Bu Reklamı Kapat
Sorulara Dön
Anonim
Anonim Üye
6

"Tanrıyı kim yarattı, kendini yok edebilir mi?" gibi sorular Tanrı'ya ya da dine yöneltilebilecek sorular mı?

"Suyu kim ıslattı?" diye sormak gibi olmaz mı?
3,452 görüntülenme
  • Soruyu Takip Et
  • Raporla
4 Cevap
Öne Çıkarılan Cevap
Ufuk Derin
Ufuk Derin Agnostik

Saçma, boş ya da hatalı bir soru olarak görünse de aslında çok güzel bir soru. Öncelikle "Işık, ışık hızında olduğu için ışık." "Dörtgen bir üçgen olabilir mi?" "Belirli hacmi olan gaz olabilir mi?" "Skaler büyüklük olan hız olabilir mi?" derseniz bu, hatalı bir eşitleme olur. Özellikle Allah gibi Tanrı inanışları için. Çünkü bunlar; "Allah" gibi sonsuz güçte, her şeye gücü yeten şeyler değil. Bunlar, evrenin dokusundan veya mantıktan dolayı sınırlandırılmış olgular. Ama anlatılan şekli ile "Allah" derken her şeyi yapabilen, sınırlandırılmamış güçteki bir varlıktan bahsediyoruz. Burada sizin savunmanızda biraz sıkıntı oluyor ama buna tekrar geleceğim.

"Allah'ı kim yarattı?" sorusuna verilen "Suyu kim ıslattı?" karşı savunusu, "Suyu birinin ıslatmasına gerek yoksa kendi kendine ıslak olabiliyor demektir o halde ona bu özellikleri Allah vermemiştir, suyun zaten özelliği buydu." sonucuna vardığı için çok kötü bir savunma şekli oluyor. Ayrıca suyun ıslak olmasının kimyasal ve fiziksel sebepleri varsa Tanrı'nın da ezeli ve ebedi olmasının başka sebepleri olabileceğini söylemek olur bu.

Bu Reklamı Kapat

"Yazılımı yazanı kim yazdı?" sorusu ile karşı savunu yapılmaya çalışılır. Bu da güzel bir savunma sayılabilirdi. Ama bu mantıktan da yola çıkarsak "Evet, birisi yazmadı ama o yazılımcıyı birisi doğurdu. Yani sebepler burada bitmiyor, o zaman Allah'tan önce de sebep var." denilebilir.

"En öndeki vagonu kim çekiyor?" sorusu da aynı şekildedir. "Vagonun ileri gitmesine sebep olan başka etkenler de olduğundan Allah'ın bizi yaratmasına sebep olan başka sebepler de var." demektir.

Bu Reklamı Kapat

Görülebileceği gibi benzetmelerle durumu anlayamazsınız. Çünkü benzetmeler sadece bildiğimiz durumlar için yapılır, Tanrı'yı ise bilmiyoruz, gözlemedik o yüzden benzetmeler daha çok sıkıntı yaratır. Özellikle Din ve Tanrı konularında benzetmelerden uzak durunuz.

Öte yandan "Allah'ı kim yarattı?" sorusu evet, hatalı bir soru, "Birisi yaratmadı, ezeli ve ebediydi." derler ve cevaplanmış olur. Çok basit değil mi? Aslında değil. Bu sorunun sorulma amacı o değil ki. Bu klasik muhabbetin özünü kaçırmamalıyız. Devam ettirirsek: "Madem Allah ezeli ve ebedi, o zaman maddesel form niye ezeli ve ebedi olmasın?"

Burada geçersiz bir eleştiri, maddenin büyük patlamadan itibaren olduğunu söylemektir. Uzay-Zaman'ın ilk anı büyük patlama olsa bile maddeye form veren maddesel formdan bahsedilebilir. Büyük patlamaya sonsuz bir döngü denilip form değiştiren maddesel formdan bahsedip Tanrısız açıklama yapılabilir. Yani büyük patlamanın öncesi değil, atası. Bunu, zigottan önce siz yoktunuz ama atalarınız vardı olarak düşünebilirsiniz. Yani bu muhabbetin asıl amacı Tanrı olasılığı dışında başka olasılıkların olduğunu göstermektir, hepsi bu.

Yani burada sorgulanan şey, neden Tanrı'ya ezeli ve ebedi diyebiliyoruz da başka bir şey ezeli ve ebedi olamaz? Neden ve nasıl maddesel form ezeli ve ebedi olamaz da Tanrı ezeli ve ebedi olur? Bazıları maddenin ezeli ve ebedi olduğunu söylemekle maddeyi Tanrılaştırdığımızı/ilahlaştırdığımızı söylüyor ama bu çok hatalı bir eleştiri olur. Çünkü ilk olarak zaten bunu söylerken ezeli ve ebediliği Tanrı'nın özelliği olarak varsaydık, önce neden sadece Tanrı'nın özelliği olduğu tartışılmalı. Başka bir şey ezeli ve ebedi olmaz mı ya da ezeli ve ebedi olmak, onu neden Tanrı yapsın? (Panteistik anlamda ona da Tanrı diyenler olabilir ama burada "Allah" gibi monoteist bir Tanrı'dan bahsediyoruz.) Yani ona Allah özelliği vermiyoruz, Tanrı/Allah gibi sonsuz güç, her şeyi yapabilme, "ilim, irade" vermiyoruz ki onu "Tanrılaştırmış/ilahlaştırmış" olalım. Bu noktada da insanlar, evrenin dokusundan kaynaklana yasaların bir şeyi yapamayacağını, bilinçsiz olan şeylerin böyle şeyler yapamayacağını ve "ilim, irade" gibi sıfatların kendiliğinden "olması zorunlu"ymuş gibi sunmaya çalışıyorlar. Gerek evrimsel mekanizmaları, gerek evrenin dokusundan kaynaklanan yasaları düşündüğümüzde "kendi kendiliğine" böyle şeyler olabileceğini görebiliriz ve bu, "ilim, irade, kudret" gibi ek bir varsayıma ihtiyaç duymuyor. Evet, kişi isterse "ilim, irade ve kudret"i olan bir Tanrı'nın yaptığına da inanabilir ama sorun, "ilim, irade, kudretsiz" açıklamanın bile "ilim, irade, kudret"li olmak zorunda olduğunu ve bu Tanrısal olmayan açıklamanın da bu yüzden "ilim, irade, kudreti" maddeye atfettiğini sanmak. Bu hatanın nedeni "Doğal süreçlerle oluşan peribacaları, dağlar, canlılar gibi şeyleri kendimiz yapmaya kalksak veya o varlık kendi kendine yapmaya çalışsa çok dahi birisi olması gerekirdi, o halde bizi de yapan böyle biri var ve bu gücü bilinçsiz maddeye veriyorlar." şeklindeki hatalı bir düşünce. Bu, hatalı bir düşünce çünkü her şeyin yaptığımız aletler ve araçlar gibi olduğunu varsayıp doğanın nasıl işlediğinden uzaklaşıyoruz. Oysa evrimsel ve doğal süreçte herhangi bir "çaba, istek, bilinç" olmasına gerek yok ama kendi bakış açımızdan baktığımız için bu durumda bile böyle olması gerekiyor gibi geliyor.

Şimdi gelelim ilk paragraftaki konuya. Buradaki eleştiri de "Her şeyi yapabilen, her şeye gücü yeten Tanrı" fikrinedir. Her şey kavramında "kendini yok etmek" de mevcuttur, "kendinin kopyasını yaratmak" da mevcuttur. Ama evet, bunu yapamaz çünkü tanımına aykırı. Bu durumda da Tanrı, "her şeye gücü yeten" olmuyor. Kendini yok etse ezeli ve ebedi tanımına uyamaz ve Allah olmaz. Kendinin kopyasını yaratsa "tek, benzersiz" olma tanımı ile çelişir ama yapmazsa yine "Her şeye gücü yeten" tanımı ile çelişir. "Bunu yapması çok saçma olur, gücünü azaltır. Allah saçma bir şey yapmaz." derseniz yine kendi tanımı tarafından kendi kendini sınırlandırmış oluyor. Bu durumda da "her şeye gücü yeten, her şeyi yapabilen tanımı" ile çelişmiş oluyor. "Neden yapsın?" gibi sorular da geçersiz oluyor çünkü yapabilmek/yapamamaktan konuşuyoruz, yapmaktan veya yapmamaktan değil.

Sonsuz güçteki her şeyi yapabilen Allah, kimilerine göre kendini öyle tanımlıyor zaten. Kimilerine göre inananlar, "her şeyi yapabilme, sonsuz güç" olarak gibi tanımları kendileri veriyor, bu önemli değil. Burada tekrar "Neden böyle olsun?" diye sormayacağım. Çünkü herhangi bir sonuca ulaşmayacak "Öyle işte." denecek. Ne şekilde olursa olsun sonuç olarak ortada her şeye gücü yeten, her şeyi yapabilen bir Tanrı fikri var ve zaten "her şeye gücü yeten, her şeyi yapabilen" olması "mantıksal" olarak sıkıntı yaratıyor. Yani, her şeye gücü yetiği için istediği sıfatı sorun olmadan alabilirdi diyemiyoruz, "her şeye gücü yettiği için" sorun çıkıyor.

Bu durumdan benzetmeler ile çıkamıyorsunuz çünkü yine tanım gereği Tanrı/Allah'ın bir eşi veya ona gerçekten benzeyen ve tartıştığımız özellikte olan başka bir şey yok, yani tam olarak ona benzetebileceğiniz başka bir şey yok. Yani yapacağınız bütün benzetmeler yukarıda açıkladıklarım gibi hatalı benzetmeler olacaktır. O yüzden benzetmelerden uzaklaşıp konunun özünü konuşmalıyız.

Elbette bu tür sorular yöneltilebilir. Hatalı demek yanlış olur çünkü her soru gerçekten çok ilginç, tartışılabilen güzel yerlere gidiyor. Yanıtı çok basit gibi görülen "Allah'ı kim yarattı sorusu?" da başta bakınca hatalı ama asıl çıkan yer, gerçekten konuşulması gereken bir konu. "Allah kendini yok edebilir mi?" gibi sorular da saçma gözükse de oldukça ilginç yerlere çıkıyor ve sorulması gerekli.

Buna verilebilecek en mantıklı cevap bence "Biz, Allah'ı/Tanrı'yı anlayamayız." olacaktır. Hatta biraz daha ileri götürüp "Anlayamayacağımız bir şekilde bu mantıksal sorunları çözmeye de gücü yeter." diyebilirsiniz. (Tabii tersini de yapabilir, anlayamayız.) Evet, bu "kaçamak" bir cevap olarak görülebilir ama hatalı eşitleme ve hatalı benzetmelere, saçma soru demeye kıyasla verilebilecek en "mantıklı" cevaptır. Bizim mantığımız sınırlı bir Dünya'da evrimleşti ve bu konuyu çözmek için evrimleşmedik. O yüzden Tanrı/Allah gibi bir varlığı anlayamayız da bilemeyiz de. Tabii burada "Neden yeterli bir mantık vermedi?" gibi sorular da doğuyor, Tanrı'yı anlayamadığımız için ve onun gibi "düşünemeyeceğimiz için" onu da bilemeyiz. Zaten inanma ihtiyacı duyan inanır, inanma ihtiyacı duymayan inanmaz. Ama bu; bizim mantığımızın üstündeki bir varlığı, hatalı benzetmelerle veya hatalı eşitlemelerle inancını savunmaktan çok daha iyi bir savunma şekli olacaktır.

1,601 görüntülenme
Bu cevabın içeriği ve doğruluğu, Evrim Ağacı editörleri tarafından kontrol edilmiş ve onaylanmıştır.
15
  • Raporla
Cevap

Neden hatalı olsun? Bu tanımları biz yapıyoruz ve eğer tanım gereği Tanrı'nın "nedeni olmayan şey" olduğunu söylüyor ve bunu pekiştirmek için bir dizi sıfat ekliyorsak, o zaman elbette bir kişi Tanrı'nın "nedeni olmayan şey" olduğu iddiasını sorgulayabilir veya ispatlanmadığı için bunu reddetmeyi seçebilir. Tabii dümdüz bir reddiyenin pek bir anlamı yok, oradan nereye gidildiği ve ne tür bir felsefe inşa edildiği, bunun ne kadar tutarlı olduğu, vs. önemli ama bunlar ayrı bir tartışma konusu. "Tanrı'yı kim/ne yarattı?" veya onun edilgen versiyonu olan "Tanrı nasıl var oldu?" sorusu, İslam dini özelinde değil ama teolojik olarak elbette yöneltilebilir ve yöneltilmesi gereken bir soru.

Bunun saçma bir soru olduğu iddiası da bariz bir şekilde tartışmayı geçiştirme çabası bana kalırsa. Çünkü Tanrı, var oluşa yönelik bir hipotez. Bu hipoteze yönelik ihtiyaç, etrafımızda var olan şeylere bakıp, "Bizim yarattığımız şeylerin bir yaratıcısı var (biziz), dolayısıyla yaratılmış gibi gözüken her şeyin bizim gibi bir yaratıcısı olmalı." fikrine dayanıyor. Bu, bariz bir şekilde mantık hatası, zira Evren'deki her şeyi insan yaratmış olsaydı bile bu, insanın veya diğer yaratılmışların yaratıcısı olduğunu ispatlamakta kullanılamazdı (bu argümanda a priori safsatası, "Parça/Bütün Safsatası" veya "Aceleci Genelleme" bulunuyor: Bir şeyin yaratılmış olması, her şeyin yaratılmış olmasını gerektirmez veya garanti etmez.)

Bu Reklamı Kapat

Dolayısıyla bu hipotez, "yaratılmışların yaratıcısı" olarak Tanrı kavramını ileri sürüyor (yani Tanrı'ya "yücelik", bir diğer deyişle "nedensiz neden" sıfatını veriyor). Güzel, bu elbette doğru olabilir. Doğada "Tanrı var olamaz." diye bir kural bulunmuyor. Ancak bu hipotezi geliştiren kişi, onun yaratıcısının veya yaratılma veya var olma ontolojisinin ne olduğunu izah etmek zorunda. Benzer şekilde, Evren'in kendisinin veya Evren'i mümkün kılan yasaların veya mesela matematiğin neden Tanrı gibi kendiliğinden ve ezelden beri var olamayacağını izah etmek zorunda.

Burada şunu anlamamız şart: Şeyler, sıfatlarını, biz onları o sıfatlarla tanımlıyoruz diye edinmezler. Şeylerin sıfatları vardır ve biz o sıfatları tespit ettikten sonra isimlendiririz. Mesela "su" örneğinden gidelim: Su, "su olduğu için" ıslak değil. Veya biz ona ıslaklık atfediyoruz diye ıslak değil. "Islaklık" ve "su"yu tanımladıktan sonra, suyun ıslak olup olmadığı, nelerin ıslak olabileceği veya suyun nasıl ıslandığını bilimsel olarak tartışabiliriz ve bir sonuca varabiliriz. Buradaki sorun linguistik (dilbilimsel) bir sorundur. Ama kritik nokta şu: Su, biz ona "ıslak" dedik diye ıslak olmaz. Suyun ıslak olduğunu düşünmemize neden olacak gerekçeler vardır ve bu gerekçelerin peşinden giderken, belli gerçeklere veya sıfatlara ulaşır ve onları nitelendiririz. Burada sorun, var olduğu kesin olarak ortaya konmamış bir şeyin sıfatlarını belirleme çabasına giriyor olmamız. Dolayısıyla su ile

Bu Reklamı Kapat

Bir diğer kritik nokta şu: Şeylere özelliklerini veren başka şeyler var (atomlar, elementler, moleküler etkileşimler, vb. gibi). Sözcüklerin anlamlarında anlaştıktan sonra, bu diziyi geriye doğru takip edip (onun nedeni ne, bunun nedeni ne diye geriye gidip) "ilk neden" konusuna ulaşıyoruz. Orada da aynı sorun var: Yasalar, Tanrı gibi kendiliğinden ve ezelden beri var olabilir mi? Olamıyorlarsa, Tanrı nasıl var olabiliyor? Ve sadece Tanrı bu şekilde var olabiliyorsa, neden ekstra varsayımlar eklemek zorundayız? "Tanrı" adı verilen bir "şey" olsun, bu "şey", "nedensiz neden" olsun ve sonuç üretebildiğini bildiğimiz yasaları tetiklemiş/yaratmış olsun. Eğer derdimiz ilk nedeni açıklamak idiyse, bunu yaptığımız anda teolojik olarak "bitti gitti". Nedenlerin nedenini açıklamış olduk. Ama o noktadan sonra gelen yığınla mitoloji ve dini anlatı/kural neden gerekiyor (hele ki bunlar objektif olarak ispatlanmamış, ispatlanamayan ve hatta büyük oranda ispatlanamayacak argümanlarken)? O katmanlara ne gerek var? Mesela bu nedenlerin nedeninin bizden "beklentileri", bize "müdahale edip etmemesi", "ödül ve ceza konusu" ve daha trilyonlarca katman... İşte bu da teizm ile deizm ayrımının başladığı yer olarak tanımlanabilir ve bunun kavgası da asırlardır devam ediyor.

Bence burada çok ciddi bir bilişsel önyargıya düşüyoruz ve bu önyargının sebebi de bilgisizlik. Biçim verilmiş gibi gözüken şeylerin bilinçli bir şekilde yapılması gerektiğine yönelik bir sanrımız var. Atıyorum, peribacaları gibi sistemlerin sadece rüzgar ve jeolojik süreçler ile mümkün olduğu (veya yine atıyorum, karmaşık türlerin sadece evrimle ortaya çıkabildiği) örneğinin verilmesi, bu durumda rüzgar, jeoloji veya evrim ardında (yani yasaların ardında) bir bilinç olması gerektiğini ileri sürmemize neden oluyor; çünkü başka türlüsünü tahayyül bile edemiyoruz (tahayyül edilebilecekken). Yani biçimlendirilmiş olmanın bilinç/kudret ile ilişkisi olması gerektiğini en baştan varsayıp, bunun gerekçelendirmesini yapamadığımızda (yani sonradan) biçimlendirilmiş şeyler bulup, onların ardında bilinç arıyoruz ve baştaki varsayımımızı doğru ilan ediyoruz. Bu, döngüsel mantık safsatası.

Daha yalın bir hipotez, biçimlendirilmiş şeylerin kudret veya bilince ihtiyaç duymaksızın da biçimlenebileceklerini varsaymak, çünkü bunu her gün laboratuvarlarda ve doğada kendi gözlerimizle görüyoruz ama bilinçli yaratmayı bugüne kadar hiç gözlemedik, dolayısıyla "yaratılmışların yaratıcısı olmalıdır" şeklindeki bir varsayımla yola çıkmak zorunda kalıyoruz. Oradan da yasaların kudreti olabilir mi, doğa kendiliğinden bir şeyler yapabilir mi gibi tartışmalara geçiyoruz. Ama bunlar, daha temeli oturtmadan ileri sürülen ve dolayısıyla konuyu bulandıran tartışmalar. Hepsinin temelinde, Tanrı'nın nasıl var olduğu veya ne yöntemle ezelden beri var olabildiği, nasıl olup da bu niteliğin (diğer tanrısal sıfatlara ihtiyaç duymaksızın) başka "şey"lere transfer edilemeyeceğinin ve daha önemlisi, bu kudretin neden aynı zamanda bizimkisine benzer bir bilinç, arzu, istek, vb. unsurları içeren paket halinde gelmesi gerektiğinin açıklanmamış olması yatıyor. Bunu bugüne kadar tatmin edici bir şekilde yapabilen kimseye rastlamadım. Kişilerin kendileri birtakım ayrıntıyla donatılmış varsayımlar silsilesine başvurarak tatmin olabiliyor ama kitleleri ikna edecek kadar yalın, adım adım doğruluğu gösterilebilen bir argüman görebilmiş değilim.

Yani özetle sorun şu: Tanrı'nın var olması, ekstra çok sayıda varsayımlar katmanını beraberinde getiriyor (Tanrı'nın bilinci bizim gibi mi, Tanrı istemediği bir şeyi yapabilir mi ve bunun gibi, sadece teolojik olarak değil ama bilimsel olarak da ilginç ve önemli birçok soru). Bu katmanların gerçekliği ya gösterilemiyor, ya geçiştiriliyor, ya "sorunun yanlış olduğu" ileri sürülüyor (ki değil) ya da aklımızın ermeyeceği söyleniyor. Dolayısıyla dönüp dolaşıp gelinen yer, "O Tanrı olduğu için öyle." diyerek, dilbilimsel/tanımsal nedenlerle işin içinden çıkmak.

Bu arada şunu da söyleyeyim: Dindar insanlar Tanrı'nın nedensiz ve yaratıcısız bir şekilde var olduğunu ispatlamak zorunda değiller. Çünkü dindar kişiler, zaten iman ettiklerini kabul ediyorlar. Tartışma bu noktada bitti zaten, neyi tartışıyoruz? Ama sorun, bu imanı başkalarına veya bilim gibi araçlara dayattığımızda çıkıyor. Yani yöntem uyumsuzluğu olan durumlarda sıkıntı yaşıyoruz. İman-tipi inançlar, yukarıda anlattığım gibi iman-tipi olmayan inançlar (mesela bilimsel hipotezlerin doğruluğuna yönelik umudumuz, inancımız) gibi ispata ihtiyaç duymuyorlar ve onlarda ispat, kanıt, vs. aranmıyor. Veya iman eden birinin veri ışığında fikir değiştirmesi beklenmiyor mesela. Ben Dünya'da bir gün iyiliğin kazanacağına iman ettiysem, gidip de kötülükleri görüp bu imanım konusunda fikrimi değiştirmem, zaten o zaman iman olmazdı bu. Dolayısıyla bu kadar taban tabana zıt yöntemlere sahip bilgi türleri çatıştığında (veya çatıştırıldığında), sıkıntı doğuyor. Yoksa Tanrı gibi bir güce inanan birinin gidip de o gücü ispatlamak zorunda hissetmesi aslında komik ve tuhaf. Eğer ispatlanabilir olsaydı, iman etmeye gerek olmazdı, zaten herkes basitçe inanırdı (veya inanmayanların inançsızlığının yanlışlığı objektif olarak gösterilebilirdi).

Sonuç olarak Tanrı'nın yaratılmamışlığı iddiası, şu anda yapılabilenden çok daha sağlam bir şekilde gerekçelendirme zorunluluğu bulunan, çok kritik ve henüz cevaplanmamış bir soru. Zaten görebildiğim kadarıyla din felsefesinde de tartışmanın ilerleyebilmesi adına "Tanrı'nın yaratılamış yaratıcı, nedensiz neden olduğunu varsayalım." diyerek bir tanım yaptıktan sonra yola çıkılıyor, yoksa bu ispatlanmış bir gerçek veya tartışılamayacak bir kanun değil (teolojinin temel varsayımlarından biri olarak görülebilir yani). Bu bakımdan, hiç de lanse edildiği gibi "gereksiz", "saçma" veya "hatalı" bir soru değil. Tabii bu probleme bugüne kadar düzgün bir cevap üretilememiş olması ve sık sık gündeme gelmesi savunucularında bıkkınlık yaratıyor ve dolayısıyla soru, bu sıfatlarla (mesela "saçma" veya "hatalı" denerek) eleştirilip geçiştiriliyor. Tabii bu laçkalaşmada ateistlerin bu argümanı derinleştirmemesi, eğitimsiz ateistlerin bu argümanı saçma sapan ve çocukça şekillerde kullanması ve çoğu zaman din tartışmalarının bir münazara şeklinde değil de bir kuru gürültü şekilde yapılmasının da etkileri var.

669 görüntülenme
6
  • Raporla
Cevap
Yasin Kayalar
Yasin Kayalar Bilim ve felsefe okuru

Felsefede ve temel mantık kurallarında başı ve sonu olan şey mutlak kabul edilmez. Bir şeyin başı varsa varlığı mutlak değildir. Sonu varsa yine varlığı mutlak değildir. Yani burada 'zamana' dayalı ve bağımlı mutlak olmama hali vardır. Bu nedenle evren ve zamanın kendisi mutlak değildir. İkisinin de başı ve sonu vardır.

Mutlak var olan ise başı ve sonu olmayan demektir. Varlığı zamansızlık içinde herhangi bir başlangıca sahip değildir. Bir şeyin illa ki başlangıcı olması gerektiğini veya nedeni olması gerektiğini düşünmek bu evrende ve dünyada yaşam bulmuş ' göreli' mantık kurallarımızın getirisidir. Bunun aksini düşünen kişinin evrene göre işleyen mantığından henüz çıkmış olduğunu kabul edemeyiz. Zira bu bir mutlak şartlanma halidir. Çünkü hala alışkanlıklarından çıkamamış bir düşünce biçimine sahiptir ama farkında olmayabilir. Eğer bu göreli mantık kuralının da mutlak olmadığını kişi anlayabilirse ve aşabilirse bu durumda mutlak var olmanın ne demek olduğunu anlamaya başlayabilir. (Yanlış anlaşılmasın Ben anladığımı iddia etmiyorum çünkü mantığımız sınırları var kimse bunu tam olarak anlayamaz ancak buna hir yakınlaşma ve bu yolla mümkünlüğü hissine erişebilir. ) Çünkü mutlak var olma durumu için bir başlangıç diye bir şey yoktur o hep vardır. Hiç bir başlangıcı yoktur. (İşte bu noktayı anlamak zorlaşıyor ama zaten bildiğimiz zamanın olmadığı bir aşamayı düşündüğümüzü fark edelim ) Çünkü zaman diye bir olgu da zaten yoktur ve yaratılmış olacaktır. Nedenlerin nedeni ifadesi de (başı ve sonu olan) bu evren için çok doğru bir ifadeye dönüşür. Çünkü mutlak olmayan herşey yani başı ve sonu olan herşey kendinden önceki bir nedene ihtiyaç duyar. Bu nedeni de evrendeki fizik ile açıklamak veya buna göre düşünmek yine hatalıdır. Çünkü evrendeki fizik de evrenle ortaya çıkmış ve mutlak değildir. Dolayısıyla bu evrendeki fizik kuralları ile düşünme hatası yapan kişi evrenin ardındaki nedeni fiziğe tabi kılmış olur ki bu da mutlak olmayan şeyle mutlak olanı tanımlama mantık hatasıdır. Bunu yapan kişi farkında olmadan evren içinde kalıp evrenin öncesini açıklamaya çalışan kişi durumundadır ki büyük bir mantık hatasıdır. Çünkü evrenin nedenini tartışırken evreni (evrenle ortaya çıkan kuralları) kriter almak evren olmadığı bir aşamada evreni var saymak kadar mantıksızdır. Dolayısıyla evreni var kılan neden evrendeki hiç bir şeyle tanımlanamaz durumdadır. Çünkü evrende var olan hiçbir şey mutlak değildir. Hepsini aşan bir neden veya ortam olmadıkça evrenin varlığı izah edilemez.

Bu Reklamı Kapat

Dolayısıyla Tanrıyı kim yarattı sorusu elbette sorulabilir sorgulanabilir ancak bu soru özünde şartlanmış bir mantığa dayalı olarak sorulduğu için mantık hatası içeriyor. Çünkü sonsuz olana sonlu bir nitelik arayışını içermesi şartlanmış bir mantık ürünüdür.

1
  • Raporla
Cevap
Umut Zaif
Umut Zaif Müslüman
Orijinal Soru: Tanrı nasıl hiçlikten var oldu?

Tanrıyı Allah kabul ederek sorunuzu cevaplıyorum. Size daha iyi anlatabilmek için örneklendirme yapacağım. Anlatımımı okurken lütfen düşünerek ve sorgulayarak okuyun böylece daha iyi oturacaktır.

Peronda bekliyorsunuz. Trenler geçiyor. Yanınızda başka biri var ve size bir soru yöneltiyor; "En arkadaki vagonu kim çekiyor?" siz; "Önündeki vagon çekiyor." diyorsunuz. Tekrar soruyor; "Peki onu kim çekiyor?" sizde; "Önündeki vagon çekiyor ." diyorsunuz. Bu kişi ilk vagona gelene kadar hep aynı soruyu soruyor sizde hep aynı cevabı veriyorsunuz. İlk vagona gelince "Bu vagonu kim çekiyor?" siz; "Onu lokomotif çekiyor." diyorsunuz. Sonra o; "Peki lokomotifi kim çekiyor?" siz; "Onu kimse çekmez ki. O içinde yanan yakıtın harekete geçirdiği motor sayesinde gidiyor." diyorsunuz.

Bu Reklamı Kapat

Şimdi verdiğim misalde bir değerlendirme yapalım. Bütün zihayat bir canlıdan meydana gelmek zorundadır. Siz annenizden, anneniz annesinden, oda annesinden, oda annesinden... Ta ki ilk insanlığa kadar bu silsile devam ediyor. İlk insanı Allah yaratıyor. Ancak Allah'ı kimse yaratmıyor. Çünkü o hep vardı. Aslında sizin aklınızı karıştıran şey mutlak sonsuzluktur. Mutlak sonsuzluğu anladığınızda bunu da iyi bir şekilde anlayabileceksiniz. Fakat o zamana kadar verdiğim misali aklınıza getirebilirsiniz. Umarım yardımcı olabilmişimdir.

0
  • Raporla
Daha Fazla Cevap Göster
Cevap Ver
İlginizi Çekebilecek Sorular
Evrim Ağacı Soru & Cevap Platformu, Türkiye'deki bilimseverler tarafından kolektif ve öz denetime dayalı bir şekilde sürdürülen, özgür bir ortamdır. Evrim Ağacı tarafından yayınlanan makalelerin aksine, bu platforma girilen soru ve cevapların içeriği veya gerçek/doğru olup olmadıkları Evrim Ağacı yönetimi tarafından denetlenmemektedir. Evrim Ağacı, bu platformda yayınlanan cevapları herhangi bir şekilde desteklememekte veya doğruluğunu garanti etmemektedir. Doğru olmadığını düşündüğünüz cevapları, size sunulan denetim araçlarıyla işaretleyebilir, daha doğru olan cevapları kaynaklarıyla girebilir ve oylama araçlarıyla platformun daha güvenilir bir ortama evrimleşmesine katkı sağlayabilirsiniz.
Sorulara Dön
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Soru Sor
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:

  1. Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!

  2. Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve kabul edilen cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.