Evrim Ağacı Logo Evrim Ağacı
Evrim Ağacı
Reklamı Kapat

Kadınlarda Migren Daha Sık Görülüyor, Daha Ağır Geçiyor; Ama Cinsiyet Farklarının Migren ile İlişkisi Çok Az Araştırılıyor!

Migren araştırmalarındaki cinsiyet eşitsizliği, sadece kadınlarda daha yaygın olan bir sorunu çözmemize engel olmakla kalmıyor; aynı zamanda erkeklerin araştırmalara katılma isteksizliği dolayısıyla bilimi de sekteye uğratıyor!

Kadınlarda Migren Daha Sık Görülüyor, Daha Ağır Geçiyor; Ama Cinsiyet Farklarının Migren ile İlişkisi Çok Az Araştırılıyor! Global Healthy Living Foundation
Tavsiye Makale
Reklamı Kapat

Migrenin kadın ve erkekler arasında yaygınlığının çok farklı olduğu yüzyıllardır biliniyor.Buna rağmen migren araştırmalarında cinsiyetin göz önüne alındığı çalışmalar hala yeterli değil. Kadınlarda migrenin daha sık görülmesinin nedeni ise yeni yeni anlaşılıyor.

Bu yazı, Nature isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Kadınlarda migrenin görülme olasılığı, erkeklere göre iki ila üç kez daha fazla. Bu rahatsızlığın kadınlarda en şiddetli şekilde hissedildiği dönemse, genellikle ağrıyla geçen günlerin pahalıya patlayabileceği 30'lu yaşlar oluyor. New York Montefiore Tıp Merkezinde bir nörolog olan Jelena Pavlovic, şöyle açıklıyor:

Bu dönem, kadınların hamileliğine ve hamilelik sonrası küçük çocuklarıyla ilgilenip bir yandan da çalıştıkları zamanlara rastlıyor. Kişinin hayatının geri kalanının merkezini inşa ettiği zamanlara...

Yaşları 18 ile 60 arasında değişen kadınların yarısından fazlası için, migrenin başlangıç ve gidişatı menstrual döngünün hormon akışıyla bağlantılıdır. Londra'da Barts Health NHS Thrust'ta çalışan baş ağrısı ve kadın sağlığı konusunda uzman bir klinisyen olan Anne MacGregor, "Bu bağlantı yüzyıllardır biliniyor." diyerek, konunun literatürde de yer aldığını belirtiyor. Buna rağmen migren ve klinik sonuçlarında cinsiyet hormonlarına bağlı olarak görülen farklılıklar hakkında çok az araştırma yapılmıştır.

Bu bilgi eksikliği büyük miktarda cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklanıyor. Bu, klinik araştırmalarda hala görülen inatçı bir sorun. Pavlovic şöyle diyor:

Eğer kadınlarla aynı oranda erkek migrenden muzdarip olsaydı elimizde çok daha iyi çalışmalar olurdu. Migrenle alakalı pek çok eğilim ve sıkıntı, rahatsızlığın kadınlarda görülmesiyle bağlantılı.

Öte yandan, migrenin altında yatan psikolojik mekanizmalar ve hormonların nasıl olup da kadınları bu rahatsızlığa daha yatkın kılacak şekilde işe dahil oldukları da yadsınamayacak şekilde çetrefilli bir bilimsel sorun.

Kısır Döngü

Çocuklukta kız ve erkeklerde migren görülme olasılığı yaklaşık olarak eşitken, ergenlikle birlikte kızlarda görülme sıklığı hızla artıyor. Migren riski, herkes için yetişkinlik boyunca artar fakat kadınlarda bu artış çok daha fazladır. 35 yaş dolaylarında maksimum olan risk, buradan sonra yavaşça azalıp menopozla birlikte hızlı bir düşüşe başlıyor. Resmin bütününe bakıldığında ise kadınlarda migren görülme sıklığı erkeklerinkinin iki katı kadar.

1972 yılında, Sydney'deki Prens Henry Hastanesi'nde bir klinisyen olan Brian Somerville, kadın cinsiyet hormonlarıyla migren arasında bir bağlantı olduğunu öne süren ilk çalışmayı yayınladı.[1] O zamandan beri, östrojen seviyesinin yükselip alçalmasının bu süreçte önemli bir rolü olduğu açıklığa kavuştu. Rotterdam'da Erasmus Üniversitesi Tıp Merkezinde bir farmakolog olan Antoinette Maassen van den Brink, bu durumu şöyle açıklıyor:

Asıl sebep belirli hormon seviyeleri değil. Daha ziyade bu seviyelerdeki dalgalanmalar migren ataklarına yol açıyor.

ABD merkezli SWAN ("Study of Women's Health Across the Nation", Tr: "Ulusal Çapta Kadın Sağlığı Araştırması"), migren ile menstrual döngü arasındaki sıkı bağlantıyı ortaya çıkardı. Çalışmalarında araştırmacılar, Pavlovic'in "hormon günlüğü" dediği verileri kullanarak, menstrual migrenle bağlantılı örüntüleri tanımladılar. Kendisi de SWAN ekibine dahil olan Pavlovic bunu şöyle açıklıyor:

Kanama başlangıcını takiben 5 gün içerisinde östrojen seviyesi düşüyor, bu düşüş ise migreni tetikleyen şeyle bağlantılı.

Bu düşüş ve yükselişlerin özellikle perimenopozda (menopozun tamamen başlamasından önceki dönem) oldukça belirgin hale geldiklerini ve östrojen seviyesinin kontrolsüzce dalgalandığını anlatıyor. Bu durum, düzensiz menstrual döngülere ve korkunç migren nöbetlerinin başlayıp gittikçe sıklaşmasına sebep oluyor.

Bu etkileşim hormonal tedavileri zorlaştırabilir. Bir örnek verecek olursak; oral kontraseptif (ağızdan alınan doğum kontrol hapları) tedavileri genelde hapların alınmayıp duruma göre plasebo hapların verildiği yedi günlük bir döngü içerir, böylece migreni tetikleyecek östrojen azalışına ortam oluşur. MacGregor ayrıca menopoz başlangıcı ihtimaline karşın hormon replasman tedavisi alan kişilerin migreninin kötüye gittiğini belirtiyor:

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Menopoza girildiğinde östrojen seviyelerinin düştüğüne dair bir şehir efsanesi var, ancak bu doğru değil. Östrojen seviyeleri aslında dikkate değer ölçüde pik yaparak değişim gösteriyor. Migren de işte bu değişimlerin sonucu.

Buradan hormon replasman tedavisinin kadınların östrojen üretimindeki aşırı artışlara sebep olarak bu etkiyi ağırlaştırma ihtimali olabileceği sonucu çıkıyor.

Unsplash

Östrojen tedavisinin transseksüel kadınlarda da migren oranını arttırdığı görülüyor. Konuyla ilgili çalışmalar bir elin parmaklarını geçmese de Hollandalı bir ekibin bulgularına göre transseksüel kadınlarda migren görülme sıklığı %26'dır.[2] Bu sonuç aynı yaş grubundaki trans olmayan kadınlarda görülen %25'lik oranla örtüşüyor, ayrıca trans olmayan erkeklerdeki %7.5'luk orandan da çok daha büyük. Diğer taraftan, MacGregor trans erkeklerde migren riskinin trans olmayan kadınlardan düşük olduğunu belirtiyor; bunun muhtemel sebebi ise testosteronun östrojenin baş ağrıtan etkilerine bir karşı saldırı oluşturma yeteneği.

Aradaki Fark

Östrojen, yine de, migrenin cinsiyetlere göre farklılık göstermesini tam olarak açıklayamıyor. 2019'da Dallas'taki Texas Üniversitesinden nörobilimci Greg Dussor çarpıcı bir keşif yaptı: Erkek ve dişi farelerin kalsitonin gen ilişkili peptid ("Calcitonin Gene Related Peptide" ya da kısaca CGRP) adlı moleküle verdiği yanıtlar farklıydı.[3] Artık pek çok onaylanmış inhibitörü bulunan CGRP, migren tedavisinde giderek önem kazandı.

Dussor'un başlangıçtaki amacı, meninges zarlarına (beyni çevreleyen koruyucu zarlar) doğrudan CGRP uygulamasının hayvanları migrene karşı hassasiyetini arttırmada yetersiz olduğunu kanıtlayan bulguları tekrarlamaktı. O zamana dek hayvanlar üzerinde yapılan pek çok ağrı çalışması gibi, bu bulgular da dişilerin karmaşık hormon döngülerinden kaçınmak için sadece erkek hayvanlarla yapılan deneylerden geliyordu. Erkek farelerde bulguları tekrar elde eden Dussor, bu sefer dişi farelerde paralel deneyler yürüttü. Az miktarda farklılık görmeyi bekleyen Dussor, "Bu bir kontrol deneyi olacaktı." diyor. Bunun yerine Dussor'un ekibi, cinsiyete dayalı farklılıklar gözledi. Erkeklerde hiçbir etki yaratmayan CGRP dozları, dişi farelerde güçlü yanıtlar yarattı. Dosser bundan CGRP-hedefli ilaçların migrenli erkeklerde etkisiz olduğunun çıkarılmayacağını düşünüyor.

Bunun anlamı CGRP'nin dişilerde erkeklerdekine kıyasla çok daha düşük konsantrasyonlarda çalışabildiği olabilir.

Bunların yanında, CGRP aktivitesinin cinsiyet hormonlarına sinyal veren yolaklarla bağlantılı olabileceğine dair kanıtlar var. Örneğin, her ne kadar migren tipik olarak östrojen artışlarından ziyade düşüşleriyle bağlantılı olsa da, Pavlovic yüksek östrojen seviyelerinin yüksek CGRP seviyeleriyle ilişkili olabileceğini belirtiyor. Maassen van den Brink de aynı şekilde bu iki yapının bağlantısına dair bulgular elde etmiş, yine de bu bağlantının nedeni bilinmiyor. "İkisinin arasında sinerjistik bir etki olabilir." diyor Maassen van den Brink.

Migren patolojisinde kardiyovasküler sistemin de rolü olduğu düşünülüyor ve tabi burada da cinsiyet farkı önemli. Hollanda'da Leiden Üniversitesi Tıp Merkezinde bir nörolog olan Gisela Terwindt, migreni olan kişilerde felç ve miyokart enfeksiyonu riskinin daha yüksek olduğunu söylüyor. Bu durum, özellikle de görsel rahatsızlıklar gibi nörolojik semptomları olan auralı migrene sahip kişiler için doğru. Terwindt, bu kişilerde olasılığın kabaca ikiye katlandığını da ekliyor. Risk her ne kadar düşük de kalsa, migrenin genelde 45 yaş altı kadınları etkilediği düşünüldüğünde göz ardı edilemez bir durum. Üstelik sigara içen ve oral kontraseptifler alan kadınlarda tehlike öyle büyüyor ki felç riskinin artışında 34 kata kadar artıyor.[4] "Bu üç faktörün kombinasyonu genç kadınlar için müthiş derecede önemli." diyor Terwindt.

Cinsiyet hormonlarının etkisi her ne kadar geniş ölçekli olsa da migrendeki tek faktör bunlar değil. Boston'da Massachusetts Genel Hastanesinde psikiyatri araştırma görevlisi olan Nasim Maleki şöyle diyor:

Düşük östrojen seviyeleri migreni tetikleyebilir, ancak migrenin gelişmesindeki etkenin hormonlar olduğunu düşünmüyorum.

Ona göre, özellikle ergenlik sırasındaki hızlı sinaps oluşum döneminde olmak üzere beyin gelişiminde yaşanan rahatsızlıklar yapısal ve fonksiyonel bozukluklara yol açabiliyor; bu bozukluklar da belli kişilerin migrene yakalanmasının önünü açıyor. Bu bağlamda menstrual döngünün hormon akışı, basitçe migrenin yalnızca tetikleyicisi olabilir.

Şartları Eşitlemek

Migren araştırmalarında cinsiyet farklılıkları nihayet daha çok hesaba katılmaya başlandı. 2016'dan beri, araştırmalara fon sağlayan Birleşik Devletler Milli Sağlık Enstitüleri ödenek vereceği araştırmalarda insan ve hayvan çalışmalarında cinsiyet değişkeninin göz önünde bulundurulması şartını getirdi. Dussor'un dediğine göre sahada nihayet "dişi hayvanların üzerinde çalışılamayacak kadar karmaşık olmadığı" genel olarak kabul görmüş durumda.

Terwindt de özellikle migren üzerindeki cinsiyet farklarını konu alan araştırmalara sağlanan fonların arttığını belirtiyor. Yine de kendini kadınlardaki migren riskinin belirleyici faktörlerini bulmaya adamış pek az araştırmacı var. İlgili araştırma alanlarında da bu konuya pek ilgi yok. MacGregor, şöyle diyor:

30 yıldır bu alanda çalışıyorum ve buna rağmen bazen hala kafamı taştan bir duvara vuruyormuş gibi hissediyorum.

İronik bir şekilde, araştırmaları köstekleyen bir başka şey de karşılaştırma için gerekli olan erkek katılımcıların eksikliği. "Çalışmalarımız için erkek örnekler bulmak konusunda gerçekten zorlanıyoruz." diyor Maleki. Ayrıca sayısız sosyal, kültürel ve psikolojik faktörün de insanların migrenle başa çıkış ve tedaviye bakış açılarında cinsiyetle ilgili farklılıkların ortaya çıkmasında rol oynayabileceğine de dikkat çekiyor. Şöyle diyor:

Ağrı bozuklukları üzerinde bir tür kara leke var. Tahminimce kadınlar yardım arayışı ve tedaviye açık olmaya daha olumlu bakıyor.

Bütün bu bilgi eksiklikleri tıbbi tavsiye arayan kadınlar için bir sorun oluşturuyor. Pek çok sağlık kuruluşu, felç riskini arttırması dolayısıyla doktorların auralı migrenli hastalara oral kontraseptifleri reçete etmelerine sıcak bakmıyor. Fakat Pavlovic bu riskin büyük ölçüde güncelliğini yitirmiş doğum kontrol yöntemlerine bağlı olduğunun altını çiziyor:

Bu kanı, marketlerdeki ekzojen (harici) östrojen dozunun 50 ila 100 mikrogram olduğu dönemlerde oluştu. Günümüzdeyse çoğu kadın 10, 20 veya 30 mikrogramlık ürünlerden kullanıyor. Öte yandan pek çok pratisyenin ne riskleri ne de faydaları hakkında tam bilgisi olmadığı halde, migren tedavisinde hormonları stabilize etmek için oral kontraseptifler kullanılıyor. Deneme yanılma çalışması gibi bir şey.

O ve Maassen van den Brink yakın zamanda hormonal replasman tedavisinin migreni iyleştirip iyileştirmediğine dair daha sıkı bir çalışma başlattılar.

Bu bilgilerin tıp camiasına süzülmesi yavaş olsa da Maassen van den Brink pek çok kadının hormonlarının migren üzerindeki etkilerinin anlaşılmasından çok fayda göreceğine inanıyor. Sözlerini şöyle tamamlıyor:

Hormonların neler yaptığını ortaya çıkarabilirsek bu kadın sağlığına muhteşem bir katkı sağlayacak, çünkü erkeklere oranla migren görülme sıklıklarını azaltabileceğiz. Potansiyel, gerçekten çok büyük.
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Umut Verici! 2
  • Tebrikler! 2
  • Merak Uyandırıcı! 2
  • Muhteşem! 1
  • Bilim Budur! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: Nature | Arşiv Bağlantısı
  • ^ B. W. Somerville. (1972). The Role Of Estradiol Withdrawal In The Etiology Of Menstrual Migraine. Neurology, sf: 355-355. doi: 10.1212/WNL.22.4.355. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ T. Pringsheim, et al. (2004). Migraine Prevalence In Male To Female Transsexuals On Hormone Therapy. Neurology, sf: 593-594. doi: 10.1212/01.WNL.0000130338.62037.CC. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ A. Avona, et al. (2019). Dural Calcitonin Gene-Related Peptide Produces Female-Specific Responses In Rodent Migraine Models. Journal of Neuroscience, sf: 4323-4331. doi: 10.1523/JNEUROSCI.0364-19.2019. | Arşiv Bağlantısı
  • ^ C. L. Chang, et al. (1999). Migraine And Stroke In Young Women: Case-Control Study. BMJ, sf: 13-18. doi: 10.1136/bmj.318.7175.13. | Arşiv Bağlantısı

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 28/11/2020 08:31:27 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/9459

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Reklamı Kapat
Güncel
Karma
Agora
Instagram
Kamuflaj
Onkoloji
Evrimsel Biyoloji
Nörobilim
Biliş
Böcek
Sinirbilim
İklim
Renk
Türleşme
Klinik Mikrobiyoloji
Güve
Müzik
Eczacılık
Cansız
Hayvan
Uçma
Toplumsal Cinsiyet
Bilgi
İhtiyoloji
Diş Gelişimi
Sağlık
Kertenkele
Çağ
Dişler
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Reklamı Kapat
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Paylaşılan sevinç çifte sevinçtir; paylaşılan acı yarım acı...”
İsveç Atasözü
Geri Bildirim Gönder
Reklamsız Deneyim

Evrim Ağacı'nın çalışmalarına Kreosus, Patreon veya YouTube üzerinden maddi destekte bulunarak hem Türkiye'de bilim anlatıcılığının gelişmesine katkı sağlayabilirsiniz, hem de site ve uygulamamızı reklamsız olarak deneyimleyebilirsiniz. Reklamsız deneyim, Evrim Ağacı'nda çeşitli kısımlarda gösterilen Google reklamlarını ve destek çağrılarını görmediğiniz, daha temiz bir site deneyimi sunmaktadır.

Kreosus

Kreosus'ta her 10₺'lik destek, 1 aylık reklamsız deneyime karşılık geliyor. Bu sayede, tek seferlik destekçilerimiz de, aylık destekçilerimiz de toplam destekleriyle doğru orantılı bir süre boyunca reklamsız deneyim elde edebiliyorlar.

Kreosus destekçilerimizin reklamsız deneyimi, destek olmaya başladıkları anda devreye girmektedir ve ek bir işleme gerek yoktur.

Patreon

Patreon destekçilerimiz, destek miktarından bağımsız olarak, Evrim Ağacı'na destek oldukları süre boyunca reklamsız deneyime erişmeyi sürdürebiliyorlar.

Patreon destekçilerimizin Patreon ile ilişkili e-posta hesapları, Evrim Ağacı'ndaki üyelik e-postaları ile birebir aynı olmalıdır. Patreon destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi 24 saat alabilmektedir.

YouTube

YouTube destekçilerimizin hepsi otomatik olarak reklamsız deneyime şimdilik erişemiyorlar ve şu anda, YouTube üzerinden her destek seviyesine reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. YouTube Destek Sistemi üzerinde sunulan farklı seviyelerin açıklamalarını okuyarak, hangi ayrıcalıklara erişebileceğinizi öğrenebilirsiniz.

Eğer seçtiğiniz seviye reklamsız deneyim ayrıcalığı sunuyorsa, destek olduktan sonra YouTube tarafından gösterilecek olan bağlantıdaki formu doldurarak reklamsız deneyime erişebilirsiniz. YouTube destekçilerimizin reklamsız deneyiminin devreye girmesi, formu doldurduktan sonra 24-72 saat alabilmektedir.

Diğer Platformlar

Bu 3 platform haricinde destek olan destekçilerimize ne yazık ki reklamsız deneyim ayrıcalığını sunamamaktayız. Destekleriniz sayesinde sistemlerimizi geliştirmeyi sürdürüyoruz ve umuyoruz bu ayrıcalıkları zamanla genişletebileceğiz.

Giriş yapmayı unutmayın!

Reklamsız deneyim için, maddi desteğiniz ile ilişkilendirilmiş olan Evrim Ağacı hesabınıza üye girişi yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmadığınız takdirde reklamları görmeye devam edeceksinizdir.

Destek Ol