Bu Reklamı Kapat
Bu Reklamı Kapat

Bilim Nerede Ters Gitti: Düşük Seviyeli Bilim Karşıtlığı Nasıl Bu Kadar Güç Kazandı?

Bilim Karşıtlarının Eski ve Zayıf Felsefi Argümanları "Yeni ve Güçlü Gibi" Pazarladığı Bir Çağda, Bilim İnsanlarına Düşen Sorumluluklar Neler?

Bilim Nerede Ters Gitti: Düşük Seviyeli Bilim Karşıtlığı Nasıl Bu Kadar Güç Kazandı? Sott
19 dakika
5,193
Evrim Ağacı Akademi: Genel Felsefe Yazı Dizisi

Bu yazı, Genel Felsefe yazı dizisinin 7. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Bebeklerde Ahlaki Davranışlar ve Ahlakın Kökenleri: İnsan Bebekleri "Melek" mi, "Şeytan" mı?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al

Bu metnin mizahi dili, okuyucuyu eğlendirebilir. Fakat bu mizahi dilin amacı meselenin ehemmiyetini gizlemektir. Medawark bu görüşlerini 1960’ların ekonomik açıdan gösterişli günlerinde dile getirmiştir. İngilizlerde bilime ayrılan bütçe, o dönemde her beş yılda bir %10 artış gösteriyordu. Daha düşük bir oranla olsa da, bu büyüme 1970’lere kadar devam etti. Ancak 1980’lerde şiddetli bir değişim meydana geldi. 1980’lerin ilk 5 yılında, Britanya’da bilim için yapılan kamu harcamaları %10 azaldı ve bütün göstergeler bu kesintinin devam edeceği yönündeydi. Fakat İngiliz bilim insanları da bu konuda uyarılmadıkları hususunda sitemde bulunamazlar. Dönemin parlamento üyesi ve daha sonra eğitim ve bilim bakanlığı yapmış olan Shirley Williams 1971’de açık bir uyarıda bulundu:

Bilim insanları için artık parti sona erdi…Çok yakın zamana kadar hiç kimse bilimi sorgulamadı… Ancak bilim insanlarına ve keşiflerine karşı büyüyen bir şüphe var… Britanya’da bilimsel araştırmalara yapılan harcamalarda gerçekleşen büyük azalma bu şiddetli değişim ikliminde gerçekleşiyor.

Bilim için yapılan kamu harcamaları diğer ülkelerde de azalma gösterdi. Britanya’ya özgü bir takım sebeplerin birleşimi, Britanya’nın durumunu gelişmiş ülkeler arasında belki de en kötüsü haline getirdi. Buradaki amacımız bütün bu sebepleri burada tartışmak değildir. Buradaki amacımız yalnızca Britanya’da değil, tüm dünyada, günümüzde bilimin düştüğü kötü durumun en temel ve aynı zamanda en az fark edilen sebebini tanımlamak ve ona savaş açmaktır. 1986’da İngiliz bilim insanları bu kesintilere “Save British Science” (İngiliz Bilimini Kurtar) adında bir kampanya başlatarak karşılık verdi. Kampanyanın belirtilen amaçları şunlardı:

Bu Reklamı Kapat

… halka, parlamentoya ve hükûmete bilimsel ve teknolojik araştırmaların ve gelişmenin kültürel ve ekonomik faydalarını ve buna mukabil, araştırmaların hükûmet ve sanayiler tarafından yeterli bir biçimde finanse edilmesinin ulusa olan önemini anlatmak.
Royal Society
Royal Society
PxHere

Royal Society’nin (Kraliyet Derneği) deklare ettiği hedefleri de vardır. Royal Society başkanı Sir George Porter şöyle demiştir:

RS, Birleşik Krallığın ulusal bilimler akademisidir ve dolayısıyla bu ülkedeki bilim adına özel bir sorumluluğa sahip olmaldır.’

İlginçtir ki İngiliz filozofları da bilim insanlarına imrenerek, İngiliz felsefesini kurtarmak için çabucak kendi kampanyalarını başlattılar, zira bu bütçe kesintileri onları da vurmuştu.

Bu Reklamı Kapat

Bu makalede, İngiliz bilimsel ve felsefi toplulukların ve özellikle RS’nin politikalarını uygularken önemli bir faktörü ihmal etmelerini ve bu sebeple başlarına gelen mevcut ekonomik krize bir bakıma kendilerinin neden olmalarını tartışıyoruz.

17 ve 22 Şubat 1986'da BBC televizyonu, çokça sevilen "Horizon" adlı programda "Science...Fiction?" adlı filmi ve The Listener'ın 20 Şubat 1986 tarihli yayımında "Bilimsel Nesnellik Yanlgısı" makalesini yayınladı. Diğer başlıklarından anlaşılacağı üzere bunlar nesnelliğe, gerçekliğe ve bilime karşı gerçekleştirilen saldırılardı. Her zamanki anti-bilim safsatalarını tekrarladıktan sonra hem film hem de makale şu sonuca vardı:

Bu argümanların zamanla tanınması; bilimin pratiğini, fonlanmasını ve kurumlarını etkileyebilir.

En azından Britanya’da, bu hatalı argümanların yankıları halihazırda vuku buluyor. Diğer ülkelerdeki bilim insanları Britanya örneğini bir uyarı olarak almalıdır. Bu yanlış ve zararlı fikirleri epistemolojik antitezler olarak adlandıracağız – yani doğa felsefesinin geleneksel ve başarılı tezleriyle çatışan bu felsefi olmayan tutumlar...

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Düzenli olarak, İngiliz medyası tarafından bilimsel tezlere saldıran ve bu antitezleri müdafaa eden makaleler ve programlar yayınlandı. Fakat gariptir ki RS, SBS ve diğer bilimsel kurumlar sessiz kaldılar ve bilime karşı yapılan (Bazen de RS’nin kendisine yapılan) bu saldırılara toplu olarak cevap vermediler. Bunun sonucunda belli ki ana akım medyanın editörleri RS’nin tatmin edici bir cevabı olmadığı sonucuna vardı. Bu türden bir ilişkinin yeterince kötü olması bir yana işler daha da kötüleşti: Huysuz bir biçimde birçok bilim insanı ve filozof doğru olan tezleri sorgulamaya, reddetmeye ve antitezleri desteklemeye boyun eğdi. Örneğin “Science…Fiction?” filmdeki katılımcıların çoğu akademik olarak görev yapan bilim insanlarıydı.

Dahası, Royal Society (RS) belirgin bir biçimde bu programın yapımında rol oynadı: RS’ye açık bir saldırı olan bir sahne, RS’nin Londra’daki merkezinde çekildi. Antitezlerin hem bilime hem de topluma karşı ortaya koydukları tehditleri göstermek için yirminci yüzyılda bu fikirlerin zamanla ortaya çıktığı tavrı kısaca ortaya koymak yararlıdır. Sir Karl Popper, 1919’da Marx, Freud ve Adler’in teorilerine –her ne kadar bu teorilerin destekçileri bunların bilimsel olduğunu iddia etse de- soğuk bakmaya başladı. Problem şuydu ki, Popper bu teorileri kesin bir şekilde çürütecek bir yol bulamadı. Einstein’ın teorilerinin yanlışlanabilir öngörülerde bulunduğunu fark eden Popper, karşılaştığı bu zorlukları basitçe şunu söyleyerek aştı:

Çürütülememezlik bir teorinin bir erdemi değil, kusurudur… Bir teorinin bilimsel kriteri çürütülebilirliğidir.

Örnek: "Dünya (hemen hemen) bir küredir." bilimsel bir tanım değildir çünkü çürütülemez, öte yandan "Dünya düz bir disktir." bilimsel bir tanımdır. Popper ayrıca gözlemlerin kuram yüklü olduğunu düşünüyordu. Dolayısıyla bunu şöyle belirtti:

Duyu verisi –gözlemlerin kuramsal olmayan nesneleri-, basitçe söylersek mevcut değildir. Bir bilimsel teori bedenimizin dışında geliştirdiğimiz bir organdır, bir organ ise bedenimizin içinde geliştirdiğimiz bir teoridir.

Fakat eğer gözlemler kuram yüklü ise, bu demektir ki gözlemler de basit teorilerdir, bu durumda bir teori bir başka teoriyi nasıl yanlışlayabilir? İlginç biçimde, bu karışıklığın tüm imaları Popper tarafından değil Imre Lakatos tarafından anlaşılabilmiştir, bilimsel teoriler doğrulanabilir olmadıkları gibi yanlışlanamazlar da:

Bir teorinin çürütülmesi onun kesinlikle yanlış olduğu anlamına gelmez.

Örnek: “Dünya yuvarlaktır.” ve “Dünya düzdür.” cümlelerinin ikisi de ne doğrulanabilir ne de yanlışlanabilirdir. Lakatos, yanlışlanabilirliğin mantıksal algısını çürütülmüş önermelerden silmiştir, tıpkı öncekilerin gayrimeşruluğun sosyal algısını belli kişilerin zihninden sildiği gibi.  

Bu Reklamı Kapat

Bir kuruluşu veya eylemi “bilimsel” yapan nedir?
Bir kuruluşu veya eylemi “bilimsel” yapan nedir?
PxHere

En başa dönersek, eğer doğrulanabilirlik ve yanlışlanabilirlik bir kriter değilse, o zaman bir önermeyi bilimsel kılan nedir? Bu soruya cevabı Lakatos’un yazdıklarından çıkarsamak zordur. Fakat eğer bir cevap bütünüyle çıkarsanacaksa bu bariz bir biçimde RS’nin mottosuyla ("Bağlı değildir iradem bir ustanın sözüne.") çatışan bir çıkarsamadır. Bu cevap, Thomas Kuhn’un yazdıklarında çok daha belirgindir: Bir önerme eğer bilimsel bir kurum tarafından onaylanmışsa bilimseldir. (Örneğin, eğer bilimsel bir kurum perilerin varolduğu hükmünü verirse o zaman bu bilimseldir.)

Kuhn’a göre bilim, modası geçmiş kitaplarda tasvir edildiği gibi bilginin istikrarlı ve kümülatif edinimi değildir. Bunun yerine, şiddetli bir biçimde kısa olan düşünsel devrimler tarafından sekteye uğratılan uzun ve barışçıl dönemlerin devamıdır. Kuhn’un “normal bilim” diye adlandırdığı barışçıl dönemler süresince, bilim insanları Kuhn’un kolektif bir biçimde “paradigma” olarak tanımladığı teoriler, standartlar ve metotlar tarafından destekleniyorlardı. Bir devrim süresince, eski paradigma şiddetli bir biçimde pasifize edilir ve yeni olan ile yer değiştirir.

Hakim Düşünceler: Gerçek Algımızı Şekillendiren Ne?

Kuhn’a göre bilimin işi doğruluk ve gerçeklikle değildir, daha çok, geçici hakim düşüncelerle ilgilidir – yani kısa ömürlü ve ıskartaya çıkarılabilen paradigmalar. Doğrusu, Kuhn, kitabı “Bilimsel Devrimlerin Yapısı”nın sonuna doğru üç sayfa boyunca o noktaya kadar hiç “doğru” sözcüğünü kullanmamasına dikkat çeker. Kullandığı zaman da, onu pasifize etmek için kullanır:

Paradigmalarının değişiminin bilim insanlarını gerçeğe daha da yakınlaştırdığı düşüncesini terk etmek zorunda kalabiliriz.

Bu pasaj, Science dergisinde yayınlanan bir incelemede yazar tarafından onaylar bir tavırla alıntılanmıştır. Yazarın Kuhn’un kitabıyla ilgili son değerlendirmesi şöyledir:

Bu Reklamı Kapat

Kuhn, doğruluğun bilimsel teoriler için bir kriter olmasına izin vermediğinden, kendi teorisini de muhtemelen doğru olarak tanımlamaz. Ancak eğer bir devrime sebep olmak üstün bir paradigmanın özelliğiyse, ‘Bilimsel Devrimlerin Yapısı’ muazzam bir başarıdır.

“Doğru” sözcüğü artık tabu olduğuna göre, onun yerini neyin alması gerektiğini biliyoruz: kitle popülaritesi ve geçerli moda.

Kuhn’un, bir önermenin bilimselliğini bilimsel bir kuruluşun belirlediği üzerine olan görüşü, şu problematik sorunun sorulmasına neden oluyor: Bir kuruluşu “bilimsel” yapan nedir? Bu kördüğümü Paul Feyerabend çözmüştür: Her önerme bilimseldir:

İnsani gelişimin her aşamasında ve her koşulda savunulacak tek bir prensip vardır. O da şudur: Her şey geçerlidir.

Örnek: “Britanya’da 1 milyon adet peri vardır.” cümlesi “Bir su molekülünde iki adet hidrojen atomu vardır.” cümlesi kadar bilimseldir.

PxHere

1979’da Science dergisi, akademik felsefenin Salvador Dali’si denilen, bilimin en büyük düşmanı Feyerabend ile ilgili dört sayfalık bir derleme yayınladı. Bu makalede Feyerabend’in, “normal bilimin peri masalı olduğunu” ve “astroloji, akupunktur ve büyücülük gibi alanlara da aynı vaktin ayrılması gerektiği” gibi sözleri alıntılanmıştı. Gariptir ki, din burada hariç tutulmuştu. Zira Feyerabend’e göre din –ve diğer her şey- eşit derecede geçerli bir bilgi alanıdır. Aslında, bir keresinde Feyerabend görüşlerini yansıtan bir biçimde bilimi “din, fahişelik ve benzeri” kavramlarla aynı kefeye koymuştu.

Bu Reklamı Kapat

Agora Bilim Pazarı
Beden: Bir Kullanıcı Kılavuzu

Sizi inşa etmek için gereken atom sayısı toplamda yedi milyar-milyar-milyar (7 oktilyon). Bu  yedi milyar-milyar-milyar atomun sizi oluşturmak için duyduğu bu yoğun arzunun nedenini ise bilen yok. Bütün hayatımızı bir bedende geçiriyoruz ama pek azımızın onun nasıl işlediğine, içinde neler olup bittiğine dair fikri var. Kulağa ne kadar inanılmaz gelse de, bir toprak parçasının içinde bulacağımız materyalin aynısından ibaretiz. Bizi oluşturan elementleri özel kılan tek şey, bizi oluşturuyor olmaları. Yaşamın mucizesi işte bu.  Bu kitabın niyeti ise bu muhteşem  düzeneği, kendimizi anlamak.

Ünlü kitabı Hemen Her Şeyin Kısa Tarihi ile bilimi anlaşılır ve eğlenceli kılmakta çıtayı oldukça yükseklere çeken, çağımızın en büyük anlatıcılarından Bill Bryson, şimdi insan bedeninin işleyişine, kendini iyileştirme konusundaki olağanüstü becerilerine odaklanıyor. Kısa sürede bir klasiğe dönüşen Beden: Bir Kullanıcı Kılavuzu, işgal ettiğimiz alana, varoluşunuzun barındırdığı dehaya tekrar tekrar şaşırmanızı sağlayacak bir kitap. Anlatan Bryson olunca, bizim hikâyemizden daha büyüleyici bir hikâye, gerçekten yok.

“Bryson, metafor ve teşbihler konusunda benzeri olmayan bir anlatı üstadı… Baştan sona sürükleyici, kışkırtıcı ve eğlenceli.”  Wall Street Journal

“Bir harikalar rehberi… Yaşama dair nihai bir reçete belki de.” Gavin Francis – Guardian

Bilgiler ve Uyarılar:

  1. Bu ürün sipariş alındıktan 1-3 gün içinde postalanacaktır.
  2. Lütfen sipariş vermeden önce iade ve ürün değişikliği ile ilgili bilgilendirmemizi okuyunuz.
  3. Bu kampanya, Domingo Yayınevi tarafından Evrim Ağacı okurlarına sunulan fırsatlardan birisidir.
Devamını Göster
₺68.00
Beden: Bir Kullanıcı Kılavuzu

Bu, araştırmak için sıra dışı bir tema olsa da ciddi bir meseledir. Britanya’da tartışılan mesele bilim bütçesindeki kesintiler olsa da, ABD’de antitezlerin en çarpıcı etkisi, dini fundementalizmin (köktendinciliğin) panik yaratan yükselişidir. Bütün bunlara ve diğer birçok şeye rağmen, Science dergisindeki makalenin Feyerabend’in ucube fikirleri hakkındaki düşüncesi şöyleydi:

Bilim felsefesi alanında sıkça ortaya koyulan ağır ve yenilikçilikten uzak eserlerle karşılaştırdığımızda, Feyerabend’in görüşleri alana farklı bir bakış açısı kazandırıyor.

Neyse ki, antitezlerin yanılgıları başka akademik filozoflar tarafından ortaya konuldu ve bunların en bilineni David Stove tarafından ortaya konulandı. Ancak yine de bu yanılgıların bazıları filozoflarda, bilim insanlarında, medyada ve kamuda hala popülerliğini sürdürmektedir. Epistemolojik antitezler – şüphecilik, agnostisizm, kritisizm, kinizm, rölativizm, anarşizm,nihilizm- elbette yirminci yüzyılda ortaya çıkmamışlardır. Doğrusu, bir milattan önce beşinci yüzyıl filozofu olan Gorgias’ın agnostik, nihilist ve anarşist görüşleri kulağa oldukça modern geliyor. Aristoteles’e göre, Gorgias’ın öğretileri şöyleydi:

Hiçbir şey mevcut değildir, mevcut olan bir şey varsa, bilinemezdir; ve hem mevcut hem bilinebilir ise, başkalarına açıklanamaz.

Gorgias ayrıca “Kişi yeterince iyi hitap ediyorsa, herkesi her şeye ikna edebilir.” demiştir. Bu tipik safsataya verilecek yanıt Aristoteles’te halihazırda mevcuttu:

Eğer kişinin dediği doğruysa, o kişinin tartışmayı kazanması daha muhtemeldir.

Ancak meselenin üzücü kısmı Gorgias ve Feyerabend gibilerinin “Her şey geçerlidir.” gibi safsatalarla birçok insanı kandırabilmesidir. Fakat nihayetinde geçerli tek olan tek şey vardır: nesnel gerçeklik.

Herkesin kabul edebileceği makul bir bilimsel yöntem tanımı mevcut mu?
Herkesin kabul edebileceği makul bir bilimsel yöntem tanımı mevcut mu?
PxHere

Yanlışlık: Bilim Karşıtları Neyi Yanlış Yapıyor?

Sadece kendileri tarafından bilinen sebeplerden ötürü, antitezlerin savunucuları, fikirlerinin bariz bir biçimde kendi kendilerini çürüttüğünü – kendilerini olumsuzlamakta ve yok etmekteler- fark etmeyi reddetmekteler. Eğer bir ifade kendi yanlışlanmasına neden oluyorsa o halde saçmalık olmak zorundadır: “Hiçbir gerçek yoktur.” ifadesi kendisiyle çelişmekte ve bundan dolayı bazı gerçekler nihayetinde var olmak zorunda. Benzer şekilde, “Hiçbir şey kesin değildir, her şey şüphelidir.” eleştirisi her şeyden öte kendisine şüphe oklarını çekmektedir ve bundan dolayı bazı kesin ve şüphesiz şeyler var olmak zorundadır. Keza eğer “her şey geçerliyse” o halde “hiçbir şey geçerli değildir” argümanı da var olmak durumundadır.

Birçok insan için bu durum antitezi çürütmek için yeterlidir. Fakat bunun yerine, şüpheciler ve nihilistler en bariz dogmatistleri bile aşan bir kendinden eminlikle her şeyden ama her şeyden şüphe etmekte ısrar ederler – bunlar, dogmatik şüphecilerdir ve kendi şüpheleri dışında herşeyi sorgularlar. Aynı şekilde tüm paradigmaların eşitliğini savunan epistemolojik rölativistler de hak ettikleri şekilde hakiki rölativistler olarak nitelendirilebilirler.

Herhangi bir olayda, antitezlerin savunucularının saldırma amacında oldukları standartları cezbedici bulmaları görüntüsü bu standartları uygun bulan kişilere güvence vermektedir. Örneğin, tümevarımsal akıl yürütmeyi çürüttüğünü iddia edenler, bunu tümevarımsal akıl yürütmeyi kullanarak yaparlar. Şöyle ki, tümevarımsal çıkarımların birçok örneğinin geçersiz olarak görünmesi gerçeğinden hareketle, bu insanlar (tümevarımsal olarak) tümevarımsal çıkarsamanın bütün örneklerinin geçersiz olacağını çıkarmışlardır.

Bu tuhaf olan modern fikirleri öğretme konusunda, halihazırda popüler olan Alan Chalmers’ın “Bilim Dedikleri” kitabına başvuralım. İlk olarak 1976 yılında bilim felsefesi üzerine üniversitedeki başlangıç düzeyi kurları için ders kitabı olarak yayımlandı. Kitabın popülaritesi o kadar büyüktü ki birçok dile çevirildi ve 1982 yılında yeniden basıldı. 1982 basımının son bölümünün son kısımının başlığı ‘’Neden zahmete girelim?’’ ve cevabı da şöyledir:

Önceki sayfalarda da bulunan türden soruşturmalar yapma zahmetine neden girelim? Bilim felsefesinin veya bilimsel bir metodolojinin bilim insanlarına yardımcı olmadığını kabul ettiğimizde bu sorunun önemi belirginleşmektedir.

Çözümü zor olan konseptlerden, sofistike fikirlerden ve karmaşık argümanlarla dolu 168 sayfadan ve belirgin bir şekilde nafile olan meşakkatli akademik inceleme oturumlarından sonra bu kesin bir biçimde bilim öğrencilerine kaba bir şok olarak gelmiş olmalı. Öğrenciler bu konuda şikayet edemezler, zira Chalmers başlangıç bölümünün giriş kısmında övgüye değer bir dürüstlükle okuyucuyu şöyle uyarmıştır:

Kitaba kafa karışıklığıyla başlarız ve sonuna geldiğimizde kitap kafamızı daha da karıştırmış olur.

Öğrenciler şikayette bulunamaz. Fakat bilimin amacının doğruluğun ve gerçekliğin keşfi olmadığı düşüncesine geldiğimizde, bilimsel metodolojinin bilim insanlarına yardımcı olmadığı sonucuna gelmek büyük ölçüde rasyonel gibi gözüküyor: Epistemolojik anarşizm bir metottur ve nihilizm de felsefi olmayan bir duruştur – yani bunlar herhangi bir özel öğrenim gerektirmemektedir. Hal böyleyken, Chalmers’ın “Neden zahmete girelim?” sorusuna verdiği cevap şudur:

Bu Reklamı Kapat

Zamana aşkın ve evrensel bir bilim konsepti ve bilimsel bir metot var olmadığı için, kitabının en önemli işlevi, toplumumuzda gördüğü vazife nedeniyle ‘bilimin ideolojisi’ diye adlandırdığı şeyle savaşmaktır.

Bu ideoloji, belirsiz bir bilim konseptinin ve aynı derecede belirsiz bir gerçeklik konseptinin, çoğu zaman muhafazakar tutumların savunuculuğunu yapmak adına kullanımını kapsar.

PxHere

Bilimin rasyonel bir biçimde muhafazakar olsun veya olmasın herhangi bir öznel ideolojik fikri savunamamasına katılırken, bilimin kendisini, kendisinin bir diğer ideolojisi için azletmek ve sadece hırslı ideolojilerin felsefeden ve bilimsel metodolojiden faydalanabileceğini iddia etmek saçmalamaktır. Ancak üzücüdür ki teknoloji, bilim ve tıp öğrencilerine üniversitelerde bunlar öğretilmekte ve bunun sonucunda bilimsel camiada bu irrasyonel ve tehlikeli fikirler yayılmaktadır. Tehlikede olan şeyin medeniyetimizin gelecekteki gelişimi olmasından ötürü, bu makalenin amacı bu fikirleri çürütmek ve doğru epistemolojinin her ciddi ve güvenilir bilimsel çalışmada zaruri olduğunu tartışmaktır.

İnsanlar dünyadaki kaç üniversitenin öğrencilerine bilimsel metotun zorlukları üzerine usulüne uygun, zorunlu bir ders serisi verdiğini merak edebilir. Bilim felsefesindeki mevcut trendler üzerine öğrencilerine opsiyonel dersler sağlayan üniversitelere gelirsek, acaba bu üniversitelerin idari kurulları bu derslerin hocalarının bir çoğunun bilimsel metotu baltaladığı gerçeğinin farkındalar mıdır?

Metodoloji: Bilimi Savunmamanın Tehlikesi Ne?

Talihsiz öğrenciler, kendi yöntemleriyle gelişigüzel bir şekilde sağdan soldan topladıkları bilimsel ve bazen de bilimsel olmayan metotlarla kaderlerine terk ediliyorlar. Ve günü gelip de bu öğrenciler profesyonel araştırmacılar olduklarında, gereken eğitimi almadıklarından kaynak olarak rastgele tahmin, temelsiz varsayım, taraflı önsezi, sıradan hisler, tecrübesiz içgüdü, ilkel hayal gücü, salt şans, şanslı rastlantılar ve plansız yargı gibi güvenilmez şeylere başvuracaklar. Bu, üzerinden yeni keşifler ve faydalı uygulamalar yapılabilecek yeterlilikte bir metodoloji midir? Tabii ki hayır, ancak antitezlerin savunucularının profesyonel araştırmacılara önerdikleri bütün metodoloji bundan ibarettir.

Bu Reklamı Kapat

Bu delilin ışığında, Medawar’ın yazdıkları hiç de şaşırtıcı durmuyor. O pasajda Medawar, bilim insanlarının bilimsel metotun ne olduğu hakkında hiçbir fikri olmadığını söylüyor. Bu, her bilim insanı için geçerli olmayabilir, ancak bir çoğu için geçerli olduğu bellidir. Daha da kötüsü, daha önce bu endişe verici durumu düzeltmek için hiçbir girişimde bulunulmamıştır çünkü ne kadar anormal bir durum olduğu da, ne kadar büyük bir soruna dönüşeceği de asla fark edilememiştir.

Bilim ve üniversite toplulukları arasındaki ilişki nedir?
Bilim ve üniversite toplulukları arasındaki ilişki nedir?
PxHere

Her ne kadar antitezleri desteklemek kişiyi yeni doğrular keşfetmek gibi zahmetli bir uğraştan kurtarsa da, bu tutum ciddi sorunlara yol açar: Antitezler yalnızca bilime değil, toplumun tamamına karşı en azından üç farklı potansiyel tehlike arz eder. Özetle, bu tehlikeler şunlardır:

  • (i) Entelektüel iflas ve bunun neden olduğu ekonomik iflas.
  • (ii) Epistemolojik anarşizm ve bunun neden olduğu toplumsal anarşizm.
  • (iii) Epistemolojik rölativizm, kritisizm ve nihilizm ve bunların neden olduğu bilimsel kaos, kargaşa ve duraklama.

Tehlike (i): Bilim Bütçesinde Kesintiler

Antitezlerin ilk zararlı yansıması, yani bilim bütçesindeki kesintiler, halihazırda gerçekleşmektedir. Antitezlerden, bilim fonunun kesilmesi gerektiğine varan sonuca giden mantıksal adımlar çoğu zaman detayıyla irdelenmez. Şimdi, biz bunları irdeleyeceğiz.

Bilimin altın çağında, doğrulanmış bilimsel teorilerin kesin doğru ve sürekli olduklarına inanılırdı. Ancak antitezlerin gittikçe artan kabulüyle birlikte, bilimin bu yüce eski ihtirasları düzmece olarak görülmeye başlandı. Epistemolojik rölativizme göre, bilim artık metotu ve ürettiği bilgi üzerinden üstünlük iddiasında bulunmamalıdır. Dahası, kapitalist ekonomi sisteminde, bilim de diğer her şey gibi bir maldır ve sistemin kurallarına uymak zorundadır. Bilimsel teoriler günümüzde geçici ve vazgeçilebilir olarak görülmektedirler. Buna ek olarak, antitezler doğruluğu ve gerçekliği inkar ederek bilimi manasız bir oyun, boş bir uğraş ve varacak yeri olmayan bir yolculuk durumuna düşürmektedir. Oyunun amacı yalnızca oynamak, uğraşın amacı yalnızca kişiyi meşgul tutmak ve yolculuğun amacı da amaçsızca gezinmekten başka bir şey değildir. Bilgi üretimi üzerindeki tekellerini kaybettiklerinde bilim insanları aynı zamanda toplumdaki ayrıcalıklı konumlarını da kaybettiler. Bu sebeple, bilimin artık kısa ömürlü ve kolayca ıskartaya çıkarılabilen teorileri günümüzde bilim insanlarının değersiz eserleriyle ve bilimin düşük hırslarına uyumlu olacak şekilde indirgendi.

Bu Reklamı Kapat

Bu antitezlerin çürütülmesi ve bilimin fon sağlayıcılarına ve kamuya bilimsel teorilerin daimi değeri hakkında güvence verilip, bilimsel araştırmanın somut, pozitif ve faydalı bir amacı (doğruyu keşfedip gerçekliği tesis etmek) olduğunun anlatılması bilimi kurtarmak isteyen herkesin görevidir.

Topluma yararlı ve ekonomik olarak karlı olan tıbbi ve teknolojik uygulamalar yalnızca doğru bilgi, yani bilimsel metotun geçerli ve makul araçlarıyla elde edilen bilgi, üzerinde sağlamca temellendirilebilir. İnkar edilemez gerçek şudur ki, hükûmetler politik kurumlar olduklarından, araştırmalara fonları yalnızca araştırma bulgularının maddi getirisi olması şartıyla sağlarlar. Örneğin İngiliz Hükûmeti 1986’da parlamentoda “eğer bilimsel topluluklar ve onların ortaya koydukları ürünlerin kullanıcıları, artmakta olan sosyal ve ekonomik refaha ve ulusal servetin somut artışını hükûmete gösterebilirse, hükûmetin bilime yapılan kamu harcamalarını arttırmanın önemi konusunda ikna olma olasılığının daha yüksek olacağını” belirtti.

PxHere

1971’de Shirley Williams’ın “Britanya’da bilimsel araştırmaya yapılan harcamalardaki büyük düşüş”e nihai sebep olarak gösterdiği şey, geçmişte yapılan bu müsrifçe harcamalardan “beklenen sonucun” yani “milli gelirde artışın” asla gerçekleşmemiş olmasıydı. Bilimsel gerçeğin birçok araştırmacı tarafından inkarının ve bu araştırmacıların bilimsel metotun ne olduğunu bilmedikleri hakkındaki samimi itiraflarının ardından bakarsak, Williams’ın işaret ettiği bu nahoş gerçek hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan bir şey varsa o da yetersiz, dayanıksız ve işe yaramaz ürünlerin -kısa ömürlü ve gerçek olmayan teoriler- sahiplerinin bu kalitesiz ürünlerinin değerlerinin azalıyor olması hakkında yakınıyor olmalarıdır.

Dolayısıyla, belirgindir ki, bilime sağlanılan fonun aynı oranla hazineye katkı sağladığı mazereti yetersizdir. Bilim fonunun arttırılmasının yanı sıra, bir başka gereklilik de bilimsel metotun düzgün ve isabetli bir şekilde uygulanmasına özen gösterilmesidir. Bu nedenle, bütün suçu hükûmete ve sanayiye atmadan önce, bilim topluluğu kendi içinde işleri yoluna koymalıdır. Bilim insanlarının, temel araştırmaların yeni keşifleri ve kar getiren uygulamaları beraberinde getireceğini belli belirsiz bir şekilde iddia etmeleri yeterli değildir. Mesleklerinin entelektüel bütünlüğünü korumak isteyen ve yeteneklerine pazarda alıcı bulmak isteyen bilim insanları, bilimsel metotun ne olduğunu bilmedikleri utanç verici gerçeğini saklamaya çalışmak yerine, kendilerine fon sağlayan kişilere nasıl yeni ve faydalı keşiflerde bulunacaklarını layıkıyla anlatmak yükümlülüğündedirler.

Bu Reklamı Kapat

Tehlike (ii): Gerçekleri Yitirmek...

Bu ikinci tehlike, ilkinden çok daha geniş ve çok daha korkunç bir etki yapabilir. Bu, epistemolojik kinizm ve anarşizmin; sosyal, politik ve diğer her türlü anarşizme ve kargaşaya neden olduğu gerçeği altında yatar. Zira nesnel gerçeklik konusu karşımıza yalnızca formal bilimde değil, hayatın her alanında çıkar.

PxHere

Her iki gerçeklik de -sıradan ve bilimsel- doğal ya da yapay, basit ya da sofistike gözlemler olmaları bakımından aynı karakterdedirler. Hatta gerçeğin tek anlamlı tanımı, teoriden bağımsız ve bağlam üstü gözlemin nesnelliğiyle elde edilir. Eğer gerçeğin bir türü inkâr edilecekse, diğeri de gitmek zorundadır. Ve eğer gözlemsel kanıtla tesis edilmiş olan nesnel gerçeklik kavramı göz ardı edilecekse, kişi temelsiz ve çatışan fikirlerin kaosu içinde bırakılır. Zira gözlemlerin teoriye bağımlı olduğu yanlış öncülünden yola çıkarsak, tüm yollar başka bir ihtimal kalmaksızın “her şey geçerlidir”e çıkar.

Tehlike (iii): Bilim Karşıtı Gericilik!

Üçüncü tehlike, antitezlerin doğaları gereği gerici oldukları ve ilerlemeyi kaçınılamaz biçimde bastırdıkları gerçeğinden kaynaklanır. Epistemolojik anarşizm ve kritisizm karışıklığında, zahmetlice ispatlanmış bilgilerin her biri, anlamsızca sorgulanır ve küçümsenir. Ardından ortaya çıkan düşünsel kaos, daha ileri keşiflere giden tüm yolları kapatan ve bu sayede bilgi edinimini felce uğratan kalınca bir kargaşa sisini beraberinde getirir.

Dahası, eğer kişi nesnel gerçekliğin varlığına inanmıyorsa, bu demektir ki kişinin onu keşfetmek için hiçbir motivasyonu veya hevesi de yoktur. Dolayısıyla böyle bir kişinin yeni keşifler yapması hayli ihtimal dışıdır. Ayrıca, şüphecilik ve nihilizm’in ortaya koyduğu tehditler geçmişte kalmadığı gibi, günümüzde de yalnızca akademik menfaatlere sahip değillerdir. Şu anda dahi bilimsel gelişime zarar verdiklerine dair kanıtlar vardır. Doğa Felsefesi’nin 2600 yıllık tarihi boyunca birçok düşmanı oldu. Ancak günümüz dönemini eşsiz kılan, etkin bir bilim karşıtı hareketin daha önce eşi benzeri görülmemiş tıbbi ve teknolojik uygulamalarla aynı dönemde yaşanıyor olmasıdır. Bu, açıklığa kavuşturulmayı bekleyen bir paradokstur. Bu üzücü durumun açıklaması ise, elbette bilimin doğası, alanı, metodu, güçleri ve sınırları ile ilgili birçok hatadır.

Bu Reklamı Kapat

PxHere

Günümüzde felsefe ve bilimi zehirleyen hataları düzeltmek yahut epistemolojinin sorunlarına çözümler sunmak bu makalenin amacı değildir. Bu, muazzam bir vazifedir, ancak bilim insanları bu vazifeyi üstlenmek zorundadırlar. Bu makalenin amacı, uzun süredir var olan bir problemi göstermek ve nasıl çözülebileceğine işaret etmektir. Sorun şu ki, epistemolojik antitezler savunulamaz, gerici ve tehlikeli olsalar da, halkta ve daha da kötüsü filozoflar ve bilim insanları arasında popülarite kazanmışlardır.

En yalın özetiyle, problemin çözümü şudur: Bu dallarla uğraşan kimseler, kendi mesleklerini aşağılamayı bırakıp bilimin ve felsefenin amacını düzgünce savunmaya başladıklarında bilim ve felsefe hem entelektüel hem de ekonomik açıdan kurtarılmış olacaklar. Bunu yapmanın da en iyi yolu, öncelikle zararlı antitezleri çürütmek, ikinci olarak nesnellik, gerçeklik, rasyonalizm ve bilimsel metot gibi temel konseptler için uygun tanımlar ortaya koymak ve üçüncü olarak da ortaya koyulan bu tanımları verimli bir biçimde pratiğe aktarmaktır. Ancak o zaman bilim ve felsefenin pozitif erdemlerinin izahı hüküm taşıyacaktır.

Not: Bu çeviriye katkı sağlayan Fatih Köktemir'e teşekkür ederiz.

doi: 10.47023/ea.bilim.8155

Okundu Olarak İşaretle
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 5
  • Muhteşem! 4
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 1
  • İnanılmaz 1
  • İğrenç! 1
  • Korkutucu! 1
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Nature | Arşiv Bağlantısı
Evrim Ağacı Akademi: Genel Felsefe Yazı Dizisi

Bu yazı, Genel Felsefe yazı dizisinin 7. yazısıdır. Bu yazı dizisini okumaya, serinin 1. yazısı olan "Bebeklerde Ahlaki Davranışlar ve Ahlakın Kökenleri: İnsan Bebekleri "Melek" mi, "Şeytan" mı?" başlıklı makalemizden başlamanızı öneririz.

Yazı dizisi içindeki ilerleyişinizi kaydetmek için veya kayıt olun.

EA Akademi Hakkında Bilgi Al
Bu Reklamı Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 19/08/2022 10:55:21 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8155

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Bu Reklamı Kapat
Size Özel (Beta)
İçerikler
Sosyal
Gönderiler
Maske Takmak
Doğa
Cinsellik
Tohum
Beslenme
Mikrop
Kalp
İntihar
Manyetik
Doğa Yasası
Parazit
Koruma
Dalga
Şempanze
Genom
Öğrenme Alanı
Balık Çeşitliliği
Sürüngen
Gen
Çiftleşme
Doğal
Pandemik
Kadın Sağlığı
Tür
Amerika
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Başlık
Bugün bilimseverlerle ne paylaşmak istersin?
Bağlantı
Gönder
Ekle
Soru Sor
Daha Fazla İçerik Göster
Evrim Ağacı'na Destek Ol
Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katmak için hemen buraya tıklayın.
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
EA Akademi
Evrim Ağacı Akademi (ya da kısaca EA Akademi), 2010 yılından beri ürettiğimiz makalelerden oluşan ve kendi kendinizi bilimin çeşitli dallarında eğitebileceğiniz bir çevirim içi eğitim girişimi! Evrim Ağacı Akademi'yi buraya tıklayarak görebilirsiniz. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.
Etkinlik & İlan
Bilim ile ilgili bir etkinlik mi düzenliyorsunuz? Yoksa bilim insanlarını veya bilimseverleri ilgilendiren bir iş, staj, çalıştay, makale çağrısı vb. bir duyurunuz mu var? Etkinlik & İlan Platformumuzda paylaşın, milyonlarca bilimsevere ulaşsın.
Podcast
Evrim Ağacı'nın birçok içeriğinin profesyonel ses sanatçıları tarafından seslendirildiğini biliyor muydunuz? Bunların hepsini Podcast Platformumuzda dinleyebilirsiniz. Ayrıca Spotify, iTunes, Google Podcast ve YouTube bağlantılarını da bir arada bulabilirsiniz.
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim Gönder
Paylaş
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nda reklamları 2 şekilde kapatabilirsiniz:

  1. Ücretsiz üye girişi yapmak: Sitedeki reklamların %50 kadarını kapatmak için ücretsiz bir Evrim Ağacı üyeliği açmanız ve sitemizi/uygulamamızı kullanmanız yeterli!

  2. Maddi destekçilerimiz arasına katılmak: Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, sitemizin/uygulamamızın çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, %100 reklamsız ve çok daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol

Devamını Oku
Evrim Ağacı Uygulamasını
İndir
Chromium Tabanlı Mobil Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
İlk birkaç girişinizde zaten tarayıcınız size uygulamamızı indirmeyi önerecek. Önerideki tuşa tıklayarak uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu öneriyi, yukarıdaki videoda görebilirsiniz. Eğer bu öneri artık gözükmüyorsa, Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Chromium Tabanlı Masaüstü Tarayıcılar (Chrome, Edge, Brave vb.)
Yeni uygulamamızı kurmak için tarayıcı çubuğundaki kurulum tuşuna tıklayın. "Yükle" (Install) tuşuna basarak kurulumu tamamlayın. Dilerseniz, Evrim Ağacı İleri Web Uygulaması'nı görev çubuğunuza sabitleyin. Uygulama logosuna sağ tıklayıp, "Görev Çubuğuna Sabitle" seçeneğine tıklayabilirsiniz. Eğer bu seçenek gözükmüyorsa, tarayıcının Ayarlar/Seçenekler (⋮) ikonuna tıklayıp, Uygulamayı Yükle seçeneğini kullanabilirsiniz.
Safari Mobil Uygulama
Sırasıyla Paylaş -> Ana Ekrana Ekle -> Ekle tuşlarına basarak yeni mobil uygulamamızı kurabilirsiniz. Bu basamakları görmek için yukarıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak için tıklayın

Önizleme
Görseli Kaydet
Sıfırla
Vazgeç
Ara
Raporla

Raporlama sisteminin amacı, platformu uygunsuz biçimde kullananların önüne geçmektir. Lütfen bir içeriği, sadece düşük kaliteli olduğunu veya soruya cevap olmadığını düşündüğünüz raporlamayınız; bu raporlar kabul edilmeyecektir. Bunun yerine daha kaliteli cevapları kendiniz girmeye çalışın veya diğer kullanıcıları oylama, teşekkür ve kabul edilen cevap araçları ile daha kaliteli cevaplara teşvik edin. Kalitesiz bulduğunuz içerikleri eleyebileceğiniz, kalitelileri daha ön plana çıkarabileceğiniz yeni araçlar geliştirmekteyiz.

Soru Sor
Görsel Ekle
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform, aklınıza takılan soruları sorabilmeniz ve diğerlerinin sorularını yanıtlayabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Gerçekten soru sorun, imâdan ve yüklü sorulardan kaçının.
Sorularınızın amacı nesnel olarak gerçeği öğrenmek veya fikir almak olmalıdır. Şahsi kanaatinizle ilgili mesaj vermek için kullanmayın; yüklü soru sormayın.
2
Bilim kimliğinizi kullanın.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla sorular ve cevaplar, bilimsel perspektifi yansıtmalıdır. Geçerli bilimsel kaynaklarla doğrulanamayan bilgiler veya reklamlar silinebilir.
3
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Sahtebilimi desteklemek yasaktır.
Sahtebilim kategorisi altında konuyla ilgili sorular sorabilirsiniz; ancak bilimsel geçerliliği bulunmayan sahtebilim konularını destekleyen sorular veya cevaplar paylaşmayın.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Soru Ara
Aradığınız soruyu bulamadıysanız buraya tıklayarak sorabilirsiniz.
Alıntı Ekle
Eser Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, fark edildiğinde ufku genişleten tespitler içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Formu olabildiğince eksiksiz doldurun.
Girdiğiniz sözün/alıntının kaynağı ne kadar açıksa o kadar iyi. Açıklama kısmına kitabın sayfa sayısını veya filmin saat/dakika/saniye bilgisini girebilirsiniz.
2
Anonimden kaçının.
Bazı sözler/alıntılar anonim olabilir. Fakat sözün anonimliğini doğrulamaksızın, bilmediğiniz her söze/alıntıya anonim yazmayın. Bu tür girdiler silinebilir.
3
Kaynağı araştırın ve sorgulayın.
Sayısız söz/alıntı, gerçekte o sözü hiçbir zaman söylememiş/yazmamış kişilere, hatalı bir şekilde atfediliyor. Paylaşımınızın site geneline yayılabilmesi için kaliteli kaynaklar kullanın ve kaynaklarınızı sorgulayın.
4
Ofansif ve entelektüel düşünceden uzak sözler yasaktır.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Sözlerinizi tırnak (") içine almayın.
Sistemimiz formatı otomatik olarak ayarlayacaktır.
Gönder
Tavsiye Et
Aşağıdaki kutuya, [ESER ADI] isimli [KİTABI/FİLMİ] neden tavsiye ettiğini girebilirsin. Ne kadar detaylı ve kapsamlı bir analiz yaparsan, bu eseri [OKUMAK/İZLEMEK] isteyenleri o kadar doğru ve fazla bilgilendirmiş olacaksın. Tavsiyenin sadece negatif içerikte olamayacağını, eğer bu sistemi kullanıyorsan tavsiye ettiğin içeriğin pozitif taraflarından bahsetmek zorunda olduğunu lütfen unutma. Yapıcı eleştiri hakkında daha fazla bilgi almak için burayı okuyabilirsin.
Kurallar
Platform Kuralları
Bu platform; okuduğunuz kitaplara, izlediğiniz filmlere/belgesellere veya takip ettiğiniz YouTube kanallarına yönelik tavsiylerinizi ve/veya yapıcı eleştirel fikirlerinizi girebilmeniz içindir. Tavsiye etmek istediğiniz eseri bulamazsanız, buradan yeni bir kayıt oluşturabilirsiniz. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu platformun ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Önceliğimiz pozitif tavsiyelerdir.
Bu platformu, beğenmediğiniz eserleri yermek için değil, beğendiğiniz eserleri başkalarına tanıtmak için kullanmaya öncelik veriniz. Sadece negatif girdileri olduğu tespit edilenler platformdan geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
2
Tavsiyenizin içeriği sadece negatif olamaz.
Tavsiye yazdığınız eserleri olabildiğince objektif bir gözlükle anlatmanız beklenmektedir. Dolayısıyla bir eseri beğenmediyseniz bile, tavsiyenizde eserin pozitif taraflarından da bahsetmeniz gerekmektedir.
3
Negatif eleştiriler yapıcı olmak zorundadır.
Eğer tavsiyenizin ana tonu negatif olacaksa, tüm eleştirileriniz yapıcı nitelikte olmak zorundadır. Yapıcı eleştiri kurallarını buradan öğrenebilirsiniz. Yapıcı bir tarafı olmayan veya tamamen yıkıcı içerikte olan eleştiriler silinebilir ve yazarlar geçici veya kalıcı olarak engellenebilirler.
4
Düzgün ve insanca iletişim kurun.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
5
Türkçeyi düzgün kullanın.
Şair olmanızı beklemiyoruz; ancak yazdığınız içeriğin anlaşılır olması ve temel düzeyde yazım ve dil bilgisi kurallarına uyması gerekmektedir.
Eser Ara
Aradığınız eseri bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.
Tür Ekle
Üst Takson Seç
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, yaşamış ve yaşayan bütün türleri filogenetik olarak sınıflandırdığımız ve tanıttığımız Yaşam Ağacı projemize, henüz girilmemiş taksonları girebilmeniz için geliştirdiğimiz bir platformdur. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Takson adlarını doğru yazdığınızdan emin olun.
Taksonların sadece ilk harfleri büyük yazılmalıdır. Latince tür adlarında, cins adının ilk harfi büyük, diğer bütün harfler küçük olmalıdır (Örn: Canis lupus domesticus). Türkçe adlarda da sadece ilk harf büyük yazılmalıdır (Örn: Evcil köpek).
2
Taksonlar arası bağlantıları doğru girin.
Girdiğiniz taksonun üst taksonunu girmeniz zorunludur. Eğer üst takson yoksa, mümkün olduğunca öncelikle üst taksonları girmeye çalışın; sonrasında daha alt taksonları girin.
3
Birden fazla kaynaktan kontrol edin.
Mümkün olduğunca ezbere iş yapmayın, girdiğiniz taksonların isimlerinin birden fazla kaynaktan kontrol edin. Alternatif (sinonim) takson adlarını girmeyi unutmayın.
4
Tekrara düşmeyin.
Aynı taksonu birden fazla defa girmediğinizden emin olun. Otomatik tamamlama sistemimiz size bu konuda yardımcı olacaktır.
5
Mümkünse, takson tanıtım yazısı (Taksonomi yazısı) girin.
Bu araç sadece taksonları sisteme girmek için geliştirilmiştir. Dolayısıyla taksonlara ait minimal bilgiye yer vermektedir. Evrim Ağacı olarak amacımız, taksonlara dair detaylı girdilerle bu projeyi zenginleştirmektir. Girdiğiniz türü daha kapsamlı tanıtmak için Taksonomi yazısı girin.
Gönder
Tür Gözlemi Ekle
Tür Seç
Fotoğraf Ekle
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu platform, bizzat gözlediğiniz türlerin fotoğraflarını paylaşabilmeniz için geliştirilmiştir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Net ve anlaşılır görseller yükleyin.
Her zaman bir türü kusursuz netlikte fotoğraflamanız mümkün olmayabilir; ancak buraya yüklediğiniz fotoğraflardaki türlerin özellikle de vücut deseni gibi özelliklerinin rahatlıkla ayırt edilecek kadar net olması gerekmektedir.
2
Özgün olun, telif ihlali yapmayın.
Yüklediğiniz fotoğrafların telif hakları size ait olmalıdır. Başkası tarafından çekilen fotoğrafları yükleyemezsiniz. Wikimedia gibi açık kaynak organizasyonlarda yayınlanan telifsiz fotoğrafları yükleyebilirsiniz.
3
Paylaştığınız fotoğrafların telif hakkını isteyemezsiniz.
Yüklediğiniz fotoğraflar tamamen halka açık bir şekilde, sınırsız ve süresiz kullanım izniyle paylaşılacaktır. Bu fotoğraflar nedeniyle Evrim Ağacı’ndan telif veya ödeme talep etmeniz mümkün olmayacaktır. Kendi fotoğraflarınızı başka yerlerde istediğiniz gibi kullanabilirsiniz.
4
Etik kurallarına uyun.
Yüklediğiniz fotoğrafların uygunsuz olmadığından ve başkalarının haklarını ihlâl etmediğinden emin olun.
5
Takson teşhisini doğru yapın.
Yaptığınız gözlemler, spesifik taksonlarla ilişkilendirilmektedir. Takson teşhisini doğru yapmanız beklenmektedir. Taksonu bilemediğinizde, olabildiğince genel bir taksonla ilişkilendirin; örneğin türü bilmiyorsanız cins ile, cinsi bilmiyorsanız aile ile, aileyi bilmiyorsanız takım ile, vs.
Gönder
Tür Ara
Aradığınız türü bulamadıysanız buraya tıklayarak ekleyebilirsiniz.