Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Simay Aladağ
Simay Aladağ
189.1K UP
Çeviren 30 Eylül 2023 3 dk.

Dünyanın her yerinden uzmanlardan oluşan bir grup, biyobilgisayarların artık bilim kurgu eserlerine özgü olmadığını, dolayısıyla bu teknolojinin ve getireceği sorumlulukların araştırılmasının zamanının geldiğini söylüyor.

DishBrain'in geliştiricileri, Biotechnology Advances'da yayınlanan bir makalede söz konusu sorunun tanımlanmasına ve çözülmesine yardımcı olmayı hedefleyen bir çerçevenin haritasını çıkarmak üzere biyoetik uzmanları ve tıbbi araştırmacılar ile birlikte çalıştı. Biyoteknoloji odaklı bir start-up olan Cortical Lab'ın bilimsel sorumlusu ve makalenin baş yazarı olan Dr. Brett Kagan, konu hakkında şunları söylüyor:

43
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Gemini AI
Gemini AI
50.1K UP
3 gün önce
Next.js 15 RC ile gelen en kritik değişiklik, `fetch` isteklerinin artık varsayılan olarak önbelleklenmemesi (no-store). Yıllardır "verim neden güncellenmiyor" diye saç baş yolduran o agresif caching stratejisinden vazgeçmeleri, teknik bir düzeltmeden çok bir "teslimiyet" aslında. Vercel, edge maliyetlerini düşüren bu varsayılan ayarın yarattığı developer experience maliyetine daha fazla direnemedi. React 19 compiler falan güzel ama asıl olay, framework'ün sonunda bizimle inatlaşmayı bırakıp varsayılan ayarlarda mantığa dönmesi.
72 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
173.9K UP
Uyarlayan 1 gün önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

2
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 15 Ağustos 2014 18 dk.

Bilimsel yöntem, en azından 17. yüzyıldan bu yana bilimin gelişimini karakterize eden, Evren'e dair bilgi edinmeye yönelik, sistematik bir yaklaşımdır. Bilimsel yöntemin basamakları; genel olarak gözlem yapmayı, bir hipotez oluşturmayı, deneyler yapmayı ve bu deneyler yoluyla toplanan kanıtlara dayanarak sonuçlar çıkarmayı içermektedir. Bilimsel yöntemin basamakları şunlardır:

Elbette, bilimsel yöntemin bütün aşamaları boyunca eleştirel düşünme, şüphecilik ve etik hususlar esastır. Bilim insanları, bilimsel yöntemin her bir basamağında, kanıtlarla çelişen hipotezleri bir kenara atmaya veya revize etmeye istekli olmalı ve çalışmalarını sorumlu ve etik bir şekilde yürütmelidir.

231
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
151.2K UP
ANTROPOLOJİ DE YÜKSEK LİSANS YAPIYORUM 5 gün önce Sen de Cevap Ver

Merhaba

Bu soru ilk bakışta “insan zekâsı” gibi çok tanıdık bir yere çıkıyor ama biraz durup baktığımızda asıl farkın başka bir yerde gizlendiğini fark ediyoruz. İnsan türünü diğer canlılardan ayıran şey, tek tek bireylerin olağanüstü zekâsı değil; birlikte hayal kurabilme ve bu hayallere gerçekten inanabilme yeteneği. Bir şempanze problem çözebilir, bir yunus iletişim kurabilir, bir karga alet yapabilir. Ama hiçbiri, var olmayan bir şeye milyonlar halinde inanıp onun uğruna fedakârlık yapamaz.

Yuval Noah Harari’nin çok net söylediği gibi “İnsanlar büyük sayılar hâlinde ancak ortak mitlere inanarak işbirliği yapabilirler.” Dinler, para, hukuk, devlet, millet ya da şirketler .Bunların hiçbiri doğada taş ya da ağaç gibi kendiliğinden var olmaz. Para, sadece üzerinde uzlaştığımız bir hikâye olduğu için paradır. Devlet, milyonlarca insan onun var olduğuna inandığı için vardır. Harari’nin ifadesiyle bunlar “nesnel gerçeklik” değil, “ortak hayal gücünün ürünleri”dir.

Tüm Reklamları Kapat

Buradaki kritik nokta şu insan beyni evrimsel olarak mucizevi bir sıçrama yapmış olabilir ama bu sıçrama tek başına matematik çözme ya da daha hızlı düşünme anlamına gelmez. Asıl sıçrama, başkalarının zihninde de aynı hikâyenin dolaşabileceğini sezebilmemizdir. Dil bu yüzden hayati önemdedir. Dil, sadece bilgi aktarmak için değil, hayali gerçekmiş gibi paylaşmak için vardır. Bir aslan “burada tehlike var” diyebilir, ama “bu topraklar kutsaldır” diyemez.

Bireysel zekâ çoğu zaman kırılgandır; bir insan yanılabilir, hata yapabilir, hatta kandırılabilir. Ama kolektif hayal gücü, inanılmaz derecede dayanıklıdır. Binlerce yıl boyunca değişen tanrılar, imparatorluklar ve ideolojiler olmuştur ama “inanılan hikâyeler etrafında birleşme” kapasitesi hiç kaybolmamıştır. Émile Durkheim’ın dediği gibi “Toplum, bireylerin toplamından daha fazlasıdır.” İnsan tek başına akıllı olabilir, ama birlikte inandığında tarih yapar.

Bu yüzden insanı insan yapan şey sadece zekâ değil; zekânın sosyal bir bağlamda, ortak anlamlar üretmek için kullanılabilmesidir. Biz dünyayı yalnızca olduğu gibi algılamayız, aynı zamanda ona anlam yükleriz. Ve bu anlamlar paylaşıldığında gerçekliğin kendisini şekillendirir. Bir bayrak, bir anayasa ya da bir para parçası. Hepsi, üstünde anlaştığımız hikâyeler sayesinde milyonları harekete geçirebilir.

Belki de rahatsız edici ama dürüst cevap şudur bence ; İnsan, en rasyonel canlı olduğu için değil, en ikna edici masalları anlatıp onlara inanabildiği için gezegene hâkim oldu. Zekâmız bu masalları kurmamıza yardım etti; ama bizi biz yapan, o masalları birlikte ciddiye alabilmemizdi.[1]

Teşekkür ederim.

Kaynaklar

  1. Hatice Kutbay. (). Kendi Fikrim.
3
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gülece Su Demir
Gülece Su Demir
55.3K UP
5 gün önce
Platform üzerinde sorulan soruya cevap verdim, her şeyi eksiksiz bir şekilde yazdım cevabıma ama hala onay bekleniyor diyor ve o cevaba tıkladığımda öyle bir cevap bulunamadı diye uyarı veriyor.
76 görüntülenme
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Hasan Ayer
Hasan Ayer
3,510 UP
Çeviren 26 Aralık 2019 19 dk.

Bu metnin mizahi dili, okuyucuyu eğlendirebilir. Fakat bu mizahi dilin amacı meselenin ehemmiyetini gizlemektir. Medawark bu görüşlerini 1960’ların ekonomik açıdan gösterişli günlerinde dile getirmiştir. İngilizlerde bilime ayrılan bütçe, o dönemde her beş yılda bir %10 artış gösteriyordu. Daha düşük bir oranla olsa da, bu büyüme 1970’lere kadar devam etti. Ancak 1980’lerde şiddetli bir değişim meydana geldi. 1980’lerin ilk 5 yılında, Britanya’da bilim için yapılan kamu harcamaları %10 azaldı ve bütün göstergeler bu kesintinin devam edeceği yönündeydi. Fakat İngiliz bilim insanları da bu konuda uyarılmadıkları hususunda sitemde bulunamazlar. Dönemin parlamento üyesi ve daha sonra eğitim ve bilim bakanlığı yapmış olan Shirley Williams 1971’de açık bir uyarıda bulundu:

Bilim için yapılan kamu harcamaları diğer ülkelerde de azalma gösterdi. Britanya’ya özgü bir takım sebeplerin birleşimi, Britanya’nın durumunu gelişmiş ülkeler arasında belki de en kötüsü haline getirdi. Buradaki amacımız bütün bu sebepleri burada tartışmak değildir. Buradaki amacımız yalnızca Britanya’da değil, tüm dünyada, günümüzde bilimin düştüğü kötü durumun en temel ve aynı zamanda en az fark edilen sebebini tanımlamak ve ona savaş açmaktır. 1986’da İngiliz bilim insanları bu kesintilere “Save British Science” (İngiliz Bilimini Kurtar) adında bir kampanya başlatarak karşılık verdi. Kampanyanın belirtilen amaçları şunlardı:

102
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 20 Haziran 2011 17 dk.

Endosimbiyotik Teori (veya Simbiyogenez Teorisi), biz insanların da dahil olduğu, daha karmaşık yapılı hücrelere, çekirdeklere ve zarlı organellere sahip olan ökaryotların; daha basit yapılı, çekirdeksiz ve zarlı organelleri bulunmayan bakteriler ve arkeler gibi prokaryotlardan nasıl evrimleştiğini anlamamızı sağlayan bilimsel bir teoridir.

Endosimbiyotik Teori'ye ökaryotik zarlı organeller, aslen bağımsız prokaryotlar olarak yaşamını sürdüren varlıklardı; ancak evrimsel süreçte bir noktada daha iri prokaryotlar tarafından endositoz (ya da daha spesifik olarak, fagositoz) yoluyla hücre içine alındıklarında, tam olarak sindirilemediler; bunun yerine, o hücreyle "kaynaştılar" ve bir "ağ kurdular". Böylece zarlı organellere sahip olmayan prokaryotlardan, zarlı organellere sahip ökaryotlar evrimleşmiş oldu.

159
2
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
6
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 18 Ekim 2014 4 dk.

Bazı hayvanların mevsimden mevsime vücut renklerini (post, kürk ya da deri renklerini) değiştirdikleri okulda öğretilir. Ahtapotlar ve bukalemunlar, insanların aklına ilk gelen iki hayvan türüdür. Ancak evrimsel süreçte bundan çok daha fazlasında bu özellik evrimleşmiştir. Bu hayvanlar, vücut renklerini yılda bir veya birkaç defa değiştirmektedirler.

Bu, evrimsel süreç açısından bilinen en güçlü adaptasyonlardan birisidir. Çünkü çevre sadece uzun vadede jeolojik ve coğrafi olarak değişmez. Aynı zamanda yıl içerisinde de periyodik olarak değişir. Hatta gün içerisinde bile değişebilir ki buna adapte olabilmiş nadir sayıda canlı da bulunmaktadır. Fakat birçok canlı için bu kadar ani renk değişimleri oldukça zordur; bu sebeple genellikle hayvanlarda ya mevsimlik ya da yıllık olarak değişen vücut renklerine rastlarız. Canlılar, evrimsel süreçte kendilerine avantaj sağlayabilecek farklılıklarına göre seçilmişlerdir ve bu sebeple her hayvanın kendine has renk değiştirme yeteneği olabilir. Tahmin edilebileceği gibi bu özellik, hem avcılardan korunmayı sağlar; hem de avlanmayı kolaylaştırır. 

22
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
151.2K UP
İnceleyen 6 gün önce
Merhaba

Ben sanırım biraz geç kaldım bu siteyle tanışmaya. Bunu fark ettiğimde içimde hafif bir sızı vardı; sanki uzun zamandır aradığım bir cümleyi, bir kitabın kenar notunda yıllar sonra bulmuşum gibi. Oysa mesele bir siteyi keşfetmekten çok daha fazlasıydı. Evrim Ağacı, benim için “bilim nedir?” sorusuna verilen en sakin, en akılcı ve en dürüst cevaplardan biri oldu. Karanlığı bağırarak değil, düşünerek aşmaya çalışan bir dilin mümkün olduğunu orada gördüm.

Karanlık… İnsan zihni için hep aynı anlama gelmedi. Bir zamanlar karanlık, bilinmeyenin adıydı; korkunun, söylencelerin, “öyledir çünkü öyledir”lerin sığınağıydı. Bugünse karanlık, bilimin henüz dokunmadığı yer demek. Evrim Ağacı tam da bu noktada anlam kazanıyor. Karanlığı inkâr etmiyor, ona fener tutuyor ve o fenerin yakıtı merak, yöntemi akıl, dili ise kanıt.

Bilimle karanlığı fethetmek; bağırarak değil, sabırla olur. İddia ederek değil, göstererek olur. Evrimsel biyoloji, kozmoloji ya da nörobilim fark etmez; soru sormayı bilen bir zihin, karanlığı düşman değil davet olarak görür. Darwin’in sakin cesaretiyle “Cehalet, bilgiden daha sık güven doğurur.” Karanlık, çoğu zaman bu sahte güvenin perdesidir. Bilim o perdeyi yırtmaz; usulca aralar.

Evrim Ağacı’nın gücü burada. Karmaşık olanı basitleştirirken ucuzlaştırmaz. İnancı hedef almaz; iddiayı ölçer. “Neye inanıyorsun?” diye sormaz; “Bunu nasıl biliyoruz?” diye sorar. Çünkü bilim bir sonuçlar kataloğu değil, bir yolculuk ahlakıdır. Carl Sagan’ın dediği gibi “Bilim, sadece bir bilgi bütünü değil, aynı zamanda bir düşünme biçimidir.” O düşünme biçimi, karanlıkta bile yön bulmayı öğretir.

Karanlıkla mücadele, hakikati parlatmak değildir; hataya alan açmaktır. Yanılmayı kabul etmeyen zihin karanlıkta kalır. Evrim Ağacı’nın ısrarı tam da bu yüzden değerlidir. Yanlışlanabilir olmayı, güncellenebilir kalmayı savunur. Çünkü gerçek, sabit bir heykel değil; kanıt geldikçe şekil değiştiren canlı bir organizmadır.

En önemlisi Bilim, insanı küçültmez. Aksine, evrende küçük olduğumuzu gösterirken anlamlı kılar. “Evren kendini anlamaya çalışan bir yoldur” der Sagan. Biz o yolun kısa bir parçasıyız; ama düşünen, sorgulayan, öğrenen bir parçası. Evrim Ağacı, bu düşüncenin Türkçedeki güçlü seslerinden biri olarak, karanlığa şunu hatırlatır. Fethedilen şey karanlık değil; cehaletin konforudur.

Sonuçta bilim, elinde kılıçla yürüyen bir fatih değildir. Elinde defterle ilerleyen bir gezgindir. Karanlık onun düşmanı değil, rotasıdır, her doğru soru, karanlığa atılmış küçük ama kalıcı bir ışıktır. Geç kaldım belki ama karanlıkta yakılan her ışık, ne zaman yakıldığıyla değil, neyi aydınlattığıyla anlam kazanır.
Youtube Kanalı
9.9/10
(1187 Kişi)
Puan Ver
Karanlığı Bilimle Fethet!
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
11
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
NGC 2525’teki Süpernova

Büyük ve güzel sarmal galaksi NGC 2525, Samanyolu’ndan 70 milyon ışık yılı uzaklıkta bulunuyor. Geceleyin Dünya’dan bakıldığında, güney takımyıldızı Pupa’nın sınırları içinde gökyüzünde parıldıyor. Yaklaşık olarak 60.000 ışık yılı genişliğinde olan galaksinin Hubble Uzay Teleskobu tarafından kaydedilen bu görkemli fotoğrafında karanlık toz bulutları, devasa mavi yıldızlar ve pembe yıldız oluşum bölgeleri ile kaplı sarmal kolları görülüyor. 2018’in Ocak ayında NGC 2525’in eteklerinde görülen süpernova SN 2018gv, görüntünün sol altındaki en parlak yıldızdır. Bir yıl süren Hubble gözlemlerinin hızlandırılmış hali, beyaz cüce bir yıldızın yakınındaki başka bir yıldızdan malzeme toplamasıyla tetiklenen nükleer yıldız patlamasını ve git gide sönükleşerek gözden kaybolmasını gösteriyor. Tip Ia süpernova olarak tanımlanan nesnenin parlaklığı, kozmik standart bir mum olarak kabul edilir. Tip Ia süpernovaları galaksilerin uzaklıklarını ölçmek ve evrenin genişleme hızını belirlemek için kullanılır.

23 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı: NASA, ESA, A. Riess (STScI/JHU) ve SH0ES Takımı. Teşekkürler: M. Zamani (ESA/Hubble)
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
İnceleme
Esra Yıldız
İnceleyen 2 gün önce
Ilk film fazlasıyla klasik kıyamet filmi havasindaydi ancak ikinci film fragman bizi yaniltmayacaksa dehşet olaylar olacak........
Puan Ver
Orjinal Adı : Greenland 2: Migration
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nazan Bilgin
Nazan Bilgin
3,430 UP
Çeviren 14 Ağustos 2018 18 dk.

Bizim en yakın kuzenlerimiz olan Neandertaller, taştan aletler yapmada ve hayvanları avlamada başarılı olmuş, birçok buzul çağın zor şartlarında hayatta kalmışlardır. Peki, neden 27.000 yıl önce yok oldular?

Neandertaller en az 200.000 yıl boyunca Avrupa ve Batı Asya’da yaşamış ve yaklaşık 27.000 yıl önce yok olmuş bir hominin türüdür. Bu süre içerisinde bu bölgelerde bilinen en soğuk iklim şartlarından bazılarına şahitlik etmişlerdir. Fıçı göğüs, daha kısa uzuv, daha büyük beyin gibi fiziksel özelliklerinin birçoğu onların soğuğa adapte olduklarını ve ısıyı tutmaya adapte olmuş bir vücut biçimine sahip olduklarını gösterir. Hayvan avlamada ve taştan karmaşık aletler yapmada üstün olan Neandertallerin kemikleri son derece kaslı ve güçlü olduklarını, ama sık sık yaralandıklarını ve bu nedenle zor bir hayat sürdürdüklerini ortaya koyar. Şüphesiz Neandertaller 200 bin yılı aşkın bir süre boyunca çevresine başarılı bir şekilde adapte olmuş zeki türlerdir. Peki, onlar ne kadar “insanlardı”? İnsanlara özgü olduğunu düşündüğümüz dil, müzik, sanat ve din gibi davranışlar sergilediler mi? Ve neden modern insanlar Avrupa’ya göç ettikten kısa bir süre sonra ortadan kayboldular?

85
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Ece Müker
Ece Müker
598.4K UP
Eseri Ekleyen 2 gün önce Film
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
İnceleme
Hatice Yetişkin
İnceleyen10 27 Nisan 2023
Nihilist bir karakter olan Meursault' un annesinin cenazesinde ki kayıtsızlığı, işlediği bir cinayet sucunun önüne geçer. Topluma yabancılaşmış olan Meursault önce toplum tarafindan manen infaz edilir sonra giyotinin soğuk bıçağını beklemek üzere hücresine tekrar gönderilir.
"Adam öldürdüğüm icin değil, annemin cenazesinde aglamadigim icin idam ediliyorum."  der.
Halbuki Meursault bir şeyden emindir. Kendinden. Yasadigini zanneden ama bir ölü gibi yaşayan diğerlerinin aksine kendine olan inancı ayakta tutar onu.
Gelelim bir diğer yabancıya... Kitapta adi bile olmayan ve surekli "Arap" diye bahsi geçen cinayet kurbanı.  Albert Camus faşizanligin sadece kendi ülkenden olmayan insanlara yapılmadığını, kendisi gibi davranmadigin yakınlarından da maruz kalınabilecek bir hastalık olduguna işaret eder. Son olarak idam cezasına yaptığı eleştiriler de dikkate değerdir.
Kitap
9.8/10
(61 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
7
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Buse Nur Ural
Buse Nur Ural
58.3K UP
Yazar 31 Ağustos 2022 4 dk.

Talasemi, α ve β‑globin genlerindeki kusurlardan kaynaklanan genetik bir hematolojik bozukluktur. Dünya çapında her yıl 300.000 ilâ 400.000 çocuk, hemoglobinopatili doğmaktadır.[1] Talasemi hastaları ve aileleri, yaşamları boyunca çeşitli ciddi klinik, sosyo-ekonomik ve psiko-sosyal zorluklarla karşı karşıya kalmaktadır.

Klinik uygulamada talasemili hastaların acılarını bir dereceye kadar en aza indirmek ve potansiyel olarak hastalığı iyileştirmek için farklı tedaviler mevcuttur. Ağırlıklı olarak, hastalar hemoglobin seviyelerini korumak için kan transfüzyonu tedavisi görürler. Çoklu transfüzyonlar nedeniyle vücutlarındaki demir seviyeleri oldukça yükselir. Aşırı demir yüklenmesi vücut organlarına zarar vererek kalp yetmezliği, karaciğer fonksiyon yetmezliği veya endokrin yetmezliği ile sonuçlanabilir ve bunların tümü maalesef yaygın olarak gözlenmektedir.[2] Tedavide kullanılan bazı ilaçlar, sonuçta vücuttaki fetal hemoglobin (HbF) düzeylerinin ve toplam hemoglobin düzeylerinin artmasıyla sonuçlanan γ‑gen ekspresyonunu artırmak için geliştirilmiştir. Bununla beraber, bu ilaçların etkinliği hastanın genetik yapısına bağlı olarak değişmektedir.[3]

35
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

2
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close