Porno: Kirli Aklımızın Bir Oyunu Mu, Evrimin Bir Ürünü Mü?

Yazdır Porno: Kirli Aklımızın Bir Oyunu Mu, Evrimin Bir Ürünü Mü?

Sayfamız okurlarından bir tanesi, bize aşağıdaki gibi bir soru yöneltti:


 



size garip bir soru soracağım, tabii tuhaf gelecek, biliyorsunuz porno sektörü dünya üzerinde çok ciddi boyutlara ulaşmış bir sektör ki türkiyede dahi dakikada 2 milyon pornografik siteye erişim yapıldığını okumuştum ne kadar doğrudur bilmem. Dünyada başka canlı varmıdır 2 canlının çiftleşmesini seyretmekten zevk alan, ben bunu sorarken bile gülüyorum, bunun evrimsel bir açıklaması var mıdır



 


Evrim Ağacı olarak kendisine şöyle bir cevap vermek istiyoruz:


 


Sayın okurumuz,


 


Bu sorunuz son derece ilginç ve muhtemelen birçok okurumuzun merak ettiği bir soru. Bu sebeple bir not haline getirerek detaylı bir cevap vermeyi uygun görüyoruz. Umuyoruz ki sorularınıza ve bunların kökenine yönelik cevaplar bulabileceksiniz. Ancak yerleşik bir kurala uyarak, bu yazımızın pornografik içerikli olduğunu, dolayısıyla 18 yaşından küçük okurlarımız için uygun olmayabileceğini belirtmek istiyoruz. Öte yandan bilimsel duruşumuz açısından bu kuralın çok da yerinde olmadığını belirtmeden geçemeyeceğiz. Yine de, kurallara uymak istiyorsanız ve 18 yaşından küçük iseniz, bu yazıyı okumanızı tavsiye etmiyoruz. Seçim elbette sizindir.


 


Pornografi (ya da kısa adıyla porno), tanım olarak cinsel herhangi bir materyalin açık olarak sergilenmesi demektir. Pornografi illa sanal ortamda olmak zorunda değildir, bahsettiğiniz gibi bir canlının, bir diğer çifti (veya daha çok sayıda bireyi) cinsel ilişki sırasında gözlemesine, daha doğrusu cinsel ilişki içerisinde olan grubun, bu aktiviteyi diğer bireylere açık halde yapmasına pornografi (kelime anlamıyla "cinsel içeriğin teşhiri") denir. Günümüzde her ne kadar videolarla ve CD formundaki versiyonlarıyla anılıyor olsa da, tanımı gereği kitap, dergi, kartpostal, fotoğraf, heykel, çizim, boyama, animasyon, ses kaydı, film, video ve bilgisayar oyunları şeklinde kendini gösterebilir.


 



 


 


Pornografiyle İlgili İlginç İstatistikler


 


Pornografiyle ilgili bazı ilginç istatistikler vermemiz de mümkündür. Örneğin yapılan bir araştırmada, 18-34 yaşları arasında bulunan erkek internet kullanıcılarının %70'inin ayda en azından 1 defa bir porno siteyi ziyaret ettiği tespit edilmiştir. Bundan çok daha ilginç istatistikler de söz konusudur. Her saniye, pornografi endüstrisine 3.075 Amerikan Doları harcanmaktadır. Yine her saniye, Dünya çapında 28.258 kişi porno sitelere erişmektedir. Benzer bir şekilde, arama motorlarının istatistiklerine göre her saniye 372 internet kullancısı bu arama motorlarına erotik içerikli aramalar yaptırmaktadır. Sadece Amerika Birleşik Devletleri içeirisinde her 39 dakikada 1 yeni porno film çekilmektedir. Günümüzde, 420 milyondan fazla pornografik sayfa bulunmaktadır (tüm internet sitelerinin %12-15 arası), her gün Dünya çapında 68 milyon defa pornografik arama yapılmaktadır (ki bu, tüm aramaların %25'idir), 2.5 milyar pornografik içerikli elektronik posta atılmaktadır, tüm internet kullanıcılarının %42.7'si pornografik içeriklere erişmektedir, her ay 1.5 milyar pornografik içerik indirilmektedir (tüm indirilen dosyaların %35'ine denk gelmektedir).


 


Dünya çapında pornografik içeriğe ilk defa erişim yaşı ortalama olarak 11'dir. Ancak pornografik içeriğe erişen asıl yaş grubu 35-49 yaş arasındaki bireylerdir. 15-17 yaş arasındaki insanların %80'i pornografik içerikle karşılaşmıştır. 8-16 yaş arası insanların %90'ı internet üzerinden pornografik içeriğe erişmektedir ve yapılan araştırmalar, bu erişimlerin neredeyse tamamının ödev yapımı sırasında gerçekleştiğini göstermektedir. İşyerinde pornografik içeriğe eriştiğini itiraf eden erkeklerin oranı %20'dir. Sadece Amerika Birleşik Devletleri'ndeki yetişkinlerden 40 milyon civarı, düzenli olarak porno izlemektedir. Kendini "Hıristiyan" olarak tanımlayanların %47'si evlerinde porno barındırmakta veya bu içeriğe erişmektedir. Dünya çapında kadınların %70'nin sanal ortamda seks yaptıkları ve bunu gizli tuttukları tespit edilmiştir. Günümüzdeki kadınların %17'si porno bağımlılığı ile mücadele etmektedir. Sanal sohbet odalarındaki kadınların sayısı, erkeklerin 2 katıdır. Yetişkin sitelerine erişen her 3 insandan 1 tanesi kadındır. Her ay, 9.4 milyon kadın pornografik sitelere girmektedir. İşyerinde pornografik içeriğe eriştiğini itiraf eden kadınların oranı %13'tür. 


 


2006 yılında 16 ülkeyi kapsayacak şekilde yapılan bir araştırmaya göre pornografi sektörünün bütçesi 97.06 milyar Amerikan Doları'dır. Bir diğer araştırmaya göre pornografi sektörü, Dünya'nın en büyük teknoloji firmaları olan Microsoft, Google, Amazon, eBay, Yahoo!, Apple, Netflix ve Earthlink'in 2006 senesindeki toplam gelirinden daha yüksek gelire sahiptir. 2006 yılında yapılan bir diğer araştırmaya göre, internet arama motorlarına "sex" sözcüğünü giren 76 milyon civarındaki insanın %50'si erkek, %50'si dişidir. "Yetişkin Buluşması (İng: Adult Dating)" kalıbını aratan 31 milyon civarındaki insanın %64'ü kadındır. "Ücretsiz seks" kalıbını aratan 13.5 milyon insanın da %56'sı kadındır. Aynı araştırmaya göre seks reklamlarına tıklayan 13.2 milyon insanın, "grup seks" araması yapan 12.9 milyon insanın, "XXX" şeklinde arama yapan 12 milyon insanın, "seks hakkında chat" araması yapan 11.8 milyon insanın, "seksi" kelimesiyle arama yapan 4.3 milyon insanın %50'si kadın, %50'si erkektir. Erkeklerin %50'den fazla arama yaptıkları kelime ve kalıplar ise: "porno" (%96), "yetişkin DVD" (%58), "seks oyuncakları" (%58), "ücretsiz porno" (%97), "anal seks" (%67), "XXX videoları" (%64), "playboy" (%86) şeklinde gitmektedir. Dolayısıyla, her ne kadar genel olarak baktığımızda erkeklerin porno sektörüne ilgisi daha yüksekse de, kadınların da bu konuya yüksek bir ilgisi olduğunu görmek mümkündür.


 


 


Neden Pornografi?


 


Peki, nedir bu porno? Neden buna ihtiyaç duyarız? Neden bu kadar ilgiliyiz? Gerçekten bunun evrimsel kökenleri var mı, yoksa sadece zevklerimize ve "kirli aklımıza" yenik mi düşüyoruz? 


 


Bu soruların cevabını vermek hem kolay, hem de zor. Kolay, çünkü aslında tarafsız olarak baktığımızda, her şey gün kadar açık. Ancak bir o kadar da zor, çünkü popüler kültürde pornoya karşı o kadar güçlü bir baskı, aile yaşantımız ve sosyal yapımız içinde pornografik içeriğe karşı o kadar şiddetli bir sansür var ki, insanların psikolojik olarak bu unsurları tabulaştırmaması pek mümkün değil. Öte yandan, birçok diğer yazımızda da irdelediğimiz gibi, seksi baskılamak, insanın doğasına yapacağı en şiddetli baskılardan ve en büyük hatalardan biridir. Elbette çocuklarımızı erken yaşta kazanılabilecek tehlikeli hastalıklardan ve yanlış psikolojik buhranlardan korumak isteriz; ancak bunu, seks ve pornografik içerik üzerine bu kadar kara bir örtü çekerek yaparsak, bu hem gençlerin cinsellik psikolojilerini olumsuz etkileyecek, hem kendilerini yalnız ve bilgisiz hissetmelerine neden olacak, hem de onlar üzerinde gereksiz bir baskı oluşturulmasına neden olacaktır. Seks ile ilgili kısımlarını başka yazılarda işlemiştik, bu sebeple burada girmeyeceğiz; biz burada porno üzerinde duracağız.


 


Her ne kadar günümüzde özellikle dişiler, bazen de erkekler tarafından reddedilse de, cinsellik bir insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Evrimsel sürecin erken basamaklarında insanların (ve özellikle gençlerin) cinsellikle tanışması doğal yollarla olmaktaydı ve bilindiği kadarıyla bu unsurun gizlenmesi veya tabulaştırılması için bir sebep görülmemekteydi. Ancak yerleşik yaşama geçilmesi ve teknolojinin gelişmesiyle birlikte, cinsel içerik de daha sanal bir hal aldı ve bu süreçte insan bireyleri, özlerinden uzaklaşarak cinselliği "ilkellik", pornografiyi ise "beyin yıkama aracı" olarak görmeye başladılar. Bu süreçten sonra hem yasalar, hem de toplumsal görüş, porno ve seks konularının karşısında yer almaya başladı. Özellikle 3. Dünya Ülkeleri'nde ve gelişmemiş diğer ülkelerde, cinsellik daha da tabulaştırılarak bilinçaltımızın derinliklerine itilmeye çalışıldı.


 


Halbuki bir canlıya ne kadar psikolojik baskı uygularsanız uygulayın, organizma bazında özünü silmenin bir yolu yoktur. Erkek veya dişi olsun, bir yerden sonra soyunu sürdürmeyi hedefleyen ve evrimsel süreçte bunu başarmak için gelişmiş cinsel güdüler, baş gösterecek ve baskın hale gelecektir. Kimi hormonal dengesizlik veya yetiştirilme biçiminden kaynaklı yoğun psikolojik baskı, kimi zamansa kişisel tercihlerin etkisi altında, bu isteğin yitirilebilir. Yine de bu insanların sayısı genel popülasyona göre son derece azdır (tıpkı aşırı seks ve cinsellik düşkünlerinin sayısının az olması gibi). 


 


Her ne kadar türler, cinsellik sayesinde soyun devamını sağlayacak şekilde donanımlanmış olsa da, insan türünün karmaşık sosyal yapısı içerisinde baskılanan cinsellik, kendisine ortaya çıkacak sahneler aramıştır. Dediğimiz gibi beynimiz, evrimleştiği unsurları yerine getirecek ve başaracak şekilde yapılanmıştır ve ne kadar baskılanırsa baskılansın, bir çıkış yolu bulacaktır. Bu sebeple, cinsel birleşmenin sağlanamadığı durumlarda, yapay bir durum oluşturmak adına, pornografi sektörü doğmuştur. Zira bireyin zihni, kendisi cinsel faaliyetin içerisinde bulunmasa dahi, bunu kurgulayabilecek donanıma sahiptir ve zihnimiz, izlediğimiz görüntüyü gerçekmiş gibi vücuda dikte edebilir. Bu sayede pornografi sırasında birey izlediğinden zevk alabilir. Bu da, ortaya çıkarılamayan cinsel güdülerin bir nevi tatmin edilmesini sağlamaktır.


 


 


Bu Alanda Yapılan Araştırmalar


 


Pornografinin insan türü için önemi hakkında birçok araştırma yürütülmektedir. Yukarıdaki istatistikler de bu araştırmaların sonuçlarından elde edilen verilere dayanmaktadır. 


 


Yapılan araştırmalar, insan türünün cinselliği öğrenmesindeki en başarılı ve hedefe odaklı yöntemin pornografi olduğunu göstermektedir. Genç yaşlarda pornografik içeriğe maruz kalan gençlerin, pornodan uzak duran insanlara göre daha düzenli ve başarılı bir cinsel hayatı olduğu ortaya çıkarılmıştır. National Geographic dergisinde yayınlanan ve David Dobbs'un yazdığı bir araştırma yazısına göre, gençlerin beyinleri ile yetişkinlerin beyinleri birbirinden oldukça farklıdır ve genç beyinde "Hedefe ulaş!" olarak kategorize edilebilecek sinyaller çok daha güçlüdür. Bu sebeple gençlerin cinsel dürtüleri de çok daha güçlü olmaktadır. Ancak gerek toplum, gerekse bireysel baskılardan ötürü bu dürtüler bastırıldığında, beyin kendisine çıkış yolları aramaktadır. İşte burada gencin yardımına pornografik unsurlar yetişmektedir. Eğer ki bu dürtüler tatmin edilmezse ve baskılanırsa, gelecekte bu şekilde yetiştirilen çocuklarda özgüvensizlik, cinsel hayatta başarısızlık ve cinsellikten korkma durumları oluşmaktadır. 


 


Yapılan bir diğer araştırmaya göre insanların evirmsel süreçteki en önemli başarılarından biri, güçlü sosyal bağlar kurabilmek olmuştur. Bunun en önemli basamaklarından biri de cinsel bağdır (aşk ve cinsellik). Porno izlerken beyinde meydana gelen değişimleri inceleyen araştırmacılar, birine bağlandığımız zaman salgılanan kimyasalların (özellikle dopamin) porno izleme sırasında da salgılandığını ve beynin benzer bölgelerinin aktive olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu durum, porno izlerken cinsel bağ kurma ihtiyacımızın da tatmin olduğunu göstermektedir. Bu sebeple düzenli seks hayatı olan bireyler, bunun eksikliğini çekmezler. Bu demek değildir ki porno izlemezler; ancak buna olan ihtiyaçları daha azdır. 


 


Bir diğer hipoteze göre ise, beynimizde Coolidge Efekti adı verilen bir devre bulunmaktadır ve bu elektrokimyasal sinir ağından ötürü beynimiz, etraftaki "pornografik" olarak değerlendirilebilecek her unsuru potansiyel üreme kaynağı olarak görmektedir. Bu, evrimsel süreçte gelişmiş bir mekanizmadır ve canlının üreme olasılığını arttırmayı sağlayacak biçimde evrimleşmiştir. Ne var ki bu devrede meydana gelen bozulmalar, çevresel unsurların etkisi, psikolojik hastalıklar, vb. etkiler altında bireylerin cinsel istekleri sapabilmektedir (hayvanlara, ölülere, çocuklara, aile bireylerine duyulan cinsel isteğin sebeplerinin bu devredeki bozukluklar olabileceği ileri sürülmüştür). Yapılan tüm araştırmalarda, istisnasız her memeli erkeği ve dişisinde bu etkiye sebep olacak sinirsel bağlantılar bulunmuştur. Ayrıca yapılan araştırmalarda, bu devre sayesinde bir bireyin, karşı cinsiyette yeni bir bireyle tanıştığında, ona her seferinde sıfırdan bir cinsel istek duyduğu tespit edilmiştir. Yani bir birey, kendisine sunulan (veya karşılaştığı), karşı cinsiyete ait 1. bireyi cinsel olarak reddetse bile, 2. bir kişiye daha önceden hiçbir cinsel deneyimi olmamış ve bir önceki bireyi reddetmemiş gibi, yeni bir opsiyon olarak bakmaktadır. Bu da, evrimsel sürecin mekanistik ve çoğalmaya yönelik gelişimini göstermektedir. 


 


İşte bu devrenin, porno izlemedeki ana unsurlardan biri olabileceği düşünülmektedir. Hatta öyle ki, bu devrenin olmadığı bir durumda, internet pornosunun asla bulunmayacağı ileri sürülmektedir. Zira sanal da olsa birey, gördüğü bireyleri potansiyel üreme adayları olarak görmekte ve vücut, buna uygun olarak uyarılmaktadır. Bu da, pornodan duyulan hazzı ve pornoya duyulan ihtiyacı açıklamaktadır.


 


Araştırmalar bu şekilde akıp gitmektedir; ancak pornonun, özellikle baskılanmış toplumlarda bir ihtiyaç olarak doğmadığını gösteren veya herhangi bir başka açıklama sunan bir araştırma bulunmamaktadır. Bu bağlamda, bilim camiasının pornoya bir ihtiyaç olarak baktığını söylememiz mümkündür.


 


 


Porno, Sapkınlık Mıdır? Başka Hayvanlarda Gözlenir Mi?


 


Her ne kadar toplum içerisinde, porno izleyenlere sapkın gözlerle bakılıyor olsa da (bu herkes için doğru değildir elbette), esasında bunda sapkın olabilecek, anormal hiçbir durum olmadığı anlaşılmalıdır. Bireyler, ister istemez, daha doğuştan gelen ve ergenlikle birlikte aktive olan cinsel bir istekle/güdüyle doğarlar. Bu, daha önce de dediğimiz gibi kısmen ya da nadiren de olsa tamamen bastırılabilir. İşte bu baskılama anormal bir yaklaşımken, bu baskıdan doğan tatmin ihtiyacı herhangi bir anomali içermemektedir. Dolayısıyla porno izlemenin toplumsal yapıyı bozucu bir unsur olduğuna kanaat getirilmemelidir.


 


Ve doğaya baktığımızda da, bunun pek de bir sapkın tarafı olduğunu göremiyoruz. Her ne kadar diğer hayvanlar üzerinde çok fazla araştırma yapılmamış olsa da, Cell dergisinde çıkan bir araştırma, birçok soruya cevap veriyor: Rhesus makakları (bir çeşit maymun türü) üzerinde yapılan bir araştırmada, erkek makakların, dişi makakların bel altından çekilen görüntüleri için, kendi meyve suyu ödüllerinden fedakarlık ettikleri tespit edildi. Yani erkek makaklar, kendileri için oldukça değerli olan meyve suyu karşılığında, dişi makakların bel altı görüntülerini görmekten hoşlanıyor; kendi meyve sularından fedakarlık ediyorlar. Bu, insan dışındaki diğer hayvanlarda da evrimsel süreçte pornografik haz benzeri olguların evrimleşmeye başladığı fikrini veriyor.


 



 


Sonuç


 


Uzun lafın kısasını söyleyecek olursak, pornonun toplumlarımızda algılandığı kadar tehlikeli bir unsur olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, belirli bir yaşın altındaki bireylerin cinsel içeriğe doğrudan maruz kalması, toplumsal yapımız dahilinde psikolojik bazı sorunları beraberinde getirebilecek olsa da (toplum tarafından dışlanma, sapıklıkla yargılanma gibi), pornografik içeriğin gerekenden fazla baskılanmasından doğacak sorunların daha tehlikeli olacağı söylenebilir. Dolayısıyla, sanıyoruz ki en uygun yöntem, olayları akışına bırakarak aşırı katı bir yol izlememek, gerektiği zaman, gerektiği şekilde genç bireylerin pornografik içerikle tanışmasına müsaade etmek olacaktır. Ayrıca bu süreçte verilebilecek, yetişkin tavsiyeleri de gençlerin cinsel yaşantısını olumlu etkileyecek, ebeveynlerinin bu konuda onu desteklediğini bilmek, gence güven verecektir. En önemlisi ise toplumsal yanılgıların aksine, olay ve olgulara bilimsel ve tarafsız bir bakış açısıyla yaklaşmamız ve eğer ki önceden hatalı düşünüyorsak, bunları düzeltmemizin gerekliliğidir. Bu bağlamda, pornonun "kirli akıl" ile değil, insanın doğal ihtiyaçlarından doğan (evrimsel geçmişimizden doğan) bir unsur olduğu kabul edilmelidir. 


 


Elbette ki bu konunun, porno sektöründe çalışan bireylerin koşulları ve özgürlükleriyle de ilgili bir etik boyutu da vardır ki her zaman olduğu gibi, yine bu etik tartışmaya burada girmeyeceğiz. Sadece belirterek aklınızda başka yerlerde tartışabileceğiniz soru işaretlerini yaratmak istedik.


 


Bu konudaki araştırmalar netlik kazandıkça, biz de yazımızı güncelleyeceğiz.


 


Umuyoruz ki faydalı olabilmiştir.


 


ÇMB (Evrim Ağacı)


 


 


Kaynaklar ve İleri Okuma:


 


http://www.cell.com/current-biology/retrieve/pii/S096098220500093X


http://www.familysafemedia.com/pornography_statistics.html

6 Yorum