Bütün Memelilerin Kemikleri Eştir!

Bu yazının içerik özgünlüğü henüz kategorize edilmemiştir. Eğer merak ediyorsanız ve/veya belirtilmesini istiyorsanız, gözden geçirmemiz ve içerik özgünlüğünü belirlememiz için [email protected] üzerinden bize ulaşabilirsiniz.

Görselde, birbirinden oldukça uzak 4 memeli hayvan türünün uzuvları görülmektedir: bir insan, bir kedi, bir balina ve bir yarasa. Bu canlılar, dışarıdan bakıldıklarında birbirinden tamamen farklı gözükseler de, içlerine baktığınız zaman aynı atadan geldiklerini haykıran yüz binlerce veri bulmak mümkündür. Bunların en net olanlarından biri de, kemiklerinde yapacağınız bir analizden gelecektir.

Bu apayrı 4 memelinin (ve diğer memelilerin de) bütün uzuv kemikleri birbiriyle eştir. Bilimde biz aynı atadan gelen ve farklı torun türlere dağılan bu yapı ve organlara homolog (eş) organlar adını veriyoruz. Bu kadar farklı yapılarda olmalarının tek sebebiyse, evrimsel süreç içerisinde aynı kemiklerin farklı ortamlara adapte olan uzuvlarla birlikte evrim geçirmiş olmalarıdır. Görselde, sırasıyla humerus, radius, ulna, karpallar, metakarpallar ve falanjlar görülmektedir. Tüm memeli türlerinde bu kemikler birbirinin aynı yapıdadır; sadece şekilsel farklılıklar bulunmaktadır.

Dolayısıyla, birbirinden tamamen farklı görünen canlıların evrimsel süreçte ortak bir atadan geldiği anlaşılabilir. Bunu bir diğer şekilde sınama yöntemi, memeli olmayan canlılara bakmaktır. Gerçekten de, sürüngen ve amfibilere, balıklara gittiğimizde, bu yapıların giderek farklılaştığını (ama tamamen bambaşka bir hal almazlar; sonuçta bu canlılar da memelilerle ortak ataları paylaşıyorlar) ve yabancılaştığını görürüz. Ancak bu canlılarda bile bu kemik dizisi birbirine son derece yakındır, hatta birçok sürüngen, amfibi ve lop yüzgeçli balıkta bu kemikleri büyük oranda aynı şekilde görürüz. Fakat kemikli balıklarla kemiksiz balıkların atalarına ulaştıkça, yani kemik yapısının ilk oluşmaya başladığı canlılara gittikçe, bu ortaklığın giderek ortadan kalktığını görmeye başlarız. Çünkü evrimsel süreçte ortak atadan gelen özellikler, kademeli olarak farklılaşmaktadır, var olan özellikler değişebilmekte, yeni özellikler oluşabilmekte veya bazı özellikler yok olabilmektedir. Unutmamak gerekiyor ki evrimsel süreçteki ufak değişimler birikerek o kadar ciddi biçimsel farklılıkları yaratabilir ki, milyonlarca yıllık evrimden sonra günümüze ulaşan canlı türleri birbirleriyle alakasız olacak kadar farklılaşmış hale gelirler. Zaten evrim dediğimiz de tam olarak budur.

Homolog organların keşfi ise detaylı anatomik çalışmalar ile yapılmaktadır. Günümüzde, yükselen embriyoloji ve genetik teknolojileri sayesinde, eskiden sadece anatomik benzerliklere dayanılarak iddia edilen homoloji bilgileri test edilebilmekte ve geçerlilikleri ispatlanmaktadır. Örneğin homolog organların embriyolojik dönemdeki oluşumları birbirlerinden ayırt edilemez bir biçimde gerçekleşmekte; sonrasında ise embriyo geliştikçe okunmaya başlayan türe has genler sayesinde bu yapılar birbirlerinden farklılaşmaktadır. Ancak homolog olmayan organlarda, daha embriyo evresinde de ciddi farklılıklar görebilmek mümkündür. Benzer bir biçimde, homolog organların oluşumuna etki eden genler üzerinde de çalışmalar yürüterek, farklı bilim dallarının kullanımı sonucu evrimsel öngörülerin doğruluğu ispatlanabilmektedir.

Zaten homolojinin doğrudan evrimi gösterdiğini de bu şekilde anlayabilmekteyiz: homolog olduğu, yani ortak bir atadan gelerek farklılaştığı iddia edilen organlar, ilk etapta sadece morfolojik olarak iddia edilirler. Ancak sonrasında, genetik testlere tabi tutarak bu organları oluşturan genlerde biriken mutasyonlara, bu mutasyonların oranlarına, bu canlıların embriyolojilerine ve daha nice veriye bakarız. Eğer bu yeni veriler, evrimin öngörü gücüne dayanarak yapılan tahminlerimizi doğruluyorsa, başarılı bir öngörüde bulunmuşuz demektir. Zaten evrimsel biyolojiyi çok güçlü bir bilim dalı kılan özelliği de budur. Güçlü bir altyapıya sahip olduğu için, neredeyse her zaman evrimsel biyolojiyle yaptığımız öngörüler, genetik ve diğer dallardan gelen verilerle doğrulanmaktadır. Bu sebeple evrim, geçmişte canlıların birbirleri arasındaki ilişkileri ve canlıların nasıl değiştiklerini anlamamızı ve bunu gerçeğe oldukça yakın bir şekilde yapabilmemizi sağlayan bir araçtır ve bir doğa yasasıdır. 

Kaynak: Life, Sadava vd., 10. Baskı (2012) 

Gezegenimiz Yavaşlıyor: Ancak Tamamen Durduğunu -Muhtemelen- Asla Göremeyeceğiz!

Resveratrol: Gençlik Şarabının Sırrı Olabilir Mi?

Yazar

Çağrı Mert Bakırcı

Çağrı Mert Bakırcı

Yazar

Evrim Ağacı'nın kurucusu ve idari sorumlusudur. Popüler bilim yazarı ve anlatıcısıdır. Doktorasını Texas Tech Üniversitesi'nden almıştır. Araştırma konuları evrimsel robotik, yapay zeka ve teorik/matematiksel evrimdir.

Konuyla Alakalı İçerikler
  • Anasayfa
  • Gece Modu

Göster

Şifremi unuttum Üyelik Aktivasyonu

Göster

Göster

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi giriniz. E-posta adresinize şifrenizi sıfırlamak için bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Eğer aktivasyon kodunu almadıysanız lütfen e-posta adresinizi giriniz. Üyeliğinizi aktive etmek için e-posta adresinize bir bağlantı gönderilecektir.

Geri dön

Close
Geri Bildirim