Keşfedin, Öğrenin ve Paylaşın
Evrim Ağacı'nda Aradığın Her Şeye Ulaşabilirsin!
Paylaşım Yap
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Size Özel
Makaleler
Orçun Başer
Orçun Başer
117.2K UP
6 gün önce
Yapay zeka orada dururken, okuduğum içerik acaba yapay zeka süzgecinden geçiyor mu diye düşünmek, yazılanı okuma ve bir şeyler yazma isteğimi azaltıyor. 
58 görüntülenme
1
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı
Yazar 4 gün önce 54s

Son birkaç gün içinde bazı "gazete"ler (!) de dahil olmak üzere sosyal medyadaki birtakım hesapların, Evrim Ağacı olarak 2013 yılında Richard Dawkins ile ilişkili bir ismi Türkiye'de ağırlamış olmamızdan ve Richard Dawkins'in bilimsel çalışmalarından bahsetmemizden yola çıkarak ve Dawkins'in de Epstein'le (o yönde hiçbir kanıt olmamasına rağmen) kriminal bir bağlantısı olduğu varsayımıyla, Evrim Ağacı olarak bizim de Jeffrey Epstein ile bir bağlantımız olduğu yönünde abesle iştigal ve çocukça bir iddiası, artık tetikçilik boyutuna ulaşacak seviyede paylaşıldığı için, bu açıklamayı yapmak elzem olmuştur.

Bunu açıklamak zorunda kalmak bile utanç verici olsa da Jeffrey Epstein adlı canavar veya onunla işbirliği yaptığı bilinen herhangi bir kişiyle herhangi bir maddi veya manevi işbirliğimiz bulunmamaktadır. Benzer şekilde, Richard Dawkins'den veya vakfından hiçbir şekilde para almadığımız gibi, herhangi bir dernek, vakıf, örgüt, devlet vb. kurumla hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır.

29
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 27 Ekim 2014 4 dk.

Doğal seçilim yoluyla olan evrimin en dramatik örneklerinden birisi, günümüzde hızla büyüyen bir sorun haline gelen antibiyotik direncidir. 1940'lı yıllardan önce, hastaneler bugünkünün aksine kanser ya da kalp hastalarıyla dolu değildi. Bunun yerine hastaneleri dolup taşıran, tüberküloz, sıtma, menenjit, tifo, frengi ve diğer binbir çeşit bakteriyel enfeksiyondu. Bu hastalıklar, günümüzde neredeyse grip kadar kolaylıkla kontrol altına alınıp tamamen tedavi edilen hastalıklardır. Ancak bundan sadece 70 sene önce, insanların korkulu rüyasıydı. Örneğin fotoğrafta, 1932 yılında Londra'daki Springfield House Açıkhava Okulu'nda tüberküloz verem) nedeniyle bakıma alınan ve okulun hastaneye çevrilip dolup taşmasından ötürü bahçede yatırılmak zorunda kalan çocukları görüyorsunuz. O dönemlerde bu hastalıklar o kadar hızlı yayılıyordu ve o kadar ölümcüldü ki, sadece okullar değil, akıl hastaneleri de bu hastalıklarla mücadeleye ayrılmak zorunda kalmıştı. 

Bu hastalıklar yüzlerce ve binlerce yıldır var olan hastalıklardı; örneğin veremin en erken izlerini günümüzden 9.000 yıl kadar öncesinde, İsrail'in Akdeniz kıyılarında bulunan Atlit Yam Neolitik Köyü'ndeki kalıntıları üzerinde morfolojik ve moleküler yöntemler uygulayarak tespit edebilmekteyiz! Ancak insanlar o dönemlerde çok daha izole oldukları ve teknoloji çok daha az gelişmiş olduğu için, hastalıkların yayılması mümkün olmuyordu. Örneğin hastalığın ilk izlerine 9 bin yıl önce rastlasak bile, hastalığın gerçek anlamda bulaşıcı bir şekilde yayılmasına dair ilk izlere MÖ 3000-2400 yılları arasında Antik Mısır'da rastlıyoruz. Fakat ülkeler sınırlarını aşmaya, hızla gelişen teknoloji insanları Dünya'nın her yerine taşıyabilir hale gelmeye başladıkça, hastalık yapıcı bakteriler de sınırsız bir yayılma alanı buldular.

30
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Nevzat Keskin
Seslendiren 5 gün önce 7:17
Muazzam petrol zenginliği Suudi Arabistan'ın küresel sporlarda, elektrikli arabalarda ve teknoloji girişimlerinde baskın roller üstlenmesini sağladı....
11
Cemgil Bilici
Cemgil Bilici
174.0K UP
Uyarlayan 2 gün önce 6 dk.

Dünya genelinde su kıtlığı, 21. yüzyılın en acil sorunlarından biri olarak ortaya çıkmaktadır. İklim değişikliği, nehirleri ve akiferleri benzeri görülmemiş aşırı durumlara itmekte, kuraklıklar ve seller şiddetlenmekte, nüfus artışı ve ekonomik gelişmeyle birlikte tatlı su talebi artmaktadır.

Ancak Water Resources Research dergisinde yayınlanan yeni bir araştırma, genellikle göz ardı edilen bir demografik değişim olan doğum oranlarının düşmesi ve yaşam beklentisinin artması sonucu toplumların yaşlanmasının, küresel su talebi üzerinde şaşırtıcı derecede büyük bir etkiye sahip olabileceğini ve bu yüzyılın ortasına kadar su çekimini %31'e kadar azaltabileceğini ortaya koyuyor.

9
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Mehmet Mert Demir
İnceleyen 2 gün önce
Filmde her ne kadar Sarışın iyi, Melek Göz kötü, Tuco ise çirkin olarak gösterilse de üç karakter de aslında gri tonlardadır. Üçü de gömülü olan parayı bulmak için hareket eder. Tuco, Sarışın’ı ölüme terk edecekken para uğruna bundan vazgeçer. Sarışın ise parayı kimin alacağını belirlemek için bir Meksika açmazı yaratır. Melek Göz, Sarışın’ın kendisine ihanet etmesine ve yanındakileri öldürmesine rağmen, para için onu hayatta tutar.Finalde anlarız ki Leone’nin dünyasında “iyi” sadece daha az kötü anlamına gelir. Üç saatlik süresine rağmen son derece akıcı ve eşsiz bir filmdir. Western denince akla gelen o ikonik melodi de bu filme aittir.
9.6/10
(20 Kişi)
Puan Ver
The Good, the Bad and the Ugly
Yönetmen: Sergio Leone
İnceleme Yaz
Sonra İzleyeceklerime Ekle
5
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Gülece Su Demir
Gülece Su Demir
55.3K UP
6 gün önce
Platform üzerinde sorulan soruya cevap verdim, her şeyi eksiksiz bir şekilde yazdım cevabıma ama hala onay bekleniyor diyor ve o cevaba tıkladığımda öyle bir cevap bulunamadı diye uyarı veriyor.
78 görüntülenme
4
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Bunu sadece Evrim Ağacı'nın eskileri bilir. 2010 yılında kurulan Evrim Ağacı'nın en önemli parçalarından biri, evrim ve ilgili konularda ürettiğimiz devasa Makale Arşivi'mizdi. Bu arşivimiz, her geçen gün daha da büyüyen şekilde yoluna devam ediyor. Nostalji yapmak isteyenlere önerilir!

Hayal Edilmiş Venüs Volkanı

Patlayan bir volkan Venüs‘te nasıl görünürdü? Gezegende şu anda aktif olan volkanların varlığı bu yılın başlarında, sadece antik volkanları içerdiği düşünülen bölgelerin açıklanamayan sıcaklığı sayesinde kanıtlandı. Venüs’ün büyük ölçekli görüntüleri radar yardımıyla çekiliyor olmasına rağmen, sülfürik asitten oluşan kalın bulutları görünür bölgedeki ışık manzaralarının alınmasını engelliyor. Bununla birlikte, bir sanatçı patlayan bir Venüs volkanını yeniden resmetti. Volkanlar Venüs’ün yaşam döngüsünde önemli bir rol oynayabilir. Kimyasal yiyecekleri, aç mikropların yüzüyor olabileceği daha soğuk olan üst atmosfere iterler. Görselde, patlayan bir volkandan yukarı doğru gelen duman, sıcak ve geniş bir lav alanı, Dünya’nın aşırı ısınmış ikizinin çatlamış yüzeyi görülüyor. Havada yüzen mikrobiyal Venüslülerin var olma olasılığı kesinlikle heyecan verici fakat şu anda tartışmalı bir konu.

27 Ekim 2020 Günün Astronomi Fotoğrafı (NASA APOD)

📸 Kaynaklar ve Katkıda Bulunanlar:
Görselleştirme Kaynağı: NASA, JPL-Caltech, Peter Rubin
Çeviren: Seda Baştürk

🔗 Tüm APOD içeriklerini görmek için:
https://evrimagaci.org/apod
Hasan Ayer
Hasan Ayer
3,515 UP
Çeviren 26 Aralık 2019 19 dk.

Bu metnin mizahi dili, okuyucuyu eğlendirebilir. Fakat bu mizahi dilin amacı meselenin ehemmiyetini gizlemektir. Medawark bu görüşlerini 1960’ların ekonomik açıdan gösterişli günlerinde dile getirmiştir. İngilizlerde bilime ayrılan bütçe, o dönemde her beş yılda bir %10 artış gösteriyordu. Daha düşük bir oranla olsa da, bu büyüme 1970’lere kadar devam etti. Ancak 1980’lerde şiddetli bir değişim meydana geldi. 1980’lerin ilk 5 yılında, Britanya’da bilim için yapılan kamu harcamaları %10 azaldı ve bütün göstergeler bu kesintinin devam edeceği yönündeydi. Fakat İngiliz bilim insanları da bu konuda uyarılmadıkları hususunda sitemde bulunamazlar. Dönemin parlamento üyesi ve daha sonra eğitim ve bilim bakanlığı yapmış olan Shirley Williams 1971’de açık bir uyarıda bulundu:

Bilim için yapılan kamu harcamaları diğer ülkelerde de azalma gösterdi. Britanya’ya özgü bir takım sebeplerin birleşimi, Britanya’nın durumunu gelişmiş ülkeler arasında belki de en kötüsü haline getirdi. Buradaki amacımız bütün bu sebepleri burada tartışmak değildir. Buradaki amacımız yalnızca Britanya’da değil, tüm dünyada, günümüzde bilimin düştüğü kötü durumun en temel ve aynı zamanda en az fark edilen sebebini tanımlamak ve ona savaş açmaktır. 1986’da İngiliz bilim insanları bu kesintilere “Save British Science” (İngiliz Bilimini Kurtar) adında bir kampanya başlatarak karşılık verdi. Kampanyanın belirtilen amaçları şunlardı:

103
1
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 2 Temmuz 2017 29 dk.

Bilim camiası içerisinde sıklıkla duymanız mümkündür: türlerin genetik haritalarına bakarak evrimsel geçmişlerinin çıkarılması ve birbirleriyle olan akrabalık ilişkilerinin belirlenmesi... Şempanzelerle genlerimizin %98 benzer olması ama bir pirinç bitkisiyle bu oranın %60'lara kadar düşmesi, bir bakteriyle ise %2-3 arasına kadar gerilemesi. Bunlar uydurma sayılar değil, üzerinde sayısız farklı araştırma grubunun çalıştığı ve milyonlarca nükleotitin bilgisayar programları aracılığıyla taranması ve haftalar süren analizleri sonucunda ortaya konulan gerçeklerdir. Üstelik evrimsel biyolojinin gücü, bu analizlerde saklıdır: genlere bakmaksızın, başka yöntemlerle (morfolojik analizler, fosil kayıtları, fizyolojik incelemeler, vs.) geliştirdiğimiz evrim ağaçları, genetik analizlerle kontrol edildiğinde %100'e yakın bir başarıyla evrimsel biyolojinin doğru sonuçlar verdiğini görürüz. Yani evrim bir gerçektir ve bu gerçek, genlerimizde de net bir şekilde görülmektedir.

Türler arası genetik benzerlikten bahsederken, gerçek bir "benzerlik"ten söz ederiz. Genlerimizin kodladığı ve bizi "biz" yapan bütün özelliklerimizi kazandıran proteinlere ve onların yapıtaşı olan aminoasitlere baktığımızda, sadece 5 nükleotitin (adenin, timin, guanin, sitozin ve urasil) bütün genetik özelliklerimizi belirlediğini görürüz. Aslında teorik olarak bundan çok daha fazlası mümkündür. Üstelik yapılan incelemeler, canlıların genetik haritalarının birbirinden tamamen farklı olmasının onlar için mutlak bir avantaj sağlayacağını göstermektedir. Çünkü örneğin eğer ki şempanzelerle bizlerin genetik kodları bu kadar benzer olmasaydı, onların sahip olduğı SIV (maymun bağışıklık yetmezliği virüsü) bize bulaşarak AIDS'e neden olan HIV (insan bağışıklık yetmezliği virüsü) evrimleşemeyecekti. Peki madem ki mantıklı bir canlılık tasarımında alternatif genetik planlar olması gerekirken, türlerin her birinin (istisnasız olarak her birinin) genetik kodları birbiriyle aynı temele dayanır ve bu kadar benzerdir?

119
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Güldiyar Arslan
Soruyla ilişkili belirli bir yetkiye ihtiyaç yok. 3 gün önce Sen de Cevap Ver

Ben çoğu zaman eski alışkanlıklarıma göre yönetiyorum. Bu benim ödül mekanizmamla ilgili halbuki kendi kararlarımla hareket etsem çok da taymin olacağım sonuçlarla karşılaşacağım. Ayrıca alışkanlıklarımdan çok da memnun olmasam da alışkanlıklardan kurtulabilmek tıpkı kazanmak gibi bir hayli zordur.

0
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Evrim Ağacı'nı sosyal medya hesaplarından takip etmeyi unutmayın! Yeni paylaşımlarımızı görmek için bizi aşağıdaki sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz.

Canberk Çolak
Canberk Çolak
297.3K UP
Yazar 4 Nisan 2020 2 dk.

Koronavirüsler, Coronaviridae isimli geniş bir virüs ailesine verilen bir addır. Bu ailedeki virüsler yüzeylerindeki sivri uçlu protein çıkıntılarından dolayı elektron mikroskobu altında taç görünümüne sahiptir ve bu yüzden de koronavirüsler (Latince: corona=taç) ismini almışlardır. Yüzlerce tipte koronavirüs mevcuttur. Ancak bu koronavirüslerin sadece 7 tanesi insanlarda enfeksiyon yaratabilmektedir. Geriye kalan koronavirüsler ise domuz, deve ve yarasa gibi memeli hayvanlar için patojendir ve solunum yolu enfeksiyonlarından ishale kadar farklı semptomlara neden olabilmektedir. Konu hakkındaki ayrıntılı hastalık katologumuza buradan ulaşabilirsiniz.

Virüslerin taksonomik isimleri oldukça karmaşıktır. Çünkü inanılmaz bir üreme hızına sahiptirler. Evrimsel olarak baktığımızda bir organizma ne kadar hızlı ürerse, o kadar hızlı türleşir ve değişir. Bu nedenle virüs türleri çok değişkendir. Dolayısıyle genelde cins ismi ile anılırlar.

27
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Çağrı Mert Bakırcı
Yazar 9 Kasım 2019 18 dk.

Bir süpernova, büyük yıldızların ömürlerinin sonuna geldiklerinde çok parlak ve enerjik bir şekilde patlamasına verilen isimdir. Bu patlamalar öylesine şiddetlidir ki, uzayda meydana gelen en büyük patlamalardan birisi süpernovalardır. Tipik bir süpernova patlaması sırasında açığa çıkan enerji nedeniyle galaksilerin tamamının saçtığı ışıktan daha parlak bir ışık topu oluşabilir ve Güneş'imizin 8 milyar yıllık toplam ömründe yayacağından daha fazla enerji uzaya savrulur.

Süpernovalar öylesine ani bir şekilde yaşanır ki, sadece birkaç saat önce gökyüzünde olmayan bir nokta, birkaç saat içinde bir deniz feneri gibi parlayabilir! Ancak gökyüzünde görülen süpernovalar, gökteki diğer yıldızlar gibi değildir: Artık ölmüş bir yıldızdan arta kalanlardır...

192
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Discord
EtkinlikKültürel Etkinlik
Okan Nurettin Okur
Etkinliği Ekleyen 3 gün önce ÇevrimiçiÜcretsiz15 Şubat
Stoacılıkta Doğaya Uygun Yaşamak
15 Şubat 2026 13:00 tarihinden 15 Şubat 2026 15:00 tarihine kadar.

Doç. Dr. Melike Molacı ile Stoacı felsefede doğaya uygun yaşama üzerine konuşacağız Ankara Felsefe Radyosu’nun yeni yayınına davetlisiniz! Daha fazla felsefe yayını için YouTube kanalımızı ziyaret edebilirsiniz

 https://youtube.com/@AnkaraFelsefeRadyosu


 

Devamını Göster
4
0 Yorum
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
İnceleme
Eren Gürleyük
İnceleyen8 1 ay önce
Kürk Mantolu Madonna’da Raif Bey’i gözümde bir yüzle ya da bedenle canlandıramam; onu ancak titreyerek hayal edebilirim. Sakin, silik görünen dış kabuğunun altında, ömrünün yalnızca kısa bir döneminde ama olabilecek en yoğun biçimde yaşamış bir insan vardır. Onu sarsıcı kılan, yaşadığı aşkın macerası değil; sevme biçimidir.

Madonna’nın resmine bakarken, Maria’yla yan yana yürürken, konuşurken, onu izlerken içinin nasıl titreştiğini biz de hissederiz. Maria hastalandığında hastane kapısında sadece soğuktan değil, kaybetme ihtimalinden titrediğini biliriz. Yıllar sonra herkesin küçümsediği, hafife aldığı birine dönüştüğünde bile, içindekilerin hiç sönmediğini anlarız.

Raif Bey, bize şunu gösterir: En sessiz insanların içinde bile kimsenin bilmediği bir derinlik olabilir. Ve bazen insanı en çok yaralayan şey, sevilmemek değil; anlaşılmamış olmaktır.
9.6/10
(178 Kişi)
Puan Ver
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
6
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Blog Yazısı
Ayşegül Çetiner
Blog Yazarı 6 dk.

Yukarıdaki söz şuan ünlü bir müzik grubunun şarkısından alıntı. Ancak konu burada ne şarkı ne de müzik grubu. Acılarımızın, yaşadığımız kötü deneyimlerin bize öğrettikleri, gösterdikleri veya yürüdüğümüz yolun rotasını dönüştürmesi üzerine yazıyorum. Son birkaç senedir psikolojiyle yakından ilgilenerek aslında profesyonel hayatta ve kişisel yaşamımda odağım haline gelen psikolojinin içinde bulunarak pek çok şey keşfettim. Travmalarımı, özşefkatin, özsaygının değerini ve anlamlarını, insan olmanın gerekliliklerini, her insanın neden kendine özgü olduğunu, evrende keşfedilecek şeyler arasında insanın da tıpkı bir kozmoz gibi sonsuz ve anlaşılmaz noktaları olabileceğini, her günün, her anın, her durumun aynı izler ve tepkiler bırakmayacağını ve çeşitli şeyler sayabilirim. Yaşadıklarımızın hafifliği veya ağırlığı tartışılmadan sırf yaşadığımız için bile önemli olduğunu bilmek gibi insanı insan kılan ayrıntılar da öğrendiklerim arasında.

Hayatımı gözden geçirdiğimde müziğe, uzaya ve psikolojiye hep ilgi duydum. Müziğin bende bıraktığı etki eserlerin sahiplerinde gözlemlediğim tutkudan kaynaklanıyordu ve yaşadığım en basit anlara bile anlamlı dokunuşlar yapıyor oluşuydu. Tutkuyla işini yapan insanları izledikçe veya yaptıklarını dinledikçe (Hans Zimmer, Mercury, Bowie, Jackson vb.) hayattan keyif alınacak şeylerin bir o kadar yakınımızda oluşuyla verdikleri umudu görmem o eserlerine bağlılığımı arttıran bir özellik oldu. Örneğin 2018'de Hans Zimmer'in ve ekibinin Vienna'da verdiği konserde "Time" performansını izlemek her zaman bana ilham veren bir konser kaydı haline geldi. Yokluklardan doğan varlıkları hissettiren, dibin en dibini gösterip zirvenin en güzelini basit notalarına saklayan değerli sanatçılar. Üstelik bu sadece müzik içinde de değil basketbol gibi bir spor alanında da görmek benim o alana olan ilgimi daha fazla arttırır oldu.

13
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
İnceleme
Silinmiş Üye
Silinmiş Üye İnceleyen10 28 Mart 2023
Hiç sıkılmadan okuduğum ve merak ettiğim birçok konuya değinen muhteşem ötesi bir kitap.
Kitap
9.8/10
(154 Kişi)
Puan Ver
Evrenin ve Yaşamın Sırları
İnceleme Yaz
Sonra Okuyacaklarıma Ekle
19
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Yaşam Ağacı Türü
Ebru Tuba Ölçücü
Türü Ekleyen 4 gün önce
Şapka 1 ila 3 cm çapında ve 0,3 ila 1 cm kalınlığındadır, sık sık bitişik şapkalarının kenarlarına kaynaşmıştır. Beyaz ve tüylüdür, yumuşak dokulu gibi gözükür ancak oldukça serttir. sap çok kısadır ve genellikle substrat yüzeyinin üzerinde görünmez. Ölü odun üzerinde veya canlı odun üzerinde ara sıra parazit olarak yaşar. Çoğunlukla kümelenmiş bir şekilde büyürler. Çürüyen sert ağaç çubukları ayrıca kütüklerde (kalas ve tahtalar üzerinde bile) yıl boyunca gözlemlenir (büzüşerek ve daha fazla nem bekleyerek hayatta kalır).
3
Söz
Evrim Ağacı
Alıntıyı Ekleyen 21 Ocak 2019
Her bir hayvanı, ondan iğrenmeksizin araştırmalıyız. Çünkü her biri bize doğal ve güzel bir şeyler sunacaktır.
Bu alıntı Evrim Ağacı tarafından öne çıkarılmıştır.
25
0 Yorum
  • Şikayet Et
  • Mantık Hatası
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Keşfet
Ara
Yakında
Sohbet
Agora
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Kafana takılan neler var?
Gündem
Bağlantı
Ekle
Soru Sor
Stiller
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Aklınızdan geçenlerin bu platformda bulunmuyor olabilecek kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.

Bize Ulaşın

ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close