Evrenin Hiçlikten Var Olabileceğine Kanıt Bulunmuş Olabilir Mi?

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Büyük Patlama gereğinden fazla kanıtla desteklenir halde ve şu anki bilimsel ortak görüş de evrenin 13,7 milyar yıl önce “patlayarak” oluştuğu yönünde. Büyük Patlama Teorisi'nin doğruluğuna asıl ağırlığını koyan başlangıçta var olan kütle çekimsel dalgalar, kozmik mikrodalga arkaplan ışıması ve ilksel maddelerin aşırı bolluğu. Ancak bütün bu kanıtlara rağmen bilim insanları hala şu sorunun cevabını aramaktalar: Büyük Patlama’ya ne sebep oldu?

Çoğu bilim insanı evrenin bir hiçlikten geldiğini kabul eder ki bu fikir sadece kuantum teorisinin ışığı altında kabul edilebilirdir. Sonuç olarak kuantum dalgalanmaları, evrenin hiçlikten rastgele bir şekilde oluşmasına sebep olmuş olabilir. Ancak matematiksel bir kanıt olmadan evrenin hiçlikten ortaya çıktığı fikrinin hiçbir dayanağı yoktur. Ve o zaman da bir yerlerde problem var demektir. Bizim de “Hiçlikten oluşmuş evren” hipotezini destekleyen matematiğimiz yoktu.

İşte tam burası Dongshan He ve Wuhan Institute of Physics and Mathematics (WIPM)’teki takımının devreye girdiği nokta. Büyük patlamanın aslında bir kuantum dalgalanmasının sonucu olabileceğinin ilk matematiksel ispatını geliştirmeyi başardılar. Wheeler-Dewitt denklemi ve Heisenberg belirsizlik ilkesi bu yeni kanıtın tam merkezini oluşturuyor. 

Wheeler-Dewitt denklemi her şeyin teorisinin ilk nesliydi. 1960’larda, John Wheeler ve Brice Dewitt, gelen görelilik ve kuantum mekaniğinin kutsal evliliği sayılabilecek bir matematiksel çerçeve ile geldiler. Denklem kuantum kütle çekimi fikri için çok sayıda fikir sundu (her şeyin, her şeyini anlamaktaki en büyük problemlerimizden birisi kuantum mekaniği ve kütle çekimini birleştirebilecek hiçbir modelimizin olmamasıydı). Denklemlerin en büyük problemi “zamanı” içermemesiydi. Yani büyük birleştirme sayılamazdı ama şu an elimizdeki en iyisi bu.

Diğer yandan Heisenberg Belirsizlik İlkesi daha geniş çevrelerce biliniyor. En basit ifadelerle, gözlemci bir kuantum parçacığının momentumunu ve konumunu aynı anda bilemez (aksi takdirde termodinamiği ihlal etmiş olurdunuz). Belirsizlik ilkesinden yola çıkarak, boş evrenin aslında o kadar da boş olmadığını görüyoruz. Vakumun içerisinde, parçacıklar olasılıksal kuantum dalgalanmalarından dolayı yoktan var olabilir veya vardan yok olabilirler (“sahte vakum” fikri buradan geliyor).

Peki, bütün bunlar nasıl işimize yarıyor? Dongshan’ın açıklamasına göre:

“Bir kere küçük, gerçek bir vakum kabarcığı yaratıldığı zaman, üstel olarak genişleyebilme ihtimali olduğunu kanıtladık.”

WIPM takımı, bu gerçek vakum kabarcıklarını kusursuz küreler olarak tanımlıyorlar. Bu bilgiyi, kürenin çapının ne kadar hızlı artabileceğini anlamak için kullanıyorlar. Buradan, bu küreleri açık-uzay zaman, kapalı veya düz olmak üzere üç olası geometri üzerinde analiz etmeliler. Her şeye rağmen WIPM takımı, kabarcığın büyük patlama ile sonuçlanabilecek boyuta genişleyebileceğini buldu. 

Bu yeni denklem evrenin derinliklerine doğru bazı çok ilginç bakış açıları için de önümüzü açıyor. Hipotez, kuantum potansiyeli denen birim cinsinden uzay zamanın genişlemesine sebep olan karanlık enerjiyi açıklıyor. Kuantum potansiyeli, kuantum mekaniğinin görece olarak daha az bilinen (temelde,  bugün anladığımız şekliyle kuantum teorisinin alternatifi veya tamamlayıcısı) pilot-dalga teorisinden geliyor. Pilot-dalga teorisi, şu anki kuantum teorisi tarafından yapılabilen tüm tahminleri üretebiliyor, Schrodinger kedisi gibi paradoksları açıklayabiliyor ve kuantum potansiyeli birimini ekliyor. 

Pilot-dalga teorisindeki en büyük problem, sadece teoriye özgü tahminler yapamıyor olması. Pilot-dalga tarafından yapılan tüm tahminler ya daha geniş ölçekte kabul edilen kuantum teorisinin birebir aynısı ya da test edilemeyen tahminler. Tabi bu WIMP tarafından yeni bir türevi yayınlanmadan önce idi. 

Pilot-dalga teorisinin tutmamasının sebebi, zaten hali hazırdaki kuantum teorisinin yaptıklarından farklı bir şey yapamamasıydı. Kuantum potansiyeli bu yeni teorinin anahtar parçalarından biri olduğundan, bilim insanlarının pilot-dalga fikrini yeniden ele alması muhtemel ve belki de bu teori sayesinde evreni anlayışımızı bir adım daha ileriye taşıyacaklar.

Not: Konuyla ilgili daha kapsamlı bir haber ve analiz evrimagaci.org/fotograf/35/6609">buradan okunabilir.


Kaynak: Bu yazı From Quarks to Quasars sitesinden çevrilmiştir.

Boz Ayılar ve Özellikleri

Sivrisinek Isırığı HIV Bulaştırır Mı?

Katkı Sağlayanlar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Editör

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim