Paylaşım Yap
Tüm Reklamları Kapat
Tüm Reklamları Kapat

Hawthorne Etkisi Gerçek Değil: 20. Yüzyılın En Etkili Sosyal Bilim Çalışmalarından Biri, Aslında Oldukça Kötü Bir Çalışmaydı!

Hawthorne Etkisi Gerçek Değil: 20. Yüzyılın En Etkili Sosyal Bilim Çalışmalarından Biri, Aslında Oldukça Kötü Bir Çalışmaydı! Smithsonian Institute
Hawthorne Works fabrika kompleksi yerleşkesi
10 dakika
660
Tüm Reklamları Kapat

Hepimiz bir şeyleri adlandırmayı severiz, hele ki verdiğimiz isimler "bilimsel" ise. İnsanların Dunning-Kruger Etkisi olarak adlandırmayı sevdiği olgunun çeşitliliğine bir bakın: Diğer insanların bildiklerini abarttığı fikri, birinin agresif bir şekilde hatalı olduğu bir an ya da kısaca aptal insanların aptal olduklarının farkında olmadıkları inancı... Bu durumlara bir ad vermek için hepsine yapıştırdığımız etiket, Dunning-Kruger etkisi denilen olgudan başkası değil.

Bilimin bir olayı incelemiş ve ona bir isim vermiş olduğu fikri bize iyi hissettirir. Fakat bazen, o bilimsel hikayelerin köklerine indiğimizde anlatımlarının büyük ölçüde çarpıtılmış olduklarını keşfedebiliriz. Örneğin, modern plasebo araştırmalarının yaratılış efsanesi olan Dr. Henry Beecher'ın İkinci Dünya Savaşı'nda askerleri tedavi ederken morfininin bitmesi ve tuzlu su çözeltisiyle doğaçlama yapması araştırıldığında bugün bildiğimiz hikâye paramparça olur. Çünkü "hikâyeyi" destekleyebilecek birincil bir kaynak yoktur.

Bugün, bir başka bilimsel efsanenin daha yıkılması gerekiyor. Uzun zaman önce fabrika işçilerinin üzerinde çalışmalar yapıldığını ve buna bağlı olarak çalışma ortamlarının farklı şekillerde değiştirildiğini duymuş olabilirsiniz. Bu çalışmalarda, bilim insanlarının ne yaptığından bağımsız olarak işçilerin verimliliği sürekli artmaya devam ediyordu. Fikir, bir çalışmanın parçası olmanın belki de gördüğümüz ilgi nedeniyle davranışlarımızı değiştirdiğiydi. İşte bu fikir, Hawthorne etkisi olarak biliniyor ve bugünkü insan kaynakları departmanlarının kurulmasında da bizzat bu fikir rol oynamış.

Tüm Reklamları Kapat

Ancak Hawthorne fabrikasında gerçekte ne olduğunu incelemek için 20. yüzyıla geri gittiğimizde, günümüzün bir lise öğrencisinin okul projesi olarak sunması halinde geçer not dahi alamayacağı bir dizi deney keşfediyoruz!

Basit Bir Açıklama

Chicago şehir merkezinin batısında, Al Capone'un Chicago polisinin ona ulaşamaması için saklanarak yaşadığı yerde, Cicero/Illinois banliyösü bulunur. Fakat başlangıçta Cicero'nun adı Hawthorne'du ve neredeyse bir yüzyıl boyunca kasaba, Hawthorne Works olarak bilinen bir fabrika kompleksinin yeriydi.

Fabrika 1994 yılında bir alışveriş merkezi otoparkına yer açmak için yıkıldı, ancak zirvede olduğu dönemde bünyesinde çoğu Avrupalı ​​olan 40.000'den fazla erkek ve kadın göçmeni işçi olarak çalıştırıyordu. Kompleks, o dönemde telefon sektörünün tekelini elinde bulunduran AT&T'nin tek telefon ekipmanı tedarikçisi olan Western Electric'e aitti.

1924'ten 1932'ye kadar, yapay aydınlatmada değişikliklerle başlayarak verimliliğin nasıl artırılabileceğini görmek adına Hawthorne Works'te bir dizi deney yapıldı. Bu deneyler hiçbir zaman gerektiği gibi belgelenip yazılmamış olsalar da sonuçları ticari bir dergide yer aldı. Bu çalışmalara atfen ilk kez 1953 yılında "Hawthorne etkisi" ifadesinin kullanıldığı görülüyor.

Tüm Reklamları Kapat

Etki, "işçilerin gördüğü sosyal muameleye ve özel sosyal konuma dayanan üretimdeki belirgin artışlar" olarak tanımlandı ve J.R.P. French tarafından yazılan bir ders kitabının bir bölümünde basıldı.

Buradan itibaren Hawthorne etkisi, Milgram'ın elektrik şoku verme deneyi ve Stanford Hapishane Deneyi ile birlikte ders kitaplarında, bize insan doğası hakkında çok şey öğreten klasik deneylerden biri olarak konumlandı ve dünya çapında yayılmaya başladı. Bu ders kitaplarının bize anlattığı üzere deneyi yapanlar ne yaparsa yapsın Hawthorne fabrikasındaki işçiler her zaman daha çok çalışıyor, bir çalışmaya katılmak kişinin davranışını değiştirmeye yetiyordu.

Ancak bu davranışın neden değiştiği, hikâyeyi kimin anlattığına bağlı olarak biraz farklı şekillerde açıklanıyordu. Bir görüş, bunun nedeninin işçilere özel ilgi gösterilmesi olduğunu düşünüyordu. Bir başkası ise bunun nedeninin farklı şekilde denetlenmeleri olduğunu söyledi. Belki de bunun nedeni, üzerlerinde çalışıldıklarının farkında olmaları veya çalışmanın amacının ne olduğuna dair bir fikir oluşturmuş olmaları ve bu fikre uyum sağlamaya çalışıyor olmalarıydı.

"Hawthorne etkisi" tabiri tüm bu karmaşık söylemleri ifade etmeye başladı. Akademik literatürde pek çok eleştirmenin de işaret ettiği gibi, insanlar üzerinde deneyler yaptığınızda bu, elde ettiğiniz her türlü tuhaf bulgunun üzerine yapıştırılması kolay bir etiket: "Işıkları kıstığımızda işçiler daha mı üretken oldu? Çok garip. Hawthorne etkisi olsa gerek!"...

Evrim Ağacı'ndan Mesaj

Dahası, orijinal Hawthorne çalışmalarından elde edilen verilerin hiçbir zaman yayınlanmadığı göz önüne alındığında, orada tam olarak ne olduğuna dair spekülasyonlar arasında kaybolmamız işten değil. Ancak şans eseri, modern araştırmacılar bu deneylerden elde edilen bazı verileri buldular ve ortaya çıkardıkları şeyler aşırı basitleştirmeler, baştan savma metodolojiler ve bu etkinin "keşfi" sonrası devam ettirilen çalışmalarda göz ardı edilen sosyopolitik bir manzaraydı.

Araştırmada Gerçekten Neler Oldu?

Her şey Ulusal Araştırma Konseyi'nin daha iyi aydınlatmanın işçi verimliliğini artırıp artırmadığını araştırmaya karar vermesiyle başladı. Bu, Hawthorne Fabrikası'nda gerçekleştirilen ilk araştırma dizisiydi ve sonuç, fabrika içindeki yapay ışıklar daha parlak ya da daha sönükken, yani her iki durumda da işçilerin daha çok çalıştığıydı.

Ancak 2011 yılında, John A. List ve Steven D. Levitt üniversite arşivlerinde mikrofilm üzerinde yeni keşfettikleri bir veriyle bu aydınlatma deneylerine ilişkin analizlerini yayınladılar. 1924 ile 1927 yılları arasında gerçekleştirilen bu çalışmalar dizisinin oldukça karmaşık olduğunu söylemek yerinde olacaktı. Olan biten hakkında başka açıklamalar da vardı. Mesela ışıklar, bu fabrikanın işçilerinin tek izin günü olan pazar günleri değiştirilirdi ve ertesi gün, yani pazartesi üretkenlik sıklıkla artardı. Peki altı gün aralıksız çalışıp sonunda bir gün tatil yaptığınızda daha üretken olmanız gerçekten şaşırtıcı mıydı?

Dahası, Hawthorne Works'ün kendi güç jeneratörü vardı ve sık voltaj dalgalanmaları nedeniyle yapay aydınlatmanın yoğunluğu değişiklik gösteriyordu. Bu ışık pencerelerden gelen ve mevsimden mevsime değişen doğal ışıkla birleştiğinde, ampullerde yapılan katı değişikliklerin genel üretkenlik üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu fikrinin kanıtlanmış olmaktan çok uzak olduğunu görebiliyoruz.

Ayrıca, kontrol grupları meselesi de var. Üç aydınlatma deneyi yapılmış; ilkinde ve sonuncusunda üretkenlik artışını karşılaştıracak bir kontrol grubu yokmuş ve bu, diğer bulgularla birlikte oldukça anlamlı: Üretkenlik sadece ışıkların değiştirildiği odalarda değil, aynı zamanda deneyin bir parçası olmayan odalarda da artmış! Yani Levitt ve List'e göre Hawthorne çalışmaları 20. yüzyılın en etkili sosyal bilim araştırmaları arasında olsa da bu araştırmaları başlatan aydınlatma deneyleri en iyi ihtimalle karışık sonuçlar vermekten öteye gitmiyordu.

Akabindeyse röle çalışmaları başladı. Röleler, telefon santrallerinde kullanılan ve elektrikle çalıştırılan anahtarlardır. Hawthorne Works'te çalışan kadınlar, teker teker 32 ayrı operasyon gerçekleştirerek bu parçanın montajını gerçekleştiriyorlardı. Birleştirilmesi tamamlanan röle bir kanala yollanır ve kaydedilirdi. Bu kadınlar, günde dokuz saat; haftada beş buçuk güne kadar, yılda 300 gün boyunca her dakika bu rölelerin montajını yapmak zorundalardı.

Tüm Reklamları Kapat

Çalışma için beş kadın ana fabrika katından alındı ​​ve çalışma koşulları değiştirilirken röleleri monte etmeye devam etmek zorunda oldukları bir test odasına götürüldü. 1927'den 1932'ye kadar çalışmayı denetleyen erkekler, bu kadınların haftalık olarak çalışmak zorunda oldukları gün sayısı, mola süreleri, nerede oturdukları ve onlara verilen teşvikler gibi değişkenlerle oynadılar. Verileri 1990'larda yeniden analiz eden McMaster Üniversitesi'nden Stephen R. G. Jones'a göre, deneyi yapanlar ne yaparsa yapsın kadınların üretkenliğinin arttığı fikri bu yüzden doğru değildi.

Tekrar etmemiz gerekirse, deneyler gerçekten de karmaşıktı. Bilimde iki şey bağlantılı gibi görünebilir, ancak bu bağlantı aslında "karıştırıcı" olarak bilinen üçüncü bir değişkenden gelir. Örneğin boğulma olayları, dondurma satışıyla bağlantılı olabilir; ancak elbette buradaki karıştırıcı, her ikisinde de artışa neden olan yaz mevsiminin kendisidir.

Hawthorne fabrikasındaki bu röle çalışmaları sırasında tam olarak neler olduğunu araştıran araştırmacılar, birçok potansiyel karıştırıcı buldu. Örneğin, çalışma koşulları sadece deneyi yapanların yaptıklarına göre değil, zamana göre de değişmişti. 1920'ler, 1929'un sonlarında hem Londra Menkul Kıymetler Borsası'nın hem de Wall Street'in Büyük Bunalım'ı başlatan çöküşüne sahne oldu. Hawthorne'un en alt kademesindeki bir çalışan, kendisini kasvetli bir mali ortamda işsiz bulmamak için pekâlâ daha çok çalışmış olabilirdi. Ayrıca, beş kişilik gruptaki kadınlardan ikisinin yeri, iddiaya göre çok konuşkan oldukları için ya da belki de kendileriyle diğer katılımcılar arasındaki çekişmeler nedeniyle deney sırasında değiştirilmişti. Kısacası deneyler kesinlikle titizlikle yapılmamıştı.

Tüm Reklamları Kapat

Daha da endişe verici olanı, kadınların "etraflarında bir şeyler olduğu" için mutlu bir şekilde daha çok çalıştıklarına dayanan Hawthorne etkisinin kısırlaştırılmış hikayesiydi, bu bakış açısı işçileri birer insan olarak değerlendirmiyor ve sosyopolitik önem taşıyan asıl meseleyi gizliyordu.

Bu küçük kadın grubunun özel röle test odasında daha çok çalışmasının nedeni kısmen elde ettikleri güç ile ilgiliydi. Ana odadaki kadınlara göre daha az denetleniyorlardı ve koşullarının nasıl değiştirileceği konusunda kendilerine danışılıyordu. Bazılarıyla elli yıl sonra röportaj yapıldığında "amirlerinin çok sert olduğu söylenen eski departmanlarına geri dönmek istemedikleri" için çok çalıştıkları öğrenildi. Ayrıca test odasında olmanın nesini sevdikleri sorulduğunda içlerinden biri hemen şöyle dedi: "Test odasında daha fazla para kazanırdık!" Edwin Gale, bir yorumunda Hawthorne Çalışmaları araştırmalarının öyküsünü şöyle özetliyor:

1920'lerde fabrika yaşamının zorlu atölye koşullarını daha insancıl, yine de daha kârlı hale getirmek isteyen araştırmacıların öyküsü.

Western Electric ayrıca sendika üyeliğini yasaklamış, ancak aynı zamanda grevlerden ve çalışanların huzursuzluğundan da bıkmıştı. Deneyleri denetlemek üzere getirilen akademik danışman Elton Mayo, bu huzursuzluğu çalışma koşullarından kaynaklanan bir sorun olarak değil, psikopatolojiden kaynaklanan bir problem olarak gördü. Sorun içerideki çürük elmalardı, sistemin kendisi değil (!). Aslında, röle çalışmalarında değiştirilen kadın katılımcılardan birinin Bolşevik olduğunun bildirildiğini ve bu yüzden çalışmadan çıkarıldığını da yazdı! Bu çatışmanın siyasi imalarıyla karşı karşıya kaldığında, aslında kadının o sırada anemik olduğunu ve bu yüzden kendi kendine "paranoyak meşguliyetler" ürettiğini belirtmişti.

Sonuç

Bir zamanların bu ünlü deneylerinin, yönetimsel düşünceyi çalışanlarına optimizasyona ihtiyaç duyan robotlar gibi davranmaktan uzaklaştırması ve insan kaynakları departmanlarının önünü açarak işveren-çalışan ilişkilerine daha insani bir yaklaşım sağlaması ve işçilere karşı bağnaz, insanlık dışı bir bakış açısı sunduğu düşüncesi oldukça ironik. Michiel Kompier'in mite ilişkin tartışmasında yazdığı gibi, işçilerin de işverenleri gibi duygulara sahip olduğunun kabulünü "bilimsel bir buluş" olarak konumlandırmanın da alaycı bir yanı var.

Tüm Reklamları Kapat

Agora Bilim Pazarı
Her Şeyin Sonu

Belki biz görmeyiz ama günün birinde her şey sona erecek. Evrenimizin bir başlangıcı olduğunu biliyoruz; peki bu hikâyenin sonunda ne olacak? Ve bu son bizim için ne anlama geliyor?

Capcanlı, esprili dili ve mizah anlayışıyla astrofizikçi Katie Mack, bizi kozmosun beş olası finaline –Büyük Çöküş, Sıcak Ölüm, Vakum Bozunumu, Büyük Yırtılma ve Sekme– doğru hayret verici bir geziye çıkarıyor. Bunu yaparken kuantum mekaniği, kozmoloji, sicim teorisi ve daha pek çok mühim kavram arasında bize keyifle yol gösteriyor. Halihazırdaki eksik evren bilgimizde yapılacak ufak oynamaların ortaya bambaşka gelecekler çıkarabileceğini keşfediyoruz: Evrenimiz nihayetinde kendi içine çökebilir, kendini yırtabilir, hatta –önümüzdeki birkaç dakika içinde– önlenemez biçimde genişleyen bir kıyamet baloncuğuna kurban gidebilir.

Bu sürükleyici “kozmik gerçekliğe kaçış” öyküsü, büyülü ve pek aşina olmadığımız bir fizik sahasını incelemenin ötesinde, yükselen bir astrofizikçinin evreni ve evrendeki yerimizi düşünürken yaşadığı heyecanı da bizle paylaşıyor. Patlayan yıldızlar ve sıçrayan evrenler arasında Mack, aciz faniler olarak yolun sonunu değiştiremesek de en azından ne olup bittiğini birazcık kavramaya başlayabileceğimizi gösteriyor.

Her Şeyin Sonu, tüm bildiklerimizin en ucuna doğru uzanan, çılgınca eğlenceli, şaşılacak derecede neşeli ve iyimser bir seyahat.

Devamını Göster
₺155.00
Her Şeyin Sonu
  • Dış Sitelerde Paylaş

Hawthorne etkisine dair bu sığ efsane, çeşitli nedenlerden dolayı varlığını sürdürüyor. Üniversite birinci sınıf öğrencilerine eğitimlerinin başında aşılanan harika bir hikâye bu, bu da kariyerlerine başladıklarında kalıcı olmasını sağlıyor. Yöneticilere üretkenliğin yalnızca sosyal kaygılarla bağlantılı olduğuna dair de "faydalı" bir hikâye sunuyor; böylece ücret artışı veya çalışma koşullarının iyileştirilmesi ihtiyacını hafifletiyor. Ayrıca varlığını sürdürüyor, çünkü akademisyenler bile entelektüel tembellikten her zaman kaçamıyor.

Elbette, insanlar izlendiklerinde davranışlarını değiştirebilirler. Ancak araştırmacıların çalışmalarında tam olarak ne tür davranış değişikliğini kontrol etmek istediklerine karar vermeleri gerekiyor. Katılımcıların onları memnun etmeye çalışmasından mı endişeleniyorlar? Katılımcıların gözlemlendiklerini fark etmeleri konusunda endişeleniyorlar mı? Katılımcılar gerçeklerden utandıkları için farklı cevaplar verebilirler mi? Bunların hepsi çalışmalarda farklı etkiler ve bu tuhaf sonuçları toplayıp üzerlerine "Hawthorne" çıkartması yapıştırmak yerine, çalışmaların bunları daha iyi kontrol etmesi gerekiyor.

Hawthorne etkisini diğer tüm etkilerden izole ederek analiz etmeye çalışan 86 ayrı çalışmanın yer aldığı 1989 tarihli bir araştırma, bu etkinin varlığına dair hiçbir kanıt bulamadı. Hawthorne etkisi diye bir şey yok. Hawthorne Çalışmaları'nda yaşananların karmaşıklığı ve bu deneylerin özensizliği göz önüne alındığında, "Hawthorne etkisi" ifadesini kullanımdan kaldırmanın zamanı geldi diyebiliriz.

Gelin, bu yazıda anlatılanları özetleyelim:

  • Hawthorne etkisi, bir çalışmadaki insanların sırf üzerinde çalışılıyor diye davranışlarını değiştirdiği fikrine verilen kafa karıştırıcı bir isimdir.
  • Etki, 1920'lerde ve 30'larda Hawthorne Works fabrikasında yapılan özensiz araştırmalardan ortaya çıkmış; ancak bilim insanlarının işçilerin ortamını değiştirmek için yaptıkları her şeyin üstüne bildirilen işçi verimliliğindeki artış, bir dizi başka faktörle açıklanabilir.
  • Bilim insanları, herhangi bir tuhaf bulguyu "Hawthorne etkisi" olarak açıklamak yerine, bir çalışmaya katılım nedeniyle ortaya çıkabilecek araştırmacıları memnun etme isteği veya gözlemlendiğini hissetmek gibi belirli etkileri kontrol etme konusunda daha iyi bir iş yapmalıdır.
Bu Makaleyi Alıntıla
Okundu Olarak İşaretle
5
0
  • Paylaş
  • Alıntıla
  • Alıntıları Göster
Paylaş
Sonra Oku
Notlarım
Yazdır / PDF Olarak Kaydet
Bize Ulaş
Yukarı Zıpla

İçeriklerimizin bilimsel gerçekleri doğru bir şekilde yansıtması için en üst düzey çabayı gösteriyoruz. Gözünüze doğru gelmeyen bir şey varsa, mümkünse güvenilir kaynaklarınızla birlikte bize ulaşın!

Bu içeriğimizle ilgili bir sorunuz mu var? Buraya tıklayarak sorabilirsiniz.

Soru & Cevap Platformuna Git
Bu İçerik Size Ne Hissettirdi?
  • Tebrikler! 1
  • Bilim Budur! 1
  • İnanılmaz 1
  • Muhteşem! 0
  • Mmm... Çok sapyoseksüel! 0
  • Güldürdü 0
  • Umut Verici! 0
  • Merak Uyandırıcı! 0
  • Üzücü! 0
  • Grrr... *@$# 0
  • İğrenç! 0
  • Korkutucu! 0
Kaynaklar ve İleri Okuma
  1. Çeviri Kaynağı: McGill University | Arşiv Bağlantısı
Tüm Reklamları Kapat

Evrim Ağacı'na her ay sadece 1 kahve ısmarlayarak destek olmak ister misiniz?

Şu iki siteden birini kullanarak şimdi destek olabilirsiniz:

kreosus.com/evrimagaci | patreon.com/evrimagaci

Çıktı Bilgisi: Bu sayfa, Evrim Ağacı yazdırma aracı kullanılarak 18/06/2024 01:55:42 tarihinde oluşturulmuştur. Evrim Ağacı'ndaki içeriklerin tamamı, birden fazla editör tarafından, durmaksızın elden geçirilmekte, güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Dolayısıyla bu çıktının alındığı tarihten sonra yapılan güncellemeleri görmek ve bu içeriğin en güncel halini okumak için lütfen şu adrese gidiniz: https://evrimagaci.org/s/17606

İçerik Kullanım İzinleri: Evrim Ağacı'ndaki yazılı içerikler orijinallerine hiçbir şekilde dokunulmadığı müddetçe izin alınmaksızın paylaşılabilir, kopyalanabilir, yapıştırılabilir, çoğaltılabilir, basılabilir, dağıtılabilir, yayılabilir, alıntılanabilir. Ancak bu içeriklerin hiçbiri izin alınmaksızın değiştirilemez ve değiştirilmiş halleri Evrim Ağacı'na aitmiş gibi sunulamaz. Benzer şekilde, içeriklerin hiçbiri, söz konusu içeriğin açıkça belirtilmiş yazarlarından ve Evrim Ağacı'ndan başkasına aitmiş gibi sunulamaz. Bu sayfa izin alınmaksızın düzenlenemez, Evrim Ağacı logosu, yazar/editör bilgileri ve içeriğin diğer kısımları izin alınmaksızın değiştirilemez veya kaldırılamaz.

Tüm Reklamları Kapat
Keşfet
Akış
İçerikler
Gündem
Carl Sagan
Kafatası
Makina
Temel
Ses Kaydı
Enerji
Yüzey
Malzeme
Homeostasis
Yanlış
Avrupa
Biyografi
Toplumsal Cinsiyet
Hukuk
Yumurta
Kuantum
Doğa Olayları
Gezegen
İklim Değişikliği
Periyodik Cetvel
Ölümden Sonra Yaşam
Arı
Anatomi
Halk Sağlığı
Çin
Aklımdan Geçen
Komünite Seç
Aklımdan Geçen
Fark Ettim ki...
Bugün Öğrendim ki...
İşe Yarar İpucu
Bilim Haberleri
Hikaye Fikri
Video Konu Önerisi
Başlık
Gündem
Bugün Türkiye'de bilime ve bilim okuryazarlığına neler katacaksın?
Bağlantı
Kurallar
Komünite Kuralları
Bu komünite, aklınızdan geçen düşünceleri Evrim Ağacı ailesiyle paylaşabilmeniz içindir. Yapacağınız paylaşımlar Evrim Ağacı'nın kurallarına tabidir. Ayrıca bu komünitenin ek kurallarına da uymanız gerekmektedir.
1
Bilim kimliğinizi önceleyin.
Evrim Ağacı bir bilim platformudur. Dolayısıyla aklınızdan geçen her şeyden ziyade, bilim veya yaşamla ilgili olabilecek düşüncelerinizle ilgileniyoruz.
2
Propaganda ve baskı amaçlı kullanmayın.
Herkesin aklından her şey geçebilir; fakat bu platformun amacı, insanların belli ideolojiler için propaganda yapmaları veya başkaları üzerinde baskı kurma amacıyla geliştirilmemiştir. Paylaştığınız fikirlerin değer kattığından emin olun.
3
Gerilim yaratmayın.
Gerilim, tersleme, tahrik, taciz, alay, dedikodu, trollük, vurdumduymazlık, duyarsızlık, ırkçılık, bağnazlık, nefret söylemi, azınlıklara saldırı, fanatizm, holiganlık, sloganlar yasaktır.
4
Değer katın; hassas konulardan ve öznel yoruma açık alanlardan uzak durun.
Bu komünitenin amacı okurlara hayatla ilgili keyifli farkındalıklar yaşatabilmektir. Din, politika, spor, aktüel konular gibi anlık tepkilere neden olabilecek konulardaki tespitlerden kaçının. Ayrıca aklınızdan geçenlerin Türkiye’deki bilim komünitesine değer katması beklenmektedir.
5
Cevap hakkı doğurmayın.
Bu platformda cevap veya yorum sistemi bulunmamaktadır. Dolayısıyla aklınızdan geçenlerin, tespit edilebilir kişilere cevap hakkı doğurmadığından emin olun.
Ekle
Soru Sor
Sosyal
Yeniler
Daha Fazla İçerik Göster
Popüler Yazılar
30 gün
90 gün
1 yıl
Evrim Ağacı'na Destek Ol

Evrim Ağacı'nın %100 okur destekli bir bilim platformu olduğunu biliyor muydunuz? Evrim Ağacı'nın maddi destekçileri arasına katılarak Türkiye'de bilimin yayılmasına güç katın.

Evrim Ağacı'nı Takip Et!
Yazı Geçmişi
Okuma Geçmişi
Notlarım
İlerleme Durumunu Güncelle
Okudum
Sonra Oku
Not Ekle
Kaldığım Yeri İşaretle
Göz Attım

Evrim Ağacı tarafından otomatik olarak takip edilen işlemleri istediğin zaman durdurabilirsin.
[Site ayalarına git...]

Filtrele
Listele
Bu yazıdaki hareketlerin
Devamını Göster
Filtrele
Listele
Tüm Okuma Geçmişin
Devamını Göster
0/10000
Bu Makaleyi Alıntıla
Evrim Ağacı Formatı
APA7
MLA9
Chicago
J. Jerry, et al. Hawthorne Etkisi Gerçek Değil: 20. Yüzyılın En Etkili Sosyal Bilim Çalışmalarından Biri, Aslında Oldukça Kötü Bir Çalışmaydı!. (27 Mayıs 2024). Alındığı Tarih: 18 Haziran 2024. Alındığı Yer: https://evrimagaci.org/s/17606
Jerry, J., Tunçer, S. E., Alparslan, E. (2024, May 27). Hawthorne Etkisi Gerçek Değil: 20. Yüzyılın En Etkili Sosyal Bilim Çalışmalarından Biri, Aslında Oldukça Kötü Bir Çalışmaydı!. Evrim Ağacı. Retrieved June 18, 2024. from https://evrimagaci.org/s/17606
J. Jerry, et al. “Hawthorne Etkisi Gerçek Değil: 20. Yüzyılın En Etkili Sosyal Bilim Çalışmalarından Biri, Aslında Oldukça Kötü Bir Çalışmaydı!.” Edited by Eda Alparslan. Translated by Simge Elif Tunçer, Evrim Ağacı, 27 May. 2024, https://evrimagaci.org/s/17606.
Jerry, Jonathan. Tunçer, Simge Elif. Alparslan, Eda. “Hawthorne Etkisi Gerçek Değil: 20. Yüzyılın En Etkili Sosyal Bilim Çalışmalarından Biri, Aslında Oldukça Kötü Bir Çalışmaydı!.” Edited by Eda Alparslan. Translated by Simge Elif Tunçer. Evrim Ağacı, May 27, 2024. https://evrimagaci.org/s/17606.
ve seni takip ediyor

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close