Hayvanlar İntihar Eder Mi?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Soru bu şekilde sorulduğunda, cevap net bir "Evet!" olmalıdır. Çünkü intihar eden en az 1 hayvan türü bilmekteyiz: İnsan! Peki ama "insan harici hayvan türleri" intihar eder mi? İnsan dışında hayvanların intihar ettiğine dair bilgilerimiz neler? Bu ilginç ve açıkçası konu hakkında bilginin son derece kısıtlı olduğu sorunun cevabını, 4 ayrı uzmanın görüşlerine dayanarak sizlerle paylaşmak istedik. Ayrı uzmanlara başvurmak zorundayız, zira konu hakkında veriler az olduğu için, bilim camiasında da bu konuda bir görüş birliği bulunmuyor.

İlk olarak, Kolorado Üniversitesi Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji profesörü, Hayvan Davranışları Cemiyeti üyesi, hayvan algısı ve duyguları uzmanı Marc Bekoff'un konu hakkındaki görüşleriyle başlayalım. Dr. Bekoff'un söylediğine göre hayvanlar, insanların kendi canlarını almaya karar verebilecekleri durumlarda, kendi canlarını almaya karar verebiliyor "gibi" gözüküyor. "Gibi" sözcüğü tırnak içerisinde, çünkü söz konusu davranışların gerçekten "intihar" olup olmadığını bilmenin herhangi bir yolu bulunmuyor. Birkaç örnek verelim: Bugüne kadar bazı balinaların kasıtlı olarak karaya vurarak intihar ettikleri gözlendi. Ancak bu gözlemin, gerçekten intihar girişimi olup olmadığı asla ispatlanamadı. Çok yüksek stres altında bulunan fillerin kendi burunlarına ayaklarıyla basarak veya yüksek bir tepeden atlayarak ölmeye çalıştıkları gözlendi. Ancak bu davranışların sergilenmesi sırasında gerçekten de "ölme isteği" var mı, asla bilinemiyor. Son olarak, 7.1 büyüklüğündeki Van Depremi sırasında, bölgede yaşayan Van kedilerinin, deprem sırasındaki stres nedeniyle kendilerini öldürdüklerini gösteren bulgular var. Fakat yine, bu ölümlerde depremin etkisi ile kedilerin "intihar" girişimlerini ayırt etmenin bir yolu bulunmuyor. Ayrıca bu tür iddiaları destekleyecek güvenilir verilere ulaşmak da çok zor.

İşte bu nedenle, Dr. Bekoff'un söylediğine göre uzmanların cevapları "Evet, intihar ediyorlar!", "Belki de intihar ediyorlardır." ve "Hayır, intihar etmiyorlar!" skalasında değişiyor. Birçok uzman, hayvanların bizde olduğu gibi bir "ölüm" algısı olmadığını ileri sürüyor. Dolayısıyla yaşam ile ölüm arasındaki farkı tam olarak anlayamıyorlar ve ikisi arasındaki ilişkiyi kuramıyorlar. Buna rağmen Dr. Bekoff, kendi araştırmaları sırasında bebeği ölen bir eşeğin kendisini öldürdüğüne dair bir vakayla karşılaştığını belirtiyor. Yine de temkinli olmakta fayda var, zira bu davranışların, hayvanlar tarafından bilinçli bir şekilde "ölme amaçlı" yapıldığını iddia etmek için çok erken. 

Fakat şuna da dikkat çekmekte fayda var: Hayvanların intihar ettiğinden emin olamıyor olmamız, hayvanların bilinçli ve istekli tercihleri olduğundan, ölü arkasından acı ve hasret duyduklarından epey emin olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Örneğin filler, ölen aile bireylerinin arkasından yas tutmakla kalmıyorlar, uzun dönem travma yaşayabiliyorlar ve hatta bazı durumlarda ölüyü gömmeye benzer davranışlar bile sergiliyorlar! 

Bu noktada Dr. Bekoff'un tavsiyesi konu hakkında yapılan araştırmalara daha fazla destek olunması ve daha fazla veri üretilmesi... O zamana kadar kesin bir yargıya varmamız çok zor gözüküyor.

 

Hayvanlara Merhamet, İntihar Kavramından Önce Gelmelidir!

Hayvan hakları savunucusu ve Mercy for Animals (Hayvanlara Merhamet) isimli organizasyonun başkanı Nathan Runkle, konuya hiç beklenmedik bir alandan örnek veriyor: Böcekler! Yapılan bazı araştırmalar, avcı baskısı altında bazı böceklerin ailelerini korumak adına öldüklerini söylüyor. Bu doğru, zira arılarda ve karıncalarda özellikle yaşlı bireylerin tehdit karşısında "ön cephe" görevi gördüğü ve ilk ölenlerin onlar olduğu biliniyor. Fakat bunu "intihar" olarak kategorize etmek pek mümkün değil, zira bu "fedakarlık" kapsamına giriyor; ancak bazen aradaki farkı belirlemek pek mümkün olmuyor. Runkle, söz konusu hayvanlar memeliler olduğunda, işlerin daha da karıştığını belirtiyor.

Sorun, bir hayvanın belli bir davranışı sergilerken ne tür emelleri olduğunu bilmenin şu anda imkansız oluşu. Örneğin bazı köpekler, sahiplerinden ya da çok sevdikleri bir dostlarından ayrıldıktan sonra, açlıktan ölme noktasına gelinceye kadar yemek yemeyi reddediyorlar. Bu durumda hayvanlar, bir "ölüm orucuna" yatıyorlar diyebilir miyiz? Yoksa aşırı stres dolayısıyla beyinlerindeki sinir devreleri düzgün çalışamıyor ve bu nedenle mi yemek yemiyorlar? Sonuçta dikkatsizlik ya da nörolojik rahatsızlıklar nedeniyle tuhaf davranışlar sergilemek ve bunun sonucunda ölmek, her zaman "intihar" olarak kategorize edilemiyor. İntiharda amaç, bireyin kendi isteğiyle, ölme amacıyla bir davranış sergilemesi... Hayvanlar bunu yapabiliyor mu, şu anda bunu bilemiyoruz.

Ancak Runkle, kendi uzmanlık alanından yola çıkarak şunu net olarak söyleyebileceğini belirtiyor: Hayvanlar, gerçek anlamda depresyona girebiliyorlar ve hatta bunun sonucunda zihinsel sorunlar yaşayabiliyorlar. Örneğin bazı temel özgürlükleri ellerinden alındığında, sosyal etkileşimde bulunmadıklarında, fiziksel alanları sınırlandığında veya uygun bakım yapılmadığında bu sorunlar yaygın olarak görülebiliyor. Bu, bilimsel araştırmalarla da doğrulanmış bir gerçek. Dolayısıyla bir hayvanın haklarını savunmak için, o hayvanın intihar edebiliyor olmasına gerek yok. İntihardan anlamadıklarını varsaysak bile, beyinlerinin stres altında bizimkisine benzer sorunlar yaşadığından emin olabiliriz. Bu durum, davranışlarına da yansıyor...

 

Ölüm Kavramını Anlamak...

Klinik hayvan davranış bilimcisi Rosie Barclay, medyada ve internet üzerinde duyulan ve hayvanların intihar edebildiğine yönelik hikayelere kanmamamız gerektiği konusunda bizleri uyarıyor. Evet, eğer arayacak olursanız, sahibini kaybettiği için veya yakın bir dostu öldüğü için ölen hayvanların hikayelerini internette bulabilirsiniz. Ancak bunlar, sadece birer hikayeden ibaretler. Barclay'in belirttiğine göre, akademik literatürde özellikle de evcil hayvanların kendi canlarını alacak şekilde intihar ettiklerini ispatlayan hiçbir veri bulunmuyor. Bu aslında mantıklı da... Zira bir hayvanın intihar edebilmesi için, ölüm kavramını anlayabilmesi gerekir. Bu da, anlaması sanıldığından zor bir kavramdır. Öyle ki, birçok Homo türü bile ölüm algısına sahip değildi; kaldı ki diğer memeli hayvanlar buna sahip olsun! Nasıl ölünür, yaşam nedir, ölen bir canlıya ne olur, ölüm neden gelir, ölümü yaşamdan ayıran şey nedir, ölüme nasıl ulaşılır ve daha nicesi... Tüm bunları insan-dışı bir hayvanın bildiğini (ya da bilebileceğini) iddia etmek için elimizde hiçbir güvenilir veri bulunmamaktadır. Eğer ki bunların bir kısmına bile sahip olsalardı, başka davranışları da bundan etkileneceği için uzmanların bunu tespit etmesi mümkün olurdu. Dolayısıyla, Barclay'in söylediğine göre, insan-dışı hayvanlarda intiharın olduğunu iddia etmek için çok ama çok erken...

Fakat Barclay, bunun hayvanların duygusuz canlılar olduğu anlamına gelmediği konusunda da uyarıyor. Evcil hayvanlarımızın temel düzeyde korku, öfke ve mutluluk gibi davranışlar sergilediğinden eminiz. Bir hayvanın, sahibi tarafından terk edildiğinde üzüldüğünü, sahibi geri döndüğündeyse sevindiğini gözleyebilir ve bu davranışları ölçebiliriz. Bundan yola çıkarak, sahibin geri dönmeyişinden kaynaklı üzüntünün, süreğen olması durumunda psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceğini ve hatta ileri boyutta zihinsel hastalıkları doğurabileceğini varsayabiliriz. Bu nedenle bir hayvanın intihar edemiyor olması, onun zihinsel sorunlar yaşamayacağı anlamına gelmiyor!

 

Doğru Açıdan Bakarsanız, Hayvanların İntihar Ettiğini Görürsünüz!

Exeter Üniversitesi Ekoloji ve Koruma Merkezi'nden Sasha R. X. Dall, hayvanların intihara benzer davranışları bariz bir şekilde sergilediklerini ileri sürüyor. Hatta bunun birçok hayvan türünde gözlenebildiğini söylüyor. Ancak onun bu yargıya varmasının nedeni, daha önceden sözünü ettiğimiz, fedakarlık için yapılan ölümleri de "intihar" kategorisine alıyor olması... 

Örneğin, bazı örümcek türlerinde anneler, yavrular doğana kadar sabırla onların başında bekliyorlar. Sonrasında ise yavrulara yem oluyorlar! Yani yeni doğan yavrular, anneyi canlı canlı yiyerek ilk besinlerine kavuşmuş oluyorlar! Daha bilinen bir örnek ise, bazı erkek mantis böceklerinin erkeklerinin, dişilerine kendi vücut parçalarını hediye olarak sunuyor olmaları... Öyle ki, evrimsel süreçte bu böceklerin göğüs bölgelerinde ikincil bir beyinsi yapı evrimleşmiş vaziyette! Böylece eğer ki dişi mantisler, erkeklerinin kafalarını koparıp yerlerse, erkekler bu ikincil beyin sayesinde üreme vazifesini yerine getirebiliyorlar. Keza daha önceden bahsettiğimiz gibi, karıncalar ve arılar da kraliçenin uğruna kendi hayatlarını verebiliyorlar. Bu tür fedakarca ölümlere omurgalı hayvanlarda da rastlıyoruz. Dr. Dall'ın söylediğine göre bazı ebeveyn kuşlar, yuvaları etrafında avcılar varken yaralı taklidi yaparak onları üzerlerine çekiyorlar ve hatta yavrularını korumak için ölüyorlar.

Tabii ki bu ölümlerin, kendini bir ip ile asmak ya da yüksek bir yerden atlamak gibi insan intiharlarıyla kıyaslamak çok kolay değil. Zira verilen tüm hayvan intiharı örneklerinde daha üstün bir amaç var: Birilerini korumak, üremek, ve benzeri... Ancak insanların intiharında, ölmek haricinde genellikle herhangi bir motivasyon bulunmuyor. Dolayısıyla Dr. Dall'ın intihar örneklerini genellemek çok kolay değil. Fakat yine de ilginç örnekler veriyor olduğu bir gerçek.

 

Hayvanların İntihar Etmesi Mümkün Değil!

Kedi ve Köpek Davranışları Birliği'nden (FCFBA) Dr. David Sands'in açıklaması ise çok kısa ve net:

"Hayvanlar intihar edemezler. Nedeni çok basit: Hayvanlarda ön-planlama dediğimiz, aksiyonları öngörerek planlama davranışı bulunmamaktadır. Hayvan davranışlarından öğrendiğimiz net bir gerçek var: Davranışlarla ilgili her şey ya içgüdüseldir, ya da öğrenilmiştir. Biz intihar gibi basit gözüken ama üst düzey düşünme yetilerini gerektiren bir davranışı sergileyebiliyoruz, çünkü gelişmiş bir frontal loba sahibiz."

Bu açıklama büyük oranda isabetli olsa da, hayvanlarda ön(ceden) planlamanın olmadığını iddia etmek doğru değil. Örneğin buraya tıklayarak izleyebileceğiniz deney, kargaların avlarına ulaşmak için ön-planlama yapabildiğini göstermektedir. Üstelik bu, sahadaki tek araştırma da değildir! 

Uzun lafın kısası, belki de tahmin edebileceğiniz gibi, bu konuda büyük fikir ayrılıkları bulunuyor. Nihai bir karara varabilmemiz için daha fazla gözlem, daha fazla araştırma, daha fazla veri gerekiyor.

 

Kaynaklar ve İleri Okuma:

  1. Hopes and Fears
  2. Psychology Today - 1
  3. Psychology Today - 2
  4. Kristal Park
  5. Gawker
  6. BBC
  7. Deep Sea News

Dünya: 4.5 Milyar Yıldır, Günümüzü Gün Ediyor!

Polonyum: Litvinenko’yu Öldüren Gizemli Madde

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim