Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
10,000 ATP Ödüllü Soru: Ekonomik yetersizlik ruh sağlığını nasıl etkiler ve bununla baş etmek için neler yapılabilir? Hemen cevapla!
Tüm Reklamları Kapat
Kafana takılan neler var?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Tüm Reklamları Kapat
Öne Çıkan EtkinlikKültürel Etkinlik
Evrim Ağacı Ankara Topluluğu
Etkinliği Ekleyen 1 ay önce İzmir₺20.500,00 - ₺21.900,0017 Mayıs
Evrim Ağacı - Doğa ve Tarih Gezileri Serisi 2
17 Mayıs 2026 08:00 tarihinden 19 Temmuz 2026 21:00 tarihine kadar.

Evrim Ağacı Doğa ve Tarih Gezileri Serisine Başlıyor!

Birbirinden çekici rotalarda bilim ve tarihi bir araya getirecek ve milyonlarca yıl öncesinden başlayarak günümüze kadar doğanın ve insanlığın tarihini beraber gezerek öğreneceğiz. 


Gezilerimiz 2 ayrı seriden oluşmaktadır: 

2. Serimizde: 

- Magnesia’dan Miletos’a - 17 – 18 – 19 Mayıs 2026 (2 gece konaklama) 

- Göbeklitepe’den Mardin’e - 26 – 27 – 28 Haziran 2026 (2 gece konaklama) 

- Assos’tan Pergamon’a - 17 – 18 -19 Temmuz 2026 (2 gece konaklama)  turlarımız olacaktır. 



İletişim Bilgileri ve Kayıt:

Keşfet 101, Evrim Ağacı iletişim hattı: 0543 232 73 92

  1. Turlarımız için buluşma noktaları belirtilen tarihlerde tarafınıza mail ile iletilecektir. 
  2. Serimiz için ulaşım bilgileri tarafınıza mail ile iletilecektir. 

Katılımcıların Müze Kart uygulamasını indirmeleri gerekmektedir. 

Katılımcılarımızın, yürümeye elverişli rahat ayakkabılar ve kıyafetler tercih etmeleri önerilmektedir. 

Hava durumu göz önüne alınarak güneş gözlüğü ve şemsiyelerini almaları önerilmektedir. 

Bu gezi 9787 TÜRSAB numaralı Happy Journey Turizm Seyahat Acentesi markası olan Keşfet 101 ile düzenlenmektedir.

Devamını Göster
7
1 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Buğra Ünal
Seslendiren 23 Aralık 2024 26:26
Qualcomm'dan mahkemede büyük zafer - Intel tünelin sonundaki ışığı gördü mü? - CHIPS yasası ile yatırımlar tam gaz devam - Dünya Kupası Netflix'te
21
Eser
Doğancan Özgökçeler
Eseri Ekleyen 4 gün önce Kitap
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
Ömer Can Mutlu
Ömer Can Mutlu
66.5K UP
5 gün önce
8 Mayıs 2026'da Zootaxa dergisinde yayımlanan çalışma Ege bölgesinden 3 yeni örümcek türü tanımlandı. Türlerin hepsi Dysderidae ailesindeki Dasumia cinsinden. Yeni tanımlanan türler D. efe, D. saruhan, D. turcica. Türlerin hepsinin tip konumu Manisa, D. efe ise İzmir'de de bulundu. Bu makale ile Türkiye'den bilinen Dasumia sayısı 5 türden 8 türe çıktı.
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Yiğit Kaan Murat
İnceleyen10 14 Ekim
Matrix tek kelimeyle özetlemek gerekirse harika. Matrix sinematografik açıdan resmen sektörüne bir ders niteliğinde: renk paleti seçimi, ışıklar, sahne dizaynı aksiyon yönetmenliği ve niceleri gerçekten çok iyi. Matrix in bir diğer öne çıkan tarafı sesleri müzikleri diyalogları vurguları gerçekten mükemmel. Senaryo olarak aslında işlenmesi oldukça zor konuları gayet ustalıkla işlendiğini fark edebilirsiniz mesela simülasyon teorisi yada yapay zeka etiği gibi ağır konuları ele alır. Matrix in çekim süreçleri de baya aksiyonludur aslında gerek aldıkları riskler gerek kararlılıkları sinema sektöründeki herkese örnek teşkil etmeli. İzlemediyseniz izleyin, izlediyseniz bir daha izleyin
Film
9.7/10
(161 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Beray Cinkara
Beray Cinkara
20.3K UP
İnceleyen9 5 gün önce
“Ben doğduğumda, olduğum şeyin bir ismi yoktu.” Kirke okuyucusunu ilk böyle karşılar. Ailesi ve kainat tarafından yıllarca dışlanmış, ne olduğu veya ne olmak istediği önemsenmemiştir. Babası her ne kadar yakıcı güneşin tanrısı olan Helios olsa da, kendisi babasının ihtişamı kadar arka planda kalmıştır. Okuyucunun bu durumu anladığı ilk sahne Kirke’nin doğumu oluyor. “İyi bir eşleşme yapacak.” diyor babası Helios. “Bir prensle sanırım.” İşte tam o anda Kirke”nin annesi karşı çıkıyor:”Bir ölümlüyle mi?”
İster bir tanrı olun ister bir dahi; hayatınızın başkaları tarafından tartılmasına engel olamazsınız. Elinizde olmayanlar sevdikleriniz için birer ayıp, kendi kararlarınız ise mantıksız birer inat gibi algılanır. Çünkü dünya sizi olduğunuz gibi değil, kendi görmek istediği gibi yargılar. Ama sizin engelleyemediğiniz sözler, eylemlerinizi engelleyebilir mi? Bir düşünün romanımızın başını. “Bir prensle sanırım.” Kitap bize en büyük sürprizbozanı vermemiş midir? Kirke’nin kendi prangalarından kurtulup, çevresi tarafından en önemli özelliği olarak görülen kalıplardan dışarı çıktığını okumuyor muyuz? Kirke, tanrıların dünyasında bir yer edinme sancısını geride bıraktığında, “görünür olma” ihtiyacı yerini “gerçek olma” duygusuna bırakmıyor mu?. Kendi sesini bulmak için önce kainatın gürültüsünden, sonra da kendi hırslarından vazgeçmesi gerekmiyor mu?

Ben, Kirke, binlerce yıldır erkek egemen anlatıların gölgesinde bir “canavar” veya “kötücül, aciz bir cadı” olarak resmedilen karakterin, kendiliğini bulma yolculuğudur. Miller bu eserinde, mitolojiyi feminist bir perspektifle yeniden yorumlayarak tarihin susturduğu kadınlara bir mikrofon uzatmayı amaçlamıştır. Kitabın temel tezi, otorite tarafından çizilen kötücül imajın arkasında hayatta kalmaya çalışan bir bireyin olduğu gerçeğidir. Eserin ana fikri ise; gerçek özgürlüğün ancak başkalarının tanımlarından sıyrılıp, bedeli ne olursa olsun kendi kaderini seçmekle mümkün olduğudur.
Değerlendirme
Yazar Madeline Miller Yunan tarihi ve mitolojisi hakkındaki birikimini 3 kitabıyla okuyucuya ulaştırmıştır. İlki Akhilleus'un Şarkısı, Akhilleus ve Patroklos'un çocukluk dostluklarından başlayan, Truva Savaşı'na uzanan, kader, şan arayışı ve trajik bir sonla biten derin bağlılıklarını konu alır. Son çıkan kitabı Galatea yine mitolojik bir karakter olan heykeltıraş Pygmalion’un yonttuğu bir kadın heykeliyle hikayesini anlatır. Bu kitap Pygmalion efsanesini modern ve feminist bir bakış açısıyla yeniden yorumlar. Diğer kitaplarında olduğu gibi karakterlerinin iç dünyalarına inen ve kalplerinin hikayesini anlatan yazar “Ben, Kirke” kitabında Kirke’nin içsel arayışını okucuya anlatmaktadır. Kirke’nin doğduğundan beri ailesinin ona verdiği “çirkin, aciz, cadı, kabiliyetsiz” damgalarını bedeli olsa da nasıl yıktığını görmekteyiz.

Kirke, altın parıltılı, tanrıların yaşadığı bir sarayda doğar. Ne babası Helios ne de ninf olan annesi Perseis’e benzer. Sesi bir insan gibi çirkin ve çatallıdır gücü ise bir tanrıya göre yetersizdir. Kendi ailesi tarafından doğduğu andan itibaren hor görülür, dışlanır ve aşağılanır. Bu dönem, Kirke’nin dünyadaki yerini aradığı, sevgiye aç olduğu ve ilk büyük hayal kırıklıklarını yaşadığı dönem olmuştur. Yıllar tanrılar için su gibi geçse de, Kirke için öyle değildir. İçindeki duyguları gizleyerek yaşadığı uzunca bir dönemden sonra Kirke, ölümlü bir balıkçı olan Glaukos’a aşık olur. Ona o kadar aşık olur ki, onu bir tanrıya dönüştürmek ister. Lakin dönüştürürken içinde saklı olan bir büyüyü keşfeder. Otlar ve iksirle yapılan bir büyü olan"farmakeia", kıskançlıkla birleşince bir felakete yol açacaktır. Glaukos tanrıya dönüştükten sonra Kirke’yi unutur ve ona ihanet eder. Kirke yine acımasızca yalnız bırakılmıştır. Kirke istemeden Glaukos’un aşık olduğu ninf Scylla’yı dehşet verici bir deniz canavarına dönüştürür. Bu canavarlıktan korkan ve suçunu itiraf eden Kirke, babası Helios tarafından cezalandırılarak ıssız Aiaie Adası’na sürgün edilir. Lakin sürgün, Kirke için bir ceza değil, kendini bulma alanına dönüşmüştür. Yüzyıllar boyu o adada tek yaşar. Bazen adasına tanrılar arasında iletişim sağlayan Hermes ve adaya dinlenmek isteyen gemiciler gelse de tamamen yalnızdır. Adadaki vahşi hayvanları evcilleştirir, doğayı öğrenir ve büyücülük sanatında ustalaşır. Adaya uğrayan gemiciler, onun misafirperverliğini suistimal etmeye kalktığında Kirke, hayatta kalmak için onları domuza çevirmeye başlar. Bu, onun dış dünyaya karşı kurduğu savunma kalkanıdır. Bir gün adaya gelen Odyssey destanın baş kahramanı Odysseus gelir ve aralarında bir bağ kurulur. Kirke, Odysseus adadan ayrılmak zorunda kalsa da artık yalnız kalmayacaktır. Çünkü artık oğlu Telegonus vardır.
Kirke’nin hayatındaki en büyük değişim, oğlu Telegonus’u koruma içgüdüsüyle başlar. Oğlu için akıl ve bilgelik tanrıçası Athena’ya bile kafa tutar. Ancak hikâyenin vermek istediği mesaj, Kirke’nin "ölümsüzlük" ile "insanlık" arasında yaptığı seçimde saklanır. Yaşanan uzun yıllar ve devam eden olaylar silsilesinde tanrıların kibri, soğukluğu ve boş ölümsüzlüğünden bıkan Kirke; acı çekmeyi, yaşlanmayı ve sevmeyi, yani insan olmayı seçer.

Binlerce yıldır mitoloji, efsaneler ve fantastik olaylar Zeus, Hermes, Kayra Han gibi “kahraman erkeklerin” hikayelerini anlattı. Kadınlar ise kimi zaman kurtarılması gereken, muhtaç varlıklar; kimi zaman birer ödül olarak görüldü. Bazen de yapmak zorunda bırakıldığı seçimlerin sonucu olarak canavar damgası vuruldu kadın figürlere. Lakin bu kitap, Kirke’nin dieğr yazılı kaynaklarda üzerine giydiği canavar damgasını yıkıp, başka bir bakış açısından bakmayı seçiyor. Tarihin tek taraflı olduğunu, her zaman güçlü ve kazananın tarihe yön verdiğini bir kez daha anlıyoruz. Kirke’nin asıl hikayesini, cadıya dönüşme yolunda verdiği kararları ve karşı çıktığı haklı nedenleri onun ağzından, onun bakış açısından dinliyoruz. Babasının, annesinin ve ablasının ona baskısı, yalnızlığı, sevdiği adam tarafından ihanete uğraması sadece onu güçlendirecek adımlardır. Güçlenir de, okuyucu tam da bunu bekler. Lakin yazar okuyucuya istediği şeyi vermez: intikam. İşte kitap tam burada, “yeniden doğma”yı sembol eden diğer kitaplardan ayrılır. Kirke her ne kadar içinde intikam ve kendini gösterme duygularıyla yanıp kavrulsa da, olgunlaşması yılları alır. Kitabın sonunda Kirke ne intikam alır ne de tanrıların dünyasına daha güçlenmiş bir şekilde gelir. O sadece olmak istediği figüre, yaşamak istediği duyguya bürünmüştür. Tanrıların bitmek bilmeyen bin yıllık ömürlerinden, duygusuzluklarından, ölümlüleri aşağılamalarından, “güzellik algısına” uymayanları hor görmelerinden, entrikalarından ve oyunlarından bıkmıştır. Onun için Olimpos Dağı’nın zirvesindeki tanrıların hiç birinin duygusu gerçek gelmez. Öyle de değildir zaten. Diğerleri gibi olmaz Kirke. Saçı ağarır, yüzündeki çizgiler artar, elleri nasırlaşır, vücudu çöker. Ama yine de o insan olmayı seçer. Gerçek duyguları yaşamayı. Çünkü onun için hayat, güçten ve sonsuzluktan ibaret değildir; onun için hayat kısa bile olsa ona değer verenlerle gerçek duyguları yaşamaktır. Bu duygular olumsuz olsa bile.

Kitapta öne çıkan tek şey Kirke’nin yolculuğu değil, yazarın dil ve anlatımıdır. Miller, romanında epik destanların görkemi ile modern edebiyatın psikolojik derinliğini harmanlayan, şiirsel bir dil kullanmıştır. Birinci tekil şahıs anlatımı, okuru doğrudan Kirke’nin iç dünyasına, sancılarına ve ruhsal dönüşümüne ortak etmektedir. Yazar; doğayı, bitkileri ve büyünün işleyişini betimlerken oldukça zengin bir kelime kadrosu seçmiştir. Diğer mitolojik kitaplardaki mitolojik kavramlar ve soyut anlatım günümüz okuyucusunu zorlarken, Miller o ağır atmosferi okuyucunun anlayacağı şekilde aktarmıştır. Duru, akıcı ve sürükleyici bir üslup oluşturmayı başarmıştır. Tabii dil ve üslup konusunda takdir sadece yazara düşmez. Kitabın çevirmeni olan Seda Çıngay Mellör, 408 safyada geçen mitolojik kavramları Türk okuyucuya o kadar güzel anlatmıştır ki, okuyucun aklında kitabın derin anlatımına dair soru işaretleri kalmaz. Bunun yanı sıra bazı olumsuz eleştiriler de vardır. Kitapta pek çok mitolojik figür ve kavram geçmektedir, ama ilk kez bu tarzda roman okuyan bir okuyucu “Bu kim?” gibi bir olguya düşebilir. Sayfaları çevirmeye devam ettikçe aklımızdaki soru işaretleri geçse de bu okuyucunun devamlılığını bozan bir durumdur. Lakin yazının başında bahsettiğim gibi kitabın sonunda “Ölümlüler, tanrılar” şeklinde sınıflandırılmış, 8 sayfalık bir karakter dizini bulunur. Ben bu kısmı kitabın sonuna doğru farketsem de okuyucu karakter dizininden faydalanabilir. Bu kitabın güzel bir ayrıntısı olsa da sayfaları sürekli bir sona bir başa çevirmek keyfi açıdan can sıkıcıdır. Bu nedenledir ki, kitapta yeni bir karakterden bahsedildiğinde küçük bir tanımlama yapılabilir, veya karakterlere daha çok sıfat eklenebilirdi.

Tüm bu unsurlar değerlendirildiğinde Madeline Miller'ın Ben, Kirke adlı eseri, yalnızca antik bir efsanenin modern bir uyarlaması değil; ötekileştirilmiş ve aciz bir varlık damgası etiketlenmiş bir kadının kendi iradesini inşa etme destanıdır. Yazı boyunca ele alındığı üzere yazar, akıcı üslubuyla okuru tanrıların kibirli dünyasından alıp, Kirke'nin Aiaie adasında kurduğu insani gerçekliğe taşır. Kitabın temel tezi olan “erkek egemen mitolojinin kadını susturması” fikri, Kirke’nin kendi sesini ve gücünü bulmasıyla başarılı bir şekilde çürütülmüştür. Miller, klasik mitolojideki tek boyutlu cadı kalıbını yıkarak yerine; hata yapan, acı çeken, seven ve gelişen bir birey koymuştur. Nihayetinde bu roman; ölümsüzlüğün boş görkemi karşısında insan olmanın ve kendi hikâyesinin öznesi olabilmenin değerini kanıtlayan, çağdaş edebiyatın en güçlü mitolojik yeniden yorumlamalarından biri olarak edebiyat tarihindeki yerini almıştır.
Kitap
9.5/10
(4 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : Circe
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
3
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Söz
Oğuz Sertkaya
Oğuz Sertkaya
51.6K UP
Alıntıyı Ekleyen 1 gün önce
Bir kaptan hiçbir zaman yelkenleri geminin hızını kontrol edemeyeceği kadar açmaz.
Kaynak: https://www.kitapyurdu.com/kitap/ofke-uzerine/544394.html
0
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Ferit Görür
Ferit Görür
249.1K UP
Çeviren 4 gün önce 1 dk.

Köpeklerimizi çoğu insandan daha çok seviyoruz ve beynimizin yıkandığına inanmayı reddediyoruz. Ancak, eğer beynimiz yıkanıyor olsaydı, tam olarak da böyle söylerdik.

Çoğu köpek sahibi, evcil hayvanlarını eğitmek için zaman ve çaba harcar. Yiyecek veya övgü gibi ödüllerle iyi davranışları pekiştiririz; böylece zamanla iyi davranışlar daha yaygın hale gelir. Köpeğiniz komutla gelmeyi veya oturmayı öğrenir. Bu şekilde onları manipüle ederiz, ancak aynı taktik tersine de işler.

8
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pelin Gönlüşen
Üye 12 Eylül 2023
Mesela bir kış tatiline çıkacaksınız ve yanınızda bir hap götürüyorsunuz ya da pikniktesiniz ve bir hap yuttunuz artık 3 saat üşümeyeceksiniz.
121 görüntülenme
4
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Hatice Kutbay
Hatice Kutbay
214.8K UP
İnceleyen 12 saat önce
Merhaba
Bazen bazı kitaplar insanın içine sessizce yerleşir, çocukluğun, aile olmanın, kayıpların ve değişimin ne demek olduğunu yeniden düşündürür. Ben Vadim O Kadar Yeşildi Ki’yi (How Green Was My Valley) böyle kitaplardan biri olarak görüyorum. İlk bakışta bir madenci kasabasının hikâyesi gibi görünse de aslında i insanın geçmişe duyduğu özlemi, zamanın bir şeyleri nasıl sessizce alıp götürdüğünü anlatan çok içli bir eser. Kitabı okurken bazen kendi çocukluğunu, aile sofralarını ya da “eskiden her şey daha farklıydı” hissini düşünmeden edemiyor insan. Çünkü bu romanın en güçlü yanı, insanın kalbine dokunan sade ama derin bir hüzne sahip olması.

Vadim O Kadar Yeşildi Ki, Galli bir yazar olan Richard Llewellyn tarafından 1939 yılında yazılmıştır. Richard Llewellyn’in gerçek adı Richard Dafydd Vivian Llewellyn Lloyd’dur. Her ne kadar uzun yıllar Galler kökenli bir maden işçisi ailesinden geldiğini söylese de sonradan yaşam öyküsünün bir kısmını romantize ettiği ortaya çıkmıştır. Buna rağmen kitabın duygusal gücü hiç azalmamıştır. Çünkü yazar, işçi sınıfının yaşamını, aile bağlarını ve toplumsal dönüşümün insanlar üzerindeki etkisini son derece canlı bir şekilde aktarır. Özellikle sanayileşme, emek mücadelesi, sınıfsal dönüşüm ve geleneksel aile yapısının çözülüşü romanda önemli bir yer tutar.

Roman, Galler’deki bir kömür madeni kasabasında yaşayan Morgan ailesinin küçük oğlu Huw Morgan’ın gözünden anlatılır. Hikâye, çocukluk anıları biçiminde ilerler. Huw’un gözünden yalnızca ailesini değil, bir dönemin yavaş yavaş kayboluşunu izleriz. Bir zamanlar “yeşil” olan vadinin zamanla madenlerin dumanı ve ekonomik değişimle dönüşmesi aslında yalnızca doğanın değil, insanların hayatlarının da değişimini simgeler. Bu yüzden kitabın adı çok anlamlıdır .“Vadim o kadar yeşildi ki…” cümlesi biraz da geçmişe duyulan özlemin sesi gibidir.

Romanın en etkileyici yönlerinden biri aile ilişkilerini çok gerçek ve sıcak bir biçimde anlatmasıdır. Morgan ailesindeki dayanışma, sofradaki konuşmalar, baba otoritesi, anne şefkati ve kardeşlik duygusu insanı bazen kendi hayatına götürür. Ama kitap sadece sıcak anılarla ilerlemez; işsizlik, grevler, yoksulluk, aşk acısı, ölüm ve toplumsal baskılar gibi sert gerçekleri de anlatır. Özellikle değişen dünya düzeni içinde insanların birbirine yabancılaşması, eski değerlerin yavaş yavaş kaybolması romanda insanın içine işleyen bir hüzün bırakır.

Bence bu kitabı özel yapan şey, büyük olayları küçük bir çocuğun gözünden anlatmasıdır. Çünkü çocukların bakışı çoğu zaman daha dürüst ve daha kırılgandır. Huw’un yaşadıkları bize şunu düşündürüyor: İnsan bazen bir yeri değil, o yerde hissettiği duyguları özlüyor. Belki de hepimizin içinde “bir zamanlar çok yeşil olan bir vadi” vardır; çocukluk, eski bir ev, kaybedilmiş insanlar ya da artık geri dönmeyecek zamanlar…

Kitap aynı zamanda şu soruyu da düşündürdü bana . Zaman mı değişir, yoksa insanlar mı? Çünkü romanda hem doğa hem aile düzeni hem de toplum sessizce dönüşür. İnsan bunu okurken kendi hayatına da bakıyor; bir zamanlar çok değerli olan bazı şeylerin neden kaybolduğunu sorguluyor.

Romanın 1941 yılında sinemaya da uyarlandığını ve çok ses getirdiğini eklemek gerekir. Özellikle aile, aidiyet, sınıf ve nostalji temalarını sevenler için çok etkileyici bir eser olduğunu düşünüyorum. Belki de bu kitap, insanın geçmişe dönüp bakarken hissettiği o buruk duygunun roman hâlidir: Güzel olan şeylerin çoğu, biz fark etmeden değişiyor.

Kitaptan çok sevilen bir duyguya dönüşmüş şu düşünceyi de hissettirdi. İnsan bazen geçmişte yaşadığı mutluluğu ancak onu kaybettikten sonra gerçekten anlayabiliyor. Bu yüzden Vadim O Kadar Yeşildi Ki, sadece bir roman değil; biraz hatırlamak, biraz özlemek ve biraz da büyümenin bedelini anlamak gibi bir kitap.
9.0/10
(1 Kişi)
Puan Ver
Orjinal Adı : How Green Was My Valley
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Eser
Furkan Arduç
Eseri Ekleyen 7 Mayıs 2023 Youtube Kanalı
Puan Ver
@BoschProfessionalTR
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

5
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ayşe Yılmaz
Ayşe Yılmaz
144.5K UP
Gözlemi Yapan 7 saat önce Türkiye, Çankırı
Yapraklı ilçe merkezinde kaydedilmiştir.
2
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Gündem
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
"...ama ben biliyorum ki Dünya küreseldir. Çünkü ben, Dünya'nın Ay üzerindeki gölgesinin şeklini gördüm."
Ferdinand Magellan
Kapak Görseli Seç
Videodan otomatik olarak çıkartılan karelerden birini seçin.
Kareler yükleniyor…
Videoyu kaydırarak istediğiniz kareyi seçin.
0:00 / 0:00
Kendi kapak görselinizi yükleyin. Görsel otomatik olarak kırpılacaktır.
Görseli sürükleyin veya tıklayın PNG, JPG veya WEBP (Maks. 10MB)