Plüton Yeniden Gezegen Mi Olacak?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Halk arasında gezegenlerin rütbeleri konusunda yeni bir akım yayılıyor. Birçok sitede, özellikle 1 Nisan 2014'te Uluslararası Astronomi Birliği'nin yaptığı 1 Nisan şakasından beridir, Plüton'un tekrardan gezegen olacağı söylentileri yayılıyor. Halktan da geniş bir kitle bu söylentilere inanmış/inanıyor gözüküyor. Ancak söylentiler bir yana, gerçekten de Plüton'un yeniden gezegen olması konusunda yoğun bir baskı ve istek var. Peki astronomlar halkın fikirlerine kulak verecek mi?

Plüton 2006 senesinde gezegenler kulübünden atıldığında, pek de itiraz etmeksizin "cüce gezegen" unvanını kabul etmek zorunda kaldı.  Kimileri için "fare dağa küsmüş" durumu olduğu iddia edilse de, milyonlarca Plüton hayranının yıllar boyu süren desteği bir an olsun eksilmedi. Plüton'un tekrar gezegen olmasını isteyenler sadece öğrenciler değil, aynı zamanda birçok astronom da... Sosyal medyada iddia edilenin aksine Plüton Eylül 2015 itibariyle halen bir "gezegen" değil ve halen bir "cüce gezegen"; çok büyük ihtimalle de hep öyle kalacak. Dolayısıyla aceleci olmamak lazım. Ancak bu ufaklığın durumu gelecek dönemde değişebilir, böyle bir ihtimal çok düşük olsa da var.

Son destek ise çok ciddi bir kurumdan geldi: Harvard Üniversitesi Smithsonian Astonomi Merkezi'nde yapılan bir münazarada bilim insanları kozlarını paylaştı. Soru açık ve netti: "Plüton, bir gezegen midir?" Her ne kadar bilim insanları bu konuda çok ciddi bir tavır takınarak bilimsel verileri tartışsalar da, tartışmanın tozu dumanı dindiğinde, salonda bulunan, bilim insanı olmayan halka aynı soru soruldu. Cevapları, soru kadar açıktı: "Elbette Plüton bir gezegendir, aptal mısınız?"

Her ne kadar halk bu konuda çok keskin bir taraf olsa da, Merkez'in Halkla İlişkiler sorumlusu olan ve bu münazarayı düzenleyen David Agilar, konuya sadece bilimsel perspektiften değil, aynı zamanda tarihi perspektiften de yaklaşmak istedi. Bu sebeple, münazaradaki konuşmacılardan ilki, saygın Harvard astronomu ve tarihçisi Owen Gingerich idi... Şöyle söylüyor:

"Gezegen sözcüğünün tanımı, kültürel olarak tanımlanan bir sözcüktür ve çağlar içerisinde anlamı sürekli değişmiştir."

Gerçekten de, "gezegen" sözcüğünün İngilizcesi olan "planet", Yunancada "gezgin" anlamına gelen bir sözcükten gelmektedir. Gökyüzünde sabitmiş gibi gözüken (ve aslında olmayan) yıldızların aksine, gezegenler gökyüzünde bir noktadan diğerine gezebilen yapıda gözükürler. Aslına bakılırsa, Güneş ve Ay da böyle gözüktüğü için, ilk başta onlar da "gezegen" olarak değerlendirilmiştir. 

Elbette, bu yaklaşım pek uzun sürmedi. Buna rağmen, ilk asteroidler 1800'lü yıllarda tanımlanmaya başladığında, onlar da "gezici" oldukları için birer gezegen olarak tanımlanmışlardır. Ancak bundan sadece birkaç on yıl sonra, astronomlar o kadar fazla sayıda asteroid keşfettiler ki, kafaları karışmaya başladı. Ceres ve Vesta gibi gök cisimleri, asteroid kuşağındaki en büyük gök cisimleridir. Bunlar, kafa karışıklığını önlemek için "gezegen" yerine "minik gezegen" olarak anılmaya başlandı. Bu, adeta Plüton'un 1.5 asır sonra başından geçeceklerin bir habercisi gibiydi. Ancak o zamanın astronomları, bu tanımlamayı bilimsel bir temele oturtma ihtiyacı duymadılar.

İşte Uluslararası Astronomlar Birliği'nin (UAB) 2006 yılında Plüton'u gezegen statüsünden çıkarma kararı da, benzer bir sebeple eleştiriliyor: bilimsel bir temele dayanmıyor mu? Tıpkı asteoridlerde olduğu gibi, günümüz astronomları 1990'lı yıllardan beri tıpkı Plüton gibi olan o kadar fazla gök cismi tespit etti ki (örneğin Eris), Plüton'un bir gezegen olması kuşkulu gözükmeye başladı. Eğer ki Plüton bir gezegense, Eris de bir gezegen olmalıdır. Bu durumda Güneş Sistemi'nde Eris büyüklüğünde olan onlarca diğer gök cismi de gezegen olmalıdır!

İkinci tartışmacı, UAB'nin Minik Gezegen Merkezi'nin yardımcı yöneticisi Gareth Williams, bunun çok kafa karıştırıcı olacağını söylüyor. Söylediğine göre eğer ki Plüton bir gezegen olarak kalırsa, Güneş Sistemi'ndeki gezegenlerin sayısı 24 veya 25'e kadar çıkabilir! Şöyle vurguluyor:

"Önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu sayı 50'ye ve hatta 100'e kadar çıkabilir. Okullarda çocuklarımızın bu kadar fazla gezegeni ezberlemesini ister miyiz? Hayır! Sayıyı düşük tutmayı tercih etmeliyiz."

Görebileceğiniz gibi bu, çok da bilimsel temelli bir argüman değil. Dolayısıyla bu argümana bilimsel bir temel kazandırabilmek için, UAB bilimsel bir "gezegen" tanımı geliştirdi. Ancak ne yazık ki bu tanım da son derece rastgele gözüküyor. Bir gök cisminin gezegen olabilmesi için, Güneş'in etrafında dönmesi gerekiyor, en azından kabaca küresel olabilecek kadar iri olması gerekiyor. Bu iki kural oldukça mantıklı gözüküyor. Ancak üçüncü kural biraz acayip: Bir gökcisminin gezegen olabilmesi için aynı zamanda kütleçekim kuvveti sayesinde "bulunduğu yörüngeyi temizlemiş olması" gerekiyor. Yani kendi yörüngesini işgal eden hiçbir gök cismi bulunmamalı. Plüton, ilk iki kuralı sağlasa da, bu kuralı sağlamıyor. En azından yörüngesinin büyük bir kısmında bunu yapamıyor. Bu kural, sanki spesifik olarak Plüton, Eres ve Ceres gibi gök cisimlerini gezegen statüsünden dışarıda bırakmak için koyulmuş gibi duruyor. Astrofizik Merkezi iletişim müdürü olan ve münazaranın düzenlenmesinde görev alan David Aguilar şöyle söylüyor:

"Bu hiç mantıklı değil. Cüce bir meyve ağacı da, bir meyve ağacı değil midir? Cüce bir tavşan da tavşan değil midir?"

Ancak bu yakarışlara rağmen, nihayetinde karar UAB üyeleri tarafından onaylandı. Dolayısıyla Plüton resmi olarak bir gezegen olamaz. Bu sebeple 2006 yılında Güneş Sistemi'ndeki gezegen sayısı 9'dan 8'e indi. Hatta Sistem içerisindeki gezegenlere artık "Plüton öncesi" deniyor. Çünkü Plüton, en dış yörüngedeki gök cisimlerinden biri olarak, "gezegenlerin sınırı" olarak görülüyor. Tabii kendisi bu sınıra dahil değil. En azından 2006'dan beri...

Münazaraya katılan son tartışmacı ise Harvard Üniversitesi'nin Gezegen ve Yaşam Girişimi müdürü, astronom Dimitar Sasselov. Münazara sonrası bir muhabbet sırasında izah ettiği gibi, onun argümanı, "gezegen" sözcüğünün bilimsel bir tanıma ihtiyaç duymadığıdır. Çünkü ona göre, henüz bir cismi "gezegen" olarak tanımlayabilmek için yeterli bilimsel bilgiye sahip değiliz. Sebebi ise şu:

"Güneş'ten başka yıldızlar etrafında dönen binlerce gezegen keşfettik. Bunların nasıl oluştuklarını anlayana kadar ve gerçekten neye benzediklerini öğrenene kadar, yapacağımız her tanım zamansız olacaktır. Plüton, bilimsel bir mantığa göre bir gezegen olabilir de, olmayabilir de... Şimdilik, bir varsayılan ayar olarak Plüton'u gezegen olarak görmeliyiz."

Nihayetinde, Harvard'daki münazaraya katılan halk Plüton'un yeniden gezegen olmasından yana oy kullandı. Kendisinin başında bulunduğu New Horizons (Yeni Ufuklar) uydusu 2015 yazında Plüton'a ulaşacak olan ve sonunda ilk defa Plüton'u yakından görmemizi sağlayacak olan gezegen bilimci Alan Stern, ne yazık ki münazarada yoktu. Ancak halk oylaması sonucunu duyduğunda, şöyle söyledi:

"Bu konuda ne zaman bir anket yapılsa sonuç aynı oluyor. Uluslararası Astronomi Birliği'nin bu tartışmada artık yeri olmadığını düşünüyorum."

Bu organizasyonun saygınlığı ve Plüton konusundaki kararı, Gingerich'in münazara sırasında argümanlarını açıklarken söylediği bir şey sebebiyle daha da olumsuz bir hal alabilir. Gingerich, 2006 senesinde UAB Plüton için oylama yaparken oradaydı. Ancak oylama, zaten birçok üye evlerine döndükten sonra yapılmış! Sayı vermek gerekirse, organizasyonun 10.000 üyesinden sadece 424'ünün varlığında oylama yapılmış. Gingerich şöyle söylüyor:

"Oylama sorumluları Plüton'un rütbesinin alınmasına yönelik onay kararının tekrar gözden geçirilmesine yönelik bir oylama yapma kararı aldıklarında, birçok kişi bunu tekrar oylamayı reddetti. Çünkü hepsi öğle yemeğine gitmek için sabırsızlanıyordu. Öylece, oldu bitti."

Kaynak: TIME

Tehlikeli Olasılık Hesapları: Var Olma Olasılığınız Nedir?

Uzay Yarışı Yeniden Kızışıyor: Hindistan, ABD ve Kanada ile İşbirliği Yaparak Uzay Programını Genişletiyor!

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim