Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Ölümsüz Denizanası: ''Turritopsis dohrnii''

Ölümsüz Denizanası: ''Turritopsis dohrnii''
Reklamı Kapat

Bu yazı, Evrim Ağacı'na ait, özgün bir içeriktir. Konu akışı, anlatım ve detaylar, Evrim Ağacı yazarı/yazarları tarafından hazırlanmış ve/veya derlenmiştir. Bu içerik için kullanılan kaynaklar, yazının sonunda gösterilmiştir. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Bu yazı, Canlıların Evrimi yazı dizisinin 37. yazısıdır. Dizinin ilk yazısına gitmek için buraya, dizideki tüm yazıları görmek için buraya tıklayınız. Yazı dizileri, EA Akademi'nin bir parçasıdır.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

Seneler önce ilk duyulduğunda ortalığı kasıp kavuran bir canlı... "Ölümsüz denizanası" olarak da bilinen, Turritopsis dohrnii. Ne yazık ki ilk popüler olduğunda, ismi de yanlış biliniyordu: Turritopsis nutricula olarak anılıyordu ve birçok kaynakta da bu şekilde yer aldı. Halbuki pratik olarak ölümsüz olan canlı, T. dohrnii türüdür. Bu tür, "biyolojik olarak ölümsüz canlılar" kategorisinde yer almaktadır. Bu kategorideki canlılar, fiziksel bir şiddete maruz kalmadıkları müddetçe asla ölmezler ve teknik olarak soylarını sonsuza kadar sürdürebilirler! Bu bakımdan, oldukça ilgi çekici ve merak uyandıran hayvanlar oldukları söylenebilir.

Peki nedir "ölümsüz canlı"? Böyle bir şey mümkün müdür? Aslında evet... Çünkü ölüm, bir türe ait bir bireyin hayatını yitirerek genetik soy hattının sonuna ermesi demektir. Üreme, ölüme karşı evrimleşen yöntemlerden bir tanesidir. Eşeyli olarak üreyen canlılar, gelecek nesillere kendilerinin yarısını aktarırlar. Eşeysiz olarak üreyen canlılarsa, çoğu zaman kendilerinin tam bir kopyasını gelecek nesillere aktarırlar. Böylelikle kendi bedenleri ölse bile, genleri ve o genlerden inşa edilen birebir kopyaları yaşamayı sürdüreceği için biyolojik ve evrimsel açıdan "ölümsüz" olmuş olurlar. Bu açıdan bakılacak olduğunda, tek hücreli canlıların neredeyse tamamı ile yassısolucanlar gibi eşeysiz olarak kendilerini kopyalayabilen canlılar, bazı bitkiler ve hatta bazı hayvanlar "biyolojik olarak ölümsüz" canlılardır. Çünkü bunlar, kendilerinin kopyalarını üretebilirler ve bir parçaları ölse bile, o kopyaları hayatta kalacağı için bireyin kendisi yaşamayı sürdürecektir.

Buradaki kritik nokta, "biyolojik olarak ölümsüz" canlıların, insanların hayal ettiği gibi "ölümsüz" olmadığıdır. Yani bu canlıların üzerine basacak, üzerlerine silahla ateş edecek veya herhangi bir diğer fiziksel şiddete başvuracak olursanız elbette vücut bütünlüklerini yitirerek ölürler. Bir diğer deyişle, "biyolojik olarak ölümsüz" olan canlılar, ölüme karşı dirençli canlılar değildirler. Ölebilirler. Fakat örneğin biz insanlar, üzerimizde hiçbir fiziksel şiddet olmasa bile nihayetinde mutlaka öleceğiz. Bunun kaçarı (şimdilik) yok. Fakat biyolojik olarak ölümsüz olan canlılar, söz konusu fiziksel şiddetin yokluğunda sonsuza kadar varlıklarını sürdürebilirler. Dediğimiz gibi, çoğu bunu kendi kopyalarını yaratarak, bir kısmı ise hızlı yenilenme yöntemleriyle bunu yaparlar.

Peki yanlış isimle meşhur olmuş Turritopsis dohrnii bunu nasıl becermektedir? Aslında çok basit; ancak yine de nefes kesici bir yöntemle... Ölümsüz denizanası, kendisinin de dahil olduğu Sölenterler Şubesi'nin yaşam döngüsünü manipüle etmektedir. Çoğu zaman denizanaları ile kategorize edilen Sölenterler'in yaşantısı 2 temel evreden oluşur: Polip Evresi ve Medusa Evresi. Polip evresindeki sölenterler, hayvandan çok bir bitkiyi andırırlar... Su dibinde, kendilerini bir "kök" (ya da "sap") ile sabitleyerek, fiziksel olarak yer değiştirmeden yaşarlar. Daha ziyade, bir diğer hayvan şubesi olan süngerlerin yaşam biçimi gibi düşünebilirsiniz... Tutundukları yerden, sabit bir şekilde, ağızlarında bulunan dokungaçlarla avlanırlar ve bu şekilde yaşarlar. Polip devrede hayvanlar "tomurcuklanma" ile eşeysiz olarak ürerler. Yani vücutlarının bir kısmından kendilerinin bir parçası ayrılır ve o parçadan bir bütün inşa edilir. Böylece tek bir sölenter, aynısının kopyası olan 2 sölentere çoğalmış olur. Polip evresindeki denizanaları, aşağıdaki fotoğrafta gözükmektedir:

 Daha sonradan, gelişim evrelerinin devamıyla birlikte bu canlılar Medusa Evresi'ne geçerler. Medusa Evresi'nde vücutları, daha tanıdık olan "çan" ya da "şemsiye" şeklini alır. Denizanalarından aşina olduğumuz uzun dokungaçlara sahip olurlar ve çoğu zaman diledikleri gibi hareket edebilirler. Artık sabit bir yaşam sürmeyen bu sölenterler, alışageldiğimiz "hayvan" tanımına daha uygun bir şekilde avlanırlar. İşte bu evredeki sölenterler, artık eşeysiz olarak değil, eşeyli olarak ürerler. Medusa dönemindeki bir sölenteri de ana görselimizden görebilirsiniz.

Denizanalarında hayat döngüsü daima polip olarak başlar, Medusa Evresi'ne girilir, eşeyli üreme ile yavrular üretilir ve ölünür. Yavrular polip dönemden geçerek büyürler ve döngü bu şekilde, normal bir hayvandaki gibi sürer. Birçok denizanası bu döngüyü tamamlarlar ve fiziksel olarak "yaşlanma sonucu ölme" olgusuna sahiptirler. Çünkü Medusa Evresi'ne ulaşan bir denizanası için artık geri dönüş yoktur: Ölüm, kaçınılmaz olarak gelecektir!

Turritopsis dohrnii hariç... Diğer tüm denizanalarından farklı olarak bu tür, Medusa Evresi'ne ulaşmasına rağmen Polip Evresi'ne geri dönebilme özelliğine sahiptir! Yani yukarıda bahsettiğiiz hayat döngüsü, bu canlılarda bir noktada tersine döner. Yavrular Polip Evresi'ni yaşarlar, gelişip Medusa Evresi'ne girerler, eşeyli olarak üreyip normal şekilde yavru polipler üretirler. Ancak daha sonra yaşlanıp ölmeleri gerekirken, kendilerini Polip Evresi'ne geri döndürebilirler! Bu sayede, yaşlanma sonucu ölüm gerçekleşmez ve bir birey, sürekli olarak, yaşlanıp ölmek yerine kendisini yavru (polip) hale döndürerek yaşamını sürdürür. Bunu, 80 yaşına gelen bir insan bireyinin 20 yaşına geri dönebilmesi gibi düşünebilirsiniz! Ana görselimizdeki denizanası, bu özelliği nedeniyle "ölümsüz denizanası" olarak da bilinen Turritopsis dohrnii türüdür.

Bu özellik, T. dohrnii türüne teorik bir ölümsüzlük sağlar. Elbette canlı, avcıları tarafından aldığı darbelerle, hastalıklar dolayısıyla ya da diğer fiziksel etmenler sonucu ölebilmektedir. Süperkahramanvari bir ölümsüzlük gibi hayal edilmemelidir. Yine de bu müthiş özellik, asla küçümsenmemelidir! Çünkü bu hayvanın genetik yapısı incelenerek pek çok sentetik kimyasal üretilebilir ve gelecekte yaşlılık ile çok daha başarılı bir şekilde savaşmamız mümkün olabilir. Bu iyi midir, kötü müdür bilinmez... Ancak bilimdeki çok önemli soru işaretlerini çözmemizi sağlayacağı kesindir.

İlk keşfedildiğin T. nutricula olarak isimlendirilen bu canlının, gerçekte T. dohrnii olduğu tespit edilmiştir ve günümüzde bu şekilde bilinmektedir. Canlının Medusa Evresi'nde, hastalıktan tutun da yaşlılığa, çevresel stresten tutun da fiziksel saldırıya kadar çok sayıda etmene bağımlı olarak Polip Evresi'ne geri dönüş yapabildiği tespit edilmiştir. Bunu yapabilmesini mümkün kılan fizyolojik sürece transdiferansiyasyon adı verilmektedir. Bu süreç, neredeyse tüm çok hücreli canlıların vücudunda görülen "hücre özelleşmesinin" tersine dönerek yeni hücrelerin oluşabilmesini sağlamak şeklinde gerçekleşmektedir. Bir nevi, sinir hücrelerinizin eski haline dönüp karaciğer hücreleri oluşturması gibi düşünebilirsiniz.

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Yapılan laboratuvar araştırmaları, var olan tüm T. dohrnii bireylerinin istisnasız olarak Polip Evresi'ne dönebilme yeteneği olduğunu göstermiştir. Yani bu, öylesine ya da rastgele meydana gelen bir durum değildir. Şimdilik bilindiği kadarıyla daha erken bir gelişim evresine dönebilme yetisi, bütün Hayvanlar Alemi içerisinde sadece T. dohrnii türünün yapabildiği bir davranıştır. Kalıbın tam anlamıyla bu hayvanların "ölümü pas geçebilmesini" sağlamaktadır. Tek hücreli bakteriler, yassı solucanlar, vb. canlılar üreme yöntemleri sayesinde kısmi ölümsüzlüğü sağlasalar da, hiçbiri hayatlarının daha erken bir evresine dönememektedir. Bu, T. dohrnii türüne özgü bir durumdur.

Henüz, bu canlı üzerinde uzun süreli deneyler yapılmamıştır, bu sebeple tek bir bireyin, kaç defa ya da ne kadar sağlıklı bir şekilde üreyebildiği ve polip hale geri dönebildiği bilinmemektedir. Şimdilik yaşayan bireylerin kaç yaşında olduğu bilinmemekle birlikte, gelecek dönemlerde, yapılacak araştırmaların sonuçlarına göre, bu sorulara cevaplar verilebilecektir.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Merak Uyandırıcı! 8
  • İnanılmaz 7
  • Muhteşem! 6
  • Umut Verici! 5
  • Tebrikler! 4
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 3
  • Bilim Budur! 2
  • Güldürdü 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  • H. Ma, et al. Turritopsis Nutricula . (2019, Ağustos 20). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: Science Pub | Arşiv Bağlantısı
  • PNAS. On Turritopsis Nutricula. (2019, Ağustos 20). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: PNAS | Arşiv Bağlantısı
  • S. Piraino, et al. Reversing The Life Cycle: Medusae Transforming Into Polyps And Cell Transdifferentiation In Turritopsis Nutricula. (2019, Ağustos 20). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: Biology Bulletin | Arşiv Bağlantısı
  • Immortal Jellyfish. Immortal Jellyfish. (2019, Ağustos 20). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: Immortal Jellyfish | Arşiv Bağlantısı
  • K. Than. "Immortal" Jellyfish Swarm World's Oceans. (2009, Ocak 29). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: National Geographic | Arşiv Bağlantısı
  • WoRMS. Worms. (2019, Ağustos 20). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: WoRMS | Arşiv Bağlantısı
  • N. Rich. Can A Jellyfish Unlock The Secret Of Immortality?. (2012, Kasım 28). Alındığı Tarih: 20 Ağustos 2019. Alındığı Yer: New York Times | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 14/07/2020 21:56:20 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/3734

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Kütle
Evrimsel Psikoloji
Protein
Nörobilim
Balık Çeşitliliği
Elektrokimya
Uzaylı
Kertenkele
Öğrenme Teorileri
Kalp
Zihin
Doğa Olayları
Cinsellik
Normal Doğum
Skeptisizm
Sars-Cov-2 (Covid19 Koronavirüs Salgını)
Hastalıkların Tedavisi
Organ
Cansız
Stres
Yapay Seçilim
Canlılık
Tüyler
Örümcek
Factchecking
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Ben, bilimin enfes güzelliğe sahip olduğunu düşününenlerdenim. Laboratuvardaki bir bilim insanı sadece bir teknisyen değildir; aynı zamanda kendisini bir peri masalı gibi büyüleyen doğal bir olgunun karşısına oturtulmuş bir çocuktur.”
Marie Curie
Geri Bildirim Gönder