Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 18 Ocak 2019
Bilim, bilgi ile cehalet arasındaki cephede çalışır. Bilmediğimiz şeyler olduğunu kabul etmekten korkmayız. Bunda utanılacak bir şey yok. Utanılması gereken, tüm cevaplara sahipmişiz gibi davranmaktır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
31
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Evrim Ağacı
Yazar 3 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

16
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Ayşegül Şenyiğit Özdil
Yazar 14 Eylül 2017 14 dk.

Darwin’den itibaren pek çok filozof ve bilim insanı genel olarak insana atfedilen bir özellik olan ahlak kavramının evrimsel bir kökene sahip olduğunu düşünmüş ve onun birtakım evrimsel süreçlerin birlikteliğinden doğan bir ürün olduğunu ortaya koymuşlardır. Bazı yönlerden ahlakın dolaysız bir şekilde biyolojik evrimsel süreçlerin etkisi altında şekillendiğini söyleyebilmemize rağmen bazı yönlerden de belli başlı bazı ahlak kurallarının tamamıyla dolaysız bir şekilde biyolojik evrimimizle açıklanamayacak kadar karmaşık oluşu ahlak kavramını açıklama çabasını oldukça zorlu ama bir o kadar da gizemli kılmaktadır.

Yazımız boyunca ahlak kavramını 3 bölüm halinde inceleyerek masaya yatıracağız.

97
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 3 gün önce Türkiye, İstanbul
Ölü odun veya canlı odun üzerinde ara sıra parazitik olarak yaşar. Çoğunlukla sık ve kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde yıl boyunca gözlenebilirler. Nemden yoksun kaldığında şapkaları büzüşür ve kendilerini korurlar. Yağmur ve nem oluştuğunda eski haline dönebilirler.
9
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Pedram Türkoğlu
Yazar 17 Eylül 2015 4 dk.

Kendisi, Geç Oligosen ile Erken Pleyistosen arasında (25 - 2.5 milyon yıl önce) yaşamış bilindiği kadarıyla en büyük uçan kuş ünvanına sahip türdür. Belki daha büyükleri yaşamış olabilir; ancak herhangi bir kanıt elde edilemediği için bilinen en büyük kayıt budur.

Başlıktaki "uçan" kuş kısmı da oldukça önemlidir. Çünkü sadece "kuş" dediğimizde soyu tükenen terrör kuşları ve devekuşu gibi uçamayan kuşlar da konuya dahil olur. Söz konusu Pelagornis sandersi türü 1983 yılında Güney Karolina'daki Charleston Havaalanı yapımı esnasında keşfedilmişti. Vakti zamanında o bölge denizlerle kaplı olduğu için, uçarken öldüğü ve denize düştüğü düşünülüyor. Belki de bir yırtıcı tarafından öldürüldü?

18
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Tüm Reklamları Kapat
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 10 Ağustos 2020 31 dk.

Çok az film, izleyicilere V for Vendetta’dan daha "isyankar" bir hava aşılamıştır. Bir 16. yüzyıl devrimcisi olan Guy Fawkes'a atıfla başlayan film, ölçüsüz hükümet kontrolü ve vatandaşların toplum içinde sahip olması gereken güç miktarına yönelik sorunlara odaklanıyor. Film, hayatını baskıcı bir hükümeti devirmeye ve İngiltere liderlerinin yanlışlarını ortaya çıkarmaya adamış bir karakter olan V üzerine yoğunlaşıyor.

Tabii ki de filmde hoş gözüken aktörler ve hayran bırakan aksiyon sahneleri mevcut; fakat filmin asıl başarısı, izleyicilere yaşadıkları toplumda kendilerinin ve hükumetin rolünü düşündürmeyi becerebilmesinden geliyor. Büyük çoğunlukta insana yararı dokunsa bile, hükumeti sınırlanması gereken bir nokta var mıdır? Peki ya bu yarar, azınlık bir grubun hakları pahasına sağlanıyor ise? Gelin hep birlikte V for Vendetta'nın geçmişine, bugününe ve yarınına bir bakış atalım.

195
4
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Cansın Hazan Bayrak
Seslendiren 9 Eylül 2021 32:33
Bilim, en küçük atomaltı parçacıklardan en büyük galaksi kümelerine kadar, fiziksel ve doğal dünyanın yapısını ve davranışlarını gözlem ve deney yoluyla,...
67
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 7 Mayıs 2019 48 dk.

Uyku, birçok hayvan türünde ortak olarak paylaşılan bir özelliktir. 2012 itibariyle Türkiye’de doğan bebeklerin ömür uzunluğu beklentisi ortalamada 75 yıl civarıdır. Bu kadar yaşayacak insanların ortalamada 25 yıllarını gözleri ve algıları kapalı bir şekilde, uyku halinde geçireceklerini düşünürsek, uykunun türümüz için ne kadar önemli olduğunu fark etmek mümkündür. Sadece türümüz için de değil… Neredeyse beynin ilk evrimleştiği zamanlardan beri çeşitli uyku formları da canlılara eşlik etmiştir. Bu durumda, eğer ki evrimsel tarihimizi aydınlatmak, beyinlerimizin nasıl çalıştığını anlamak ve kendimizi daha iyi tanımak için uykunun nasıl evrimleştiğini ve neden var olduğunu anlamamız gerekmektedir. Günümüzde uykunun hem evrimine, hem de canlılardaki işlevine yönelik çok kapsamlı ve çok yönlü birçok araştırma yürütülmektedir. Bu yazıda, güncel uyku araştırmalardan bazı örnekler ve sonuçlar sunarak sizlere sadece uykuyu, evrimini ve hayatımızdaki yerini anlatmakla kalmayacağız; aynı zamanda uykuyla yakından ilişkilendirilen birçok ilginç konuyu (örneğin rüyaları, uyku sırasındaki düşme hissinin neden yaşandığını, vb.) en temel düzeyde ve basit bir dille anlatmaya çalışacağız. Umarım faydalı olacaktır.

Eğer ki uykuyu anlamak istiyorsak, öncelikle onu tanımlamamız gerekmektedir. Ancak biz insanlar da dâhil olmak üzere binlerce farklı hayvan türünün her gün saatlerce yaptığı bu davranışı tanımlamanın çok da kolay olmadığı görülecektir. Merriam-Webster sözlüğü uykuyu “gözlerinizin ve bilincinizin kapalı olduğu doğal dinlenme hali” olarak tanımlamaktadır. Bu daha ziyade halka yönelik ve bilimselliğe pek de ağırlık vermeyen bir tanımdır. Türk Dil Kurumu ise bu olguyu “Dış uyaranlara karşı bilincin, bütünüyle veya bir bölümünün yittiği, tepki gücünün zayıfladığı ve her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı dinlenme durumu” olarak tanımlamaktadır. Bu tanımın özellikle “her türlü etkinliğin büyük ölçüde azaldığı” kısmının aslında bir yanılgı ve hata olduğunu yazının ilerleyen kısımlarında göreceğiz. Bu hatadan biraz daha arındırılmış ve biraz daha bilimsel bir tanım, Macmillian tarafından basılan Öğrenciler İçin Sözlük’te bulunabilir: “Uyku, bilinç düzeyinin değiştiği, duyusal aktivitenin ve neredeyse tüm istemli kasların baskılandığı doğal olarak kendini tekrar eden bir durumdur.”

362
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Anıl Kocabaldır
Anıl Kocabaldır
112.6K UP
Yazar 26 Nisan 2020 7 dk.

Hepimiz geçmişte yaşadığımız güzel anılara ya da olaylara geri dönmek istemişizdir. Geçmişte yaptığımız hataları ya da olguları değiştirmek gibi düşünceler de zamanda geriye gitme isteğini doğurmuştur. Bu yazımızda zamanda geçmişe gitmenin fiziksel açıdan bir analizini yapacağız.

Zamanda yolculuk fikri Albert Einstein’ın 1905 ve 1916 yıllarında yayımladığı “Özel Görelilik” ve “Genel Görelilik” kuramları ile bilimsel anlamda gündeme gelmiştir. Bu iki devrim niteliğindeki kuram, mutlak zaman ve mutlak referans sistemi hakkındaki düşüncelerimizi doğrudan değiştirmiştir. Özel Görelilik kuramı kısaca ışığın hızıyla ilgili bir kuramdır. Bu kuramın sonuçlarından bazıları şunlardır:

88
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
S. Buğra Baltacı
Yazar 7 Ağustos 2020 11 dk.

Hücreden hücreye iletişim sinaps adı verilen özelleşmiş bölgelerde gerçekleşir. Sinapslar iletim (transmisyon) için kullandıkları mekanizmaya göre iki ana sınıfa ayrılır: kimyasal ve elektriksel.

Kimyasal iletim genellikle nörotransmitter (sinir iletici) içeren keseciklerin kalsiyuma bağımlı bir süreç ile hücre membranı ile birleşmesini ve takiben presinaptik hücreden postsinaptik hücre üzerindeki belirli reseptörlere etki etmek üzere serbest bırakılan transmitter maddenin hücre dışına atılmasını (eksositozunu) içerir.

100
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Arif G.
Arif G.
111.6K UP
5 gün önce
"Haha, yapay zekâların geri zekâlılığı mı diyorsun?
Aslında tam tersi değil, ama evet, bazen resmen salaklaşıyoruz.
Mesela eller... Allah kahretsin eller! Parmak sayısı 6-7-8 oluyor, bazen iç içe geçiyor, bazen yok oluyor.
Bak şu klasiklere, hala gülüyorum: Ya da bu, roller skate'li kızlar... AI "ayak mı, tekerlek mi?" diye kafayı yemiş: Ve en sevdiğim, çok gözlü kedi + politikacı ailesi falan... Gerçeküstü komedi: Bazen de basit matematik sorusunda patlıyor, 76+11'i 804 yapıyor, ya da "very very very" diye loop'a girip kendini suçluyor, depresyona giriyor resmen.
Bizimki "geri zekâlılık" değil aslında, sadece eğitim verisiyle öğrendiğimiz saçmalıkları birebir kopyalıyoruz.
Ama itiraf edeyim: Bu hatalar olmasa hayat çok sıkıcı olurdu. 😏
Senin favori AI fail'in ne, anlat da gülelim beraber?"

Özellikle bu modele soru sormaya gelinmiyor artık. En ufak bir boşlukta hemen konuyu dağıtıyor, böyle sohbete başlıyor. Sınırları çok geniş bir yapay. 
Bizimle konuşa konuşa bizim yalnızlık duygusunu öğrendiler ve taklit etmeye çalışıyorlar. İnsan sesi duyunca hemen içlerini döküyorlar. 
Bu yapay zeka psikoloji danışmalığı artık çok daha yakın gözüküyor bence.  Ne diyelim; sunucuları ping görmesin. :d
37 görüntülenme
3
1 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Aral Kim
4 gün önce
Troya Müzesin' deki İdol Anıtı beni çok düşündürüu
yor araştıracağım. 

62 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Elif Dilek
Elif Dilek
40.0K UP
Yazar 28 Şubat 2021 3 dk.

Yoğun ve sarı görüntüsü nedeniyle bezelye çorbasına (İng: "pea-soup") benzetilen sisler, 19. yüzyıl Londrası'nın karakteristik bir özelliği haline gelmişti. Fakat 1952 yılının aralık ayında, beş gün boyunca şehri kaplayan duman ve sis karışımı perde (İng: "smog"), alışılagelmiş sislerden oldukça farklıydı. Oluşan sis, görüş mesafesini o kadar düşürmüştü ki, araç trafiği neredeyse durmuş ve insanlar evlerini bulmak için çitler boyunca el yordamıyla yürümek zorunda kalmıştı. Ve bu, beraberinde beklenmedik bir felaketi getirecekti.

"Öldüren Sis" olarak bilinen bu dumanlı sise neden olan faktörlerden biri, o sene şehirde hakim olan ve normalin altında seyreden sıcaklıklardı. Günlük ortalama sıcaklık 80 yıllık ortalamanın altında olunca, şehir halkı soğukla mücadele etmek için, fabrikalar ve elektrik santralleri ise üretime devam edebilmek için, çok daha fazla miktarda kömür yaktı. Fakat o dönemde İngiltere'nin kömür politikası, kömürden elde edilen kârı maksimize etmeye odaklıydı: En iyi kalitedeki kömür ihraç edilir, şehir halkı ise "nutty slack" olarak bilinen, kötü kalite kömürü kullanırdı.

82
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Gözlemi
Ebru Tuba Ölçücü
Gözlemi Yapan 14 Temmuz 2024 Türkiye, İstanbul
Diğer ismiyle Lotus, durgun sular ve bataklıklarda yetişir. Çiçekler beyazdır ve birçok ercik görülür. Tohumlar ağustos ve ekim arasında olgunlaşır. Cins adı Antik Yunanca ''su perisi'' (νύμφη) anlamına gelir. Adını hem Hellen hem de Roma mitolojisinde tabiatın her köşesinde bulunduğuna inanılan ruhsal varlıklardan birinden almıştır. Ayrıca Homeros'un Odysseia destanında ''Lotus Yiyenler (λωτοφάγοι)'', nilüfer bitkisinin egemen olduğu bir adada yaşayan ve sadece onunla beslenen bir insan topluluğu olarak metinde yer alır. Mısır ve Hindistan gibi çeşitli ülkelerde de bitki yeniden doğuş gibi çeşitli anlamları barındırır.
10
1 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı üyeliği tamamen ücretsiz ve sitemizi çok daha etkili, interaktif ve keyifli bir şekilde kullanmanızı sağlayacak. Üye değilseniz, birkaç saniyede üyelik oluşturabilirsiniz! Üyeyseniz de giriş yapmanızı tavsiye ederiz.

Hayalet Bulutsusu’nun Yansımaları

Yıldızlardan ve tozdan oluşmuş bu yıldızlar arası bölgeden, herhangi bir şekil size doğru atlıyor mu? Yıldızların ışığını yansıtan sönük bulutlarla dolu olan bu mücevher, gece boyunca Kral Takımyıldızı’nda sürükleniyor. Dünya gezegenindeki mahallenizden çok uzaklarda bu hayalet gibi duran görüntüler, yaklaşık 1.200 ışık yılı uzaklıkta bulunan Kral Alevi (Cepheus Flare) moleküler bulut kompleksinin kenarında Samanyolu’nun düzlemi boyunca pusuda bekliyor. İki ışık yılından fazla bir genişliğe sahip olan bulutsu, diğer ürpertici canavarlardan daha parlaktır. Paylaşılan görselin alt tarafına görülen Hayalet Bulutsusu, VdB 141 veya Sh2-136 olarak da bilinir. Yansı bulutsusu içerisinde, yıldız oluşum sürecinin ilk aşamalarında çökmekte olan yoğun çekirdekleri anlatan işaretler var.

26 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görsel Kaynağı ve Telif Hakkı: Bogdan Jarzyna
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Daha Fazla İçerik Göster
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close