Tüm Reklamları Kapat

Üst Paleolitik Kadın Heykellerinin Şişman Görüntüsü, İklim Değişimi Nedeniyle Hayatta Kalma Çabasını Yansıtıyor Olabilir mi?

5dk
Üst Paleolitik Kadın Heykellerinin Şişman Görüntüsü, İklim Değişimi Nedeniyle Hayatta Kalma Çabasını Yansıtıyor Olabilir mi?
Evrim Ağacı Akademi: Antropoloji Yazı Dizisi
Bu yazı, Antropoloji yazı dizisinin 32. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan “Antropolojiye Giriş: Antropoloji Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey!” başlıklı yazıdan başlamanı öneririz.
Tüm Reklamları Kapat

Bu Makalede Neler Öğreneceksin?

Bu bölümü yapay zekâ hazırlar.
  • 38,000-14,000 yıl öncesine ait Venüs heykelcikleri, buzul çağı koşullarında yaşayan avcı-toplayıcı kadınların obezite ve doğurganlıkla ilişkilendirilen beden ölçülerini yansıtmaktadır.
  • Buzul çağının geliştiği dönemlerde buzula yakın bölgelerde bulunan heykelciklerin kalça-omuz ve bel-kalça oranlarının daha geniş olduğu, iklimsel strese karşı besinsel dayanıklılık işareti olduğu bulunmuştur.
  • Araştırma, obezitenin çocuk doğurma yaşındaki kadınlar için enerji deposu ve soğuğa karşı koruyucu işlev gördüğünü, bu nedenle heykelciklerin nüfusun devamını desteklemek için kültürel norm olarak yapıldığını göstermektedir.

Avcı-toplayıcı kültüründe obezite nadiren görülür. Buna rağmen günümüzden 38,000 - 14,000 yıl öncesine ait obez heykelciler bulunmuştur. Bu dönemde buzul çağı hakimdi ve Dünya genelinde avcı-toplayıcı topluluklar yaşamaktaydı (Şekil S1A). Bu figürler obez oldukları gibi, çıplaklardı da.[1] Heykelcikler, bedeni resmetmektedirler. Yüzleri ve ayakları yoktur. Kolları ise küçüktür. Bu eksiklikler, bilinçli olarak yapılmıştır (Şekil S1B). Heykelciklerin çoğu çocuk doğurma yaşındadır, bazıları gebedir ya da karın ve kalçaları obezdir (İng: "steatopygy"). Ergenlik ya da orta yaştaki kadınları betimleyen heykelcikler daha az sayıdadır. Obezite, kadın heykelciklerine mahsustur; erkek heykelcikleri ise zayıftır (Şekil S1C).[2] Tüm bunları, aşağıdaki görselde görebilirsiniz.

Obesity

Heykelcikler, dönemin iklimsel ve çevresel değişimleri göz önünde bulundurularak incelenmeli, beslenme ve yaşamda kalım gibi etmenlerin ele alınması gerekmektedir. Heykelciklerin, avcı-toplayıcıların yaşamda kalımlarını artırmak için yapıldıklarına dair bir hipotez oluşturulabilir.

Üst paleolitik Avrupasında iklimsel değişim ele alındığında, Aurignasyanlar’ın (yani İspanya'dan Ukrayna'ya kadar olan bölgede yaşayan Avrupalı atalarının) Avrupa’ya 48.000 yıl öncesi geldikleri görülür. Gelişleri, buz çağının doruğundan önceki iklimsel ılımanlaşma dönemine denk gelmektedir.[3] Kendileri doğudan gelmişler ve Tuna nehri boyunca göç etmişlerdir. Kuzey Avrupa'da bulunan ve yaklaşık 1.5 kilometre yüksekliğine ulaşan buzullara kadar gitmişlerdir.[4] Buzullarında arasında yaşanan ısınma ile ortaya çıkan düzlüklerde kemik uçlu mızraklar ile mamut, at ya da geyik avlamışlardır. Yaz ve son baharda ise balık tutmuş ve orman meyveleri, fındık ve yenebilir bitkiler toplamışlardır.

Tüm Reklamları Kapat

Günümüzden 43,000 yıl kadar önce, iklim koşullarının elverişliliği ile 20-40 kişilik avcı-toplayıcı grupları halinde İtalya ve Güney İspanya’ya kadar göç etmişlerdir.[4] 38.000 yıl önce, sıcaklıklar düşmeye ve buzullar yeniden oluşmaya başlamıştır. Baskı altında kalan Aurignasyanlar, yaşamda kalmak için yeni yollar aramaya başlamışlardır. Bazıları İtalya ve Güneybatı Avrupa’ya (özellikle de bugünkü Fransa ve İspanya'ya) kaçmışlardır. 36.000 yıl kadar önce genetik olarak farklı olan Gravetyanlar, arta kalan Aurigyanların Merkezi Avrupa’daki yerlerini almışlardır.[5], [6] Gravetyanlar daha nitelikli fırınlanmış taş projektil şişlere (uçlara) sahiplerdi. Bu, kendilerine zor çevre koşullarında teknolojik üstünlük sağlamıştır. Bu nedenle daha da kuzey bölgelere kadar ilerlemişler ve 50° kuzey enleme kadar ulaşmışlardır. Sezonluk olarak 800 kilometre kadar bir mesafede at ve ren geyiği sürülerini takip etmişlerdir.[4]

Günümüzden 28.000 yıl kadar önce çevre sıcaklığı 4-8 derece kadar düşmüştür ve 22,000 yıl öncesinde son büyük buzulların oluşmasına neden olmuştur.[4] En soğuk aylarda sıcaklık, -10°C ila -15°C’ye kadar düşmüştür.[7] Yağış azalmış ve bitkilerin büyüme sezonları kısalmıştır.[4] Uç koşullarda buzulların yakınlarında yaşamayı başarabilen insanlar yaşarken, diğerleri konaklamalı, orman içi bölgelere ve güneyde bulunan vadilere yerleşmişlerdir.[8] Büyük hayvanların boyutları giderek küçülmüştür. Tavşanlar, dağ sıçanları ve kuşlar avlanmaya başlamıştır.[9]

Yiyecek kıtlığının hüküm sürdüğü dönemlerde nüfusun, 29.000 - 25.000 yıl öncesi arasında en düşük düzeylere indiği düşünülmektedir. Bu aralıkta insan nüfhttps://www.donsmaps.com/venus.html).un üçte birine kadar düşmüştür.[8] 20.000 yıl önce bu insanların boyları 6-8 santimetre kadar kısalmıştır.[4], [10] Bu, dönemde yaşanan beslenme sıkıntılarına işaret etmektedir. Beslenme yetersizliğinin diğer bir bulgusu olan dış striyasyonları (Lat: "enamel hypoplasia") erken üst paleolitik devirde %16 dolaylarından, 22,000 yıl öncesinde %29'a kadar yükselmiştir.[4]

Yapılan yeni çalışmada, 38,000 - 14,000 yıl öncesi, buzul çağının git gelleri arasında obez kadın heykelcikleri bir araya getirilmiştir.[11] Bu çerçevede, heykelciklerdeki obezitenin miktarının buzul gelişimi ile ilişkisi incelenmiştir. Bunu yapmak için iklim değişikliği ve buzullara yakınlıkları ile heykellerin bel-kalça ve bel-omuz oranları arasındaki ilişki incelenmiştir (bu heykelleri buradan görebilirsiniz). Ebatları ölçülemeyen ya da tamamlanmamış olan heykelcikler bu çalışmaya dahil edilmemişlerdir. Ölçümler, ImageJ isimli bir yazılım ile yapılmıştır. Yanlılığı ve karışıklığı önlemek için fotoğraflar rasgele kodlanmış ve ölçümler bağımsız bir kişi tarafından yapılmıştır. Veriler, ortalama olarak sunulmuştur

Tüm Reklamları Kapat
Şekil 1A Avrupa ve Rusya’da bulunan Venüs’lerin bulunma yerlerini göstermektedir. Heykelcikler dört kümeye ayrılmışlardır: 38,000-22,000, 21,000-14,000 önce yapılmış ya da buzullara yakın bölgelerde bulunup bulunmadıklarına göre (Kuzey Avrupa ve Rus steplerinden Karadeniz’e doğru giden nehirler boyunca) ya da buzullardan uzakta bulunup bulunmadıklarına göre (Güney Avrupa; Iberia, Güney Fransa ve İtalya). Bel-omuz ve bel-kalça oranı ise Şekil 1B’de gösterilmiştir. Şekil S2’de ölçümlere ilişkin ek bilgiler sunulmuştur (yaklaşık yaş ve bulunma yeri).
Şekil 1A Avrupa ve Rusya’da bulunan Venüs’lerin bulunma yerlerini göstermektedir. Heykelcikler dört kümeye ayrılmışlardır: 38,000-22,000, 21,000-14,000 önce yapılmış ya da buzullara yakın bölgelerde bulunup bulunmadıklarına göre (Kuzey Avrupa ve Rus steplerinden Karadeniz’e doğru giden nehirler boyunca) ya da buzullardan uzakta bulunup bulunmadıklarına göre (Güney Avrupa; Iberia, Güney Fransa ve İtalya). Bel-omuz ve bel-kalça oranı ise Şekil 1B’de gösterilmiştir. Şekil S2’de ölçümlere ilişkin ek bilgiler sunulmuştur (yaklaşık yaş ve bulunma yeri).
Obesity

Şekil 1'de venüs heykelciklerinin buzullara yakınlıklarına dikkatinizi çekmek istiyoruz. Görselde, (A) panelindeki haritada son buzul doruklarının Weichselyan'a ilerlemiş hali gözükmektedir. Bu olay, yaklaşık 22,000 yıl önce yaşanmıştır. Venüslerin bulundukları yerler yıldız ile gösterilmiştir (38,000 - 22,000). Buzula yakın bölgelerde Venüs kümeleri bulunur (Kuzey Avrupa ve Rusya – mavi yıldızlar). Buzullardan uzak Venüs heykelcikleri Güney Avrupa’dadır (İtalya, Fransa ve İspanya- kırmızı yıldızlar).

(B) panelinde, buzul çağında (<22,000; kırmızı semboller) ve buzul çağından sonra (21,000 - 14,000; mavi semboller) kalça-omuz oranları görülmektedir. Buzullara göre göreceli alanlar solid (kapalı) ya da net (aralıklı) olarak gösterilmiştir.

(C) panelinde, buzul çağında (<22,000; kırmızı semboller) ve buzul çağı sonrası (21,000 - 14,000; mavi sembolleri) bel-kalça oranı görülmektedir. Buzullara göre göreceli alanlar solid (kapalı) ya da net (aralıklı) olarak gösterilmiştir. Veriler, tüm heykelçiklerinin ortalama oranlarını ifade etmektedir.

Şekil 2'de Avrupa’dan Rus steplerine kadar yayılan bir coğrafyadan çıkarılan, 38,000 - 14,000 yıl öncesi arasına ait Venüs heykelcikleri görülmektedir. (A) Venüs, Dolni Vestonice, Çekya, 26,000. (B) Venüs, Savignano, İtalya, 24,000-23,000. (C) Venüs, Zaraysk, Rusya, 19,000. (D) Venüs, Abri Pataud, Fransa, 21,000.
Şekil 2'de Avrupa’dan Rus steplerine kadar yayılan bir coğrafyadan çıkarılan, 38,000 - 14,000 yıl öncesi arasına ait Venüs heykelcikleri görülmektedir. (A) Venüs, Dolni Vestonice, Çekya, 26,000. (B) Venüs, Savignano, İtalya, 24,000-23,000. (C) Venüs, Zaraysk, Rusya, 19,000. (D) Venüs, Abri Pataud, Fransa, 21,000.
Şekil 3'te venüsler arası bel-omuz ve bel-kalça oranları arasındaki ilişki görülmektedir.
Şekil 3'te venüsler arası bel-omuz ve bel-kalça oranları arasındaki ilişki görülmektedir.

Artan buzul çağında, buzula yakın heykelcikler (Kuzey/Merkezi Avrupa ya da Rusya) daha geniş kalça-omuz (Şekil 1B) ve bel-kalça oranlarına (Şekil 1C) sahiptiler (Çizelge S1’i desteklemektedir). Aynı şekilde buzulların geliştiği devrin heykelciklerinin oranları daha büyük bulunmuştur. Bireysel olarak heykelcikler ile bel-omuz ile bel-kalça oranları arasında pozitif korelasyon bulunmuştur (Şekil 3).

Tartışma

Venüs heykelcikleri insanlığın yaratmış olduğu en anlamlı ve en erken sanatsal eserlerdir. Belirgin cinsel özellikleri ile bereket ve güzelliğin sembolü olarak yorumlanırlar. Görsel olarak da tanrıça olarak kabul edilirler. Büyüklükleri ise el büyüklüğündedir (6 - 16 cm). Mamut dişi, boynuz ya da nadiren kilden yapılmıştır. Bazıları kolye olarak da taşınmıştır. Mamut dişinin ve litik heykelciklerinin yüzeysel parlaklığı (patina) kendilerinin kuşaklar ötesinde kullanıldıklarını göstermektedir.

Araştırmacılar, bu heykelciklerin buzullara yakın yaşayan genç kadınlara bedensel bir ideal olarak hizmet ettiklerini düşünmekteler. Bu hipotezi ispatlamak için, geç paleolitik heykelciklerin ölçülerini incelediler. Obezitenin, çocuk doğurma yaşında olan kadınlarda besinsel strese karşı koymak için kültürel normatif uygulama olabileceğini öngörmekteler.

Fotoğraflar, buzullara yakın heykelciklerin daha obez olduklarını göstermektedir (Şekil 1-3). Beden ölçüleri, özellikle de artan buzul çağında daha fazla bulunmuştur. Havaların ılımanlaşmasıyla, ölçüler de azalmaktaydı. Buzul çağının doruğu (22,000 yıl önce), bedenlerin inceldiği iklimsel dönüm noktasıdır (özellikle Güney Avrupa’da).

İnsanlar, heykelcikleri yiyecek kıtlığında obez yaparken, yiyecek bolluğunda zayıf yapmışlardır. Bu düşünceye tinsel ya da büyüsel anlamlar da yüklenmiştir. Çocuk doğurma yaşına ulaşan kadınlar heykellere bakarak kilo almaya çalışmışlar ve böylece üreme başarılarını da artırmışlardır. Çünkü o dönemde "sağlıklı anne" algısı bu biçimdeydi: Obezite, gebelikte enerji sunacaktır, emzirmeyi destekleyecektir ve soğuğa karşı koruyacaktır.

Buzul çağı sırasında obezite, özellikle 49° - 52°. enlemlerde kadınlar için önemli olmuştur. Obezitenin teşviki, neslin devamını sağlamaktaydı. Bir bebeği memeden ayıracak duruma getirmek, iki kış geçirmeyi gerektirmekteydi. Bu da dayanıklı olunması şartını beraberinde getirmiştir.

Kadınların erkeklere göre daha fazla yağa ihtiyacı vardı. Adet için %17 oranında yağ gerekliyken, %22 yağ ise ideal gebeliği desteklemekteydi. Yiyecek kıtlığının olduğu dönemlerdi, oysa, ortalama boydaki bir kadın gebeliğini sürdürebilmek ve üç ay kadar emzirebilmek için 16 kg yağa ihtiyaç duymaktadır.[11] Düşük yağ depoları adet kesilmesine ve sütün kesilmesi durumunda yeni doğan ölümüne neden olmaktadır.[11]

Tüm Reklamları Kapat

Bu çalışmanın kısıtlarından birisi, ölçümlerin fotoğraflardan yapılmış olmasıdır. Bu ölçümler, gerçek çevresel ölçümler değildi. Heykelciklerin kesin yaşlarının belirlenmesi bazı durumlarda mümkün olmamıştır, çünkü bazı durumlarda yaş tahminleri üslupsal özelliklere göre yapılmıştır. Güneye göçün kendisi de heykelciklerin incelmesine neden olmuş olabilir. Özellikle İspanya’da kültürel değişim, etnik alt grupların varlığı ya da iklimsel stresten bağımsız başka değişiklikler de bundan sorumlu olabilir.

Sonuç

Özetle, bu araştırmada, çevresel faktörler ve beslenmeye dair stres, heykelciklerin dış görünüşleri ile ilişkili bulunmuştur. Çevresel strese bağlı olarak toplayıcı-avcı kadınlar bu değişime tabi olmuşlardır, çünkü nüfusları ve boyları azalmıştır. Bu tehlike karşısında, özellikle sorunlu bölgelerde ve neslin tükenmek üzere olduğu yerlerde, heykelcikler çare olmuştur. İdeolojik unsurlar olarak doğurganlıkları artmış, anne ve bebeğin hayatta kalmaları sağlanmıştır. Sanatın estetiği sağlığa olumlu katkılarda bulunmuş ve kötüleşen iklim koşullarının aşılmasını sağlamıştır.

Rastgele Yazıya Git
37
Alt Başlıklar
MAKALE SONRASI

Bu makale üzerine konuşmaya devam et

Topluluk sohbetine katıl, yorum bırak veya ayrıntılı bir soru sor.

Bilimsel bir hata mı gördün?
Bu Makale Sana Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler!
    Tebrikler!
    8
  • Mmm... Çok sapyoseksüel!
    Mmm... Çok sapyoseksüel!
    4
  • Merak Uyandırıcı!
    Merak Uyandırıcı!
    3
  • Güldürdü
    Güldürdü
    1
  • İnanılmaz
    İnanılmaz
    1
  • Muhteşem!
    Muhteşem!
    0
  • Bilim Budur!
    Bilim Budur!
    0
  • Umut Verici!
    Umut Verici!
    0
  • Üzücü!
    Üzücü!
    0
  • Grrr... *@$#
    Grrr... *@$#
    0
  • İğrenç!
    İğrenç!
    0
  • Korkutucu!
    Korkutucu!
    0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Türev İçerik Kaynağı: Obesity | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misin?

Şu iki siteden biriyle hemen destek olabilirsin:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracıyla 27.10.2026 21:21:07 tarihinde oluşturuldu. Evrim Ağacı'ndaki içerikleri birden fazla editör sürekli gözden geçiriyor, güncelliyor ve geliştiriyor. Bu çıktıdan sonraki güncellemeleri görmek ve içeriğin en güncel hâlini okumak için şu adrese git: evrimagaci.org/s/9820

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı sürece izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş hâlleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz.

Keşfetmeye Devam Et