3 Gezegenin Hikayesi: Merkür, Uranüs, Neptün ve... Vulcan? X Gezegeni?

3 Gezegenin Hikayesi: Merkür, Uranüs, Neptün ve... Vulcan? X Gezegeni?
Yazar Neil deGrasse Tyson
11 dakika
11,387 Okunma Sayısı
Notlarım
Reklamı Kapat

Bilim nedir? Hiç düşündünüz mü, "bilimsel yöntem" derken kastettiğimiz şey aslında ne? Bu yazıda oturup size bunun resmî tanımı üzerinden giderek, "Efendim işte bir gözlem yaparız, oradan yola çıkarak bir hipotez geliştiririz, onu test ederiz, yanlışlayabilirsek hipotezi terk eder veya değiştiririz." gibi şeyler anlatmayacağız. Bunlar, bilimin kağıt üzerinde nasıl işlediğidir. Bilimin kalbinde ne var? Cevap çok basit: Kandırılmamak. Öyle eş dost tarafından kandırılmamak da değil; doğa tarafından kandırılmamak. Kendimiz tarafından kandırılmamak. Richard Feynman bunu çok güzel bir şekilde ifade etmişti:

Bilim, kendi kendini kandırmamanın bir yoludur. İlk kuralı, kendini kandırmamaktır. Çünkü kandırılması en kolay kişi, kendinizsiniz.

Yani "bilimsel metot" dediğimiz şey, Neil deGrasse Tyson'ın ifadesiyle şöyle özetlenebilir:

Ne yaparsan yap, ama ne yaparsan yap, kendini kandırma. Bunun için ne gerekiyorsa yap.

Çünkü bir düşünün, istediğimiz kadar önyargıya ve inanca sahip olalım, onların doğru mu yanlış mı olduğuna karar veren nihai merci doğadır. Herhangi bir konuda, herhangi bir şeye inanıyor olabilirsiniz; ama doğadan deney yoluyla topladığımız veriler o inancınızla aynı fikirde değilse... Hatalısınız. Bitti. İstediğiniz kadar kavgaya tutuşun, sonuç değişmez.

Reklamı Kapat

3 Gezegenin Hikayesi

Bu nedenle doğaya çok zekice yaklaşmamız gerekiyor; aksi takdirde kültürümüzden, geçmişimizden, kendi zihinsel kurgularımızdan ötürü Evren'i olduğu gibi değil de, olmasını istediğimiz gibi anlamamız, dolayısıyla kendimizi aldatmamız kaçınılmaz. Ve bu yazıda sizinle paylaşacağımız üç gezegenin hikayesi, bilimsel yöntemin gücünü harika bir şekilde anlatıyor.

Uranüs ve Neptün'ün Dansı

1781 yılında büyük astronom William Herschel, Uranüs isimli 7. gezegeni keşfetti. Onun zamanında Newton'un Kütleçekim Teorisi artık iyice yerleşmişti ve uyduların gezegenleri etrafında, gezegenlerin Güneş etrafında hareketini neredeyse kusursuz bir şekilde açıklayabiliyordu. Bu zafer, fizikçilere büyük bir özgüven kazandırmıştı. O güne kadar hangi gezegene baktılarsa, hepsinin yörüngelerini ve hızlarını Newton'un temel formülleri ile açıklamayı başarmışlardı.

Uranüs, işleri bozdu. Dünya'dan 4 kat büyük bir çapa sahip olan ve bizden 2 milyar kilometre uzakta bulunan Uranüs, Newton'un yasalarına uymuyordu.[1] Bir ihtimal, Newton'un teorisinin sınırlarına ulaşmıştık. Belki de Güneş'ten yeterince uzağa gittiğimizde Newton yasaları bozulmaya başlıyordu? Ne de olsa hiç kimse, Newton'un formüllerini Güneş'ten o kadar uzakta test etmemişti! Dolayısıyla teorinin sınırlarına ulaşmış olabilirdik.

Ya da... 1 asırdır baktığımız her cismin hareketini mutlak bir başarıyla açıklayan teori doğruydu da, gözlemciler olarak biz bir şeyleri gözden kaçırıyorduk? Belki de henüz tespit edemediğimiz bir diğer gezegen var ve o, Uranüs üzerine muazzam bir kütleçekimi uygulayarak yörüngesini kaydırıyordur?

Uranüs
Uranüs

Peki eğer sorun bizim gözlemlerimizdeyse, tam olarak nerede ve ne büyüklükte bir gezegen olmalı ki, Uranüs'ün olması gereken yörüngesinden sapmasını açıklayabilelim?

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Astronomlar masa başına döndüler, hesaplamaları yaptılar. Bu, zor bir hesaplamaydı, çünkü bir gezegeni bilip de belli bir mesafedeki kütleçekimini hesaplamak kolaydır; belli bir noktadaki kütleçekim etkisini bilip de ona sebep olabilecek gezegen büyüklüğünü ve mesafesini hesaplamak çok daha zordur. Hele ki bilgisayarların olmadığı zamanlarda bu çok daha zordu.

Ama başardılar! Hesabı yaptılar ve eğer Newton'un teorisi doğruysa, tam da orada, şu kadar mesafede, şu büyüklükte bir gezegen olmalı dediler.[2] Ve o gezegen varsa, Uranüs'ün yörüngesi de Newton yasalarına uyuyor demektir!

Ve bam! Teleskoplarını buna göre gökyüzüne çeviren astronomlar Urbain Le Verrier ve John Couch Adams, daha nereye bakmaları gerektiği bilgisinin (yani hesaplamaların sonucunun) kendilerine ulaştığı gece, teleskoplarını o yöne çevirdiler ve kısa süre içinde yeni bir gezegen keşfettiler: Neptün![3] Güneş Sistemi'nin 8. ve son gezegeni...

Neptün Keşfinin Önemi: Teorine Güven!

Burada yapılanın önemini görebiliyor musunuz? Etrafımızda olup bitene bakarak, cisimlerin hareketini açıklama iddiasında bulunan bir teori geliştiriyoruz: Newton'un Teorisi. O teoriyle, yeni keşfettiğimiz sayısız cismin hareketini, daha onları keşfettiğimiz anda açıklayabiliyoruz. Bunlardan bir tanesi teoriye uymuyor gibi gözüktüğünde, teoriyi hemen terk etmek yerine, gözlemlerimizi kontrol ediyoruz. Teori, bir tahminde bulunuyor: "Eğer X varsa, Y gözlemi açıklanabilir!" diyor. X'i arıyoruz ve tam da teorinin tahmin ettiği yerde buluyoruz. Bu, bilimin zaferidir! Bu, bilimin gücüdür.

Reklamı Kapat

Ama hikaye burada bitmiyor... Şimdi sistemin en dışından, en içine dönelim: Merkür'e...

Merkür ve Vulcan'ın Dansı?

19. yüzyılda, Güneş'e en yakın gezegen Merkür üzerinde çalışmalar yapan astronomlar, Dünya'nın yaklaşık 3'te biri kadar olan Merkür'ün yörüngesinde de anormallikler tespit ettiler.[4], [5], [6]

Bu defa astronomlar daha özgüven sahibiydi. Newton'un teorisini sorgulamak akıllarından bile geçmedi. Nasılsa bu yoldan geçmişlerdi ve ne yapmaları gerektiğini biliyorlardı: Merkür'ü yörüngesinden saptıran, göremedikleri bir gezegen olmalıydı! Bu gezegen Güneş'e çok yakın olduğu için gözden kaçmış olmalıydı. Fizikçiler kendilerinden öyle eminlerdi ki, sıfırıncı gezegene bir isim bile vermişlerdi: Vulcan! 

Hemen kollar sıvandı, hesaplamalar yapıldı, anomaliyi açıklayabilecek "sıfırıncı gezegen"in konumu ve büyüklüğü belirlendi. Ama nereye bakılırsa bakılsın, Vulcan keşfedilemedi.[3] Yoktu! Her şeyi denediler: Tam Güneş tutulması sırasında Güneş'in parlaklığı azaldığında yıldızımızın etrafında gezegeni görebileceklerini umdular. Yoktu!

Reklamı Kapat

Saha, gerilmeye başladı... Newton yanılmış olabilir miydi?

Genel Görelilik Teorisi'nin İlanı

1916 yılında Albert Einstein, Genel Görelilik Teorisi'ni ilan etti. Konunun Merkür ile pek bir ilgisi yoktu, tamamen alakasız nedenlerle geliştirilmişti. Ancak teori, Newton'un dediğinin aksine, kütleçekiminin cisimler arasındaki doğrusal bir ipin çekilmesi gibi olmadığını, uzay ile zamanın birbirinden bağımsız olmadığını ve kütleli her cismin uzay-zaman dokusunu büktüğünü, dolayısıyla her cismin kendine ait bir kütleçekim kuyusu yarattığını ileri sürdü. 

Burada sık yapılan bir hata, Einstein'ın Newton'u "çürüttüğü" ve fizikten Newton'u dışladığı yönündeki görüştür. Bu, tamamen hatalıdır. Einstein'ın teorisi, Newton'un teorisini dışlamıyor, onu kapsıyor. Newton'un teorisinin kapsamını ve gücünü arttırıyor. Newton'un açıklayabildiği her şeyi açıklamayı başarıyor; ama Newton'un açıklayamadığı, çünkü o dönemde haberinin bile olmadığı gözlemleri ve gerçekleri de açıklamayı başarıyor. Daha kısıtlı bir kapsamda Newton'un teorisini halen kullanıyoruz: arabalar, bilgisayarlar, uçaklar... Her şey Newton'un teorisi sayesinde inşa ediliyor, gezegenler ve uyduların birçoğunun hareketini Newton sayesinde hızlı ve kolay bir şekilde hesaplayabiliyoruz. Ama yıldızlar ve kara delikler gibi devasa cisimlerin kütleçekimini, Newton'un teorisiyle açıklayamıyoruz. İşte Einstein'ın göreliliği arabaları, bilgisayarları, uçakları, gezegenleri ve uyduları da açıklıyor; yıldızları ve kara delikleri de...

İşte anahtar buydu! Eğer devasa kütleli bir cisme çok yakınsanız, Newton'un teorisi bozuluyordu. O devasa cisimlerin etrafındaki hareketi, yörüngeleri, hızları ve diğer fiziksel büyüklükleri Görelilik Teorisi ile açıklamanız gerekiyordu. Ve Merkür, Güneş'e çok yakın bir gezegen. Fizikçiler bu yeni fiziksel anlayışı Merkür'e uyguladılar ve bam! Merkür, Einstein'ın "genişletilmiş kütleçekim teorisi" olarak görebileceğiniz Genel Görelilik Teorisi'ne birebir uyuyordu![7]

Teori, büyük kütleli cisimler etrafındaki hareketle ilgili bir öngörüde bulunmuştu ve kusursuz bir tahmin yapmıştı! Ve böylece Vulcan fikri, o gün öldü. Kimsenin kendini kandırmaya niyeti yoktu. Bilim, çok açıktı.

Vulcan'ın Keşfedilememesinin Önemi: Teorin, Her Şeyi Açıklayamıyor Olabilir!

Şimdi... Elimizde ne var? Teorilerimize uymayan iki gezegen... Ama ikincisi örnekte çözüm, ilkindeki gibi yeni bir gezegen bulmakta değildi. Teorimiz eksikti!

Agora Bilim Pazarı
Nexus Seti: Nexus, Crux, Apex (3 Kitap)

NEXUS
-Yükle-
İNSANOĞLU GÜNCELLENİYOR
Yıl 2040… Deneysel bir nano-uyuşturucu olan Nexus, insanları zihinsel olarak
birbirine bağlamaktadır. Kimileri bu ürünü geliştirmek, kimileriyse kökünü kurutmak
istemektedir. Bazılarıysa, kendi çıkarları için kullanmak niyetindedir.
Genç bir bilim insanı Nexus’u geliştirmeye çalışırken yakalanınca, başına büyük bir
bela açılmış olur. Uluslararası istihbarat örgütleri işin içindedir ve tehlike, tahmin
edilenden çok daha büyüktür.
NEXUS, bilim koridorlarından güç odaklarına, Washington DC’deki seçkin bir örgütün
merkezinden Şangay’daki gizli bir laboratuvara, San Francisco’nun çılgın yeraltı
partilerinden Bangkok’taki biyoteknoloji pazarlarına, uluslararası nörobilim konferansından Tayland kırsalındaki bir manastıra kadar uzanan ve soluk almadan
okunan müthiş bir roman.

CRUX
-Güncelle-
Nexus 5’in tüm dünyaya dağılmasının üzerinden altı ay geçmiştir. Dünya artık farklı
ve daha tehlikeli bir yerdir.
Birleşik Devletler’de İnsan Ötesi Kurtuluş Cephesi adlı örgüt ele geçirdiği insanları,
Nexus’u kullanarak Başkan’a ve destekçilerine suikastlar düzenlemek için birer saatli
bombaya dönüştürmektedir.
Aynı zamanda gizli bir Nexus bağımlısı olan bir bilim insanı, bilmek istediğinden çok
daha fazlasını öğrenir. Suikastçıların ardındaki gücü keşfeder ve kendini içinden
çıkılmaz bir labirentte bulur.
Beyninde Nexus ile doğan bir grup çocuğun arasında yaşayan Samantha Cataranes,
Taylan’da huzurlu ve mutludur. Ancak yeni ailesi dağılma tehlikesiyle karşı karşıya
kalınca, Sam sevdiklerini korumak amacıyla her şeyi göze alır.
Vietnam’daki Kade ve Feng ise, CIA tarafından Kade’in başına konan ödülü
kazanmak üzere peşlerine düşen avcılardan kaçmak için yola koyulur.
Kade, insan ve insan ötesi arasında küresel bir savaş başlatmadan önce Nexus’u
kötü niyetle kullanan teröristleri durdurması gerektiğinin farkındadır. Ancak bunu
başarabilmek için peşine düşenlerden daima bir adım önde olmalıdır.
Şangay’daysa Ling Shu ismindeki insan ötesi bir çocuk, annesini Çinli otoritelerin
elinden kurtarabilmek için büyük bir felakete neden olmaya hazırdır.
İnsan ve insan ötesi arasında yaşanacak savaşın fitili ateşlenmiştir. Dünya artık
kesinlikle eskisi gibi olmayacaktır!

APEX
-Bağlan-
NEXUS ve CRUX Romanlarına Bomba Gibi Bir Son
ABD, Çin ve diğer ülkelerde küresel bir sorun yaşanır.
Yönetimdekilerin sırları ve yalanları, halkın öfkesinin zihinden zihne dalgalar hâlinde
yayılmasına sebep olur.
Birbirlerine zihinsel olarak bağlı protestocularla polisler arasında çatışmalar başlar.
Ordu harekete geçer ve siyasi düzen çöker.
Nexus’la yönlendirilen devrim artık kapıdadır. Ortam böyleyken, insan ötesi çocuklar
daha da güçlenirler. Geçmişte bedenen ölen bilim insanı kadın, gördüğü işkenceler
sonucunda tamamen delirir ve gezegenin elektronik sistemlerini eline geçirmek, her
şeyi kendi hayalindekine göre yeniden düzenlemek için planını devreye sokar.
Böylece dönüşümün doruk noktasına ulaşan yeni bir nesil ortaya çıkar.
Dünya asla eskisi gibi olmayacaktır. Profesyonel bir teknoloji uzmanı olan Ramez
Naam’ın, Nexus ile başlayan, Crux ile devam eden muhteşem üçlemesi, nefes kesen
Apex cildiyle son buluyor.

Set İçindeki Ürünler:

  • Nexus
  • Crux
  • Apex

Bilgiler ve Uyarılar:

  1. Bu ürün sipariş alındıktan 1-3 gün içinde postalanacaktır.
  2. Lütfen sipariş vermeden önce iade ve ürün değişikliği ile ilgili bilgilendirmemizi okuyunuz.
  3. Bu kampanya, Panama Yayıncılık tarafından Evrim Ağacı okurlarına sunulan fırsatlardan birisidir.
Devamını Göster
₺99.99 ₺136.50
Nexus Seti: Nexus, Crux, Apex (3 Kitap)

Newton'un "hareket yasaları" olarak bilinen şey, "yasa" değildi - ki o zamanlarda bu kavramlar pek iyi tanımlanmış da değildi: Yasa, ilke, teori, kanun, hipotez gibi kavramlar 20. yüzyılda daha net anlamlara kavuştu. Newton, gözlemlerinden, yani yasalardan yola çıkarak, bir teori inşa etmişti ve her teori gibi, bu teorinin de bir gücü ve kapsamı vardı. Ve bizler, Uranüs örneğinde o teorinin muazzam öngörü gücü sayesinde yeni bir gezegen keşfettik, Merkür örneğinde ise teorinin kapsamının sınırlarına ulaştık ve o dönemde tamamen alakasız nedenlerle geliştirilen daha kapsamlı bir kütleçekim teorisiyle doğayı açıklamayı başardık. Böylece Evren'e yönelik algılarımız bir anda katlanarak arttı. Artık sadece Güneş-Merkür ikilisini değil, uzayda büyük kütleli cisimler etrafındaki her gök cismini açıklayabiliyoruz. İşte bu nedenle bilimsel metot önemli, bu nedenle Evren'i olmasını istediğimiz gibi değil, olduğu gibi görmemiz gerek ve bilim, bunu yapmamızı sağlayan en güçlü araç.

Ama durun, daha bitmedi. Uranüs'teki anomaliler sayesinde keşfedilen Neptün'ü hatırladınız mı?

Neptün'deki Anomali ve X Gezegeni

Buraya kadar anlattıklarımız olup biterken bazı astronomlar, daha keşfinden beri Güneş etrafında 1 tam turunu bile tamamlamamış olan bu yeni gezegenin yörüngesini izlemeye devam ediyorlardı. Yani tüm yörüngeyi henüz bilmiyorduk, sadece ufak parçalarını biliyorduk. Ve o parçalara baktığımızda, heyecan verici bir şey oldu: Neptün'ün yörüngesinde de problem vardı!

Newton'un teorisi yine çalışmıyordu. Einstein'ın teorisi de buraya uygun değildi, çünkü Neptün Güneş Sistemi'nin en dışlarında ve burada kütleçekimi Einstein'ın ekstra bir açıklama yapamayacağı kadar zayıf.

Neptün
Neptün

Bilim insanlarının en başa dönmesi gerekti: Demek ki 9. bir gezegen daha olmalı, başka ne olacak? Bu defa ona havalı isimler vermek yerine, X Gezegeni adını verdik.[8], [9] Vulcan fiyaskosundan sonra bilim insanları, daha ağırbaşlı ve sakin olmaları gerektiğini biliyorlardı.

Yine de Percival Lowell gibi astronomi tutkunları, bu hipotetik gezegeni keşfeden ilk kişi olmak için kolları sıvadılar.[10] Lowell oldukça zengin bir adamdı ve sırf X Gezegeni'ni keşfetmek için kendi gözlemevini kurdu: Lowell Gözlemevi adını verdiği bu gözlemevinde Clyde Tombaugh isimli bir astronomu işe aldı.

Tombaugh, çok dikkatli ve özenli bir bilim insanıydı. X Gezegeni'nin olması gereken yere teleskobu çevirip, düzenli aralıklarla gökyüzünün fotoğraflarını çekti ve bu fotoğrafları birbiriyle kıyaslayarak, aradaki farkları tespit etti. Bu farklar, gökyüzünde hareket eden cisimlere karşılık geliyordu; çünkü bildiğiniz gibi uzak yıldızlar gökyüzünde pek hareket etmezler, daha yakın cisimlerse, bu yıldızlı arkaplan önünde hızlı bir şekilde yer değiştirebilirler. İşte bu özenli çalışmalar sonucunda Tombough, 1930'da 9. gezegeni keşfetti: Plüton![9]

Reklamı Kapat

Plüton'un keşfini sağlayan 2 fotoğraf.
Plüton'un keşfini sağlayan 2 fotoğraf.

Ama ufak birkaç sorun vardı: Öncelikle, Plüton'un keşfedildiği mesafe, Neptün'ü etkileyecek mesafede değildi. İkincisi, Plüton ilk keşfedildiğinde henüz boyutu tam olarak ölçülmemişti, sadece gözlemi yapılmıştı. O nedenle gazeteler, bu keşfi "Dünya büyüklüğünde yeni bir gezegen bulundu!" diyerek verdiler; halbuki Plüton, bırakın Dünya'yı, Ay'dan bile küçüktür! Dünya büyüklüğünde olduğundan çok emindik, çünkü ancak ve ancak Dünya büyüklüğündeyse Neptün'ün hareketindeki anomalileri izah etmemizi sağlayacaktı. 

Yıllar geçti ve Plüton araştırmaları giderek hız kazandı ve Plüton'un Dünya'dan kat kat küçük olduğu anlaşıldı. Burada kritik nokta şu: Plüton'un boyutu yıllar geçtikçe küçülmedi. Boyutu milyonlarca yıldır neyse, şimdi de o. Bizim gözlemlerimiz yıllar geçtikçe gelişen bilim ve teknoloji sayesinde keskinleşti ve Plüton'un gerçek boyutuna yakınlaştı. Zaten bilimin yaptığı da bu işte: Bizim ölçümlerimizden bağımsız olarak gerçek olan gerçeklere olabildiğince yakınlaşmak. Her zaman %100 yaklaşamasak bile, onu %99.9999... yapabilmek. Bugüne kadar geliştirdiğimiz her türlü bilgiye erişme yönteminden kat kat başarılı! Kıyas bile edilemez!

1995 ve 2015'te çekilen 2 Plüton fotoğrafı arasındaki fark.
1995 ve 2015'te çekilen 2 Plüton fotoğrafı arasındaki fark.

Bu yeni ölçümler sayesinde anlaşıldık ki Plüton, Neptün'ün yörüngesini bozamayacak kadar küçüktü. Yani "X Gezegeni"ni keşfetmemiştik; hatta bu durum, popüler kültürde uzaylılar, Marduk, vb. yalanlara da neden oldu. Keşfettiğimiz şey, Kuiper Kuşağı adı verilen asteroid kuşağı içerisindeki iri cisimlerden birisiydi. Hatta öyle ki, Plüton bir gezegen bile değildi, bir cüce gezegendi.

1993 yılına geldik... Ortada ne X Gezegeni var, ne de Neptün yörüngesindeki anomaliyi açıklayabilecek bir açıklama... Bunun üzerine NASA'nın Jet İtim Laboratuvarı'ndan Myles Standish, Neptün'ün yörüngesine dair eldeki verileri sorgulamaya karar verdi.

Sahi, Neptün'ün yörüngesini nereden biliyoruz? Şöyle: Birden fazla gözlemevi, gök cisimlerini gözleyip, kayıtlar tutuyorlar ve bunu araştırmacılar ile paylaşıyorlar. Onlar da, bu verilerden yola çıkarak teorilerini test edebiliyorlar. Standish'in incelediği gözlemevlerinden birisinin verilerinde bazı anormallikler vardı; teleskobun kalibrasyonunda sıkıntılar olduğuna işaret ediyordu. Dolayısıyla şöyle düşündü:

Bu kuşkulu verilere sahip olan gözlemevinden gelen verileri bir anlığına göz ardı etsek ve diğer gözlemevlerinin verilerini kullansak ne olur acaba?

Bunu yaptığında, bam! Neptün, başından beri Newton'un teorisine harfiyen uyuyordu. Sorun, veri toplama araçlarımızdaydı! Bizi kandıran bu sefer doğa değildi, teleskoplarımızdı!

Reklamı Kapat

Sonuç

İşte size 3 gezegen, 3 hikaye, 3 vaka analizi... Birinde teorimiz doğru, gözlemlerimiz eksikti. Diğerinde gözlemlerimiz doğru, teorimiz eksikti. Sonuncusunda ise gözlem metodu ve kaydı hatalıydı.

Bu hata art niyetli bir hata değildi; ama bu işin doğası bu işte! Kandırılmak aşırı kolay. Beynimiz önyargılarla ve zaaflarla dolu. Evren'in bir kullanma kılavuzu yok. Kapkaranlık bir oda içerisindeyiz ve odanın ne olduğunu, içinde neler olduğunu, odada olup bitenlerin neden ve nasıl o şekillerde olduğunu bilmiyoruz.

Ama bilebiliriz. Eğer odaya dair aklımıza gelen ilk olasılıklara sığınmak yerine, kendimizi kandırmaksızın bu oda hakkında neler bilebiliriz diye sorarsak ve bunu garanti altına almayı hedefleyen bir metodoloji tutturabilirsek, o odanın sırlarını çözebiliriz. Bilime işte tam da bu nedenle ihtiyacımız var. Bilim, kusursuz değil. Bilim, hatasız değil. Bilim, mutlak doğru değil. Ama bilim, sistematik bir yaklaşımla kendimizi kandırmamayı garanti altına almamızın, gerçeğe olabilecek en fazla miktarda yaklaşabilmenin bugüne kadar keşfedilmiş en başarılı yolu.

Daha iyisi yapılana kadar, en iyisi bu. Ve işte bu yüzden ondan sonuna kadar faydalanmak zorundayız.

Not: Neptün'ün keşfinin kredisi konusunda ABD ile İngiltere arasında günümüze kadar uzanan bir çekişme mevcuttur. İngilizler kendilerinin keşfettiğini iddia ederken, ABD'liler keşiflerini İngilizler'in çaldığını iddia etmektedirler. Burada hikayenin akıcılığını bozmamak adına bu detaylara girmedik; ancak merak edenler kaynaklardan bu konuda daha fazla bilgi alabilirler.

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 3
  • Bilim Budur! 3
  • Muhteşem! 2
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Türev İçerik Kaynağı: MasterClass | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 16/10/2021 22:13:14 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/11000

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Size Özel
İçerikler
Instagram
Sivrisinek
Güve
Periyodik Cetvel
Köpekler
Yemek
İspat
Sağlık Personeli
Evrim Kuramı
Kuvvet
Balıklar
Uydu
Video
Kamuflaj
Köpek
Kimyasal Element
Felsefe
İmmünoloji
Sosyal
Wuhan Koronavirüsü
Sıcaklık
Protein
Sıvı
Acı
Bilim Tarihi
Bilimsel
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Sizi Takip Ediyor

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın