Hepimiz Renkleri Aynı Mı Görürüz?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için evrimagaci@gmail.com üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Bütün renkleri, hepimiz, aynı mı görüyoruz?

Bu yüzyılların sorusudur belki de: "Ben ve sen, aynı kırmızıyı mı görüyoruz?"

Açıkçası, bunun tam olarak gösterilebilmesinin bir yolu yok, zira küçüklükten itibaren renklerin tanımlarını öğrenmemiz, ne görüyor olursak olalım renk bazında değil, cisimler bazında öğreniyoruz isimlerini. Bu sebeple küçüklükten itibaren "kırmızı" kelimesi altında öğrendiğimiz renk hangisiyse, onu her gördüğümüzde ona "kırmızı" diyoruz. Herkes aynısını yaptığı için, bireysel farklılıklar yok olmuş oluyor.

Bu işin iki boyutu var: Sizin de dediğiniz gibi, dalgaboyları bize fikir veriyor. Ancak bu, bizim ne "gördüğümüz" ile ne "algıladığımız" arasındaki farka yanıt veremiyor malesef: Ne olursa olsun, evrensel olarak "kırmızı" diye tanımladığımız renk, 700-635 nanometrelik dalga boyuna sahip ışığın rengidir. Bu, böyle kabul edilmektedir ve cisimlerden yansıyan ışığın dalgaboyu bu ise, rengi tartışmasız olarak kırmızıdır. Diğer her isimlendirmede olduğu gibi, bu da bir genel kabuldür (ağaca neden "ağaç" dediğimizi bilmiyoruz; buna linguistik bilimde "nedensizlik ilkesi" denir).

Ancak gözümüze bu dalga boyu ulaştıktan sonra, beynimizde oluşan renk, hepimizin göreceği aynı şey midir? Kanın rengini, çatıların rengini, kırmızı bir arabanın rengini hepimiz aynı mı görürüz? 

2009 yılında Nature dergisinde çıkan bir makalede, Dr. Jay Neitz'in bulgularına göre cevap hayır. Normalde, dikromatik (çift renk görüşlü) olan sincap maymunları, sadece mavi ve yeşil renkleri görebilir. Ancak ekip, genetik olarak kendilerinin yarattıkları bir virüsle, bir maymunun gözündeki yeşile duyarlı koni hücrelerini değiştirebilmektedirler. Bu virüsün DNA'sı, yeşil koni hücrelerini enfekte ettiğinde, bu hücrelerin DNA'larını değiştirerek onları kırmızı koni hücreleri, yani kırmızıya duyarlı hücreler haline getirmektedir. Dolayısıyla, aslında kırmızıyı göremeyen bir canlının beynine (ki beyni de buna adapte olacak şekilde evrimleşmemiştir), gözlerinden kırmızı renge dair bilgiler gitmeye başlamıştır. Kısa bir süre sonra, beyin plastisitesi (değişebilirliği) sebebiyle bu maymunlar, kırmızı rengi ayırt edebilmeye ve algılamaya başlamışlardır. Yani gri noktaların içerisinde, kırmızı noktaları ayırt edip seçebilmeye başlamışlardır. 

Bu, renk körlüğü için bir tedavi umudu doğuruyor olsa da, daha önemli bir diğer sonucu vardır: Dediğimiz gibi, her ne kadar maymunun beynindeki renk algılayıcı nöronlar, yeşil rengi algılamak üzere evrimleşmiş olsalar da, kısa bir süre içerisinde kırmızıyı da algılayabilmeye başlamışlardır. Burada, Dr. Neitz'in sorduğu soru şudur: "Peki, bir maymun, kırmızıyı ilk kez algıladığında, ne gördüğünü düşünmüştür?"

Bu soru üzerinde biraz düşünecek olursanız, renklerin her birimiz tarafından aynı algılanmayacağını fark edebilirsiniz. Çünkü genetik yapımızdaki bireysel farklılıklar (varyasyonlar), bu kadar kolay, bu kadar devasa bir renk değişikliğini bile sağlayabilen beyinlerimizin, renkleri farklı algılamasına mutlaka neden olacaktır. Dolayısıyla beynimizdeki bu nöronlar, bireysel farklılıklarımıza göre renkleri bireysel olarak algılayacaklardır. Belki bu farklılıklar devasa değildir (tür içerisindeki birçok varyasyonun devasa olmadığı gibi), ancak yine de doğal süreç içerisinde seçilim baskısı altında evrime sebep olabilecek kadar fazladır.

Renkleri algılamamıza sebep olan nöronlar, doğuşumuzdan itibaren özelleşmiş değildirler (ki beynimizin oksipital lobunda, en arka kısmında, renkler algılanmaktadır). Dolayısıyla, bireysel farklılıklar, renkleri farklı algılıyor olmamıza neden olabilecektir. Yani biz, senin mavi olarak isimlendirdiğin rengi, sizin kırmızı olarak isimlendireceğiniz renk şeklinde görmemize rağmen, evrensel olarak "mavi" ve "kırmızı" tanımları bebeklikten itibaren yapıldığı için, sorunsuz olarak iletişim kurabiliriz. Ancak aynı renkleri, aynı şekilde görüyor olsak da, aynı şekilde algılamıyor olabiliriz. Unutmamalı ki, göz sadece bilgiyi iletir, gören ise beyindir.


Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Nature
  2. Carroll, J., Baraas, R.C., Wagner-Schuman, M., Rha, J., Siebe, C.A., Sloan, C., Tait, D.M., Thompson, S., Morgan, J.I.W., Neitz, J., Williams, D.R., Foster, D.H., & Neitz, M. (2009). Cone photoreceptor mosaic disruption associated with Cys203Arg mutation in the M-cone opsin. Proc Natl Acad Sci106, 20948-20953
  3. Mancuso, K., Hauswirth, W.W., Li, Q., Connor, T.B., Kuchenbecker, J.A., Mauck, M.C., Neitz, J., & Neitz, M. (2009). Gene therapy for red–green colour blindness in adult primates. Nature461, 784-788.
  4. Neitzvision

Türkiye Evrimle Tanışıyor: İstanbul Etkinliği ve Sunum Soruları

Evrim'in Katil Virüsü: HIV

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim