Evrim Ağacı

Roller Coaster Psikolojisi: Lunapark Trenleri Neden Bu Kadar Heyecan Verici ve Korkutucu?

Neden Roller Coasterlara Binmek İstiyoruz?

Roller Coaster Psikolojisi: Lunapark Trenleri Neden Bu Kadar Heyecan Verici ve Korkutucu?
Tavsiye Makale

Bu yazı, The Conversation isimli kaynaktan birebir çevrilmiştir. Çevirmen tarafından, metin içerisinde (varsa) açıkça belirtilen kısımlar haricinde, herhangi bir ekleme, çıkarma veya değişiklik yapılmamıştır. Bu içerik, diğer tüm içeriklerimiz gibi, İçerik Kullanım İzinleri'ne tabidir.

Roller coaster'lar teknoloji sayesinde daha büyük, daha hızlı ve daha korkutucu hale geliyor. Bunların oldukça modern bir eğlence türü olduğunu sanabilirsiniz; ancak aslında tarihleri 1800'lerin ortalarına kadar uzanıyor.

ABD'nin Pennsylvania eyaletindeki bir kasabada, dağlardan kasabaya kömür taşımak için yer çekimi güdümlü demir yolları inşa edilmişti. Treni tamamen eğlence amaçlı kullanmak isteyen insanlar ise sadece hafta sonları olmak üzere, ücret ödeyerek trene biniyorlardı. 

Şimdilerde ise bildiğimiz üzere eğlence parkları oldukça büyük işletmeler. Ancak iki dakika bile sürmeyecek bir macera için bekleme süresi sekiz saati bulabilen kuyruklar söz konusuyken (binen kişilerin inme, beyin deformasyonu ve çarpma sonucu oluşan ciddi yaralanmalar yaşayabileceğinden bahsetmiyoruz bile), neden roller coastera binmek istiyoruz? Neden bazı insanlar bu trenlere binmeyi çok seviyor? Bu, yaşlandıkça daha az sevme eğiliminde olduğumuz bir deneyim olabilir mi?

Bu durum bir heyecan arayışından (İng: sensation-seeking) kaynaklı. Yani kaya tırmanışı ya da paraşüt atlama gibi çeşitli, yeni ve yoğun fiziksel katılım gerektiren deneyimlerin tadını çıkarma eğiliminden kaynaklanıyor.

Peki, roller coasterlar bize bu kadar çekici gelen hangi hissi veriyor? İlk bakışta durum, hız tutkusu gibi görünebilir. Ancak heyecan arayışını hıza bağlayan kanıtlar tatmin edici değil. Örneğin, yasal sınırın üzerindeki bir hızda araba sürme söz konusu olduğunda, sadece heyecan isteyenler değil, birçok insan bunu yapıyor.

Belki de roller coaster'ların çekiciliği, korkunun verdiği içorgansal hislerin (İng: visceral sensation) tadını çıkarma isteğidir. Tıpkı bir korku filmi izlemek gibi. Kalp çarpması, hızlı nefes alıp verme, glikoz salınımının neden olduğu enerji patlaması gibi fiziksel korku belirtileri "savaş ya da kaç tepkisi (İng: "fight or flight response") olarak bilinir. 1980 yılında Glasgow'da çift sarmallı Coca Cola Roller'a binenlerin kalp hızını ölçen araştırmacılar sayesinde, bir roller coaster sürüşünün bu tepkiyi tetikleyeceğini biliyoruz. Binenlerin, sürüşün başında dakikada ortalama 70 olan kalp atış hızı, sürüş başladıktan kısa süre sonra ortalama 153'e çıkarak iki kattan daha fazla arttı. Bazı yaşlıların, yaşları için tıbbi olarak tehlikeli sayılacak derecede içorgansal hisler deneyimlediği görüldü.

Başka bir adrenalin tetikleyici eğlence aracı olan bungee jumping'de ise acemi atlayıcılar sadece iyi hissetiklerini değil, uçuşu bitirdikten sonra aşırı derece uyanıklık ve öfori, yani "yerinde duramama" durumu deneyimlediklerini belirtti. Kanlarında, yoğun zevk hisleri üreten endorfin artışı da görüldü. İlginç bir şekilde, mevcut endorfin seviyesi ne kadar yüksekse, atlayıcı aynı düzeyde öforik hissettiğini belirtti. Bu durum da, tehdit edici olmayan bir ortamda bulundukları sürece insanların, savaş veya kaç tepkisine eşlik eden duyumlardan zevk aldığını gösteriyor.

İyi ve Kötü Stres

Tüm bunlara rağmen, beklenenin tam aksine, bungee jumping yapan atlayıcılarda normalde stresli bir durumdayken artan kortizol hormonunda da artış görüldü. Öyleyse, bir kişi aynı anda hem stresi hem de zevki deneyimleyebilir mi?

Cevap: Tüm stres türleri kötü değildir!

Östres, (İng: Eustress, "eu" Yunanca "iyi" anlamına gelir.) insanların aktif olarak ihtiyaç duyduğu olumlu bir stres türüdür.

İki Hollandalı psikolog tarafında yürütülen ilginç bir çalışma sayesinde bir roller coaster sürüşünün "stresli" değil de "östresli "(İng: "eustressful") bir deneyim olarak adlandırılabileceğini biliyoruz.

Bu iki psikolog, astımla ve özellikle astımın stresle olan ilişkisiyle ilgileniyordu. Stresin, astım hastalarının astım semptomlarını daha şiddetli yaşamasına yol açtığına dair önceki bulgulara da dayanarak, östres uygulayarak ters bir etkinin yaratılıp yaratılamayacağını merak etti. Böylece, bilim adına, gönüllü bazı astımlı öğrenciler bir tema parkına götürüldü ve solunum fonksiyonları kontrol altındayken roller coaster'a bindirildi.

Araştırmanın bulguları oldukça dikkat çekiciydi: Akciğer fonksiyonu, tahmin edilebileceği üzere, çığlık atma ve vücuttaki ani değişim nedeniyle azalırken, aynı şekilde nefes darlığı hissi de azaldı. Bu durum da, heyecan arayışındaki roller coaster'a binen kişilerin bu sürüşü "olumlu bir şekilde stresli" olarak deneyimlediklerini düşündürüyor.

240 km hızı ile dünyanın en hızlı roller coaster'ı Formula Rossa. Abu Dabi.
240 km hızı ile dünyanın en hızlı roller coaster'ı Formula Rossa. Abu Dabi.

Dopaminin Rolü

Yine de roller coaster'lar herkesin tercih edeceği türden eğlence araçları değil. Peki, beynin kimyasındaki farklılıklar heyecan arayışına neden olan davranışları açıklayabilir mi?

Bungee jumping yapan atlayıcıları içeren çalışmada, insanların endorfin seviyesi ne kadar yüksekse o oranda öforik hissettiği öne sürülmüştü. Ancak normal düzeydeki endorfinin heyecan arayışını açıklamaya yardımcı olacağına dair bir kanıt yok çünkü bu düzeydeki endorfin, deneyimden zevk alıp almadığımızdan ziyade direkt heyecana tepki vermeye odaklı.

Yakın tarihte yapılan bir araştırmada, beyindeki nöral yolların işleyişinde önemli bir role sahip ve başka bir kimyasal haberci (transmiter) madde olan dopaminin rolüne bakıldı. Araştırma sonucunda; yüksek dopamin seviyesine sahip olan kişilerin, heyecan arayan davranışlar açısından daha yüksek puan aldığı görüldü. Bu bir sebep-sonuç ilişkisinden ziyade bir korelasyon örneği olsa da; başka bir çalışma, dopaminin beyindeki etkilerini değiştiren ve haloperidol adı verilen bir maddenin alınımının, heyecan arayış davranışlarında belirli bir azalmaya yol açtığını buldu.

Bu araştırma dizisi, roller coaster'a binmek gibi yoğun fiziksel katılım gerektiren deneyimlerin keyfini çıkarmanın, beynin kimyasındaki bireysel farklılıkları yansıtabileceği olasılığını ortaya koydu. Daha yüksek dopamin seviyesine sahip olan insanların heyecan arayış davranışlarına daha yatkın olabileceği öne sürüldü. Bu davranışlar zararsız roller coaster sürüşlerinden uyuşturucu kullanmaya, hırsızlık yapmaya kadar çeşitlenebiliyor.

Yaşlandıkça roller coaster sürüşünün hala ilgi çekici gelip gelmeyeceği ise henüz doğrudan araştırılmadı; ancak yeni bir anket, kaya tırmanışı gezileri gibi heyecan verici etkinliklerde yaşlarına göre insanların ne kadar heyecanlı olduğuna baktı. Bu tür etkinliklere olan ilginin yetişkinlikte doruklardayken, her geçen on yılda azaldığı görüldü. Bu da, yaşlı kişilerin roller coaster'a binmek gibi aktivitelere katılımının gittikçe azaldığını gösteriyor. Belki de tıbbi olarak tehlikeli seviyelere yükselen kalp atış hızını deneyimlemek, 50'li yaşın üzerindekiler için artık o kadar da ilgi çekici bir şey değildir.

Net olarak belirlemek zor olsa da, insanlar roller coaster'ları hızın, korku hissinin ve fizyolojik uyarılmanın olumlu etkilerinin bir birleşimi dolayısıyla seviyor denebilir. Nihayetinde roller coaster'lar bu hissi yaşamak için yasal, çoğunlukla güvenli ve nispeten ucuz bir seçenek. İnsanlar da yüzyıllardır bu sürüşü deneyimlemek için para ödemekten memnun ve biraz olumlu stres yaşamanın, östresli olmanın zararı yok.

Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Muhteşem! 1
  • Tebrikler! 6
  • Bilim Budur! 1
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 1
  • Güldürdü 0
  • İnanılmaz 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 1
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 31/05/2020 08:01:12 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/8486

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Evrim Ağacı %100 okur destekli bir bilim platformudur. Maddi destekte bulunarak Türkiye'de modern bilimin gelişmesine güç katmak ister misiniz?
Destek Ol
Gizle
Güncel
Kozmoloji
Darwin
Gerçek
Avcı
Beyin
Sanat
Bitki
Primat
Evrimsel Biyoloji
Ses Kaydı
Tutarlılık
Kedigiller
Bakteri
Genom
Doğa Yasaları
Bilgi Felsefesi
Canlı
Evren
Uçma
Astrobiyoloji
Mitler Ve Gerçekler
Göğüs
Erkek
Enfeksiyon
Kadın Doğum
Daha Fazla İçerik Göster
Daha Fazla İçerik Göster
Türkiye'deki bilimseverlerin buluşma noktasına hoşgeldiniz!

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
“Fizik seks gibidir; elbette bazı pratik sonuçları vardır, ancak onu bu nedenle yapıyor değiliz.”
Richard Feynman
Geri Bildirim Gönder