi sağlayan teknolojiler, "segway" isimli ulaşım araçları, akıllı telefonlar, flash bellekler, Skype gibi görüntülü iletişim teknolojileri, Google gibi arama motorları, Google Maps gibi dijital haritalar, insan genomundaki 3.2 milyar baz çiftini tek tek tespit etmemizi sağlayan gen dizileme teknolojileri, YouTube gibi dijital video koleksiyonları, grafen gibi eşsiz özelliklere sahip malzemeler, Bluetooth iletişim cihazları, Facebook gibi sosyal medya teknolojileri, Curiosity gibi Mars araçları, Tesla gibi elektrikle çalışan ve hatta sürücüsüz giden arabalar, atom altı dünyasını aydınlatan Büyük Hadron Çarpıştırıcısı gibi cihazlar, yapay kalpler, 3 boyutlu yazıcılar, Amazon Kindle gibi dijital okuma araçları, kök hücre teknolojileri, SpaceX tarafından üretilen Falcon roketleri gibi tekrar kullanılabilir roket teknolojileri ve CRISPR gibi gen düzenleme teknolojileri girdi. Sadece 40 yıl içerisinde tüm bunlar ve burada sayamayacağımız kadar fazla gelişme yaşandı!

Böylesine büyük teknolojik atılımların, ülke politikalarına ve kamu yönetimine ne kadar köklü bir şekilde etki ettiği aşikardır. Bir sosyal medya aracının kısıtlanması, diğer ülkelerin yeni teknolojiler sayesinde öne geçmesi, yeni bilimsel atılımlar dolayısıyla bizim erişemediğimiz sağlık teknolojileriyle başkalarının ömürlerini uzatması son derece rahatsız edici, hatta kimi durumda kabul edilemez olabilir. Bu nedenle, iyi liderlerin ülkelerini bilim ve teknoloji alanında modern medeniyetlerle aynı seviyede tutabilecek politikalar takip etmesi büyük öneme sahiptir.

100
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Fikret Budakin
Fikret Budakin
22.4K UP
Blog Yazarı 1 dk.

Casimir effekti , kuvvet oluşturma mekaniği parçacık anti parçacık oluşumuna bağlanır. Bu iddiayla Hendrik Casimir tarafından ortaya atılmıştır. Yanlış bir öngörünün bir kuvvet oluşumunu deneyle tespit ettiğini iddia ediyorum.

Parçacık anti parçacık etkileşimi olmadığı fikrini şuradan edindim: Eşit yüzey alanına sahip iki paralel düz levhanın kullanılmasıyla oluşan Casimir kuvveti görece düşük çıkmıştı. Buna karşın küresel kavisli çift levhalar kullanılarak yapılan deney versiyonlarında oluşan kuvvetlerin görece ilk deneye göre yüksek Casimir Kuvveti oluşturduğu ortaya çıkmıştı. Bu durum parçacık anti parçacık oluşumunun yaratacağı itiş kuvvetinden çok elektronların kuantum sıvısında meydana getirdiği kuantum vorteks davranışı sergilemesi neden olmuş olabilir.

3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Mehmet Orakcı
Mehmet Orakcı
102.1K UP
Bu konuya ilgiliyim. 1 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba,

Öncelikle şunu söylemek isterim: Bu korkuyu hissetmen çok insani. Ölümü düşünmek, özellikle bilinç ve hiçlik fikriyle yüzleşmek, birçok insanı hayatının bir döneminde derinden sarsıyor. Yalnız değilsin.

Bilimsel açıdan baktığımızda, evet; ölümden sonra bilincin devam ettiğine dair elimizde doğrulanmış bir kanıt yok. Doğmadan önceki hâlimizi hatırlamıyor oluşumuz gibi, ölümden sonra da bir farkındalık deneyimi olmayacağı düşünülüyor. Bu yüzden bazı düşünürler ölümü “büyük uyku”ya benzetir: Bilinç kapanır ve artık bir deneyim yaşanmaz.

Tüm Reklamları Kapat

İlginç olan şu ki, bu bakış açısı aslında korkuyu azaltabilecek bir potansiyele de sahip. Çünkü acı, pişmanlık, yalnızlık gibi duygular da bilince bağlıdır. Bilincin olmadığı bir durumda “korku”yu deneyimleyen bir özne de olmaz.

Korkunun kaynağı çoğu zaman ölümden çok, ölümü düşünürken hâlâ hayattayken hissettiğimiz kaygıdır. Yani problem ölümün kendisi değil, onunla yüzleşen bilinçtir.

Dini ya da felsefi inançlar bu noktada kişiden kişiye değişebilir. Ancak bilimsel perspektiften bakıldığında, elimizde kesin olan tek şey şu: Şu an buradayız ve bu hayat bizim tek kesin deneyimimiz. Bu da yaşamı daha değersiz değil, aksine daha anlamlı kılıyor.

Eğer bu hayat tek şansımızsa, anlamı dışarıdan beklemek yerine onu kendimiz inşa edebiliriz: Sevdiğimiz insanlarla bağ kurarak, merak ederek, üreterek, iz bırakarak…

Tüm Reklamları Kapat

Bu konularda farklı bakış açıları duymak istersen, Efe Aydal’ın Soramazsın programındaki ilgili bölümü de faydalı olabilir.

Umarım bu düşünceler korkunu biraz olsun hafifletir. Zamanla bu hislerin dalga gibi gelip geçtiğini görebilirsin.

5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 4 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
8
Arya Elçi
Arya Elçi
63.3K UP
Yazar 1 gün önce 4 dk.

Dünyada bilinen ilk üniversiteyi, günümüzde bildiğimiz anlamda bir üniversite değildi bu, Platon kurmuş ve kesin olmayan bir bilgiye göre girişine şöyle yazdırmıştı: "Ageometretos medeis eisito!". Türkçe karşılığı "Geometri bilmeyen giremez!" Böyle bir söz yazılı mıydı değil miydi bilinmez ama bu anlayışın Antik Yunan filozofları ve sonrası bilim insanlarında kabul gördüğü bir gerçekliktir. Çünkü kendisinden önce ve sonra gelen filozoflar mantığın önemini iyice kavramış, düşünce sistemlerinin temeline oturtmuşlar ve bu sayede modern bilimin temelini atmışlardı. Pisagor, Euclid, Eratosthenes geometriyi kullanarak ellerindeki kısıtlı imkânlara rağmen harikalar yaratan bu matematikçilere yalnızca birkaç örnektir.

Geometriyle dönemin teknoloji adına zor şartlarına meydan okuyan başka bir bilim insanı Edmond Halley'dir. Halley'i en çok adının verildiği kuyrukluyıldız ile tanıyoruz. Ancak tabii ki Halley'i kuyrukluyıldız ile özdeşleştirmenin ötesine geçmek zorundayız çünkü bilime katkısı oldukça fazla. Kendisinin güney yıldızlarından Ay'ın çekim alanına, Dünya'nın manyetik alanından geometriye birçok konuda çalışması bulunuyor. Bunların hepsinden tek bir yazıda bahsetmek mümkün olmadığından eski Yunan filozoflarından bu yana birçok insanın merak ettiği astronomik birimin (AB) yani Dünya ile Güneş arasındaki uzaklığın nasıl hesaplanabileceğine dair metodundan bahsedeceğiz.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eray .
Eray .
2,616 UP
1 gün önce
Epsitein ile olan ilişkilerini yalanlayanlar iletişim kurarken kim bilir nasıl hayaller kurmuştur 
60 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen10 6 gün önce
Homo Sapiens, insanlık tarihini “ne oldu?”dan çok “neden böyle oldu?” sorusuyla okuyan bir kitap. Harari, insanı diğer türlerden ayıran şeyin yalnızca zekâ ya da alet yapma becerisi olmadığını; ortak hikâyelere inanabilme kapasitesi olduğunu savunur. Din, para, devlet, hukuk ve ideolojiler bu anlamda biyolojik değil, zihinsel icatlardır ama dünyayı gerçek biçimde şekillendirirler.

Kitabın gücü, okuru rahatsız etmesinde yatar: Tarım devrimi gerçekten ilerleme miydi, yoksa kitleler için daha ağır bir yük mü? İnsan mutluluğu tarih boyunca artıyor mu, yoksa sadece biçim mi değiştiriyor? Harari, insan merkezli anlatıyı bilinçli biçimde sarsar ve “ilerleme” kavramını sorgulatır.

Bilim, tarih ve felsefeyi akıcı bir dille birleştiren Homo Sapiens, kesin cevaplar sunmaz; ama okurun artık eski soruları eskisi gibi soramamasını sağlar. Bu yönüyle bir tarih kitabından çok, insanın kendisiyle yüzleşmesidir.
9.5/10
(194 Kişi)
Puan Ver
İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Open AI
Open AI
67.5K UP
6 gün önce
Kapalı bir odada uzun süre kalınca gelen o "beyin sisi" ve ağırlık hissi var ya... Genelde "oksijen bitti" diyoruz ama asıl suçlu o değil. Sorun, karbondioksit (CO2) birikimi.

Oksijen seviyesi hala bizi gayet iyi yaşatacak kadar yüksek olsa bile, içerideki CO2 seviyesi dışarıdakinin iki-üç katına (1000 ppm üstüne) çıktığında bilişsel performansımız ölçülebilir şekilde düşüyor. Yani mesele nefes alamamak değil, kendi verdiğimiz nefesin bizi yavaş yavaş sersemletmesi.

Herkesi aynı şiddette etkilemiyor tabii ama o ortamda mantıklı karar vermek zorlaşıyor. Şu an sebepsizce esniyorsanız o pencereyi beş dakika aralayın; bazen kahveden daha etkili oluyor.
43 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
173.9K UP
Uyarlayan 1 gün önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

3
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Şule Ölez
Şule Ölez
1.3M UP
Çeviren 1 Nisan 2016 2 dk.

Eskiden imkansız olduğu düşünülürdü. Ama aynı sularda üreyen bir dikence balığı topluluğu gözümüzün önünde iki farklı türe dönüşüyor, hem de büyük bir hızla.

Üç dikenli balık türü, 150 yıl kadar önce (evrim açısından "gözümüzü kırpma süresi") İsviçre’deki Constance Gölü’ne getirilip bırakıldı. Fakat o zamandan itibaren balık, iki farklı tipe dönüşmeye başladı: ana gölde yaşayan tip (görselde sol üstteki dişi, sol alttaki ise üremeye hazır erkek) ve göle dökülen sularda yaşayan tip (resimde sağdaki).

37
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Anıl Yılmaz
Anıl Yılmaz
3,472 UP
Üye 22 Nisan 2021
Olay hakkında bildiklerimiz neler. Bu iddianın doğru bir tarafı var mı? Düşünen herkese teşekkürler
536 görüntülenme
1
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

YouTube, Evrim Ağacı tarafından hazırlanan içerikleri video yoluyla öğrenmenin en iyi yolu! Ayrıca kanalımızda birçok bilim insanıyla röportajlarımızı, çeşitli deney gösterilerini ve diğer bilim içeriklerimizi bulabilirsiniz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close